ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 25 Kasım 2014 Salı 16:31

TBMM, yargıya müdahale olarak değerlendirilemez

Yargıtay Başkanına TBMMli yanıt

Adalet Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada yasama, yürütme ve yargı erklerinin TBMM'nin çıkardığı kanunlara uymak ve bunları uygulamakla yükümlü olduğu belirtildi.


Adalet Bakanlığı, kanun koyma, değiştirme ve kaldırmanın TBMM'nin yetki ve görevleri arasında bulunduğunu, TBMM'deki yasama faaliyetlerinin, yürütme ve yargıya müdahale olmadığını, TBMM'de görüşülen kanunların yargıya müdahale olarak değerlendirilmesinin, yasama faaliyetlerinin yapılmasını imkansız kılacağını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Yargıtay Başkanı Ali Alkan'ın dün yeni yargı paketine ilişkin açıklamalarda bulunduğu, bu nedenle bazı hususların kamuoyuyla paylaşılması gerektiği ifade edildi.

Açıklamada, "Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak, TBMM'nin yetki ve görevleri arasındadır. TBMM'deki yasama faaliyetleri, yürütme ve yargıya müdahale değildir. TBMM'de görüşülen kanunların yargıya müdahale olarak değerlendirilmesi, yasama faaliyetlerinin yapılmasını imkansız kılar. Yasama, yürütme ve yargı, TBMM'nin çıkardığı kanunlara uymak ve bunları uygulamakla yükümlüdür. Yargıtayın daire ve üye sayısı, kurulları, personeli ve işleyişine ilişkin yasal düzenleme yapma, TBMM'nin münhasır yasama yetkisi içindedir. Yargıtay Başkanı'nın vazifesi, bu düzenlemeleri doğru anlamak ve uygulamaktır" değerlendirmelerine yer verildi.

Teklifte; Yargıtaya seçilecek yeni üyelerin iradelerinin, Yargıtay yönetimi ve işleyişine yansımasına imkan vermek için Birinci Başkanlık Kurulu'nun yeniden oluşturulmasının öngörüldüğü anlatılan açıklamada, şöyle denildi:

"Yeni seçilecek Yargıtay üyelerini HSYK; Birinci Başkanlık Kurulu üyelerini, yeni kurulacak dairelerin başkanlarını ve üyelerin hangi dairede çalışacağını ise Yargıtay belirlemektedir. Bu süreçlerin hiçbir aşamasında hükümet ve hükümetin müdahalesi yoktur. 2011 yılında yeni seçilen Yargıtay üyelerinin göreve başlaması üzerine de aynı uygulama yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi bu değişikliğin iptali istemini de reddetmiştir. O tarihte yargı bağımsızlığına halel getirmeyen ve Anayasa'ya aykırı bulunmayan düzenlemenin bir benzerinin, Anayasa değişmediği halde Anayasa'ya aykırı nitelendirilip yargı bağımsızlığına müdahale olarak takdim edilmesi izaha muhtaçtır. HSYK'nın Yargıtaya tetkik hakimi ataması Anayasa gereği görevi olup, Yargıtayın iç işleyişine müdahale değildir."

Yargı bağımsızlığının teminatı 

"Mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kurulan ve görev yapan HSYK'nın Yargıtaya ve Danıştaya üye seçmesi, bölge adliye ve ilk derece mahkemelerine hakim ve savcı ataması bugüne kadar yargı bağımsızlığına müdahale olarak nitelendirilmemiş; aksine yargı bağımsızlığının teminatı olarak görülmüştür" ifadesine yer verilen açıklamada, seçilen Yargıtay üyelerinin hangi dairede, atanan tetkik hakimlerinin hangi dairede görev yapacağına da Yargıtayın karar verdiği anlatıldı.

Yargıtaya yüksek mahkeme vasfını Anayasanın verdiğine işaret edilen açıklamada, "Yargıtay üyelerini HSYK'nın seçmesi Yargıtayın yüksek mahkeme vasfını değiştirmediği gibi tetkik hakimlerini ataması da Yargıtayın yüksek mahkeme vasfını değiştirmez. Kaldı ki diğer bir yüksek mahkeme olan Danıştayda görevli tetkik hakimleri de HSYK tarafından atanmaktadır" denildi.

Açıklamada, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Yargıtay Başkanının bu şahsi açıklaması, mevcut ve yeni seçilecek Yargıtay üyeleri ile HSYK'nın henüz oluşmamış iradesine karşı önyargıya dayanan açık bir güvensizlik itirafıdır. Yargıtay Başkanı şahsi açıklamasında -Birinci Başkanlık Kurulu'nun teşekkülü ile ilgili olarak- 'bu müdahale daha ne zamana kadar devam edecektir?' ve 'yürütme, bu kurul nasıl oluşursa memnun kalacaktır?' sorularıyla hükümeti yargıya ve Yargıtayın iç işleyişine müdahale etmekle itham etmektedir. Bu yaklaşım, yargıdaki tüm olumsuzlukların sorumluluğunun 'Yasama' ve 'Yürütme'ye yüklenmesi ve bu organların yegane suçlu olarak gösterilmesi sonucunu doğuran bilinçli bir yanıltmadır.

Hiçbir demokratik sistem, adalet dağıtmakla görevli yargı mensuplarının siyasi, ideolojik, zümrevi veya paralel bir yapının ilkelerine dayanarak keyfi muamelede bulunmasına, yetki ve görevlerini suistimal ederek vatandaşların yargı eliyle mağdur edilmesine ve bu haksızlığın yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı adı altında yasama ve yürütmeye fatura edilmesine müsaade etmez, edemez. Yargı görevi yapanların belirli bir siyasi, ideolojik veya zümrevi çıkar amacıyla hareket ettikleri yönünde bir algının oluşması, yargıya verilebilecek en büyük zarardır. Yargı gücünü kendi siyasi, ideolojik, zümrevi çıkarları doğrultusunda kullananlara karşı ilk itiraz etmesi gerekenler, yargı görevi yapanlar olmalıdır. Taraflı ve bağımlı hareket ederek yargı gücünü kötüye kullananlar, esasen en fazla zararı, görevini tarafsız ve bağımsız bir şekilde ifa eden hakim ve savcılarımıza, onların güvenilirliğine, saygınlığına ve hukuk güvenliğine vermektedir."

Yargıtay Başkanı Alkan'ın açıklamasında, "objektif bir hukuksal değerlendirme yerine siyasi iradeyi hedef alan bir niyet okumayı tercih ettiği" ifade edilerek, "Yargıtay Başkanı'na düşen siyasal içerikli değerlendirmeleri siyasi partilere bırakarak, objektif hukuksal değerlendirmeler yapmasıdır" denildi.

Herkesin malumudur

Açıklamada, kanun teklifinin Yargıtayın adli yıl açılış törenlerini yapmasını yasakladığına da değinilerek, şunlar kaydedildi:

"Teklif, adli yıl açılışı töreni yapma konusundaki Yargıtay tekeline son vermektedir. Teklifin yasalaşmasından sonra da Yargıtay daha önce olduğu gibi adli yıl açılış törenleri düzenleyebilir. Bütün adliyelerde, Yargıtayda, Danıştayda ve barolarda bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da adli yıl açılış törenleri yapılmasında yasal bir engel yoktur. Teklifle adli yıl açılış törenleri yasaklanıyormuş gibi bir algı oluşturulması büyük bir çarpıtmadır.

Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun görüş verilmemesi yönündeki kararına rağmen Yargıtay Başkanı'nın şahsi düşüncelerini sanki Yargıtayın kurumsal görüşüymüş gibi yansıtması etik bir davranış değildir. Bu davranış farklı düşünen Yargıtay üyelerinin görüşlerini Yargıtay Başkanı'nın dikkate almadığını da göstermektedir. Kaldı ki, kanun teklifinin Adalet Komisyonu görüşmelerine Yargıtayın temsilcileri katılmış ve kurumsal görüşlerini ifade etmişlerdir. 1 Kasım 2014 tarihinde TBMM'ye sunulan ve Komisyon'da kabul edilen kanun teklifi hakkında, 23 gün sonra (24 Kasım 2014 tarihinde) Başkan'ın şahsi basın açıklaması yapma gereği duyması anlaşılamamıştır.

Teklifle Yargıtay Kanunu'nda yapılması öngörülen değişikliklerin kimleri ve hangi çevreleri rahatsız ettiği herkesin malumudur. Yargıtay Başkanı bu şahsi açıklamasıyla söz konusu çevrelere dolaylı da olsa destek vermiştir."

 

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

Çanakkale'de kadına şiddete karşı yürüdü

SONRAKİ HABER

Yol ortasında kestiler