ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL18°C
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 14 Haziran 2013 Cuma 13:56

Uluslararası medyaya "taraflı yayın" tepkisi


Yabancı basının, Gezi Parkı odaklı gelişmeleri uzun süreli canlı yayınlarla gündemine alarak, eylemlerin Türkiye'de hayatı alt üst ettiği algısı yaratması tepkilere neden oldu. Uzmanlar olayları incelerken tek bir yönden bakılmaması gerektiğini, çok yönlü olarak bu yayınların izlenmesi gerektiğine dikkat çekti.
Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Zakir Avşar, AA muhabirine, yabancı medyanın eylemlere yoğun ilgi göstermesine, Türkiye'deki geleneksel medyanın yanlış tavırlarının neden olduğunu söyledi.
Geleneksel medyanın, otosansür nedeniyle doğru bilgilendirmeyi zamanında yapamadığını ifade eden Avşar, bu nedenle özellikle sosyal medya üzerinden yanlış bilgilendirmenin yapıldığını, bunun da dünyada büyük ilgi uyandırdığını belirtti. Avşar, "Burada haberciliğin dışında da bir olağanüstü ilgi seziliyor. Bu olağanüstü ilgi, muhtemelen Türkiye'de istikrara karşı da bir anlayışı ifade ediyor" dedi.
Gezi Parkı eylemlerinde haklı görüşlerin bulunduğunu ancak provokasyona açık bir alan olduğunu ifade eden Avşar, "Burada uluslararası medyanın ilgisi, bu provokasyonun zeminini biraz daha müsait hale getirmektedir. Uluslararası medya da keşke olaylara biraz daha objektif yaklaşmayı olduğu gibi vermeyi denese" diye konuştu.
-"İngiltere'de süzgeç var"
Olayların turizmi ve para piyasalarını da etkilediğine işaret eden Avşar, "Olayların arkasında önünde başka şeyleri de aramak lazım. Yani olayların sadece haber değeri yok artık ekonomik bir değeri de var" ifadesini kullandı.
İngiltere'nin başkenti Londra'daki olayları canlı yayınlamak isteyen medya kuruluşlarının engellenmesini de değerlendiren Avşar, İngiltere'nin öteden beri bu konularda hassasiyetinin olduğunu, ülkede olan bitenin, belli süzgeçlerden geçmediği sürece açıklıkla verilmediğini dile getirdi. Avşar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İngiltere'nin iç ve dış menfaatlerine aykırı en ufak bir şey yayınlanması mümkün değildir. İngiltere'nin bu konudaki şeyi her zaman açıktır. Süreci yönetmek önemlidir. Türkiye'de süreci bu şekilde yönetebilir. Türkiye'nin önünde de bir mani yok. Bütün dünya ülkelerinde de bu böyledir. Ülkenizde bir sosyal hadise var ise bu sosyal hadisenin iç veya dış medya tarafından şiddete doğru evrilmesini sağlayacak bir yayın politikasına karşı çıkma hakkınız var. Uluslararası hukuk buna müsaade ediyor."
-"Türkiye'deki sistemi Araplardaki sistemle bir tutmak Türkiye'ye hakarettir"
Avşar, Türkiye'de yapılması gereken en önemli şeyin, kamuoyunu etkin ve verimli şekilde doğru bilgilendirmek olduğunu vurguladı.
BBC'nin Türkiye'den yaptığı yayınlarla ilgili ise Avşar, "Bütün dünyadaki yayın mantıkları öncelikle kendi ülkelerinin yararıdır. Dünyanın neresinde yayın yaparlarsa yapsınlar, kendi çıkarları doğrultusunda yaparlar. Yani İngiliz menfaatiyle beraber ele almak lazımdır. Ulusal menfaatlerle bütünleştirerek yaparlar, kendilerine ne getireceğini ne götüreceğini diplomatik olarak bir sıkıntı yaratıp yaratmayacağını hesaplayarak yaparlar bu tür şeyleri" dedi.
Bazı kesimlerin, Türkiye'de demokrasi sorunu olduğu iddilarını gündeme getirdiğini belirten Avşar, "Bir ülkede parlamento varsa, parlamentoda muhalefet liderleri her istediklerini söyleyebiliyorlarsa, kürsü masumiyetinden dolayı bunlarla ilgili en ufak bir şey yapılmıyorsa ve parlamentodaki konuşmalar, televizyonlar ve gazeteler vasıtasıyla halka intikal ettiriliyorsa bu ülkede hiçbir şekilde anti demokratik bir davranıştan, duruştan söz edilemez" ifadesini kullandı.
Türkiye'nin tüm bu özellikleri taşıdığını işaret eden Avşar, sisteme yönelik bu tür eleştirilerin amacından saptığını belirterek, "Rejimin tartışılması gibi bir noktaya getirmek istemek, Türkiye'deki sistemi Araplardaki sistemle bir tutmak Türkiye'ye, Türkiye'nin 80 küsur yıllık cumhuriyet ve demokrasi birikimine hakarettir" dedi.
-Türkiye karşıtı kampanya
Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, dünya medyasında Taksim olaylarına ilişkin haberlere bakıldığında, Türkiye'de adeta iç savaş yaşanıyormuş gibi takdim edildiğini belirterek, "Özellikle belirli, önemli ve dünya çapında tanınmış büyük medya organlarının yayın politikalarını, adeta Türkiye karşıtı kampanyaya doğru dönüştürmeye başladıklarını görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Hali hazırda doğru ve dengeli bir yayıncılık politikası olmadığını vurgulayan Okur, yayın kuruluşlarından daha dengeli analizler ve yayınlar beklendiğini dile getirdi. Olaylara "ne oluyor" gözüyle bakıldığında birçok sebep düşünülebileceğini dile getiren Okur, "Mesela AB'den yapılan açıklamalara bakıldığında Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan kesimlerin, Taksim'den yapılan bu yayınları kendi argümanlarına destek için Avrupa kamuoyunda kullandıklarını görüyoruz. Zaten uzun bir zamandır aslında medeniyet farkını vurgulayarak, Türkiye'nin Avrupa'daki hakim dini geçmişi paylaşmadığını değişik vesilelerle anlatarak Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan kesimler, bu yayınları bahane ederek kendi politikalarını destekleyici argümanlar üretmeye çalışıyorlar. Bunu çok somut olarak son dönemde yapılan açıklamalarda görüyoruz" diye konuştu.
-"Dünyada çok önemli skandallar var"
Son dönemde dünya gündemine oturabilecek çok önemli skandallar yaşandığını dile getiren Okur, Türkiye'deki olaylara ilişkin yayınların abartılmasında, bu skandallara daha fazla yer vermeme gayretinin etkili olabileceğine işaret etti.
İngiltere'deki olaylara ilişkin yayın yasağının, çifte standart oluşturduğunu vurgulayan Okur, "Taksim olayları Türkiye'yi karalama kampanyasına dönüştürülürken, G8 protestolarıyla ilgili dünyanın haber alma hakkının fiilen kısıtlanması kabul edilebilir bir durum değil" ifadesini kullandı.
Okur, "Bu da şunu ortaya çıkarıyor, eğer siz eleştirilerinizi evrensel standartlara dayalı yaptığınızda ısrarcıysanız, başkalarını eleştirdiğiniz kriterlerle kendinizin de yükümlü olduğunuzu kabul etmeniz, o kriterleri karşılamanız gerekir. Türkiye'de sahip olunan yayın özgürlüğünün, bu yayın organlarının ana vatanı İngiltere'de yabancı yayın organlarına sağlanmıyor oluşu, önemli bir çifte standarttır" diye konuştu.
-"Batı'nın, Doğu'ya şablonları var"
Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şeker, Batı medyasının Doğu'daki gelişmeleri haber yaparken, çeşitli şablonlarla hareket ettiğine dikkati çekerek, "Batı'nın genel olarak Doğu'ya karşı Türkiye de dahil her zaman bir çifte standardı vardır. Kendilerindeki benzer sorunları küçültürken, bizdeki daha küçük sorunları abartılar, insan hakları, demokrasi gibi. Eskiden beri bu böyle. Batı'nın, Doğu'ya şablonları var, bu şablonlar medyada da var. Medyadaki bakış açısını da etkiliyor" dedi.
Batı dünyasında, Türkiye'de demokrasinin Batı'dan geri olduğu şeklinde bir önyargı bulunduğunu ifade eden Şeker, "Dolayısıyla ortaya çıkan küçük olayları, kafalarındaki bu şablona uydururlar. ABD'de de Avrupa'da da birçok toplumsal olaya Türkiye'dekine benzer şekilde müdahale edilir, çeşitli önlemler alınır. Batı, Türkiye'deki olaylara başka ülkelerden daha çok ilgi gösteriyor. Türkiye'ye ilgileri fazla. Türkiye'nin güçlü olması, Türkiye'nin bölgede örnek olması, AB'ye üye adayı olması gibi sebepler var. Medyada yayınlanan haberlerin, mutlaka olumsuz ekonomik sonuçları olabilir ama medya bunu dikkate almaz" değerlendirmesinde bulundu.
-Başbakan Erdoğan'ın tepkisi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün kapatılacak belde belediyelerinin AK Parti'li başkanlarıyla yaptığı toplantıda da yabancı medyanın Türkiye'deki olaylara bakış açısını eleştirerek, "Şu anda Türkiye'deki bir kısım medya, onlarla birlikte bazı uluslararası medya kuruluşları, gösterileri bir Türkiye manzarası olarak sunmak gibi aldatıcı aynı zamanda ahlaksız bir girişimin içerisindeler" ifadelerini kullanmıştı.
Erdoğan, yabancı medyanın, olayların tüm Türkiye'yi etkisi altına almış gibi haber verdiğini belirterek, "Sanki bütün Türkiye yanıyor, bütün Türkiye yıkılıyor. Belli yerlerde lokal, mevzi olarak bu tür şeyler yapıldı. Şimdi şu otelden çıktığınız zaman alt geçitteki o canım seramiklerin nasıl kırıldığını görürsünüz. Kimler kırdı bunları, bu ülkeyi sevenler mi, çevreciler mi? Bütün belediye duraklarını kimler yaktı, yıktı? Otobüsleri kimler yaktı, yıktı? Emniyetin bütün araç gereçlerini kimler yaktı, yıktı? Benim sivil vatandaşımın 200 kadar aracını kimler yaktı, yıktı" diye sormuştu.
-BBC önünde "taraflı yayın" protestosu
Taksim Gezi Parkı olaylarıyla ilgili yayınlar, vatandaşların da tepkisini çekti. Kendilerine "Bizim Çocuklar" adını veren grup üyeleri, BBC'nin Türkiye ofisinin bulunduğu binanın önünde eylem yaptı.
Berna Özgül, grup adına açıklamasında, BBC, CNN International ve Reuters gibi yabancı medya kuruluşlarının, Taksim'deki olaylar sırasında "Türkiye'de iç savaş varmış gibi" yayın yaptığını belirterek, CNN International'ın uzun süren canlı yayınlarının ABD'lileri dahi şaşırttığını söyledi.
Özgül, "Taksim Gezi Parkı protestolarını takip etmek için İstanbul'a adeta çıkartma yapan uluslararası basının, canlı yayınlarında manipülatif haberler yapmaları gözümüzden kaçmadı. ABD'de yayın yapan gazeteler de Taksim'de yaşananları adeta ülkede iç savaş varmış gibi internete taşıdı. Ancak aynı medyanın Suriye'de 100 bin insan ölürken yaptıklarını da biliyoruz" diye konuştu.
Yasir Aslanoğlu da BBC ve CNN International'ı protesto ettiklerini ifade ederek, "İfade ve basın özgürlüğüne karşı değiliz, medyanın uluslararası operasyonun aktif bir parçası olmasına karşıyız" dedi.
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER