ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL26°C
Parçalı Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 13 Mayıs 2013 Pazartesi 17:14

"TUSHAD, Ergenekon'un silahlı kanadıdır"

"TUSHAD, Ergenekonun silahlı kanadıdır"


MALATYA (CİHAN)- Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin davada tanık sıfatıyla ifade veren İlker Çınar, Türkiye Ulusal Strateji ve Harekat Dairesi’nin (TUSHAD), Ergenekon terör örgütünün silahlı kanadı olduğunu, suikaste kurban giden savcı Doğan Öz cinayeti ile Zirve Yayınevi, Rahip Santoro ve Hrant Dink cinayetlerinin bu yapı tarafından gerçekleştirildiğini söyledi.

Zirve Yayınevi'nde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesine ilişikin davanın 65. duruşmasında, gizli tanık Deniz Uygar kod adıyla bilinirken kimliği deşifre olan ilker Çınar, görüntülü sistemle ifade vermeye başladı. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuklu sanık emekli Orgeneral Hurşit Tolon ile tutuksuz sanık Aykut Saka dışındaki tutuklu sanıklar, avukatları, müdafi avukatlar ile tanık ve sanık yakınları katıldı.

Varol Bülent Aral, kimlik doğrulama işleminin ardından sağlık sorunları ve tanık İlker Çınar'ın kendisiyle ilgili bir şey söyleyeceğini düşünmediği için duruşmalardan, son güne kadar bağışık tutulmak istediğini belirtti. Mahkeme heyetinin aldığı ara kararla Varol'un, son günkü taleplerin alınacağı duruşmaya kadar bağışık tutulması ve bugün istediği bir saatte duruşmadan ayrılabileceği kararlaştırıldı.

Tanığın dinlenmesine ilişkin taleplerde bulunan tutuklu sanık Tolon'un avukatı İlkay Sezer, tanık İlker Çınar'ın, iddianamede aynı zamanda sanık olduğunu ve TC kimlik numarasına kadar tanındığını belirterek, Çınar'ın, mahkemenin huzurunda dinlenmesini istediklerini söyledi. Tutuklu sanık Aral da sanığın görüntüsünün net olarak mahkemeye yansıtılmasını, açıktan kayıt yapılmasını istedi.
Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, gizli tanık Deniz Uygar kod adıyla bilinirken kimliği deşifre olan ilker Çınar'a tanık koruma programından yararlanmak isteyip istemediği, huzura gelip gelemeyceği, sesinin ve görüntüsünün net verilip verilmeyeceği hususundaki taleplerini sordu. Çınar, sesinin net verilmesini, ancak görüntüsünün karartılarak verilmesini istediğini, yakınlarda bulunmasına karşın yasal hakkını kullanarak huzura gelmek istemediğini söyledi.

Ardından Çınar, bildiklerini dosdoğru söyleyeceğine yemin ederek, ifade vermeye başladı. Kendisine yönelik bir yönlendirme ve baskının olmadığını ifade eden Çınar, 18 Nisan 2007 tarihinde Malatya'da meydana gelen Zirve Yayınevi cinayetleriyle ilgili önce Deniz Uygar kod adıyla sonra gerçek kimliği olan İlker Çınar olarak hem İstanbul Emniyet Müdürlüğü, hem İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı hem de Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'nda ifade verdiğini hatırlatarak, ifade ve yazılı savunmalarının doğru olduğunu söyledi. Çınar, hiçbir mahfil, örgüt tarafından yönlendirilmediğini, buna da müsaade etmeyeceğini söyledi.

Mahkeme Başkanı Kısa'nın, "Size, iradenizi etkileyecek bir şey içirildi mi? Bu yönde bir takım söylemler olmuştu" demesi üzerine Çınar, "Ceplerine baksınlar. Belki kendileri içmiştir. Ben içmedim." dedi.

Vicdanının sesini dinleyerek, özgür iradesiyle hareket ettiğini ifade eden Çınar, sadece gerçeklerin ortaya çıkması için bildiklerini anlattığını söyledi. Çınar, "Ben bütün olayların arkasında devlet olduğunu sandığım örgüt olduğunu ve bütün bu operasyonların bu örgütçe düzenlendiğini gördüm. TUSHAD isimli örgütün devlet olmadığını öğrendiğimde açıklama yapma gereği duydum. Azınlık ve Hristiyanlara yönelik gerçekleştirilen menfur bütün saldırıların arkasında bu yapı vardır. Bu yapı da devlet değildir. Eğer bu yapıyı gizleyip söylemeseydim, ihale, sadece kurban olarak seçilen 5 gencin üzerinde kalacaktı. Ben kimsenin yönlendirmesiyle hareket etmedim, vicdanımın sesiyle hareket ettim. TUSHAD, Ergenekon terör örgütünün gizli bir yapılanmasıdır. Yürütülen soruşturmalar kapsamında, TUSHAD'ın Ergenekon terör örgütünün silahlı kanadı olduğu kanaatine vardım. Yıllarca beraber görev yaptığım kişilerin haklarında kamu davası açılarak bu davalarda tutuklu yargılanmasından sonra bunu gördüm. Malatya'da farklı yapılardan insanların bir araya gelmesi de bunun sonucudur. Bir papaz, bir albay, bir akademisyeni bir araya getiren ideal nedir? İşte bu örgüttür.” diye konuştu.

Tanık ifade verirken, tutuklu sanık Varol Bülent Aral, Çınar'ın kendilerine hakaret ettiğini öne sürerek, duruşmadan ayrılmak istediğini belirtti. Talebi kabul edilen Aral, salondan çıkarıldı. Bildiklerini samimi bir şekilde söylediğini ileri süren Çınar, kendisini ne yargının ne polisin ne cemaatin ne de misyonerlerin yönlendirdiğini, bir tek devlet sandığı örgüt tarafından yönlendirildiğini iddia etti.

“HALEN TEHDİT ALTINDAYIM”

Halen ciddi tehdit ve baskı altında olduğunu öne süren Çınar, kimsenin, kendisini bildiklerini anlatmaktan alıkoyamayacağını ifade etti. Tutuklu sanıklardan eski Malatya Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Mehmet Ülger'in, kendisini, yargıya gitmemesi konusunda tehdit ettiğini savunan Çınar, tutuklu sanıklar İnönü Üniversitesi araştırma görevlisi Ruhi Abat ile Binbaşı Haydar Yeşil'in de kendisine baskı yaptığını iddia etti.

“DOĞAN ÖZ, BU YAPININ ÜSTÜNE GİTTİĞİ İÇİN ÖLDÜRÜLDÜ”

Söz konusu örgütün, ideolojik açıdan zıt mahfilleri bir araya getirdiğini gördüğünü vurgulayan Çınar, "Sağını da solunu da rahatlıkla kullanan bir örgüt var bugün. Bu yapıyı kim deşifre etmek istediyse katledilmiştir. Merhum savcı Doğan Öz de bunlardan biridir. Zirve, Hrant Dink, Rahip Santoro cinayetleri bu yapı tarafından gerçekleştirildi. Öz'ü öldüren, bu yapının devamıdır. Bu yapının düzenlediği operasyonlar sonucu katledilmiştir." ifadelerini kullandı.

Zirve Yayınevi cinayetlerinin olacağını önceden bilmediğini, medyadan öğrendiğini belirten Çınar, cinayetlere ilişkin bir rolü bulunmadığını, tutuklu sanık Emre Günaydın'ın babasını tanımadığını savundu. Haydar Yeşil'in kayınbiraderi tarafından polise teslim edilen harddiskteki telefon kayıtlarında delillerin bulunduğunu iddia eden Çınar, cinayetleri öğrendikten sonra tepki verdiğinde sürekli tehdit edildiğini ifade etti.





CİHAN




KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER