ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Parçalı Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 30 Mayıs 2013 Perşembe 12:40

Tokuçoğlu: "Adalet istiyoruz"


Aydın’da polisin silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren asker kaçağı Mahir Zorbey Demirkaya’nın avukatı ve ailesi, hakkında tutuksuz yargılanma kararı verilen sanık polis memuru M.S. ile ilgili en son 28 Mayıs 2013 tarihindeki duruşmada da karar çıkmamasına, savcı değişikliğine ve tutuksuz yargılanmasının sürmesine tepki gösterdi. Ailenin avukatı Bülent Tokuçoğlu, Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, sanık polisin tutuklanması taleplerinin yine reddedilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.

Aydın'da 4 Mart 2012 tarihinde meydana gelen olayda, kız arkadaşının ailesinin şikayetiyle yaşı küçük çocuğu alıkoyma suçundan gözaltına alınan, asker firarisi olduğu gerekçesiyle kesinleşmiş hapis cezası bulunan 21 yaşındaki Demirkaya, sevk edildiği adliyeden çıkışta polisten kaçmış, kovalamada tabancayla ateş edilmesi sonucu hayatını kaybetmişti. Olayda kullanılan silahın polis memuru M.S. tarafından ateşlendiğinin belirlenmesi üzerine hakkında dava açılmış, iddia makamı sanık için müebbet hapis cezası istemişti. Mahkeme, tutuklanan M.S.'nin daha sonra tutuksuz yargılanmasına karar vermişti. M.S., 2012 Mayıs ayındaki ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin lokalinde, öldürülen Demirkaya’nın dayısı İskender Avcı, kardeşi Ulaş Demirkaya ve Av. Tokuçoğlu tarafından basın toplantısı düzenlendi. Ulaş Demirkaya, kardeşinin vurulma görüntülerini basın mensuplarına bilgisayar ekranında göstererek, adalet istediklerini belirtti. Tokuçoğlu ise sanık polis hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun 16 Ocak 2013 tarihli 17 sayfalık raporunda Mahir Zorbey Demirkaya’nın kafasına isabet eden kurşun hakkında, "... atışların düşme sırasında dengenin bozulması ve düşme sonrası kontrolsüz olarak silahın kendiliğinden ateş almasının mümkün olmadığı, en az iki kez tetiğe kuvvet uygulanmış olduğu oybirliğiyle mütalaa olunur." şeklinde tespit bulunduğuna dikkat çekti. Buna rağmen, “Sendeleyip vurdum.” diyen sanığın, dikkatsizlik sonucu adam öldürme ihtimaline göre sadece 34 gün tutuklu kaldığını ve 2012 Mayıs ayındaki ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasının anlaşılamaz olduğunu belirtti. Sanık polisin tutuklanması talebinin önceki celselerde olduğu gibi son duruşmada da reddedilmesinin adalet ve vicdan duygularını sarstığını savunan Av. Tokuçoğlu, 28 Mayıs 2013 günkü duruşmanın da savcı değişikliği sebebiyle 4 Haziran’a ertelendiğini, bunu kendilerinde şüpheye sebep olduğunu belirterek şunları söyledi: “Daha önceki duruşmada savcı, esas hakkında mütalaasında sanığın olası kasıtla adam öldürme suçunu işlediği gerekçesiyle müebbet hapsini istemişti. Savcının raporlu olması nedeniyle son duruşmaya Ömer Doğruöz katıldı. Davanın savcısı Ragıp Ali Metin, sanık polisin kastın aşılması suretiyle adam öldürme suçu işlemesi nedeniyle TCK’nin 81/1. maddesi gereği önce müebbet hapsini istedi. TCK 2172 gereği kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesi halinde olası kasıt gereği müebbet hapis cezası, 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezasına hükmolunmasını talep etmişti. Son duruşmaya ise önceki duruşmalara katılmayan başka bir savcı geldi. Yeni bir delil elde edilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yönünde bir karar verilmeden duruşmaya girildi ve dava 4 Haziran 2013 tarihine ertelendi. Bu durum, davaya müdahil taraf olarak katılan ve ölen kişinin ailesi ve avukatları olarak bizde şüphe uyandırdı. Zira savcılık makamında devamlılık esastır. Her savcı, kendi adına başka bir mütalaa vererek delilleri değiştirme hakkına sahip değildir.”

Av. Bülent Tokuçoğlu, bugüne kadar yaşananlardan ailenin yanısıra kamu vicdanının da yara aldığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Polis kurşunuyla hayatını kaybedenler canından olurken bunca katliamın faili olan polisler ise cezasızlık ve korunmayla ödüllendiriliyor. Hayatını kaybedenlerin geride kalan mağdur aileleri, haklarını aradıkları için çeşitli baskı ve hukuksuz uygulamalarla susturulmaya çalışılıyor. Eskisi gibi 130 kişiyi öldüren polisleri kurtaran bir anlayışla karşılaşırsak, bağımsız yargıdan nasıl söz edebiliriz? Adalet istiyoruz, kamu vicdanının rahatlatılmasını istiyoruz. Diyoruz ki 21 yaşında, 1,85 metre boyunda olan, dur ihtarına uymayan gencecik bir insanı omzundan yaralayan ve kafasının arkasından vurarak öldüren polis, en ağır cezayla cezalandırılmalıdır.” 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER