ÖNE ÇIKANLAR :
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 26 Kasım 2012 Pazartesi 14:12

Şiddete devlet el atmalı


Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından düzenlenen ‘Aile ve Şiddet’ konulu konferansın sonuç bildirgesinde, devletin şiddet konusunda caydırıcı her türlü tedbiri alması gerektiğine vurgu yapıldı. Sonuç bildirgesinde şiddet uygulayan failin psikolojik destek alması, özel ya da devlet çatısı altında danışmanlık ve terapi merkezlerinin açılması, aile ombudsmanlık sisteminin yaygınlaştırılması gibi öneriler dikkat çekti.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Kadın Platformu tarafından İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘Aile ve Şiddet’ konulu II. Aile Konferansı sona erdi. Organizasyona 15 ülkeden 30 akademisyen, yazar ve araştırmacı katıldı. Konferansın son oturumu, Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı’nın açılış konuşması ile başladı. Son oturumda ‘Şiddetin Aile İçi Toplumsal Boyutu’ konuşuldu. İsviçre’de ‘Avrupa’da Barış İçin Dinler’ Organizasyonu Başkanı Prof. Dr. Hans Ucko tarafından yönetilen oturumda İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi ve Bağımlılık Tedavisi Programı sorumlusu Prof. Dr. İlhan Yargıç, Erciyes Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Beylü Dikeçligil, Yard. Doç. Dr. Serap Kavas ve Moldova’dan Dr. Vladimir Anikin sırasıyla; ‘Alkol-Madde Kullanımı, Aile Yapısına Etkileri ve Çözümler’, ‘Bütüncü Sosyolojiye Göre Aileyi ve Aile içi Şiddeti Yeniden Anlamlandırmak’, ‘Aile içi Şiddete Farklı Bakış: Türkiye’de Profesyonel Kadınlar’ ve ‘Aile içi Şiddete Karşı Sivil Toplum’ konulu tebliğlerini sundu. Son oturumun ardından Prof. Dr. Abdulhakim Yüce, konferansın sonuç bildirgesini katılımcılar ile paylaştı. Sonuç bildirgesinde dikkat çeken ifadeler şöyle:

“Aile toplumun en önemli kurumudur. Toplumda yaygınlaşan şiddet aileyi de tehdit etmektedir. Biz ailenin şiddeti en aza indirecek ilk kurum olduğuna ve şiddetle mücadelede aile kurumunun güçlendirilmesi gerektiğine, aile birliğinin korunması ve kendisinden beklenen fonksiyonu yerine getirmesi için şiddet konusunda devletin aktif görev üstlenerek caydırıcı ve önleyici her türlü tedbiri ivedilikle alması gerektiğine, bu tedbirler arasında örneğin şiddet uygulayan failin psikolojik destek alması, özel ya da devlet çatısı altında danışmanlık ve terapi merkezlerinin açılması, aile ombudsmanlık sisteminin yaygınlaştırılması; kolluk birimlerinde, topluma en yakın ilk müracaat yeri olan polis ve jandarma karakollarında aile ve şiddet konularında eğitim almış, tercihen bayan uzman personel görevlendirilmesi gerektiğine, bu konuda sivil toplum kuruluşlarının duyarlılık ve çalışmalarını desteklediğimize, hem bir birleriyle hem de devletin ilgili kurumlarıyla işbirliğine gitmelerinin bizi sonuca götürmede daha etkin olacağına, aileyi bir bütün olarak kabul etmekle birlikte, ailedeki her bir bireyin hakları olduğuna ve korunması gerektiğine, aile içi şiddetin örtülü yapısı, daha sürekli, sistematik ve bireyin şahsiyeti üzerindeki yıkıcı etkisinden ötürü özel olarak ele alınması gerektiğine, şiddetin yaygınlaşmasında ve sıradanlaşmasında medyanın büyük etkisi olduğuna, oysa toplumu en çok etkileyen medyanın şiddetin önlenmesinde aktif rol alması gerektiğine, eğitimin her aşamasında, özellikle erken dönem eğitim sürecinde şiddetin toplumsal yayılımının önlenmesi ve barışçıl çözüm alışkanlıklarının kazandırılması konusunun müfredat programlarında yer alması gerektiğine, töre cinayetlerinin 'cinayet' olduğuna, örf, adet ve dini inançların şiddetin gerekçesi olmadığına; aksine örf, adet ve dinî inançların toplumsal barışı sağlamada olumlu rolünün olup bunun ön plana çıkarılması gerektiğine, bir insan hakları ihlali ve haysiyet sorunu olan şiddet ve istismar konusunda toplumun duyarlı olup bu duyarlılığın zihniyet değişimine sebebiyet vermesi için yapılacak çalışmalara destek verilmesi gerektiğine inanıyor ve kamuoyuyla saygıyla paylaşıyoruz.” 

KAYNAK:
CİHAN
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER