ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL16°C
Parçalı Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 13 Kasım 2012 Salı 22:28

"Sadece AB istedi diye adım atılmaz"


Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye'nin kendisini geleceğin Avrupa Birliği'ne tam üye olacak şekilde hazırladığını belirterek, '' Sadece 'AB istedi' diye Türk halkının zararına hiçbir adım atılmamıştır'' dedi.
    
Bağış, AB Bakanlığı'nın bütçesinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki görüşmelerinde yaptığı konuşmada, 2012 yılının gerek AB'de gerek Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada kritik gelişmelerin yaşandığı, Türkiye'nin küresel öneminin arttığı, gücünün pekiştiği bir yıl olduğunu söyledi.
    
Bütün bu gelişmelerin bir kez daha Türkiye-AB ilişkileri sadece taraflar açısından değil, uluslararası toplum açısından da stratejik öneme sahip olduğunu gösterdiğini vurgulayan Bağış, AB'nin yaklaşık üç yıldan beri yaşanmakta olduğu mali krizin giderek ekonomik, siyasi ve toplumsal bir krize dönüştüğünü ifade etti.
    
Krizin yarattığı ''sorunlar silsilesinin'' 2012 yılında da devam ettiğini kaydeden Bağış, Avrupa bütünleşmesinin belirli bir strateji çerçevesinde derinleşip, genişlemekle beraber, sorun çıktığı zaman o sorunun çözümü için kendine bir hedef koyarak ilerleyen bir yapı olduğunu belirtti.
    
Pek çok krizle karşı karşıya kalan Avrupa bütünleşmesinin, krizleri başarıyla fırsata dönüştürdüğünü, evrimini devam ettirdiğini söyleyen Bağış, şöyle devam etti:
    
''Bizim için asıl önemli olan, krizin AB'yi nasıl şekillendireceğidir. AB'nin siyasi, ekonomik ve kurumsal yapısının krizden nasıl etkileneceği ve bu yeni mimaride Türkiye'nin ne gibi roller üstleneceğidir. Kriz sonrasında karar alma yöntemleri bakımından daha esnek bir bütünleşmeye gidileceğini, geleceğin AB'sinde bazı üye ülkelerin daha yavaş entegrasyonu tercih ederken, örneğin, Avro Bölgesi ülkelerinin daha ileri bir entegrasyon modeline doğru ilerleyebileceğini düşünüyoruz.
    
Bu çerçevede Türkiye'nin kendisini geleceğin Avrupa Birliği'ne tam üye olacak şekilde hazırladığına kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye bu süreçteki kazanımlarından vazgeçmeden geleceğin AB'sinde yerini alacaktır.''
    
     ''AB, en önemli ticari ortak''
    
AB üyesi ülkelerde AB'nin geleceği sorgulanırken, uzun süren müzakere süreci ve siyasi blokajların Türkiye'de üyelik sürecinin sorgulanmasına neden olduğunun ve Türk halkı nezdinde AB'ye olan güvenin azaldığının birer gerçek olduğuna işaret eden Bağış, şunları kaydetti:
    
''Hükümetimiz, AB'ye uyum kapsamında atılan her adımın, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerini, refahını ve yaşam standartlarını yükseltmek açısından faydalı olup olmadığının muhasebesini yaparak hareket etmektedir. Sadece, 'AB istedi' diye Türk halkının zararına hiçbir adım atılmamıştır. Bu süreçte gerçekleştirilen reformlar sayesinde vatandaşlarımızın sahip olduğu bireysel hak ve özgürlüklerin kapsamı genişletilmiş, çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazı olan şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık gibi değerler gündelik hayatımızın bir parçası olmaya başlamıştır.
    
AB süreci, Türkiye'de sürdürülebilir ve istikrarlı bir büyüme ortamının devamı açısından da önemli bir rol oynamaktadır. Ekonomik kazanımlar, mali yardımlar ve idari yapının güçlendirilmesi çalışmaları özellikle dikkat çekmektedir.
    
Türkiye, AB süreciyle birlikte ciddi ekonomik kazanımlar elde etmiş ve etmektedir. Şu an içinde bulunduğu zorlu krize rağmen AB, hala dünyanın en büyük ekonomisi ve Türkiye'nin en önemli ticari ortağıdır.''
    
AB'nin içinde olduğu ekonomik sıkıntıların Türkiye'nin ticaretini etkilemiş olmasına rağmen, Türkiye'nin ihracatının ve ithalatının yaklaşık yüzde 40'lık bölümünün AB ülkeleriyle gerçekleştiğine işaret eden Bağış, Türkiye'ye giren doğrudan yabancı yatırımların yüzde 85'inin, teknolojik sermayenin ise yüzde 92'sinin AB kaynaklı olduğunu belirtti.
    
AB'nin, aday ülkelere AB üyeliği süreci kapsamında, müktesebata uyum ve müktesebatı uygulama yönünde almaları gereken siyasi, ekonomik, yasal ve idari tedbirler için mali yardımlar sunduğunu anımsatan Bağış, bu mali yardımlar sayesinde hayata geçirilen binlerce proje ile bahsedilen dönüşümün, devlet bütçesine yük getirmeden gerçekleştirilmesinin sağlanmakta olduğunu kaydetti.
    
Bağış, 2007-2013 bütçe döneminde, Türkiye'nin kullanımı için yaklaşık 4,8 milyar avro hibe tahsis edildiğini bildirdi.
    
     ''İnsan kaynağımızın gelişimine katkı sağlamıştır''
    
Türkiye'nin AB üyeliğine hazırlanmasında büyük önem taşıyan idari yapının güçlendirilmesi için farklı programlar aracılığıyla kaynak ayrıldığını vurgulayan Bağış, bu kapsamda hiçbir bedel ödemeksizin danışmanlık, eğitim, teknik destek, mal ve hizmet alımı gibi imkanlar sayesinde, kamu kurumlarının idari kapasitelerinin güçlendirildiğini kaydetti.
    
Bağış, ''AB destekleriyle kurulan Ulusal Ajans faaliyetleri kapsamında, 2003 yılından bugüne 300 bini aşan sayıdaki vatandaşımıza Avrupa'nın kapıları açılmıştır. Bu anlamda, ülkemizin eğitim sistemine gerçek bir uluslararası boyut kazandırılmış, insan kaynağımızın gelişimine büyük bir katkı sağlanmıştır'' diye konuştu.
    
Bağış, ilişkilerdeki tüm sorunlara ve müzakere sürecinde karşılaşılan siyasi engellere rağmen, AB sürecinin Türkiye'ye pek çok fırsat ve kazanım sunduğunu kaydetti.
     
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER