ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL33°C
Az Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 21 Haziran 2014 Cumartesi 09:50

Radikal son baskısıyla böyle veda etti!

Radikal son baskısıyla böyle veda etti!

Türkiye gündemine 18 yıl boyunca hizmet verdiği yazılı basın alanından elektronik ortama (digital) geçen ve yarından sonra okurlarıyla internet üzerinden buluşacak olan Radikal gazetesi, son baskısını bugün çıkardı.


Radikal geride bıraktığı 18 yıllık tarihinde Türkiye’de ses getiren birçok haber ve manşetiyle akılda kaldı. Susurluk kazasından sonra ‘Devlet çetesi’ derken, Manisalı çocuklara yapılan işkenceyi ‘Bu cop hepimize’ diye eleştirdi.

Cezaevlerinde 32 insanın öldürüldüğü ‘Hayata Dönüş Operasyonu’nun perde arkasını ‘Gerçeğe dönüş’ manşetiyle akılara kazıdı. Tuzla’daki iş cinayetlerini gündeme taşıyan ilk gazete olurken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çok sevdiği “Kulakları vardır duymazlar, gözleri vardır görmezler” ayetini manşetine taşıdı.

Radikal çocukları Suriye’de savaşa götürülen babaların sesi olurken, 301 işçinin can verdiği Soma faciasında bozuk düzenin en önemli halkasını ‘Dayıbaşı düzeni’ manşetiyle gündeme getirdi. İşte, Radikal’in 18 yılı...

SUSURLUK'TAKİ HABERCİLİK BAŞARISI YÜZBİNLERE ULAŞTIRDI

SUSURLUK: Radikal gazetesi, ilk sayısını çıkardığı 13 Ekim 1996’dan kısa bir süre sonra, Balıkesir’in Susurluk ilçesinde meydana gelen bir kaza, bütün ülkeyi sarsacaktı. Susurluk’ta, 3 Kasım’da bir kamyonun çarptığı otomobilden; dönemin Doğru Yol Partisi (DYP) Milletvekili Sedat Edip Bucak, eski İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ ve 1970’lerden bu yana aranan Abdullah Çatlı çıkmıştı. Kocadağ ve Çatlı ölmüş, Bucak yaralı kurtulmuştu. ‘Derin Devlet’ kavramı, o andan sonra siyasi literatüre girdi. Çiçeği burnundaki Radikal, ‘Derin Devlet’i adeta kucağında buldu. Gazete, 4 Kasım 2006’da ‘Devlet çetesi’ manşetiyle çıktı. Bu dönemde Radikal, Çatlı’nın üzerinden çıkan kimlikteki ‘Mehmet Özbay’ın gerçekten yaşadığını ve Çatlı ile ilişkisinin olduğunu saptadı. Ayrıca TİP’li yedi gencin öldürüldüğü katliam çerçevesinde Çatlı’nın Haluk Kırcı ile ilişkisini ve Mehmet Ağar ile bağlantılarını ortaya çıkardı. Susurluk’taki başarısı, Radikal’i yüz binlere ulaştırdı. 

Radikal Gazetesi yazarı Cengiz Çandar'ın 21.06.2014 tarihinde kaleme aldığı ''Bir veda yazısı'' başlıklı yazısından bazı satır başları şöyle:

RADİKAL KAĞIT BASKIYA VEDA ETTİ

Radikal Gazetesi yazarı Cengiz Çandar, son kez kendisine ayrılan köşesinden okurlarıyla yazılı basın alanında buluştuğunu kaleme almanın çok zor olduğunu belirterek, yazısının aslında bir veda yazısı olmadığını çünkü digitalde devam edeceklerini hatırlattı.

''Kırk yılın eşiğine gelen gazetecilik yaşamımda çok şeyler gördüm geçirdim ama başıma böylesi hiç gelmemişti'' diyen Çandar, ''Elektronik Radikal’in bir gün öncesinde, kâğıt Radikal için veda yazısı yazmak...'' diye duygularını anlattı. 

TEKNOLOJİ GAZETECİLİĞİ NEREDEN NEREYE GETİRMİŞ

Tecrübeli gazeteci Çandar, yazısında mesleğin ilk yıllarında yaşadıkları zorlukları kısaca şu ifadelerle anlattı:

''Gazete yazarlarının eline kâğıdı kalemi alıp yazı yazdığı bir dönemde dünyaya gözünü açan kuşağa mensubum ben. Mesleği daktilo ile icra etmeye başlamış olanların kuşağı. Babıâli Yokuşu’nu yaya tırmanarak, bu mesleğe adımımı attığım vakit, şaryosu bir tuşuna basıldığında soldan sağa çok süratle hareket eden Brother marka bir daktilo edinmiştim kendime ve on parmak yazmayı öğrenmiştim.

Çok geçmeden kendimi, teleks başında buldum. Ortadoğu’da savaş ortamında, hele Beyrut bombardıman altındayken, teleks başında yazı yazmak, teleks üzerinden Türkiye’ye bağlanmak ve teleks şeridini koparmadan haber yazısı olarak aktarmak meşakkatli bir işti.

Gazetenin mutfağında çalışırken, yazıların kurşun haline dökülerek, sayfaların bağlandığı mürettiphanelerde zaman tüketmiş olduğumuzu anlatmak da nüfusunun üçte ikisi otuz yaşının altında bir ülkenin insanlarına masal tadı bile vermeyebilir.Sonra ofset baskı çıktı. Mürettiphaneler bitti. Daktilo da yok oldu. Yerine bilgisayar geçti. Teleks ise antika değeri bile kazanamadan sona erdi. Yerini faks aldı. Çıktığında büyük teknolojik devrim gibi görülen faks bile, yirmi yıl içinde işlevsizleşti. İnsanın yüzüne “O neymiş” gibi anlamsız nazarlarla bakıyorlar artık. Giderek elektronik posta, akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlarını bile anlamsızlaştırmaya başlayan tabletler..

Bunun önüne geçmek imkânsızdı. Ayak uydurmak ya da kenara fırlatılıp, nostalji ile ömür tüketmekten başka bir şansı insana tanımayan bir değişim ve dönüşüm.''

RADİKAL'İN KAĞIT HALİYLE SON GÜNÜ

Çandar, ''Bütün bunları Radikal için yazdım. Malum, bugün Radikal’in kâğıt haliyle son günü. Bugün son kez piyasaya kâğıt olarak sunulacak Radikal. Yılın en uzun aydınlık gününde: 21 Haziran.Yarın ile birlikte Radikal’de elektronik ortamda devam edeceğiz. Kâğıda basılan en son Radikal nüshası 'tarihi' sayılacak. Bu nüshada yer almak istediğim için de yazdım bütün bunları. Yazı günüm olmasa da son gün bir 'veda yazısı' yazmak gerekirdi diye düşündüm'' diyerek düşüncelerini aktardı. 

ELEKTRONİK ORTAMDA GÖRÜŞMEK ÜZERE...

Çandar yazısını şu cümlelerle tamamladı:

''Ama, benim gibi 'içerden' birisi için Radikal, bir yandan da onu var eden insanlar demekti. Yarından itibaren ayrı düşeceğimiz –belki bir süreliğine- ve Radikal’i son döneminde Türkiye’nin en iyi gazetesini yapmış olan iki 'meçhul askeri'ne, emeği geçmiş herkesi temsilen, Muhittin Danış ile Ali Topuz’a, bu 'veda yazısı'yla sevgilerimi ve şükranlarımı gönderiyorum.Radikal’e devam edecek okurlar ile yarından itibaren elektronik ortamda görüşmek üzere…''

KAYNAK:
yazete.com
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER