ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL28°C
Parçalı Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 24 Şubat 2014 Pazartesi 15:08

"Paralel yapı"nın telefon dinleme iddiası


Mazlum-Der Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, "paralel yapı"nın telefon dinleme iddialarına ilişkin, "İnsanların özel telefonları dinlenmişse bu Anayasa'ya göre suç. Bunu yapanlar Müslüman ise İslam'a ve Kur-an'ın temel düşüncelerine aykırı bir davranış. Bir insanlık suçu" dedi.
Ünsal, dinlemelerin, Anayasal olarak güvence altına alınan haberleşme hakkının ihlali olduğunu belirtti.
Dinlemelerin mahkeme kararı olmadan yapılmasının Anayasa'ya göre suç olduğunu ifade ederek, "Bunu yapanlar Müslüman ise İslam'a ve Kur'an'ın temel düşüncelerine aykırı bir davranış. Bir insanlık suçu" diye konuştu.
Yurt dışında bulunduğunu, arkadaşlarının telefonla bilgi vermesi sonucu konudan haberdar olduğunu anlatan Ünsal, dinlemelerin hakim kararıyla yapıldığının da söylendiğini hatırlattı. Ünsal, şunları kaydetti:
"Dinlemeler hakim kararıyla yapılmış ve hakimler yanıltılmışsa bu da kabul edilebilir bir şey değil. Kimi dinleyecekseniz adını, soyadını, telefonunu hakimi yanıltmayacak şekilde vermeniz gerekiyor ki hakim doğru kişi için dinleme kararı verebilsin. Eğer hakimi yanıltacak bir bilgi gizlemesiyle bu dinlemeler yapılmış ve 'hukukun gereğini yerine getirdik, kararı aldık' diyorlarsa burada mahkeme de yanıltılmış oluyor. Eğer böyle bir durum varsa bu da suç."
-"İnsan şaşırmıyor, sürpriz değil"
Gazeteci Yaşar Taşkın Koç da Türkiye'de insanların yıllardır dinlenildiklerini, takip edildiklerini düşündüklerini söyledi. Koç, "Türkiye'de gazetecilik yapınca özellikle de gençken diyorsunuz 'devlet dinlemiştir', biraz daha orta yaşlarda 'derin devlet' diye bir şeyle karşılaşıyorsunuz. Bugün de 'paralel devlet' diye bir şey çıkmış dinlemiş" dedi.
Dinlemelere ilişkin listeyi gece internet sitelerinden öğrendiğini belirten Koç, şu değerlendirmelerde bulundu:
"İlk başta insan şaşırmıyor, sürpriz değil. Ama sonra gittikçe üzülüyorsunuz. Selam Terör Örgütü diye bir örgüt icat edeceksiniz, bir torba olacak bu, onun içine kimi bulursanız sokacaksınız. Bununla somut olarak yüzleşmek hakikaten üzücü. Şu anda kendimden çok karşı tarafın psikolojisini anlamaya çalışıyorum. Benim için dert değil. Tanıyanlar bilir, gazetede yazdığımı, televizyonda söylediğimi telefonda konuşurum, çelişki bulabilecekleri bir insan değilim. Ama bakıyorum Hanefi Avcı'yı Devrimci Karargah Örgütü'nden mahkum eden bir yapı, Taşkın Koç'u da Selam Terör Örgütü'nden mahkum eder miymiş, edermiş. Karşı tarafın psikolojisi neymiş hakikaten merak ediyorum ve onlar adına üzüldüm. Bir akıl hastalığıyla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. Ama bir yandan da bu akıl hastalığı az daha 25 Aralık'ı da başarsaydı Türkiye'yi teslim alacaktı. Herkese geçmiş olsun. Gerçekten bunun sorumluları hesabını versin ki bir daha kimse kimseye bunu yapmasın. Bu benim şahsi davam değil bundan sonra benim çocuğum da torunum da istenildiği zaman telefonları dinlenen insanlar haline dönüşmesin. Türkiye bunun mutlaka önlemini almalıdır. Umarım bir kamu davası açılır. Açılırsa şahsi başvuru yapmak gibi bir düşüncem yok. Bir kamu davası açılmaz, bir eksiklik görürsem başvururum. Kişisel değil toplumsal olarak bununla yüzleşelim yeter."
 

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER