ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Sağanak Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 04 Nisan 2013 Perşembe 17:14

''Osmanlı gurur duyduğumuz bir geçmişimizdir''


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir. Türkiye Cumhuriyeti'nin politikaları bellidir, dış politikası da bellidir. Herhangi bir ülkenin toprağında gözümüz olmadığı gibi herhangi bir ülkeye herhangi bir politikayı empoze de edemeyiz'' dedi.
     Cumhurbaşkanı Gül, Letonya ve Litvanya resmi ziyaretinin sonunda gazetecilerle sohbet toplantısı düzenledi.
     Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüne ilişkin davanın iddianamesinin sorulması üzerine Gül, savcıların birtakım iddialarda bulunduğunu, bunların doğruluğunu araştıracak kurumların da mahkemeler olduğuna söyledi.
     Bu konudaki tereddütlerin giderilmesinin tarihe saygının gereği olduğuna dikkati çeken Gül, ''Türkiye'de çok tartışıldığı için ve benden açıkça talep edildiği ben çalışma yaptırdım Devlet Denetleme Kurumu'na. Onların tavsiyeleri doğrultusunda kabir de açıldı. Adli tıp raporlarını sundu. Muhakkak ki nihayet adli makamlar, mahkeme son sözü söyleyecektir'' dedi.
     Çözüm sürecindeki Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan isimlere ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Gül, bunların teknik konular olduğunu, detaya girmesi durumundaysa polemik olabileceğini belirtti.
     Gül, ilk gün yaptığı konuşmasında, işin ana hatları ve çerçevesiyle ilgili görüşlerini paylaştığını anımsatarak, ''O çerçevede 'ne kadar çok kişi katılırsa başta siyasi partiler, toplum, herkes o kadar faydalı olur' dedim. Ama bunlar nasıl olur, kimler seçilir, ne tip komiteler kurulur. Bunlar doğrusu benim pek karışmak istemediğim konular. Nihayette şu anda bunları yürüten hükümet var. Onların bileceği şeyler'' diye konuştu.
    
     -''Burada yapılacak her adımın neticeleri de vardır''
    
     Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'de basının özgürlüğünü durumunu nasıl bulduğuna dair bir soruya, şu yanıtı verdi:
     ''Açıkçası bir ülkenin basın özgürlüğünde tabii önce kurallar gelir. Ondan sonra uygulamalar söz konusudur. Basın özgürlüğü deyince sadece işin kurallarına değil, bir de basının sahipleri, basın organlarının başındakiler, yazarlar, çizerler hepsi de doğrusu bir bütün olarak bu işlere bakarım. Neticede bir ülkenin basını ne kadar ilkeli ve özgürse ve aynı şekilde hesap verebilir şekilde kendilerine yapılabilen tenkitleri de kabul edebiliyor şekildeyse o ülke için o kadar çok değer ifade eder. Ben daima basın özgürlüğünün önemini her fırsatta belirtmişimdir.''
     Başkanlık sistemi tartışmalarının hatırlatılması ve 2014'te atmayı düşündüğü adımların bulunup bulunmadığı yönündeki soru üzerine Gül, belli bir seçim takviminin bulunduğunu ve anayasa çalışmalarının devam ettiğini anımsattı.
     Gül, şunları kaydetti:
     ''Herhalde bir iki ay içerisinde önce bunları görmek gerekir. Bir iki ay içerisinde Anayasa'da herhangi bir sistem değişikliği ile ilgili bir adım atılabilecek mi veyahut ona gerek kalmadan anayasa üzerinde geniş bir konsensüs sağlanabilecek mi- Bunları herhalde görmemiz için çok az vakit kaldı. Tahmin edersem ki bir iki ay içerisinde bunlar biter. Ona göre bakmak lazım. Çünkü nihayette Meclislerin çalışma takvimleri de ortada. Ne kadar Meclis'i daha çok çalıştırayım derseniz herhalde yazın en sıcak zamanında çok detaylı çalışmalar yapılamaz. Bir iki ay beklemek lazım. Ondan sonra her şey belli olur kanaatindeyim.''
     Terör örgütü üyelerinin sınır dışına çekilmesine ilişkin tartışmaların yapıldığını ileri süren bir gazeteciye Gül, bunların teknik konular olduğu için girmek istemediğini vurguladı.
     Cumhurbaşkanı Gül, ''Meclis'te yasal düzenleme falan bunlar enine boyuna hep düşünülmesi gereken şeyler. Burada yapılacak her adımın neticeleri de vardır. Onun için eminim ki bunları çok dikkatli bir şekilde hem hükümet hem güvenlikle ilgili birimleri düşünüyorlardır ve hep tavsiyelerini yapıyorlardır'' değerlendirmesinde bulundu.
    
     -''Osmanlı İmparatorluğu gurur duyduğumuz bir geçmişimizdir''-
    
     ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'in Türkiye'ye ziyaretiyle ilgili yeni, olağanüstü bir durum beklemediğini bildiren Gül, ''Yaşananlar bir iki senedir kendileri olağanüstü. Yani yeni bir şey de görmüyorum'' dedi.
     Gül, imparatorluk refleksine dair sözlerinin hatırlatılması ve ''Yeni Osmanlı tartışması ile sizin duruşunuz aynı mı'' şeklindeki soruyu şöyle cevapladı:
     ''Bazen nereye gider söyledikleriniz diye insan konuşayım mı, konuşmayayım mı diye 40 kez düşünüyorum. Şimdi ben Osmanlı falan demedim. Osmanlı İmparatorluğu gurur duyduğumuz bir geçmişimizdir. Ama bugün Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir. Türkiye Cumhuriyetinin politikaları bellidir, dış politikası da bellidir. Herhangi bir ülkenin toprağında gözümüz olmadığı gibi herhangi bir ülkeye herhangi bir politikayı empoze de edemeyiz.''
     Her ülkenin ve milletin bir gururu bulunduğuna işaret eden Gül, ''Dolayısıyla hele hele komşular falan, bizim eskiden beraber olduğumuz topraklardaki yeni devletler ve bu ülkeler söz konusu olduğunda çok daha fazla dikkat etmemiz gerekir. Ben buna hep özen gösteren bir insanım. Dış politikada bunlar hep hassas meselelerdir. Herkes alınganlık gösterir. En kardeşiniz bile birden bire bir şey empoze etiğiniz durumu ortaya çıkarsa alınganlıklar yaratır'' diye konuştu.
     Gül, söylediklerinin ''Türkiye'nin kendi üniter sınırları içerisinde devralınmış bir özgüven bulunması gerektiği'' olduğunun altını çizdi.
     Cumhurbaşkanı Gül, ''Kendi içimizde bir özgüvenle hareket etmek, kendi içimizdeki zenginlikleri, farklılıkları zenginlik olarak görmek ve bunların hepsini sahiplenmek açısından bunları söyledim. Herhalde niyetim çok açık burada. Yerel yönetimlere, mahalli idarelere daha çok yetki verilmesi, Avrupa şartları falan... Bunları söylüyorum aslında'' ifadelerini kullandı.
     Türkiye'nin büyük bir ülke ve nüfusunun da büyük olduğuna işaret eden Gül, nüfus içerisinde çeşitlilikler bulunduğunu anlattı.
     ''Doğuda ayrı, güneyde ayrı, Karadeniz'de ayrı, ortada ayrı, Trakya'da ayrı'' diyen Gül, şöyle devam etti:
     '' Bunların hepsi iyi düşündüğümüzde kendiliğinden değil, koskoca bir imparatorluğun bakiyesidir Türkiye Cumhuriyeti. Bu kadar göçler olmuştur, gelmiştir. Herkes bir şey taşımıştır. Hepimiz bir kazanın içinde kaynamış vaziyetteyiz. Şimdi burada ne kadar çok farklılıklar varsa bunları bir tehdit değil, bunları bir zenginlik olarak gördüğümüz andan itibaren bunlar bir kere tehdit olmaktan çıkar. Ama en ufak farklılığı bir tehdit gibi görüp onu ben illede bana çevireceğim dediğin andan itibaren o direnmeye başlar. O zaman tehdit öyle oluşur memlekette. Ben bunu ifade etmek için 'imparatorluk refleksi' yoksa bugün reel politikayı doğrusu bilen, gören ve daima dikkate alan bir insanım. Onun için sözlerimin çok farklı yerlere çekilmesine çok anlam veremiyorum.''
 

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER