ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Kuvvetli Sağanak
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 12 Mart 2013 Salı 11:47

ORSAM: "Lübnan’da Savaş Çıkabilir"


Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) “2013’te Neden Lübnan’da Savaş Çıkabilir?” analizi yayınlandı.

    Ortadoğu’da yaklaşık 2 yıldır yaşanan ve halihazırda daha karmaşıklaşan olaylar üzerine Ortadoğu Danışmanı Yrd. Doç.Dr. Serhat Erkmen kaleme aldığı analizde, “Kısa süre içinde yanlışlanabilecek güçlü ve iddialı bir öngörüden ziyade Ortadoğu’nun son 20 yılında yaşanan gelişmelere dayanan bir yorum olarak okunmalıdır.” önerinde bulundu.

    ANALİTİK MAKALENİN ÖZETİ

    Son 2 yıldır Ortadoğu’da yaşanan hızlı değişim, bölgenin 2003’ten beri yaşadığı kökten değişim sürecinin içinde yeni bir tıkanıklık noktasına ulaştığına işaret eden Yrd. Doç.Dr. Serhat Erkmen, “Ortadoğu’da I. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra tam anlamıyla yerleşen bölgesel ilişkiler, 1950 ve 60’lı yıllarda birçok Arap ülkesinde yaşanan devrimlerle kendi içinde kırılmalar yaşamıştır. Bu kırılmalardan sonra bölgedeki ittifaklar her seferinde yeniden değişmiş ve çoğunlukla küçük ya da bölgesel çaplı çatışmalar, iç savaşlar ya da darbe-karşı darbe girişimleriyle sonuçlanmıştır. Özellikle günümüz Ortadoğu’sunda 2003 sonrasında yaşanmaya başlayan değişim sürecinin hala tamamlandığı söylenemez. Irak’ın askeri ve siyasi olarak eski gücünü yitirmesi bölgedeki güç dengesinin “Sünni-Şii” ekseninde yeniden tanımlanmaya başlamasına neden olmuştur.” dedi.

    Erkmen, Ortadoğu’nun 2000'li yılların ortalarına gelindiğinde; Filistin’de barış süreci tıkanmış, Irak’taki iç savaş bölge devletleri arasında bir vekaleten savaşa dönüşmüş, petrolün yarattığı refah sorgulanmaya başlamış, radikal dinci hareketler yeni savaş alanları bulmuş, Hizbullah Lübnan’da gücünü artırmış olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti: “Böylece Ortadoğu devletleri arasındaki güç dengesinin İran ve müttefikleri lehine değiştiği bir durum ortaya çıkmıştı. Böylesine bir ortamda Hizbullah, İsrail’i istemediği bir savaşın içine çekerek İsrail’in yenilmezliği mitini yıkan bir çatışma yürütebilmişti. Kaynağı ve nedeni ne olursa olsun Arap Baharı sadece eskimiş, baskıcı ve eşitsizlik üreten rejimlerin yıkılmasıyla ya da krize girmesiyle sonuçlanmamıştır. Açık bir biçimde bölgedeki devletler arasındaki güç dengesini ve devlet dışı aktörlerin etkinliğini de etkilemiştir. “

    İSRAİL’İN GÜVENLİK KAYGISI

    Yazar analizinde özetle, “Bir kısmı iç dinamiklerden bir kısmı devrimci değişim girişimlerinin başarısızlığından bir kısmı da bölge devletlerinin birbirleriyle mücadelelerinden kaynaklanan yeni dinamikler Ortadoğu’da yeni bir tıkanmışlık yaratmaktadır.” diyerek, yeni tıkanıklık dönemi kabaca şu gerçeklerle resmetti: “Suriye’de kısa sürede devrilmesi beklenen Esed yönetimi devrilmemiştir. Arap Baharı’nın ilk döneminde eski yönetimlerin kolaylıkla devrildiği yerlerde bile değişim süreci yeni bir evreye ulaşmış, Mısır ve Tunus gibi ülkeler yeni bir istikrarsızlık dönemine sürüklenmiştir. Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkeler Basra Körfezi’nden uzak coğrafyada değişim ve demokratikleşmeyi desteklerken Bahreyn’de kesin ve net bir tavır almışlardır. Filistin’de Barış Süreci tamamen tıkanmıştır. İran, hızla bir siyasi kaos ortamına sürüklenmektedir. İran’daki siyasi kaosa rağmen, hatta tam da bu nedenle hızlanan nükleer çalışmalar ya da müzakerelerin etkisizliği İsrail’i her geçen gün artan bir güvenlik kaygısına yöneltmektedir. Devletler ya da devlet dışı aktörler birkaç sene öncesindeki ittifaklarını değiştirmeye başlamışlardır. Ortadoğu siyasetinde Kürtler önemli bir dinamik olarak ortaya çıkmıştır. Suriye’deki iç savaş Lübnan’daki güç dengesini son derece yakından etkilemiştir.”

    “ORTADOĞU’DA DEĞİŞİMDEN BÖLGEDEKİ DEVLETLER MEMNUN DEĞİL”

    Ortadoğu’da değişimin ulaştığı yeni aşamadan, bölgedeki hiçbir devletin memnun olmadığı, her bir devleti iç ve dış politikada krizlere sürükleyen ve bölgede siyasi mücadelenin dışında silahlı çatışmanın da tırmandığı bir noktaya ulaştığını söyleyen Ortadoğu Danışmanı Yrd. Doç.Dr. Serhat Erkmen, “Maalesef, Ortadoğu’da bu tür tıkanmışlıkların sonunda en çok karşılaşılan olgu 2 ya da daha fazla ülke arasında gerçekleşen doğrudan ya da vekaleten savaşlar olmaktadır. Bu nedenle Ortadoğu’daki mevcut tıkanıklığın önümüzdeki dönemde de devam etmesi halinde bölgede bir savaşın gerçekleşmesi ihtimalinin güçlü olduğu söylenebilir. Bu noktada sorulan soru ise savaşın ne zaman ve nerede patlak verebileceğidir. Peki, neden Lübnan’da İsrail ve Hizbullah çatışması? Bu tür bir çatışmanın kesin bir galibi olmadıkça bölgedeki tıkanıklığın aşılmasında bir aşama olması mümkün değildir. “ görüşünü belirtti.

    Erkmen, bölgedeki sıkışan güç dengesi ve ilişkiler her geçen gün daha da tıkanmakta olduğuna işaret ederek, “Bu ise gerek devlet/rejim tipleri gerekse bölge dinamikleri nedeniyle savaş eğilimi yüksek bir bölge olan Ortadoğu’da yeni bir çatışmanın işaretlerini vermektedir. Türkiye’nin de bu tür bir çatışmadan etkilenmesi kaçınılmaz olacağından bu olasılığa karşı kendisini hazırlaması gerekmektedir. “ izahını yaptı. 

KAYNAK:
CİHAN
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER