ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL26°C
Mevzi Sağanak
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 16 Haziran 2013 Pazar 10:05

Necati Şaşmaz Gezi Parkı'na neden gitmedi?

Necati Şaşmaz Gezi Parkına neden gitmedi?

Başbakan Erdoğan ile görüşen Necati Şaşmaz ve Hasan Kaçan, görüşme sonunda basın mensuplarının sorularını cevapladı.


Hasan Kaçan ve Necati Şaşmaz, Başbakan Erdoğan'la görüştü. Görüşmenin ardından basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Kaçan ve Şaşmaz, sağduyu çağrısı yaptı. 

Kendisi gitmemiş olsa da, oğlunun Gezi Parkı'na gittiğini ifade eden Hasan Kaçan, "Orada yaşananları büyük ölçüde biliyorum, şu an orası yaşanacak halde değil, banyo yok, tuvalet yok" dedi. 

Necati Şaşmaz ise, Türkiye'ye nazar değdiğini ifade ederken, Gezi Parkı'na neden gitmediği yönündeki soruya da "Orada bir örgüt bayrağının altında durmak istemedim, her taraf Atatürk fotoğrafıyla, Türk Bayraklarıyla dolu olsaydı gidebilirdim." ifadelerini kullandı. 

NECATİ ŞAŞMAZ'IN VİDEOSU İÇİN TIKLAYIN...

''Sesim duyuluyor mu? Dublörümü çağırmadım kusura bakmayın.'' diyerek espri yapan Necati Şaşmaz ise herkes gibi iki haftadır çok üzgün olduğunu vurguladı.

İşte Şaşmaz'ın konuşmasının tam metni:

"Saatlerdir belki burada bekliyorsunuz. Az önce görüşmeler olmaktaydı. Sesim duyuluyor mu? Dublörümü çağırmadım kusura bakmayın.

Ben yaklaşık iki haftadır herkes gibi evinde oturanlar olsun Gezi Parkı’nda olanlar olsun herkes gibi çok üzgünüm. Maalesef Türkiye'miz bunu hak etmiyor demekten başka bir şey söyleyemiyorum. Sanırım bize nazar değdi.

Biz dinlemeyi sanırım az önce Hasan beyin dinlerken yeniden idrak ettim dinleyen bir toplum olmamız gerekiyor. Aynı dili kullanmamız gerekiyor. Tabii ki kuşaklar arasındaki dil farklılıkları olmakta biz teknoloji çağında yaşıyoruz şu anda. Geçmişimizde ben bu kadar kamerayı hatırlamıyorum. Twitter’ımız var. Ne güzel teknolojilerimiz var, imkanlarımız var. Bunun dolayısıyla bize bilgi aktarımı oldu. Bilgiler geliyor. Ama bilgi kirliliği, dezenformasyonlarımız da var. Bizim iletişim eksikliğimiz var.

İletişimimizdeki kopukluğu ancak birbirimize tahammülümüzle giderebileceğimizi düşünüyorum. Ben bu konulardaki hassasiyetimi, düşüncelerimi, fikirlerimi, hissettiklerimi Sayın Başbakan’ımla paylaşmak, ona aktarmak istedim. Aslında ben suskunluğumu koruyan yaklaşık 10 gün süresince suskunluğumu korudum. Olanları izlemek istedim. Gözlemlemek istedim. Fevri çıkışlar da yapabilirdim elbette ki ama neler olduğunu bilmek için bekledim.

O günden bu güne çok güzel gelişmeler oldu. Sorularımın cevaplarını ancak bugün alabildim. O dönemde benim Gezi Parkı’na gittiğime dair bir haber yayınlandı. Bunu ben sizler gibi habersizce okudum gazeteden. Ben bunu yapmadım. Dolayısıyla oradaki arkadaşlarımın beni taraf etmeye çalışması hiç hoşuma gitmedi. Bu bir mahalle baskısı gibi geldi. Medyanın yapmaya çalıştığı buydu. O baskıdan esiri olmak istemedim. Bu insanları zoraki taraf olmaya itmemeli bence ve şu andaki düştüğümüz durum da maalesef bütün dünya gözünde üzücü. Hepimiz için çok üzücü. Çünkü Türkiye bunu hak etmiyor. Beni yurtdışından bir çok dostum, arkadaşım aradı. Bunlar yabancı olanlar da var içinde. Neler oluyor Türkiye’de dedim. Buradan sizin vesilenizle onlara cevap vermiş olayım. Türkiye emin. Türk Milleti emin ve emin olmaya devam edecek. Bize güveninizi asla azaltmayın.

Biz, demokratik söylemlerimizi, özgürlük söylemlerimizi, sadece söylemlerimizde değil keşke görselde de dünyaya verebilsek. Maalesef dünya böyle görmüyor arkadaşlar. Keşke öyle görünebilsek. Elbetteki bizim demokratik hakkımız. Elbette ki güzel şeyler olsun istiyoruz. İnşallah olur da. Bu yakınlaşmalar, uzlaşım, bulunan orta dil bizim akademisyenlere, sosyologlara, bilim adamlarına, düşünce adamlarına ihtiyacımız var ki bize bugünü anlatabilsinler bugün ne oldu? Geceden gündüze değil de bugünden yarına değil de çok acil olarak değil ama çabuk çabuk yapılması gerekiyor. Acil değil ama çabuk çabuk yapılması gerekiyor. Bizlere sunulması gerekiyor çünkü onlar bizim tabirle biz bu gece karanlığındaki kedi gözleri gibi onları izlememiz gerekiyor. Ama o gözler de ancak bizim ışığımızla görünebilen bir şey. O gördüklerimiz de fosforlu olan o kedi gözleri bize yol gösterici yani bizim bu sosyologlarımız, toplumsal araştırma yapan insanlar bize bu yolu gösterirlerse biz de ışık yani o da benim algıladığım, benim düşüncem ışıkta bizim doğru anlayışımız olsa gerek.


SATIR ARASI NOT:

Yazar Alev Alatlı, Necati Şaşmaz'ın bahsettiği kedi gözünü Rüya ve Kabus isimli kitabında şu sözlerle anlatmıştı:

"Okumak, en çok da gece yolculuğuna benziyor.

Kelimeleri Karayollarının karanlık susaların iki yanlarını işaretlemek için yerleştirdiği fosforlu kedigözleri gibi. Kedigözlerinin kendilerine ait güç kaynakları yoktur. Parlayabilmeleri için, üzerlerine far ışıklarının düşmesi gerekir. Bu vaki olduğunda, kitap sayfalarında anlatılanlar gibi hayata gelir, ışıldarlar.

Okur, direksiyon başındaki sürücüdür. Kedigözlerinin aydınlanması, kavramların dile gelebilmesi için tekeri uygun yönde kırması gerekir. Sürücü ehil ise, kelimeleri aydınlatanın kendi farları olduğunu bilecektir. Kendisi bırakıp gittiğinde anlatılanların unutulacağını, çevrenin yeniden karanlığa bürüneceğinin idrakındadır. 

Bilgiyle gerdeğe girmek isteyen sürücünün, ehil olması gerektir."


Yalnız sosyolog ve akademisyen büyüklerimizden yol göstericilerimizden tek isteyebileceğim tarafsız olmaları. Çünkü bizim çok ihtiyacımız var. Bu milletin çok ihtiyacı var.

İnanıyorum ki bizde doğru anlamaya, doğru dinlemeye başlayacağız ve hiçbir zaman bize gösterilen o doğru yoldan, aydınlanmış olan yoldan o bütün tarafsız sosyologlarımızın bize göstermiş olduğu bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz. İnşallah biz sağlam bir yere varacağız. O hedefimiz de onlar belirleyecekler. Hep beraber belirleyeceğiz. Benim söyleyeceklerim birbirimizi Allah için sevelim. Hiçbir şey bulamadıysak birbirimizi bütün için sevelim . Tahammül denilen şey bu. Yani ona yüklediğimiz şey çok farklı. Yolda gelirken ben okudum. Sabır kelimesi çok güzel ama tahammülde bir yük taşıma durumu var . Bunu rızayla taşıyorsunuz. O rıza da üstüne sizin beğenmediğiniz, sevmediğiniz bir şeyi de yine kendi çıkarınız için taşımak işte buna tahammül diyorum. İnşallah hepimize Allah tahammül versin. Allah tahammülümüzü arttırsın. Bana göre bu ülkeye nazar değmiştir. Dua okuyalım. İnşallah bu üzerimizden gitsin. Çünkü hiç kimse istemez bu ülkenin kötü duruma düşmesini. Çünkü bu gemide hepimiz varız. Batarsak hepimiz batarız. Güzel şeyler olmakta. İnşallah bunlar da geçecek arkadaşlar diyebiliyorum. 

Soru: Sayın Başbakandan randevu talep ederken ne bekliyordunuz.Kendi görüşlerinizi mi anlatmaya geldiniz ya da talepleriniz mi vardı? Ya da sadece Sayın Başbakan’ı dinlemeyi mi geldiniz?

Açıkçası ben, hissettiklerim bu düşünceleri anlatmak istedim. Ben, Topçu Kışlasını detaylarıyla son haliyle oluşumlarıyla görmek ve dinlemek de istedim. Bana animasyonlarıyla beraber ve nasıl olacağı hakkında, olması düşünüldüğü hakkında, bunu tabi ki belediyenin yapabileceği sanırım belediye diye biliyorum ben yanlış bilmiyorsam yapabileceği bir kamuoyu yoklaması ya da oy kullanımı var herhalde yine.

Referandum olmuyor tam olarak. Kelime olarak Türkçesi referandum olmuyor onun. Çünkü referandum anayasaya bağlı bir şey diye düşünüyorum ama oy kullanımı ile belediyenin yapacağı bir şey ve neticesinde ben çok sevdim açıkçası. Daha fazla yeşilin olduğunu gördüm orada. Şu anda da Sayın Valimizin de çok güzel diyalog içerisinde Gezi’deki arkadaşlar için ve bu tabi bizler içinde çok önemli çok güzel diyaloglar içerisinde söylediği gibi orayı illegal örgütlerden dışarıda tutabilirsek orası hepimizin. Hepimiz orada olmak isteriz.

Başbakanıma da teklif ettim. İnşallah beraber bir gün gidelim dedim Gezi Parkı’na. İnşallah nasip olur gideriz. 

Soru: Nasıl bir yanıt verdi efendim?

Tabii ki dedi. Neden olmasın oradaki arkadaşları da kendi Dolmabahçede’ki mekana çağırabileceğini söyledi. Bu benim de gezmek isteyebileceğim. Ankaralısınız ya da Ankara'dansınız. İstanbul’a geldiğiniz zaman sizlerin de gezmek isteyebileceği herkesin gezmek isteyebileceği bir mekan. Oranın eylemcilerden soyutlanması gerektiğini illegal anlamda bahsediyorum soyutlanması gerektiğini yoksa samimi olan bütün ben genç demiyim kendimi yaşlı görmek istemiyorum o yüzden belki yeni kuşağımızın diyelim, yeni dünya insanı kuşağın ile paylaşmak isterim o güzellikleri neden olmasın?

Soru: Bu görüşmeden sonra bir de eylemcilerle görüşmek ister misiniz? Daha önce Gezi Parkı’na gitmedim dediniz ama belki başbakanın fikirlerini anlatmak için Gezi Parkı’na gider misiniz?

Şimdi ben Gezi Parkı’na neden gitmem şundan gitmem. Bir yerde Ben Atatürk’ün askeriyim diğer yerde bir örgütün askeriyim diyen ile aynı yeri paylaşmak Atatürk’e bile hakarettir aslında. O yüzden orda bana göre kültür yozlaşması yapılmakta bir taraftan da. Değerlerimizin içi boşaltılmaya çalışılıyor diye düşünüyorum. Orda ya benim bu bilgilerimi nereden aldığımı soracaksınız. Benim kardeşim bir sosyolojik araştırma anlamında ve bu camianın içerisinde Oyuncu, Yönetmen ve Senarist dünyasının içerisinde olduğu için orda her gün bulunmakta. Her gün orada bunu bir sosyolojik araştırma olarak bile gözlemliyor. Bunu yapmak da zorunda aslında. O insanlar bizden farklı değil. Biz onlardan farklı değiliz yani.

Ayrıştırma olmamalı, bir ikilem yaratılmamalı bir taraf yaratılmamalı kimse için. Orada bulunuyor. Oradan bana aktardıkları, benim yorumladıklarım o tabii ki böyle aktarıyor demek istemiyorum ama benim yorumladıklarım böyleydi. Oradaki herhangi örgüt bayrağının altında benim bulunmam istemeyeceğim bir şey ama orada safiyane niyetle, samimi dostlarım, kardeşlerimin, arkadaşlarımın bulunmasını ve onların yanında da benim bulunmamı ben de isterim. Olmasın. Bu illegal örgütlerin bayrakları her taraf olsun Türk bayrağı inanın ben oradayım. Başka bir şey istemiyorum. Atatürk’ümüzün resmi.

Soru: Başbakanın oradaki arkadaşları da Dolmabahçe’deki mekana çağırabileceğinizi söylediğini ifade ettiniz. Gezi Parkı’ndakilerin mi Dolmabahçe’ye davet edebileceğini ifade ettiniz?

Tabii ki, tabii ki samimi, çevreci, zaten bu sadece bana değil benden önceki görüşmelerde de konuşulan şeyler. Arkadaşlar! Ben yoldan geldim.Yola gideceğim. Sizlerde yoldan gelmişsiniz belli yorulmuşsunuz. Allah hepimize yardımcı olsun. Bugünleri geçelim, unutalım. Unutmayalım pardon. Affedersiniz. Unutmayalım. Bunlar bizim için değer yarınlara taşıyalım ama güzel taşıyalım. Allah hepinize yardım etsin. Öncelikle de bana diyeyim kendime de torpil yapayım. İyi akşamlar Allaha emanet olun."

HASAN KAÇAN'DAN ENDİŞELİ AÇIKLAMA

Görüşme sonrası açıklamalarda bulunan Hasan Kaçan'sa, karşılıklı adımların atıldığı bir zamanda gençlerin de bir başka adımla karşılık vermesini beklediklerini söyledi. Gezi Parkındaki gençlerin güvenliklerinden endişe edildiğini anlatan Kaçan, orada zor şartlar altında kalındığını kaydetti.

HASAN KAÇAN VİDEOSU İÇİN TIKLAYIN...

Kendi oğlunun arkadaşlarının da bulunduğunu ve zaman zaman oğlunun da parka gittiğini anlatan Kaçan, gelişmelerden oğlu üzerinden haberdar olduğunu belirterek anne ve babaların çocuklarına destek verdiğini ancak endişe de duyduklarını ifade etti. Şahsına yönelik 'Gezi Parkını biliyor mu' eleştirilerine cevap veren Kaçan, parkta bir aslan olduğunu ve bunu söyleyenlerin bilip bilmediğini sordu. 51 yıldır Dolapdere'de olduğunu hatırlattı.

Kaçan, ''Artık bu karşılıklı adımlardan bir netice çıkmasını bekliyorum. Onların anne babalarının da benim de yüreğim ağzımda. Bu işin gayet yumuşak bir şekilde sonlanması tabii ki oradaki kardeşlerimin de arzuları neticesinde sonlanmasını canı gönülden istiyorum. Bu görüşleri Sayın Başbakana ilettik. İnşallah memleketim için, canım kardeşlerim için hayırlı olur diye düşünüyorum. Özellikle oğlum sürekli Gezi'ye gidip geliyor. Orada arkadaşları var. 15 gündür orada o çocukların neler çektiğini, neler yaşadığını, banyo yok, yiyecek yok. Korkunç bir şekilde idrar kokuyor, pislik kokuyor. Bir insanın yaşayabileceği durumda değil artık Gezi Parkı. Çevre hassasiyeti olan arkadaşlarımızın da gerekli adımı atmasını diliyorum.'' ifadelerini kullandı.

KAYNAK:
CİHAN
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER