ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL20°C
Sağanak Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 13 Haziran 2013 Perşembe 17:49

"Nabza şerbet vermeye gelmedik"


Akil İnsanlar Heyeti Akdeniz Bölgesi Grubu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Adana'da düzenlenen toplantıda "Biz nabza şerbet vermeye gelmedik, nabız tutmaya geldik" dedi.
Grup Başkanı Hisarcıklıoğlu ile üyeler Şükrü Karatepe, Kadir İnanır, Lale Mansur, Hüseyin Yayman, Muhsin Kızılkaya, Tarık Çelenk ve Öztürk Türkdoğan Adana'daki meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve yerel basın kuruluşlarının temsilcileri, kanaat önderleri ve gençlerle bir tesiste düzenlenen toplantıda bir araya geldi.
Hisarcıklıoğlu, açılış konuşmasında, programın kendisi için bir aile toplantısı olduğunu belirterek, katılımcıların salonda bulunmasının kanaat önderi olduklarının en somut göstergesi olduğunu söyledi. Katılanların kafasında "Geldiler ne anlatacaklar" diye soru işareti olabileceğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Çok açık söylüyorum. Biz hiçbir şey anlatmayacağız. Derdimiz ne nasihat, ne izahat. Size nasihat etmek bizim haddimiz de değil. Tam tersine siz anlatacaksınız, biz dinleyeceğiz. Sizin görüşlerinizi alıp devletin ilgili mercilerine ileteceğiz" dedi.
Hisarcıklıoğlu, devletin; ülkenin ayağına yıllardır "pranga" olan sorunun çözümü için tüm kurumları ile bir süreç başlattığını ifade ederek, şöyle konuştu:
"Bu konuda önemli kararlar almanının eşiğine gelindi. Bu süreçte milletin bakışını, fikrini, endişe ve önerisini istiyor. 'Nabzı da en iyi sivil toplum tutabilir' diyor. Bürokratik yollarla yapar mıydı? yapardı. Ama objektif olmazdı. Bu aslında hem demokrasimiz açısından, hem de doğru işlerin yapılması açısından çok önemli. Bu anlamda ülkesini, milletini, bayrağını seven insanlar olarak biz de üzerimize düşeni yapmak durumundayız. Biz nabza şerbet vermeye gelmedik, nabız tutmaya geldik. Biz iki noktada buluşuyoruz. Ülkemize huzur gelsin, demokrasimizin kalitesi artsın. Bu kapsamda görüşlerinizi, beklentilerinizi, endişe ve taleplerinizi dinleyeceğiz ve bunları raporlayıp ilgili mercilere ileteceğiz. Bu konuda Adana'nın görüşleri çok önemli. Çünkü bu vatan hakkında bir söz söylenecekse, vatanperverliği ile isim yapmış Adana'nın mutlaka söyleyecek sözü olmalı. Fikirlerimiz, bakış açılarımız farklı olabilir. Kültürümüzde çok güzel bir söz var 'birlikte rahmet ve bereket, ayrılıkta azap vardır' Allah istese herkesi aynı yaratırdı. Herkes farklı düşünecek. Önemli olan bütün bu farklı görüşlerin ortaya konması. İşin doğrusu ancak böyle bulunabilir. Fikirlerinizi olgunluk içinde ve en açık şekilde söyleyin. Söyleyin ki biz de devletin kurumlarına Adana'nın gerçek görüşlerini iletelim. Fikrinizi ifade etmeniz, temsil ettiğiniz kitle açısından da bir vazife aslında."
-"Gün hesap sorma günü değil"-
Grup üyelerinden Şükrü Karatepe de Adana'daki kanaat önderleriyle toplantı yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Ülkenin ağırlıklı olarak doğusunda cereyan eden çatışmadan, devletle bir grup vatandaş arasında veya dağa çıkmış terörist arasında meydana gelen çatışmadan büyük ızdırap çeken kitleler olduğunu bildiğini dile getiren Karatepe, "Bunun açısını çekenler ve şehit verenler var. Bu dönemde 2 aydan beri dolaşıyoruz. Bu dönemde iki evladından birini dağda kaybeden, birini şehit veren ailelere rastladık. Gün hesap sorma günü değil. Bundan sonrası için inşallah daha berrak, aydınlık, çatışmanın olmadığı ve şehitlerin gelmediği bir ortama nasıl geçilir ve memleketimizin gücünü kuvvetini toplaması ve potansiyelini, maddi kaynaklarını terörle mücadelede değil de yatırımlar açısından nasıl kullanılabilir yönünde görüşlerinizi almak üzere buraya geldik" diye konuştu.
-"Yeni bir süreç değil, 20 yıldır gelişen bir süreç"
Öztürk Türkdoğan da genel başkanlığını yaptığı İnsan Hakları Derneği ile ilgili bilgiler verdi. Ülkede demokrasi ve insan hakları sorunu olduğunu hep söylediklerini belirten Türkdoğan, bu sorunun çözümü noktasında da mücadele verdiklerini ifade etti.
Bu konuda en önemli sorunun Kürt sorunu olduğunu belirten Türkdoğan, "Dolayısıyla bu sorunun çözümü noktasında, yeni bir süreç başlamış durumda. Bu sürecin başarıyla sonuçlanabilmesi açısından hepimiz el birliğiyle çalışma yapmak durumundayız. Belki Akil İnsanlar Heyetinin oluşumu ve çalışmaları barışın toplumsallaştırılmasında önemli bir işlev görüyor. Bakın burada hepimiz bir aradayız. Çok farklı dünya görüşü olan farklı kesimden insanlar görüşlerini, eleştirilerini, kaygılarını ortaya koyacaklar. Aslında bu yeni bir süreç değil, 20 yıldır gelişen bir süreç. Şimdi çözüm bulma umudunun en yüksek olduğu aşamadayız" dedi.
- "Hepimizin ortak aklı kullanması gerekiyor"-
Hüseyin Yayman da Türkiye'nin tarihi zamanlarından biri daha yaşadığını söyledi. Türkiye'de çok önemli olan sorunun çok canların yanmasına yol açtığını dile getiren Yayman, acılar ve sorunların biriktiğini, 40 bin insanın yaşamını yitirdiğini ifade etti.
Yayman, 300 milyar dolar kaynağın bu sorunun çözümü için harcandığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:
"Bu sorunun tanımlanması konusunda farklı düşünüyorsak da hepimizin ortak paydası, Türkiye'de demokrasi açığının kapatılması, Türkiye'nin evrensel ölçekte bir demokrasi düzenine kavuşturulmasıdır. Burada bulunan hiç kimse herhalde çözüm sürecine karşı değildir. Çünkü gerçekten çözüme ve akan kanın durmasına karşı olmak anaların gözyaşının dinmesine karşı olmak her halde kimse bu noktada değil. Adana'da bu toplantı bile demokrasi açısından çok büyük bir adımdır. Problemin çözümü için hepimizin ortak aklı kullanması gerekiyor."
-"Savaşmak çok kolay, ama barış çok zor"-
Lale Mansur ise oyuncu olduğunu ve 22 yıldır sivil toplum kuruluşlarında çalıştığını söyledi. Düşünce özgürlüğü için mücadele verirken DGM'de yargılandığını bildiren Mansur, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Şu anda akan kan durdu ve bunun gerçek bir barışa dönüşebilmesi için her tarafın müzakere halinde olması ve insanların birbirini anlaması gerektiğini düşünüyorum. Ben kendi adıma burada ilkeler bazında bir iş yapıyorum. Barış için elimizden gelen her şeyi yaparım. Ama çıkan çevre kanunu mu? hayır, alkol yasası mı? hayır. Dolayısıyla bir şeye bir bütün olarak karşı çıkmak veya yanında olmak yerine aklımızı ve vicdanımızı kullanıp eğer kan duracaksa tamam. Antidemokratik birtakım uygulamaların da karşısındayız. Bize hiçbir şey danışılmıyorsa hayır. Neyin karşısında, neyin yanındayız bunu hepimizin kendinin vicdanında hesap etmesi gerektiğini düşünüyorum. Savaşmak çok kolay, ama barış çok zor. Çok yaralı insan var. Bütün yaralarımızı sarmamız gerekiyor. Bu inşa edilecek bir şey. Tuğlaları üst üste koyacağız. Bu toplantıyı da böyle algılıyorum. Umarım bu süreç devam etsin ve sonuca ulaşsın. Sizlerden duymak istediğimiz de endişeleriniz ne ve ne düşünüyorsunuz."
-"Barış süreçlerinin memleketleri parçaladığı görülmemiştir"-
Kürt olduğunu söyleyen Muhsin Kızılkaya da bir Türk'ün "Ne mutlu Türk'üm" dediği zaman nasıl bir duygu hissediyorsa kendisinin de "Ne mutlu Kürt'üm" dediğinde aynı şeyleri hissettiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Bir yanım Kürt, bir yanım da Türk'dür. Neşet Ertaş ve Şivan Perver'i dinlediğim zaman hep aynı duyguları hissediyorum. Çift kimlikli ve zenginim. Kendimi zengin olarak görüyorum çünkü bu toprakların bir parçasıyım. Hakkari'de doğdum ama Adana da benim memleketim. İzmir de İstanbul da benim memleketimdir. Memleketimin her yerine gidebilirim ve yaşayabilirim. Onun için de 30 yıldır bu meseleyle ilgileniyorum. Bunun için böyle bir heyetin içinde yer aldım, aklım sizinkinden üstün olduğu için değil. Barış süreçlerinin memleketleri parçaladığı görülmemiştir. Türklerin aslında bir hassasiyetleri vardır. Türkler savaşlarda toprak parçası kaybetmediler, hep barış masasında kaybettiler. Onun için de barıştan hep korkarlar. Türkiye Cumhuriyeti başka bir devletle savaşmıyor. Kendi yurttaşlarıyla bir kavganın içindeydi. Kendi yurttaşlarıyla yeniden barışma mücadelesidir bu. Bu Türk devletiyle Kürtlerin barışması değildir. Bu devletin kendi ötekileştirdiği bütün yurttaşlarıyla barışma sürecidir. Çünkü bütün bunların temelinde Kürt meselesi vardır. Bunu halledemezseniz demokrasi, Alevi, başörtüsü meselesini halledemezsiniz.".
Tarık Çelenk'in de konuşma yaptığı toplantı daha sonra basına kapalı devam etti.


 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER