ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL17°C
Sağanak Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 18 Mart 2014 Salı 13:57

Mısır'da ordunun yönetime el koyması


Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfınca (SETA) yayımlanan raporda, birçok kültür havzasının kesiştiği Mısır'ın, batılı kimliğini dış politikasına tutarlı ve koordineli yansıtamaması halinde uzun vadede başarısızlığa mahkum gözüktüğü bildirildi.
SETA Vakfınca hazırlanan "Mısır Dış Politikası: Dünü, Bugünü, Sorunları" konulu raporda, Arap dünyasında ve Mısır'da yaşanan devrimin, dış politikada yeni ufuklar ve sorunlar açtığı, bölge ve ötesi için de yeni imkanlar sunduğuna işaret edildi.
Mısır'da ilk defa sivil bir cumhurbaşkanının seçildiği, kısa süreli de olsa demokratikleşme tecrübesi yaşandığına dikkat çekilen raporda, 3 Temmuz darbesiyle süreç geriye gitmiş gibi görünse de güncel meselelere bakıp Mısır'ın dış politika yapımındaki temel sorunların görmezden gelinmemesi gerektiği vurgulandı.
Korku duvarının yıkıldığı ve ülke geleceğinin toplumun geniş kitleleri tarafından tartışıldığı bu sürecin, ana sorunları çözme adına fırsatlar sunduğu kaydedilen raporda, "Dünyada tarihsel birikim açısından birçok kültür havzasının kesiştiği ülkelerden Mısır, batılı kimliğini tutarlı ve koordineli şekilde dış politikasına yansıtamaz ve bu çerçevede politika belirleyemezse, dış politikası kısa dönemli başarılı olsa bile uzun vadeli sonuçları itibarıyla başarısız olmaya mahkum gözükmektedir" değerlendirmesinde bulunuldu.
Arap Baharı'yla başlayan sürecin, tarihi fırsat barındırdığı aktarılan raporda, sosyal dinamiklerin ve dolayısıyla kimliklerin yeniden yapılandırıldığı bu dönemde bunun hem fırsat hem de Ortadoğu'da yaşanan sistemik dönüşümde Mısır'ın sağlıklı katkısına ihtiyaç dolayısıyla zorunluluk olduğu, bu tür yeniden yapılanmaların aynı zamanda Mısır'ın entelektüel ve siyasal liderliğinin önünü açacağı ifade edildi.
Mısır'ın siyasal ve entelektüel katkılarını bölge siyasetine geri getirmesinin bu anlamda fazlasıyla gerekli olduğu belirtilen raporda, şunlar kaydedildi:
"Her ne kadar konjonktürel gelişmeler dolayısıyla bu durum şu an zor gibi görünse de bu tür sorunlar orta vadede en temel mesele olarak Mısır'ın karşısında durmaktadır. Nitekim, Mısır olmadan Arap ülkeleri, İsrail de dahil, diğer ülkelerle ne barış tesis edebilir ne de savaşa girebilir. Mısır'ın katılımı ve yönlendirmeleri olmadan Afrika Birliği'nin de Afrika'nın sorunları konusunda aktör olması, sadece hayalden ibaret kalacaktır. Aynı şekilde Mısır'ın Afrika'da aktif katılımı olmadan Kuzey Afrika fikirsel, siyasi ve ekonomik anlamda Afrika'nın parçası olamadığı gibi Avrupa Birliği'nin (AB) Akdeniz süreci anlamlı derinleşme gösteremez.
Mısır'da siyaseti şekillendirmek isteyen yeni sosyal-siyasal dinamiklerin, Afrika'da futboldan daha fazla imkanları olduğunu, Arap dünyasında ise Filistin sorununun yükünden daha fazla fırsatlar sunduğunu, Batı ile sağlıklı ilişkiler kurmanın ise ABD'den gelecek yardımlardan daha fazla çıkarlar barındırdığının farkına varması gerekmektedir. Tüm bunların ötesinde muhakkak ki Mısırlı yöneticiler, kendilerinin bölgesel ve küresel politikalardaki önemlerinin farkına vardıkları zaman dış politikaları üzerinden daha fazla onur, saygı, kazanım ve etki (bazen de sorunlar ve sorumluluklar) kazanacaklardır."
 

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER