ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL14°C
Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 24 Nisan 2013 Çarşamba 15:37

Meme kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor


Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Demircan, meme kanserinin tedavi edilmesindeki en önemli faktörün erken tanı olduğunu belirtti. Prof. Demircan, “Erken tanı konulduğunda meme kanserinin tamamen tedavi edilme şansı oldukça yüksek.” dedi.

Yüreğir Belediyesi ve Acıbadem Adana Hastanesi işbirliğiyle 'Meme Kanserinde Farkındalık' semineri düzenlendi. Doğankent Kültürevi’ndeki seminerde Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Demircan, meme kanseri ile ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı. Prof. Demircan, memede bulunan her on kitleden sadece ikisinin meme kanseri riski taşıdığını, buna karşın her kitlenin mutlaka meme cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Demircan, ”Elle muayenede kitlenin yapısı önemlidir. Sert, sınırları düzensiz, şekil bozukluğu olan, meme cildinde değişikliğe yol açan kitleler, meme kanseri olma olasılığı yüksek oluşumlardır.” diye konuştu.

MEMEDEN GELEN AKINTI BİR UYARI SİNYALİ

Meme kanserinde en önemli belirtilerden birinin memeden gelen akıntı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Orhan Demircan, ”Çoğu zaman memeden gelen akıntı ‘mastit meme iltihabı’yla karıştırıldığı için yanlış teşhis konulabildiğinden, kanser tedavisi için geç kalınabiliyor.” dedi. Prof. Demircan, meme ile ilgili yakınması olan bütün kadınların meme cerrahı tarafından muayene edilmesi gerektiğini belirtti.

Günümüzde meme kanserinin tedavi edilebilmesinde en önemli faktörün ‘erken teşhis’ olduğuna dikkat çeken Prof. Demircan, “Erken tanı konulduğunda meme kanserinin tamamen tedavi edilme şansı oldukça yüksek. Bu durumda meme alınmadan yapılan tedavi başarılı olabiliyor. Aynı zamanda koltuk altındaki bezlerin tümünün alınmasına gerek kalmıyor, meme kanseri tedavisi sonrasında ortaya çıkan koldaki şişme sorunu da önlenebiliyor.” şeklinde konuştu.

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Demircan, Türkiye'de her 12 kadından birinin meme kanseri riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, erken teşhisin önemini vurguladı. Demircan, meme kanseri risklerini; erken adet görme, geç adetten kesilme, çocuk doğurmamış veya 30 yaşın üzerinde doğum yapmış olma, uygunsuz dönem ve sürede doğum kontrol hapı kullanma şeklinde sıraladı. Demircan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaş ve ailede meme kanseri öyküsü bulunan kişilerin risk taşıdığı bir gerçek. Ailesinde kanser öyküsü bulunmayan kadınlar, risk faktörü olmadığında meme kanseri olmayacağını düşünürler. Ancak meme kanserli hastaların yüzde 80'inde bu sayılan risk faktörlerinin hiç birisi yoktur. Bunun için periyodik muayene şart. Ayrıca, kilo da meme kanserini tetikleyen etkenler arasında yer alıyor. Kadınlar mümkün olduğunca ideal kiloda olmalı ve spor yapmalı.”

Stresiz bir yaşamın kanser riskini azalttığına da dikkat çeken Prof. Demircan, memede bulunan her on kitleden sadece ikisinin meme kanseri riski taşıdığını, buna karşın her kitlenin mutlaka meme cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirilmesinin önemine işaret etti. Demircan, "Elle muayenede kitlenin yapısı önemlidir. Sert, sınırları düzensiz, şekil bozukluğu olan, meme cildinde değişikliğine yol açan kitleler, meme kanseri olma olasılığı yüksek oluşumlardır." diye konuştu. Prof. Dr. Demircan, konuşmasının ardından seminere katılan kadınların sorularını cevaplandırdı.

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER