ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 18 Ekim 2014 Cumartesi 08:15

Maktul Şüphe ile özgürlükler teminat altına alınacak

Maktul Şüphe ile özgürlükler teminat altına alınacak

Arama ve dinlemede somut delil yerine makul şüpheyi yeterli gören düzenlemeye ilişkin soru üzerine Davutoğlu, düzenlemenin ülke ve halkın huzuru için yapıldığını söyledi.


Başbakan Ahmet Davutoğlu dün akşam katıldığı Kanal 7 ve Ülke TV'de ortak yayınlanan “İskele Sancak” programında "Maktul şüphe" düzenlemesine ilişkin soruları yanıtladı.

"Hiçbir özgürlük kısıtlanmayacak, aksine özgürlükler teminat altına alınacak"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Herhangi bir şekilde hiçbir vatandaşımız mağdur edilmeyecek, hiçbir özgürlük kısıtlanmayacak, aksine özgürlükler güvenlik ortamı içinde teminat altına alınacak. Kimse acaba bu gösteride maskeli biri bana kurşun sıkar mı diye düşünmeden gösteri özgürlüğünü kullanabilecek" dedi.

Arama ve dinlemede somut delil yerine makul şüpheyi yeterli gören düzenlemeye ilişkin soru üzerine Davutoğlu, düzenlemenin ülke ve halkın huzuru için yapıldığını söyledi.

Tedbir ile hukuk arasında, önleme ile bir suç ortaya çıktıktan sonraki süreç arasında görünmez bir çizgi bulunduğunu aktaran Davutoğlu, "Tıpta da vardır bu. Koruyucu, önleyici tıp var. Hastalık bulaştı mı ilaç almaya başlıyorsunuz. Bazen bu ilacın yan etkileri de olabiliyor. Bizim meselemiz suçu işlenmeden önce durdurabilmek. Suç işlendikten sonra... Öldürülecek kişi öldürülmüş, yakalanamayan uyuşturucu yerine ulaşmış oluyor" dedi.

Geçmişte herhangi bir polisin, bir kamu otoritesinin, vatandaşı işlemediği bir suç için suç işlemiş muamelesiyle alıp bir yere götürebildiğini ifade eden Davutoğlu, şunları söyledi:

"Onun için '12 Eylül'ü bunlar bilmiyorlar' diyorum. Hangi arkadaşlarımızın nasıl çilelerle bunu yaşadığını hepimiz biliriz. Şuandaki uygulamada gördüğümüz şey bu ince hattın netleşmesi. Ne oluyor biliyor musunuz? Çarpıcı olduğu için bir iki yerde daha bu örneği verdim. Biz burada otururken, yanımızdan veya dışarıdan, uyuşturucu, bonzai taşıyan bir araç geçiyor olsa, bize de ihbar gelmiş olsa, bunu engellemekle mükellef insanlar olarak, bunun içinde uyuşturucu var ve biraz sonra şuradaki gençleri zehirleyecek. Bu bilgi üzerine ben İçişleri Bakanımı arasam ve desem ki 'Bunu engelleyin, durdurun' Oradaki emniyet görevlilerimiz ne yapacaklar biliyor musunuz? Arabayı durdurup arayamıyorlar, çünkü somut delil yok. Arayacak savcıyı. Savcı diyecek ki 'Somut delilin ne?' 'Bir ihbar geldi.' 'İhbar delil değil' diyecek. Somut delil olmadığı için o araba gözümüzün önünde gidecek, o gençleri zehirleyecek."

"Can güvenliğini tehdit eden bir şey varsa"

Bingöl'de polise yönelik saldırıyı da örnek gösteren Başbakan Davutoğlu, "Bingöl'de şehit edilen kardeşlerimiz. Onunla ilgili ihbar geliyor. Emniyet birimlerimiz o kişilerin gözaltına alınması için savcıya müracaatta bulunuyorlar. Savcı da diyor ki 'Bunun bu saldırıyı yapacağına somut bir deliliniz var mı?' Daha suç işlenmemiş ki delil olsun. Delil ne zaman olur, suç işlendikten sonra delil sorulur" diye konuştu.

Ancak savcı veya hakimlerin bu konuda tümüyle kusurlu olmadıklarını aktaran Davutoğlu, şöyle devam etti:

"O da diyor ki 'Ben hukukçuyum bana delil getir. Yoksa o delil olmadan ben işleme koymam' diyor. İyi niyetliyse. Bir de kötü niyetlileri var ki var. Onların da örneklerini vereceğim. Hepsini tek tek tespit ediyoruz. Bunların hiçbiri karşılıksız kalmaz. Bir X ilçesinde 50-60 gözaltı oluyor da savcı hiçbirini tutmuyorsa, Y ilçesinde başka bir savcı veya hakim alabiliyorsa, burada hangi standardı uygulayacağız biz. Birinin niyeti farklı, diğerinin farklı olabiliyor ki yargı mensuplarımızın iyi niyetli olanını tenzih ederim. Onlar kanuna bakıyor, somut delil soruyor. Bizim bu husus için getirdiğimiz şu, eğer burada can güvenliğini tehdit eden bir şey varsa, bir şüphe ortaya çıkmışsa, polis, makul şüphe, sıradan bir zan hali değil, arabayı durdurur bakar. Uyuşturucu yoksa 'buyurun kardeşim devam edin' der. Yok uyuşturucu varsa el koyar, somut delil orada oluşur. Sonra onu tutar, o uyuşturucu götüren kişiyi savcıya teslim eder. Savcı da somut delil olduğu için onu tutuklar. Ancak polis burada, seni alıp götüreyim gözaltında ilanihaye tutayım diyemez. İşte fark bu."

"Kendilerini o saldırının içinde düşünsünler"

Avrupa ülkelerinde Türkiye gibi güvenlik riski bulunmamasına rağmen bu önlemlerin alındığını aktaran Davutoğlu, "Türkiye hiçbir şekilde bu güvenlik tedbirini almasın deniliyorsa o zaman bu manzaralardan şikayet etmeyeceksiniz. Dönüp ertesi gün devlet neden otorite kullanmıyor diye bu soruyu bana sormayacaksınız ya da sizin kapınıza, sizin iş yerinizin önüne, yani o gazetelerin önüne molotofkokteyli biri geldiğinde polisi aramayacaksınız. Savcıya somut delil göndereceksiniz" dedi.

KAYNAK:
ÖNCEKİ HABER

İşte çipli kimliklere ödenecek para

SONRAKİ HABER

"Çözüm süreci bizim projemizdir"