ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 24 Ocak 2013 Perşembe 01:58

''Kürt sorununda muhataplardan biriyiz''


Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ''Biz Kürt sorununda muhataplardan biriyiz. Katkı sunmamız isteniyorsa hazırız. Halkımızdan aldığımız yetki ve görevle bunu yapmaya hazırız'' dedi.

Partisinin 26 Ocak'ta gerçekleştirilecek il kongresi öncesinde düzenlenen dayanışma yemeğinde il ve ilçe teşkilat üyeleriyle bir araya gelen Demirtaş, burada yaptığı konuşmada, bu süreci tarihi açıdan ''bıçak sırtı'' olarak gördüğünü ifade ederek, partilerinde mücadele eden hiç kimsenin özgürlük, barış ve kardeşlik dışında bir beklentisinin olmadığını söyledi.

Demirtaş, İmralı'da yapılan görüşmelere ilişkin şunları kaydetti:

''Sayın Öcalan ile hükümet yetkilileri görüşme yapıyor. 'Devlet heyeti' lafının da bir tarafa bırakılması lazım. Devlet herhalde başka bir devlet değil. Bu görüşmeyi yapanlar yabancı bir devlet adına bu görüşmeyi yapmıyor. AKP'nin hükümet olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin heyetidir. Hükümetin emri ile yapılıyor. Dün sayın Başbakan konuşmasında, 'biz adaya gönderdik' dedi. Sen o zaman siyaseten arkasında dur. Bu bir siyasi heyet, siyasi irade ise bunu da açıkça ifade etmekte sakınca olmaması lazım. Bizim talebimizdi bu. Gelinen nokta bir lütuf değil, milyonların talebi ve beklentisinin makul çerçevede karşılanmış olmasıdır. Biz bunu o nedenle küçümsemiyoruz, küçümsemeyeceğiz. Kamuoyunun gözü önünde, şeffaf bir şekilde, 'İmralı'da Öcalan ile görüşüyoruz' demek gelinen aşamada önemlidir. Bu dakikadan sonra bu önemli gelişmenin heba olmaması için doğru adım atarak, yürümek gerekiyor. Barışın kıymetini bilen bir halk ve onun temsilcileri olarak bugünden sonra da sabırlı davranacağız. Israrla bazı hükümet sözcüleri tahrik etmeye çalışıyor, BDP'li arkadaşlarımızdan tahrik bekliyorlar. Eğer barış için de cesaretiniz yoksa, bu işi tahrik ederek bir yerden koparmak niyetiniz varsa bundan daha kolayı yoktur. Zor olan sabırlı olarak, barış adımlarını kalıcı bir şekilde karşılıklı güven oluşturacak şekilde atabilmektir. Halkımız operasyonlara, infazlara, cenazelere rağmen en büyük bedeli ödeyen kadınlarımız, annelerimiz, 'barış' diye haykırabiliyor. Bunun sürmesi lazım.''
    
''Kürt sorununda muhataplardan biriyiz''
    
Demirtaş, her partinin oyu ve düşüncesinin önemli ve değerli olduğunu, partilerinin de şahsiyeti ve tüzel kişiliğinin hiçbir partiden daha aşağı olmadığını belirtti.

Zorluklarla var edilmiş bir partiyi kurumsal olarak ciddiye almayan bir anlayışı ciddiye almayacaklarını savunan Demirtaş, şunları bildirdi:

''Aslolan kurumlardır. Biz bugün varız, yarın yokuz. Biz oluruz, olmayız ama bu sürecin içinde kurumlar olmak zorundadır. BDP ve DTK kurum ve kurumsal şahsiyet olarak bu sürecin içinde olmak durumundadır. Biz yüz yıllık bir sorunu çözeceksek, bu konuda ciddiyet varsa muhataplıkta ve kurumlarımıza yaklaşımda ciddiyet görmek istiyoruz. Bu sorun Ali, Veli, Ayşe üzerinden çözülemez, kurumlar üzerinden çözülür. Son derece ucuz, çirkin, sanki bizde isim kargaşası, tartışması varmış, BDP ve DTK içinde bir ayrılık, gayrılık varmış gibi hükümet cephesinde propaganda pompalanıyor, medya da bunu bir şekilde destekler tavır içine giriyor. Kürt sorununda muhataplardan biriyiz. Katkı sunmamız isteniyorsa hazırız. Halkımızdan aldığımız güçle, destekle aldığımız yetki ve görevle bunu yapmaya hazırız. Ama 'hayır biz BDP ve DTK'nın desteği olmadan çözeriz' deniyorsa bunu da engellemeyiz. Madem bizden daha fazla Kürtleri temsil ediyorsunuz, içinizdeki Kürt milletvekillerini seçip İmralı'ya gönderin, çözün. Bir deneyin bakalım. 'Ne buna iradeniz ne buna cesaretiniz ne de bunu temsil etme kabiliyetiniz var' gerçeğini kabul ediyorsanız, o halde bizim kurumlarımıza saygı duyun. 'Ben Kürtlerden daha fazla oy alıyorum' diyorsanız Kürtlerin talepleri belli. Anadilde eğitim istiyorlar, Kürtler, 'önderliğim' dediğini özgürleştirmek istiyor. Sayın Öcalan'ı serbest bırakın o zaman. Kürtler özerklik istiyor, bizden daha fazla temsil ediyorsanız Kürtlere özerklik verin.''
    
Müzakereler
   
Demirtaş, kurulan müzakere masasının etrafında oturması gereken herkese bir sandalye bırakılıp tartışmaların başlatılması gerektiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

''Masada 'ben hem devleti hem de Kürtleri temsil ediyorum' diyor. Bu nasıl bir masadır- Böyle masa ve müzakere olur mu- Bunun düzelmesi lazım. Bir tarafta sen varsan, bir tarafta yüz yıldır inkar edilen Kürtler olacak. Yüzde elli Kürtlerden oy alıyorsun, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Hükümeti'ni temsil ediyorsun saygı duyuyoruz ama aynı zamanda, 'Kürtleri de temsil ediyorum' demek müzakerelerin ruhuna aykırıdır. Müzakere başlamış değil. Masada görüşmeler henüz başlamadı, başlasın istiyoruz. Bin bir zorlukla, 'akan kan dursun, artık silahlar sussun, artık konuşarak sorunu çözelim' diye kuruldu bu masa, hakkını verelim istiyoruz. 1921 Anayasası'nda bu hakkın teslim edilmesi gerekiyordu. Yüz yıl sonra kurulmuş bir masa nedeniyle Kürtlere lütuf verir gibi bir yaklaşımı kabul edemeyiz.''

Demirtaş, barışın kanun, nizam, anayasa işi olmadığını, ahlak ve vicdan işi olduğunu ifade ederek, kanunların nasıl yazılacağının teferruat olduğunu belirtti.

Sürecin iyi şekilde ilerlemesi için ellerinden geleni yaptıklarını savunan Demirtaş, ''Bu tren eğer raya oturmazsa yürümez. Şu anda trenin lokomotifi rayların dışında bekliyor. Tren gürültü çıkarıyor ama gitmiyor. Raya oturtmamız gerekiyor. Raya oturtursak o tren gider artık. Bu defa bozulsun istemiyoruz. Bu defa gerçekten sorunlarımızı konuşarak çözelim niyetindeyiz'' dedi.

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER