ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL23°C
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 30 Ekim 2013 Çarşamba 11:06

Kumar, fuhuş ve kaçakçılık gelirinden vergi alınabilir

Kumar, fuhuş ve kaçakçılık gelirinden vergi alınabilir


İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 'yasal olmayan gelirden vergi alınması' yönünde başlattığı çalışmayla ilgili tartışmalar sürüyor. Ancak herhangi bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmadan Vergi Usul Kanunu'na (VUK) göre fuhuş, kumar ve kaçakçılıktan gelir sağlayanlardan vergi alınabileceği belirtiliyor.

Maliye Bakanlığı Eski Hesap Uzmanı İhsan Çilingir ile birlikte 2000 yılında bir çalışma yapan eski Emniyet Müdürü Halil Yılmaz, 'bir kazanca yol açan eylemin yasal olmaması ya da hukuka veya genel ahlaka aykırılığının bu olayın 'vergiyi doğuran olay' olarak nitelendirilmesini engellemediğini' söylüyor. Yılmaz, "Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 9'uncu maddesine göre, vergiyi doğuran olayın kanunen yasak, hukuka ya da genel ahlaka aykırı olması vergi mükellefiyetini ve vergi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu yıllarla elde edilen gelirin ilgili gelir çeşidinin tabi olduğu esaslara göre tespit edilip vergilendirilmesi için vergi kanunları açısından hiçbir engel bulunmamaktadır." diyor.

Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği Emniyet Musaviri Halil Yılmaz, GVK’nin 65’inci maddesine göre her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların vergiye tabi olduğunu belirtiyor: "Serbest meslek faaliyetinin ana unsurları; ‘sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması, bir işverene tabi olmaksızın kişisel sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması ve devamlılık unsuru taşıması’dır." ifadelerini kullanıyor.

GVK’nın 37’inci maddesine göre her türlü ticari faaliyetten doğan kazançların ticari kazanç olduğuna vurgu yapan Yılmaz, "Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3’üncü maddesine göre bir ticarethane veya ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren muamele, fiil ve işler ticari işlerdir. Ticari kazancı belirleyen hakim unsur devamlılıktır. Fuhşa teşvik ve aracılık edenlerin ve kumarhane işletenlerin kurdukları organizasyonun işleri; ekonomik çıkar sağlama amacı, devamlılık, ticari bir organizasyon unsurlarını içeren fiil ve işler kapsamında değerlendirilmelidir. Buna göre, bu işlerin ancak ticari iş olarak yorumlanabileceği açıkça ortadadır, diyebiliriz ki; fuhşa teşvik ve aracılık edenlerin ve kumarhane işletenlerin bu işler dolayısıyla elde ettikleri kazançlar ticari kazanç mahiyetindedir." ifadelerini kullanıyor.

Gizli fuhuş yapanların, fuhşa teşvik ve aracılık edenlerin, hırsızlık yapanların, kumar oynayan ve oynatanların elde ettiği geliri hiç beyan etmemeleri veya eksik beyan etmeleri söz konusu olduğunda bu kişilerin elde ettiği gelirin resen tespit edilmesi gerektiğinin altını çizen Halil Yılmaz şöyle devam ediyor: "VUK’nun 30’uncu maddesinin birinci fıkrasına göre resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. Ancak tamamen vergi dairesinin bilgisi dışında tutulan işlerde resen vergi tarhı yoluyla ödenecek verginin tespit edilmesi için bu kişilere ilişkin olarak VUK’nun 154, 155 ve 156’ıncı maddelerindeki hususların varlığının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu belirlemelerle yapılan işin serbest meslek veya ticari faaliyet kapsamında olup olmadığı tespit edilecek ve ona göre vergilendirme yapılacaktır."

İdarenin ‘vergilendirilmiş kazanç kutsaldır’ sloganıyla gelir elde etmek istemesine karşın kanun koyucunun ileri giderek kutsal olan, olmayan ayrımı yapmaksızın kazançların tümünü vergilendirmeyi amaçladığına işaret eden Halil Yılmaz, şunları söylüyor: "Fuhuş, kumar, hırsızlık gibi işler şahsen yapılan, özel beceri, deneyim ve uzmanlık isteyen işlerdir. Dolayısıyla, gizli fuhuş yapanlar, kumar oynayanlar, hırsızlık yapanlar; şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye, beceriye, ihtisasa dayanarak bu işlerini yürütmektedir. Gizli fuhuş yapanların bir kısmı bir işverene tabi olmaksızın kişisel sorumluluk altında kendi nam ve hesabına çalışmakta, önemli bir kısmı da fuhşa teşvik ve aracılık edenlerin ‘sermayesi’ olarak yine şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanarak bu mesleklerini yerine getirmektedir. Kumar oynamak da bir meslek halini almıştır. Ayrıca bu meslekler 1 takvim yılı içerisinde en az 2 defa icra edilirlerse devamlılık unsurunu da taşırlar. Buna göre gizli fuhuş yapanların, kumar oynayanların, hırsızlık yapanların kendi nam ve hesaplarına bağımsız ve devamlı olarak, bir ilme, beceriye ve ihtisasa dayanarak, kendisine veya başkasına ait bir evde, otel odasında, arabada, sokaklardaki faaliyetleri karşılığı elde ettikleri kazançları da bir serbest meslek kazancı niteliğindedir. GVK’nun 66’ıncı maddesine göre, serbest meslek faaliyetini devamlı meslek olarak ifa edenler serbest meslek erbabıdır."

KDVK’nun birinci maddesine göre Türkiye’de yapılan ticari ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki hizmetlerin bu kanuna tabi olduğunu dile getiren Yılmaz’ın bu konudaki görüşleri şöyle: "Bu kanunun 10’uncu maddesine göre KDV açısından vergiyi doğuran olay hizmetin yapılması anında meydana gelir. 20/1 inci maddesine göre hizmet işleminde matrah, bu işlemin karşılığını teşkil eden bedeldir. Bu hükümlere göre gizli fuhuş yapanların, fuhşa teşvik ve aracılık edenlerin, kumar oynatanların verdikleri hizmet KDV Kanununun konusu içine girmekte, bu hizmetlerin verildiği anda KDV yükümlülüğü doğmakta ve hizmetin karşılığı olarak alınan ücret KDV matrahını oluşturmaktadır. Öte yandan bu kişilerden alınabilecek KDV oranının lüks tüketim için düzenlenen oran olacağı da dikkate alınmalıdır."
 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER