ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL23°C
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 10 Şubat 2017 Cuma 15:08

Kılıçdaroğlu : "Referandumda hayır çıkarsa Türkiye büyük bir nefes alır"

Kılıçdaroğlu : "Referandumda hayır çıkarsa Türkiye büyük bir nefes alır"

"Referandumda hayır çıkarsa Türkiye büyük bir nefes alır, rahat bir nefes alır. Herkes anayasal konumuna geri döner. Cumhurbaşkanı yerine, Başbakan yerine, ana muhalefet yerine. Herkes yerine. Yasaların kendisine verdikleri görevleri yaparlar"


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Referandumda hayır çıkarsa Türkiye büyük bir nefes alır, rahat bir nefes alır. Herkes anayasal konumuna geri döner. Cumhurbaşkanı yerine, Başbakan yerine, ana muhalefet yerine. Herkes yerine. Yasaların kendisine verdikleri görevleri yaparlar" dedi.

Kılıçdaroğlu, genel merkezde gerçekleştirilen Parti Meclisi, Yüksek Disiplin Kurulu ve TBMM Grubu ortak toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, dünya çapında, Türkiye'yi yurt dışında temsil eden sanatçıların da kapının önüne koyulduğunu ileri sürdü. Batıdan Türkiye'ye bakıldığında Türkiye'de "üniversitelerin olmadığı" algısının ortaya çıktığını savunan Kılıçdaroğlu, "Neden? Bu kadar üniversite hocası kapının önüne konulmuş. Hiçbir üniversiteden 'tık' yok." dedi.

"Aydının görevi nedir?" diye soran Kılıçdaroğlu, "Aydın toplumun öncüsüdür, önderidir. Bedel ödenecekse ilk bedeli ödeyendir. Bu üniversitelerden aydın falan yetişmez. Bu üniversiteler bu anlayışla giderlerse Türkiye'yi ortaçağ karanlığına götürürler" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, 20 Temmuz sonrası "hukuk, demokrasi, insan hakları, ahlak" diye bir şeyin kalmadığını iddia ederek, "TBMM" diye bir Meclisin de kalmadığını savundu. Kılıçdaroğlu, "Görünürde var ama fiilen dişleri sökülmüş bir aslana benziyor. Oturmuş orada binası görkemli, içindeki insanlar milletvekilleri ve iyi paralar alıyorlar ama etkinlikleri yok, ellerinden alınmış. Yasama yetkisi ellerinden alınmış." dedi.

Bu duruma itiraz edenin sadece CHP olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Diğerleri itiraz da etmiyorlar. 'Ne iyi oldu, bunların tamamını atmamız gerekir' diyorlar." diye konuştu.

"Türkiye'nin yarı açık cezaevi" olduğuna ilişkin sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, Başbakan Binali Yıldırım'ın bunun doğru olmadığı yönündeki sözlerine ise şu cevabı verdi:

"Öğretim üyesini üniversiteden atıyorsunuz, pasaportuna el koyuyorsunuz, yurt dışına çıkma yasağı getiriyorsunuz. Ama 'Türkiye'de gezebilirsiniz' diyorsunuz. Bu ne demektir? Türkiye yarı açık cezaevi. Yurt dışına çıkmayı yasaklamışsınız. Suçu var mı? Hayır, suçu yok. Peki neden pasaportuna el koydunuz. Hükümetin takdiri. Ne demektir bu? Türkiye yarı açık cezaevi durumundadır. Sadece hocanın değil, eşinin pasaportuna da el koyuyorsunuz, gazetecinin eşinin pasaportuna da el koyuyorsunuz. Eşlerinin, çocuklarının ne günahı var? 'Biz kollektif suç yarattık sizin haberiniz yok mu?' diyorlar. 'Bir kişi suçlu olarak tanımlanıyorsa ve suçlanıyorsa bütün aileyi hep birlikte aynı suçtan yargılayacağız' diyorlar."

- "Bu bir siyasi parti seçimi değil"

Bütün bunların yürürlükteki anayasaya göre yapıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Bir de anayasa değişiklikleri kabul edilirse Türkiye'nin başına açılacakları düşünün. Bu haliyle bu sonuç doğuyorsa yeni anayasa değişikliklerinin kabulü halinde Türkiye'nin nasıl tehlikeli bir mecraya sürüklendiğini hep birlikte düşünmemiz lazım. Bütün vatandaşlarıma çağrı yapıyorum; çocuğunu düşünüyorsan, komşunu düşünüyorsan, ülkeni düşünüyorsan, bayrağını düşünüyorsan, vatanını düşünüyorsan bu referandumda çok ama çok hayırlı bir iş yapacaksın. 'Hayır' oyu kullanacaksın. Hayırları çoğaltacağız, hep birlikte.

Gittiğiniz her yerde şunu söyleyin; bu bir siyasi parti seçimi değil. Her bir vatandaşımız bir siyasi partinin üyesi olabilir, hatta hiç üyesi olmaz da sempatizanı olur. Seçimlerde, seçim bildirgesini hiç okumaz. Ama gider 'benim partim budur' der ve oyunu verir. Bu o tür bir seçim değil. Bu bir referandum. Burada bir siyasi iktidar seçilmiyor, burada Türkiye'nin geleceği, demokrasisi oylanıyor. Demokrasi hepimiz için geçerli. O nedenle bu referandum Türkiye'nin geleceğini belirleyen önemli bir süreçtir."

Konunun Türkiye meselesi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu nedenle sorumluluk alarak referandum sürecinde partinin bayrağını değil, Türk bayrağını kullanacaklarını söylediklerini anımsattı. Kılıçdaroğlu, "Türkiye'nin sorunuysa Türk bayrağıyla meydanlara çıkacağız, demokrasi ise Türk bayrağıyla isteyeceğiz." dedi.

Bu referandumun önemli olduğu ifadesini yineleyen Kılıçdaroğlu, Kurtuluş Savaşı'nı yöneten Meclisin 15 Temmuz darbe girişimini onuruyla savuşturduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Şimdi 'bu Meclisin yetkilerini elinden alacağız' deniliyor. Neden? Kanun yapma tekelinin bir kısmını alacağız, kime vereceğiz? Tek adama, bir adama vereceğiz. O kişi arzu ettiği zaman hiçbir şart olmaksızın Meclisi feshedebilir. Bütün vatandaşlarım vicdanlarına sorsunlar, elini vicdanlarının üzerine koysunlar. Senin oy verip, Meclise gönderdiğin bir parlamentoyu bir kişi kalkıp 'ben feshediyorum' dediği zaman sen bunu haklı buluyor musun? Haklı bulmuyorsan 'kusura bakma' diyeceksin. Düne kadar destek veriyordum, seçim olsa belki yine destek veririm ama ben bu kadar çok yetkiyi bir kişiye veremem. Ben kendi irademi bir başkasına ipotek ettirmem.

Şu anda parlamentoda dört parti var. Biz ne istiyoruz? 'Dört parti yetmez' diyoruz. Yüzde 1 oy alan partinin bile en azından genel başkanı Meclise gelmeli, Mecliste konuşmalı. Biz bunu savunuyoruz. 'Parlamenter demokratik sistem daha güçlü hale gelsin' diyoruz. Milletvekilleri parti liderinin iki dudağı arasında değil, milletin oylarıyla seçilsin gelsin istiyoruz. Ön seçim olsun istiyoruz. Gelin parlamentoya ön seçimi zorunlu hale getirelim. Milletvekili vatandaştan desteğini alsın, siyasi parti liderinden değil. Savunuyoruz ve önümüzdeki hafta da bunun kanun teklifini vereceğiz."

- "Bu Cumhuriyeti bunun için mi kurduk biz?"

"Cumhuriyeti kuran, milli Kurtuluş Savaşı'nın başkomutanı, bütün dünyada hayranlık uyandıran ve 80 milyonun iftiharı temel aktör Mustafa Kemal'e verilmeyen yetkilerin bir adama verileceği"ni iddia eden Kılıçdaroğlu, bunun her yerde anlatılması gerektiğini söylerek şöyle devam etti:

"Biz parlamentonun yetkisini alıyoruz, bir kişiye veriyoruz ve 'sen kullan' diyoruz. Tepe tepe kullan. Mahkemeleri bir kişiye teslim ediyoruz. Adalet nasıl dağıtılacak? Devlette liyakati bir kişi belirleyecek. Kim hangi şartlarda müsteşar, büyükelçi, vali, kaymakam, general olur? Kim belirleyecek? Bir kişi. Böyle bir devlet düzeni olur mu? Dönem değişecek birisi gelecek şartlar bu. Türkiye böyle bir maceranın içine, sonu belli olmayan bir maceranın içine sürüklenebilir mi? Bu cumhuriyeti bunun için mi kurduk biz?"

Kılıçdaroğlu, başbakanlığın kalkacağını, gensoru verilemeyeceğini belirterek, "Hangi kanunu istedin de Meclisten çıkaramadın? Önce bu sorunun cevabını ver. Hangi kanunu parlamentoya getirdiniz de çıkaramadınız? 15 yılda hangi kararı almak istediniz de alamadınız?" dedi.

Getirilen kanun tekliflerinin Meclisten çıktığı haliyle kıyaslanması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Daha makul, daha dengeli mi? Bize hak veriyorsunuz, yaptığımız eleştirilere. KHK ile sonra onları düzeltiyorsunuz. Meclise getiriyorlar. 'Bu yanlıştır' diyoruz. İktidar partisinin milletvekillerini ikna ediyoruz. Çıkarıyorlar maddeyi sonra bir bakıyoruz KHK ile oraya koymuşlar. Bu, 'ben parlamentonun iradesini tanımıyorum' demektir. Parlamentonun iradesini tanımayan bir siyasal güce siz önemli yetkiler veriyorsunuz. Kimse hesap soramayacak. Hesap sormak için de 400 milletvekilinin oyu lazım."

Bunun çağ dışı ve demokrasi dışı ve dünyada örneği olmayan bir anlayış olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, "Türk tipi diyorlar. Ne Türk tipi? Sizin Türklükten, Türk tarihinden de haberiniz yok. Böyle bir şey asla olamaz" diye konuştu.

Adalet ve Kalkınma Partisine oy veren vatandaşlara da seslenmek istediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Olay bir Erdoğan olayı değil. Yapılan düzenleme de Erdoğan için yapılan bir düzenleme değil. Düzenleme Türkiye'nin başına felaket getirecektir. Her insan fanidir, hepimiz faniyiz. Hiçbir koltuk bize baki olarak tahsis edilmemiştir. Demokrasilerde böyle bir şey yoktur, babadan oğula geçecek diye bir şey de yoktur. Referandumda oy kullanırken çocuğunu düşüneceksin, torunlarını düşüneceksin. Daha güzel, huzurlu bir Türkiye mi, yoksa kargaşa içinde bir Türkiye mi istiyorsun?" dedi.

Kılıçdaroğlu, dış politikada da ciddi hatalar yapıldığını savunarak, El Bab'taki şehit sayısının 60'ı geçtiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

"(Güvenli bölge yaratacağız) dediler. 'Yaratın' dedik. Biz de destekliyoruz. Gittiler El Bab'a, El Bab'ı alacağız. Niye alacaksın? Türkiye topraklarına mı katacaksın? Hayır. O zaman El Bab'a kadar olan bölgede, güvenli bölge ilan et ve orada dur. Daha derinlere inme. Bunu söyledik, kıyamet koptu. Siz işte Türkiye'ye ihanet ediyorsunuz. Sonra aklı başına geldi. Bir uçak yolculuğunda 'evet El Bab'tan sonra daha derinlere inmemek lazım.' Bizim söylediğimizi teyit etti.

Geçen gün Sayın Trump ile görüştü. Efendim El Bab değil, Münbiç'e ve Rakka'ya da gireceğiz. 24 saatte ne değişti? Bir ülkenin yönetimi, başka ülkelerin yönetim kadrolarını kendi umudu, güvencesi olarak görürse o ülkeyi yönetemez. Dönem değişiyor ve doğru Rusya'nın yanına. Rusya ne dedi. 'PKK bizim için terör örgütü değildir' dedi. Ses çıkıyor mu? Tık yok. Trump 'çoğunluğu Müslüman olan 7 ülkenin vatandaşlarını Amerika'ya sokmayacağım' dedi. Tık yok. İtiraz eden kim? Biziz."

Kılıçdaroğlu, "referandumda hayır çıkarsa Türkiye'de büyük bir karmaşa çıkar" şeklindeki iddiaları da hatırlatarak, şunları söyledi:

"Referandumda hayır çıkarsa Türkiye büyük bir nefes alır, rahat bir nefes alır. Hayır çıkarsa TBMM kanun tekelini korur. Kanun teklifleri, tasarılar Meclise gelir. Mecliste oturulur, demokratik bir ortamda tartışılır, olgunlaştırılır ve parlamentodan çıkar. Herkes anayasal konumuna geri döner. Cumhurbaşkanı yerine, Başbakan yerine, ana muhalefet yerine. Herkes yerine. Yasaların kendisine verdikleri görevleri yaparlar. Ne diyoruz? 'Hayır da hayır vardır.' Ülkenin geleceği açısından bunu yapmak zorundayız. Evlatlarımız için, güzel ülkemiz için, birlikte yaşamak için, beraber yaşamak için. Farklı düşünceler de bile olsak, farklı siyasi partileri bile desteklesek demokrasi ortak paydasında buluşmalıyız. Bu bizim için çok önemlidir."

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER