ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL21°C
Hafif Sağanak Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 22 Mayıs 2013 Çarşamba 01:14

Kılıçdaroğlu: "ABD'ye gitti 5 konuda duvara çarptı"

Kılıçdaroğlu: "ABDye gitti 5 konuda duvara çarptı"

CHP grup toplantısında partililere seslenen Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ı 5 konuda ağır sözlerle eleştirdi.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin Suriye politikası için “Türkiye Cumhuriyeti, dış politikasını nasıl Katar’a, Suudi Arabistan’a ihale edebilir? Bunun hesabını bu milletin sorması gerekiyor. Ölen her Müslüman’ın kanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ellerindedir.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, dış politikanın özenle üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken bir konu olduğunu vurguladı. Kılıçdaroğlu, “Dış politikada bir hatanın bedelini ülke çeker. Suriye konusunda defalarca uyardık, yanlış yapıyorsunuz, dedik. Hayır biz doğruyu yapıyoruz, dediler. AKP hükümetinin Suriye politikası Türkiye’nin dış politika tarihindeki en büyük hezimettir, en büyük yanlış politikadır. Bedelini sadece Suriyeliler, sadece Türkiye değil Ortadoğu coğrafyası çekiyor.” diye konuştu.

Dış politikada blöf olmayacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, eleştirilerini şöyle dile getirdi: “Dış politikada inandığınız şeyleri söylersiniz, ülkenin çıkarlarını savunursunuz. Kendi ülkenizin çıkarlarını başka ülkelerin çıkarlarına heba etmezsiniz. Asıl hedef budur, kendi ülkemizin, kendi insanımızın çıkarları üzerine inşa edilmiş bir dış politika... Böyle olmak zorundadır. Geldiğimiz noktada bakalım kim kazandı. Düşmanlık kazandı, kaybeden barıştır. Ne kazandık? Yeni yeni terör örgütlerinin mensuplarını kazandık. Ne kazandık? Kendi topraklarımızda Suriye’ye göndereceğimiz terör kamplarını kazandık. Böyle bir anlayış olabilir mi? Açıkça yasalara göre AKP hükümeti suç işlemiştir. Başka ülkelere, terör örgütü elemanlarını göndermek için kendi topraklarını açmıştır. Kendisini ilk uyardığımızda Suriye’de 4 ölü vardı, bugün ölen Suriyelilerin sayısı 200 bini aşmış durumda.”

"KARDEŞ KARDEŞİ BOĞAZLIYOR"

İslam coğrafyasında kardeşin kardeşi boğazladığını kaydeden Kılıçdaroğlu, “Bizim de düşünmemiz gerekiyor. AKP hükümeti militanları buraya getirip eğitiyor. Eline silah veriyor, cebine para koyuyor. Burada eğitiyor ve gönderiyor Suriye’ye. Git orada kardeşini öldür, diyor. Böyle bir şey olabilir mi? 90 yıllık Cumhuriyet tarihine yakışır mı bu?” diye sordu.

Suriye konusunda daha önce de basınla paylaştıkları görüşleri kapsamında uluslar arası bir konferansa ihtiyaç olduğu görüşünü dile getirdiklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Biz söyledik onlar, uluslar arası konferansın zamanı geçti, dediler. Siz olayları arkadan izliyorsunuz, dediler. Böyle bir şey olmaz, dediler. Biz bildiğimiz yoldan devam edeceğiz, dediler. Yani radikal unsurları Türkiye’ye getireceğiz, Katar’dan Suudi Arabistan’dan parayı alacağız, burada silahlı eğitim vereceğiz, git kardeşim orada kardeşlerini öldür diyeceğiz. Bu politikayı izlediler, halen de izliyorlar. Halen suç işliyorlar… Brüksel’de liberal sosyalist ve demokrat milletvekillerinin katıldığı bir toplantıda, düşüncelerimizi açıkça söyledik. Dedim ki, Suriye konusunda sizler verdiğiniz sözü tutmadınız. Nasıl, dediler. Başbakan çıktı, Batılılar Suriye konusunda bizi yalnız bıraktılar, dedi. Benim bildiğim Batı etik değerlerine bağlıdır, bir söz verdiyseniz arkasında durmanız gerekir. Neden verdiğiniz sözlerin arkasında durmadınız ve bizim Başbakanı Suriye konusunda yalnız bıraktınız? Söz alan milletvekilleri, hayır biz böyle bir söz vermedik, dediler. Yalan söyleyenden Başbakan olmaz… Şimdi Recep Tayyip Erdoğan’a bir görev düşüyor. Yalan söylemediysen çık milletin önüne kim sana söz verdi, onun kimliğini açıkla. Suriye konusunda bir ülkeden parasal yardım alıp politikanızı belirlerseniz dış politikanızı Katar’a satmış olursunuz. Dış politikanızı Suudi Arabistan’a ihale etmiş olursunuz. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti dış politikasını nasıl Katar’a, Suudi Arabistan’a ihale edebilir. Bunun hesabını bu milletin sorması gerekiyor. Bu milletin vicdanına havale ediyorum. Ölen her Müslüman’ın kanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ellerindedir.” 

Terör örgütüne yardım ve yataklık yapmak ne zamandan beri Türkiye'nin görevi oldu. Amerika'ya gitti 5 konuda duvara çarptı.

1 - Gideceğim Obama'yı ikna edeceğim diyordu. ne dedi Obama. Bir dakika dedi, ne silahlı müdehalaesi. Öyle bir şey gündemimizde yok dedi. Burdan giderken koltuğumun altında bir dosya var.

2. Orada kimyasal silah kullanılıyor Obama'yı ikna edeceğim diyordu. Ne kimyasal silahı kardeşim dediler. Bizim elimizde böyle bir dosya yok. Açtı kapağı içinde beyaz bir sayfa var. Boş.

4 - Giderken şunu söylüyor. Cenevre ipe un sermek demektir. Gitti, bunu da söyledi, ipe un sermektir diye. Oba bir dakika kardeşim dedi. Biz kendi dışişleri bakanımız ve Rusya'nın dışişleri bakanı anlaştı. Görüşüm gelişti ve değişti dedi toplantıdan çıkınca Recep Tayyip Erdoğan. Beyzbol sopasını görünce değişirsin tabi sen...

 Gazze'ye gideceğim diyordu. Önce bir Amerika'ya gel. Sonra Gazze işini görüşürüz dedi. Gitti. Dediler ki, bir dakika Gazze nereden çıktı. Gideceksen hem Gazze'ye hem de Batı Şeria'ya gideceksin dediler. Ne dedi görüşüm değişti dedi, emredersiniz dedi.

Özel bir toplantı yapıyorlar. O toplantı Türkiye Cumhuriyeti açısında yüz kızartacak bir toplantıdır. O toplantıda Dışişleri'nin mÜsteşarı ve Büyükelçi yok. Siz kiminle toplantı yapıyorsunuz? Devletin arşivine hangi bilgiler gelecek. Devlet yönetiminden bir haber olan anlayıştır bu.

Siz oturup başbaka pazarlık yapacaksınız. Ben sana sormayacak mıyım? Oturup hangi ülkenin pazarlığını yapıyorsunuz? Brüksel ziyaretimiz oldu. Davete icabet etitk. 10 dakikalık bir konuşma yaptım. Sorular geldi, yanıtlar verdik.

DİKTATÖRLÜĞÜN TANIMINI YAPTI!

Daha sonra Grup Başkanıyla bir ortak basın toplantısı yaptık. Ardından Recep Tayyip Erdoğan'ın Esad'dan hiç bir farkı olmadığını, benim Esad'a hiç bir zaman kardeşim demediğimi, bir gece de düşmanım demediğimi anlattım. Çünkü ben insana saygılıyım dedim.

Reyhanlı'da 51 kişi hayatını kaybetmiş. Yazık değil mi o ölenlere. Reyhanlı'da ölenlerin hesaıbını kimden soracağız, Reyhanlı'daki manavdan mı soracağız. Bütün demokrasilerde o işin sorumlusu iktidardır ve onun başındaki adamdır. Ülkeyi yöneten de hiç kimse kusura bakmasın diktatörlüğe soyunan bir adamdır. Yasama ve yargı benim için ayakbağıdır diyen adama diktatör denir. 

Masum insanları. Sabahın köründe gözaltına alacaksın. Tutuklatacaksın. Dosyasına gizlilik kararı koyacaksın. Avukatı bile göremeyecek. Bunu yapan adama diktatör denir.

Mahkemeye verecekmiş beni. Çok mutlu oldum. Türkiye'nin en hayırlı davası olacak. Uludere için TSK'ya talimat vereceksin. 34 vatandaşımız ölecek. Bu talimatı veren kim? Genelkurmay'In açıklaması var. Biz de talimatı hükümet verir biz de uygularız. 34 vatandaşımızın katili Recep Tayyip Erdoğan'dır.

Gazetecileri, şöyle ve ya böyle işinden attıran adama demokrasilerde diktatör denir. Hele hele sizin boynunuzdaki tasmaları ben çıkardım ey gazeteciler diyen adama diktatör denir. Bergi müfettişerlini kendisi eleştirdi diye görevlendirip ağır cezalar yazdıran adama diktatör denir.

Bugün Ankara Ticaret Odası bilboardları süslemiş. Recep Tayyip Erdoğan IMF'nin borcunu ödedi, kendisine teşekkür ederiz diye. Yağdanlığın ve yalakalığın bu kadarını hiç görmedi. Ona arkadaşlarımdan rica ediyorum zeytinyağı göndersinler. Diktanın olduğu yerlerde bu tür yalakalar sizi şaşırtmasın.
 

KAYNAK:
Ajanslar
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER