ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL31°C
Az Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 20 Ağustos 2013 Salı 15:53

‘Hipertansiyon, kalp, böbrek ve damarlarda rahatsızlıklara yol açıyor’

Hipertansiyon, kalp, böbrek ve damarlarda rahatsızlıklara yol açıyor


 Denizli Devlet Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Davut Akın, toplumda sık rastlanan ve sinsi seyreden bir hastalık olan hipertansiyonun kimi hastaların kalp, böbrek ve damarlarında çeşitli sorunlara yol açabileceğini söyledi.

Dr. Akın, halk arasında ‘tansiyon yükselmesi’ hastalığı da denilen hipertansiyonun, kan basıncında meydana gelen yükselme olarak tanımlandığını, son yıllarda bu tanımın sebebi tam olarak bilinmeyen, kalp damar sisteminde yapısal ve fonksiyonel hasarlar meydana getiren ilerleyici bir hastalık olarak değiştiğini ifade etti.

Akın, “Bu ilerleme, belirtisiz ve sinsi bir seyir gösterebilir. Vücutta atardamarlarda, kalpte ve böbreklerde ateroskleroz denilen ve damar yapılanmasında bozulma ile karakterize sorunlara yol açar. Daha da ileri giderek, halk arasında inme dediğimiz beyin rahatsızlığına veya kalp krizine kadar giden büyük problemlere de sebep olabilir. Bu nedenle, hipertansiyon hastalarının rutin sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri ve ilaçlarını düzenli kullanmaları gerekir.” dedi.

Hipertansiyonun sinsi bir hastalık olduğunu vurgulayan Akın, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden yıllarca devam edebildiğini belirtti. Akın, “Hipertansiyonun belirtilerini anlamak çok güç olabilir. Hatta bazen hiçbir belirti vermeyen ama yüksek risk taşıyan hipertansiyon vakalarına rastlanır. Bu nedenle de sessiz katil olarak da adlandırılır. Ancak vakaların küçük bir kısmında, ilk zamanlarda belli belirsiz baş ağrısı, baş dönmesi nöbetleri, zaman zaman burun kanamaları gibi belirtiler olabilir. Güneş altında uzun zaman geçiren hastalarda belirtiler daha ileri seviyede olabilir. Bu belirtiler, çoğu zaman hipertansiyon ilerlemiş ve yüksek sınırlara gelmiş olduğunda daha baskın görülür.” diye konuştu.

Hipertansiyonu olan tüm hastaların, tanı konduğu andan itibaren yaşama tarzı değişikliğine gitmesi gerektiğini anlatan Akın, “Yaşam tarzı değişiklikleri; tuz alımının kısıtlanması, fiziksel egzersiz yapılması, sigara kullanımına son verilmesi, ideal kiloya inilmesi, alkol kullanmaktan kaçınılmasıdır. Eğer hedef kan basıncı değerlerine ulaşılamazsa ilaç tedavisine başlanır. Buna karşılık kardiyovasküler hastalık riskinin yüksek olduğu hastalarda yaşam tarzı değişikliği önerisi ile birlikte vakit kaybetmeden hemen ilaç tedavisine başlanır.” şeklinde konuştu.

 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER