ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Az Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 04 Nisan 2013 Perşembe 22:56

"Hedefin arka plana itilmesine müsaade etmeyin"

"Hedefin arka plana itilmesine müsaade etmeyin"


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çözüm sürecinde oluşturulan Akil İnsanlar’la ilgili isim boyutuna takılıp işin sulandırılmamasını istedi.

Erdoğan, "Hayırlı bir işi için hayırlı niyetlerle bir araya geldik. İşin magazin isim boyutuna takılıp hedefin ve niyetin arka plana itilmesine, sulandırılmasına lütfen müsaade etmeyelim." dedi.

Çözüm sürecine katkı sağlamak amacıyla oluşturulan Akil İnsanlar, Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi'nde Başbakan Erdoğan ile bir araya geldi. Toplantıya yazar, akademisyen, sanatçı, oyuncu kimliği ile 62 kişi katıldı. Başbakan Erdoğan, toplantıda Akil İnsanlar’a hitaben konuşma yaptı. Heyeti örnek, temsili bir grup olarak görmenin daha doğru olacağını ifade eden Başbakan Erdoğan şunları söyledi: "Biz benzeri bir yapılanmayı 2005 yılında ihdas ettiğimiz Medeniyetler İttifakı girişiminde de uygulamıştık. O zaman 20 kişiden oluşan bir heyet oluşturulmuştu. Sonradan eleştirilere neden olmuştu. Biz enerjimizi listenin ve heyetin isminden ziyade işin magazin boyutundan ziyade üstlenmekte olduğumuz misyonun çok önemli, çok daha hassas zeminde yürütülmekte olduğumuzu hatırlatmak durumundayım. Kamuoyuna, medyamıza şu çağrıyı da yapmak istiyorum. Hayırlı bir işi için hayırlı niyetlerle bir araya geldik. İşin magazin isim boyutuna takılıp hedefin ve niyetin arka plana itilmesine sulandırılmasına lütfen müsaade etmeyelim. Zira geçmişte çok yaşadık. Çok can alıcı acil bir meseleyi çözmek için istişare toplantılar yaparken niyet, hedef, yapılanlar unutuldu. Magazin sulandırma ön plana çıktı. Hem buradaki heyetin hem dışarıdaki dost ve kardeşlerin zarfla, çerçeveyle ilgili tartışmaları bir kenara bırakıp özle ilgilenmelerini sürecin önemi ve hassasiyeti açısından önemli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Heyeti oluştururken zorlu bir seçme süreci yaşadık. Geniş bir havuz oluşturduk. Katkı verebilecek söz söyleyebilecek, örnek teşkil edebilecek, temsil kabiliyeti yüksek, kanaat önderi yapabilecek çok sayıda isim belirledik ama heyetin etkinliği ve çalışma kolaylığı açısından sayıyı sınırlı tutma zorunluluğumuz vardı. Çok hassas ince bir tercih sürecinin ardından farklı kesimleri, farklı düşünce dünyalarını temsil etmek suretiyle 76 milyonun özeti sayılabilecek bir heyet oluşturmaya gayret ettik. Burada bulunan insanların ortak noktası kangren olmuş bir sorunun çözümünü istemeleridir. Can kaybına kan kaybına yol açan bir meselenin sona erdirilmesini dert edinmeleridir. Bu heyetin dışında sözü eleştirisi olan varsa dinliyoruz. Dinlemeye devam edeceğiz. 76 milyonun tamamına kulak verebilmek için hassasiyetle çalıştık bundan sonra da aynı hassasiyet, sabır ve kucaklayıcı tavırla çalışmaya devam edeceğiz."

AK Parti iktidarı olarak 10 yıl boyunca çok köklü meselelerin üzerine gittiklerini ve reform yaptıklarını ifade eden Erdoğan şöyle devam etti: "Büyük değişimlere, dönüşümlere imza attık. Bunları yaparken milletimizi desteğini alarak yürüdük. Katkı ve eleştirileri rehber edinerek süreçleri işlettik. Demokratik katılım kanallarını açık tuttuk. Uzlaşı ve diyaloga önem verdik. Bizim gibi düşünsün veya düşünmesin hakkın hukuka önem veren herkesi dinledik. Bu heyet çok farklı kesimleri temsil ediyor. Farklı düşüncelerden, etnik köken, inançlar, mezhep, ideoloji ile herkes bir sorunun var olduğunu ve acilen çözülmesi gerektiğini kabul ediyor. Bizim ortak paydamız da budur. Biz Türkiye’nin sorunları olduğuna ve bunların acilen çözülmesi gerektiğine inanan kişiler olarak buradayız. Her ne şekilde olursa olsun çözüm arayışlarının uzağında durmanın bahanesi olmaz. Kan akmaya devam ederken her bahane teferruattır. Terörün sebepleri, sonuçları, çözümleri konusunda herkes farklı perspektifler ortaya koyabilir ama hepimizin ittifak edeceği konu kanının durmasıdır, hakkın hukukun üstün tutulmasıdır. Silahı, terörü, şiddeti, çatışmayı ölümü değil demokrasiyi, hakkı, hukuku, siyaseti hayatı önemseyen herkesin yapması gereken taşın altına elini koymak, sorumluluk üstlenmek ve yanlış gidişe dur demektir. Bu salondaki insanlar sadece akil değildir aynı zamanda cesur, yürekli, idealist ve barışseverdir. Böyle bir tablonun oluşması en başta milletimizi umutlandırmış, yüreklendirmiştir."

"UMUTLAR YEŞERDİ"

Çok farklı kesimlerden insanların bir arda bulunmasının ortak bir fotoğraf vermesinin sorunun çözümüne ilişkin umutları daha da yeşerttiğini anlatan Erdoğan, "Sorunun parçası olanların yaptıkları, yapacakları açıklamalar bizim umudumuz kararlılığımızı kesinlikle zayıflatmaz. Kanı, gözyaşını durdurmak için Türkiye’yi daha yaşanabilir bir ülke 1. sınıf demokrasiye sahip yapmak için birlikte çalışma arzusundayız. Aynı halis samimi niyetlerle toplumdaki algıyı değiştirmek toplumu sağlıklı şekilde bilgilendirmek zorundayız. Hangi takvim çerçevesinde ilerleyeceğimiz konusunda bizim bazı düşüncelerimiz var. Ancak yolun ve yöntemin çizilmesi noktasında asıl belirleyici olan bu heyet ve bu heyetin istişareleri olacaktır. 7 coğrafi bölge için gruplandırma yaptık. Başkan, vekil ve sekreter belirledik. Böyle bir heyet neden ihtiyaç duyduk beklentilerimiz nedir. Çözüm sürecinde istikametimiz bulunduğumuz nokta gayeniz nedir. Bunun gibi sorulara en kısa sürede cevap vermek arzusundayım. Türkiye terör ve şiddet nedeniyle 40 bine yakın insanını toprağa verdi. Bunun ekonomik, sosyal ve siyasi faturaları ile ilgili tahminleri sizler de biliyorsunuz. Sadece iç barışımızı, toplumsal bütünlüğümüzü huzuru değil aynı zamanda bölgesel etkinliğimizi büyük zorluklarla sağladığımız güven ve istikrarı da riske atıyor. Çözümsüzlüğü çözüm olarak görenlerin anlamadığı gerçek bu yaklaşımın miadını doldurduğu, bu anlayışın artık sürdürülebilir olmadığıdır. Çözüme karşı olanların önerisi açıkça ölümlerin devam etmesidir. Türkiye’nin kan kaybetmeyi sürdürmesidir. Biz ülkemize bu faturayı ödetmek istemiyoruz. Her yıl belli sayıda şehit vermeyi, her yıl belli bedeller ödemeyi sineye çeken, kabul eden anlayış vicdanı ve insani değildir. Burada bir şikayetimi sizlerle paylaşmak istiyorum. 14 Ağustos 2001’de AK Parti’yi kurarken terör meselesi ile ilgili görüşlerimizi ve çözüme ilişkin önerileri programımızda çok net şekilde ifade ettik. O andan itibaren de Türkiye’nin ayağına takılan bu prangayı söküp atmak enerjimizi büyümeye yöneltmek için yoğun gayret içinde olduk. Bütün bu süreçte yalnız olduk, yalnız bırakıldık. Elbette birlikte yol yürüdüğümüz milyonları kastetmiyorum. Bizimle aynı sızıyı hissedenleri kastetmiyorum. Ancak gücü, yetkisi, birikimi, imkanı ve fırsatı olduğu halde bu can alıcı can yakıcı meselede inisiyatif almayanları elinin taşın atına koymayanları mazur görmemiz mümkün değil." diye konuştu.

"BİZ YOLU AÇTIK AMA YOLA SADECE KENDİMİZ, MİLLETİMİZ VE BİR AVUÇ GÖNÜL İNSANI DEVAM ETTİK"

Kimilerinin terör meselesine oy penceresinden baktığını anlatan Erdoğan konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bu ülkede kazanacağı ya da kaybedeceği oy penceresinden bakanlar oldu hala da var. Gençlerin ölümüne tiraj ve reyting kaygısıyla bakanlar oldu hala var. Kasasına giren çıkan para noktasında bakanlar oldu ve bunlar hala var. Akan kana bakarken kendi çocuklarını, kardeşlerini gözünün önüne getirmeyip kendi reytingini şöhretini düşünenler oldu ve bunlar da hala var. İstedim ki bir Başbakan bir siyasetçi olarak ben sadece yolu açsaydım, yolu temizleseydim yolu aydınlatıp engelleri kaldırsaydım açtığımız o yoldan bilim insanları ilerleseydi, mütefekkir, münevverler, gönül insanları, aydın, sanatçılar, siyasetçiler ilerleseydi. Ne yazık ki biz yolu açtık ama yola sadece kendimiz sadece milletimiz ve bir avuç gönül insanı devam ettik. Bize yol göstermesi gereken niceleri hele siz gidin belki arkanızdan geliriz dedi. Niceleri yola hendek kazıdı, tuzaklar döşedi. Yol boyunca taşlandık, tehdit edildik saldırıya uğradık. Partimizin kapatılma tehdidinden tutunuz Danıştay saldırısına, müdahale senaryolarından tutunuz sabotajlara provokasyonlara kadar nice badireler atlattık. Ama hiç vazgeçmedik yılgınlığa kapılmadık. Çünkü biz bu süreçte eğer bir ülkede demokrasi açığı varsa o ülkede her alandaki sorunlar birbirini besleyerek derinleşiyor bunu gördük. Tek tip reddiyeci inkar bir devlet ve siyaset anlayışı varsa ortada çatışma kargaşa huzursuzluk eksik olmuyor. Eğer bir ülkede milletin irade gasp ediliyorsa çeteler, karanlık odaklar cirit atıyorsa vesayetçi odaklar kendini hakim görüyorsa orada ne huzur ne refah ne hak ve özgürlük olur. Terör sadece terör değildir. Eğer terörü sadece silahlı saldırı olarak, korkutma sindirme hareketi olarak görenler varsa bunlar ciddi şekilde yanılıyor. Terör ekonomik, diplomatik, sosyal, siyasal psikolojik boyutu olan bir meseledir. Terör bir ülkeye, millete karanlık istikamet çizme yöntemidir. Maalesef terör 29 yıl boyunca kısmen de olsa bu noktalarda başarı sağlamıştır. Terör ve şiddet ekonomiye zarar vermiştir. Terör ve çatışma sosyal psikolojik yapıya zarar vermiştir. Silaha terör bölücü anlayışlara sarılanlar ne kadar suçluysa başta Diyarbakır cezaevi olmak üzere insanlık dışı muameleyle, işkenceyle o örgütün adeta kurulmasına çanak tutanlar da o kadar da suçludur. Kan döken örgüt ne kadar suçluysa o örgüte istismar bataklıkları sunanlar da o kadar suçludur."

Başbakan'ın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı devam etti.

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER