ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Hafif Yağmur
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 24 Nisan 2013 Çarşamba 17:13

"Halk isterse sürece karşı olanları susturur"

"Halk isterse sürece karşı olanları susturur"


 Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Hacımustafaoğulları, çözüm sürecini istemenin yetmeyeceğini, süreç içinde aktif rol almak gerektiğini söyledi. Sürecin devamını istemeyen kesimlerin olacağına dikkat çeken Hacımustafaoğulları, “Ama her şeye rağmen çatışma sürecinden nemalanan, çatışma sürecini ortaya koyan, bu süreçten menfaat uman; varlığını bu sürece borçlu olan kurumlar, kişiler, partiler bu sürecin bitmesini, başarıya ulaşmasını istemez. Fakat bütün toplum olarak sürece gereken destek verilmeli, kucaklanmalı ki bu şer unsurlar, seslerini kesmek zorunda kalsın.” dedi.

Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) heyeti çözüm süreciyle ilgili Diyarbakır, Batman ve Mardin’de STK temsilcileri ve kanaat önderlerine çeşitli ziyaretler gerçekleştirecek ve fikir alışverişinde bulunacak. Bu kapsamda Müstakil İşadamları Derneği'ni (MÜSİAD) ziyaret eden ASDER Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Hacımustafaoğulları, terör dönemini 'yükleri yakan bir dönem' olarak değerlendirdi. Terör döneminde Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda kayıplar yaşadığını dile getiren Hacımustafaoğulları, o dönemin toplumun bütün damarlarını olumsuz etkileyen bir süreç olduğunu ifade etti. Çatışma sürecinin Türkiye’den başka herkesin faydasına olduğunu kaydeden Hacımustafaoğulları, “Bize tamamiyle zararı oldu. Böyle bir zararı biz niye sırtımızda taşıyalım. Türkiye 30 yıllık bir dönemden sonra bütün milletin yüreğini yakan, ülkemize her anlamda zarar veren bu dönemden sonra bir umut ışığı yakaladı.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de ilk defa milli iradeyi temsil eden bir hükümetin bulunduğunu kaydeden Hacımustafaoğulları, şunları dile getirdi: “Diğer dönemlerde maalesef milli irade değil, bir vesayet sistemi hakimdi. Dolayısıyla o dönemde vesayet sisteminin doğurduğu sıkıntılar bütün toplumu etkiledi. Son 10 yıldır millette var olan çözüm beklentisi tabi olarak bu hükümet sayesinde hayata geçmiş oldu. Aslında bu hükümetin değil, toplumun projesidir. Aslında toplum bunu istiyor, ama toplumun bu isteğinden beklentisi bir türlü hayata geçmiyordu. Hükümet burada bir ön aldı.” Toplumun bu sürece sahip çıkması gerektiğinin altını çizen Hacımustafaoğulları, süreçte bütün STK’ların aktif rol alması gerektiğini vurguladı. Çözüm sürecini istemenin yetmediğini kaydeden Hacımustafaoğulları, idrak etmeyenlere de süreci anlatarak ikna etmek gerektiğini ifade etti.

Güneydoğu’da sürece desteğin yüzde 90 civarında olduğunu, ancak diğer bölgelerde bu oranın düştüğünü kaydeden Hacımustafaoğulları, “Çünkü bu süreci en ağır şekilde yaşayan çatışma döneminden en fazla etkilenen güneydoğu bölgesidir. En çok zarar gören, etkilenen insanların da, bölgenin de bu süreci bu oranda yüksek desteklemesi gayet normaldir. Ümit ediyoruz ki önümüzdeki dönemde süreç ilerledikçe, olumlu gelişmeler görüldükçe bütün Türkiye’de olması gereken desteğin geliştiğini göreceğiz. Toplu yönde de bütün halkımızın bu çözüm sürecini elini taşın altına koyarak desteklemesi, gayretlerini ortaya koyması gerekiyor. Neticede bu bütün bir toplumu ilgilendiren bir sorundur. Bundan hepimizin kaybı, zararı var. Çatışma dönemi akla, mantığa, vicdana ters, anormal bir dönemdi. Normal olan barış içerisinde, huzur içerisinde, bütün toplum kesimlerinin bir beraber olarak yaşamasıdır. İnşallah bu süreç sonuçlanır ve Türkiye hak ettiği noktaya gelir." diye konuştu.

Bazı kesimlerin çözüm sürecini anlayamadığından yakınan Hacımustafaoğulları, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yönde olumlu gayret gösteren kişi ve kesimlerin onları iknası yönünde gayret göstermesi gerekiyor. Ama her şeye rağmen çatışma sürecinden nemalanan, çatışma sürecini ortaya koyan, bu süreçten menfaat umanvarlığını bu sürece borçlu olan kurumlar, kişiler, partiler bu sürecin bitmesini, başarıya ulaşmasını istemez. Fakat bütün toplum olarak sürece gereken destek verilmeli, kucaklanmalı ki bu şer unsurlar, seslerini kesmek zorunda kalsın. O toplumsal gücü ve vicdanı ortaya koymamız lazım.” 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER