ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL16°C
Az Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 25 Temmuz 2013 Perşembe 01:34

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ndan iftar yemeği

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfından iftar yemeği


Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Ankara Temsilciliği'nce iftar verildi.

ATO Congresium'da verilen iftara, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, DSP Genel Başkanı Masum Türker, CPP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, eski Meclis Başkanı Köksal Toptan, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Güldan Akşit, TBMM Grup Başkan Vekili Mihrimah Belma Satır, Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Laurent Bili ile ABD Büyükelçisi Francis J. Ricciardone’nin aralarında bulunduğu 70 ülkenin büyükelçileri, Alperen Ocakları, Türk Ocakları, Yüksek Yargı Mensupları ve iş adamları ile akademisyenler katıldı.

YILMAZ: ÜLKEMİZİN VE DÜNYANIN SULHE İHTİYACI VAR

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, programda yaptığı konuşmada, Ramazan ayının önemine değindi. Hoşgörüyü esas alarak çalışan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın tüm üyelerine teşekkür eden Yılmaz, “Çünkü hem ülkemizin hem dünyanın, hem sulhe hem barışa hem karşılıklı anlayışa hem de hoşgörüye ihtiyacı var. Hoş görmek katlanmayı gerektiriyor mu? Biz de genel bir düstur var: Başkasında kusur gören kendisinde büyüklük görüyor demektir. Büyüklük de bizim kabul etmememiz gerek bir unsurdur. Meğer ki dem, hepsi bir alem. Siz, bir adım atarsanız karşılığı muhakkak gelir. İnsandan gelmezse, balık bilmezse Halık bilir. Halık'ın bileceğini düşünerekten bu yolda ilerlersek, inşallah yüzümüz ak olur. Yüz, aklığı da iki cihana bedeldir” diye konuştu.

ERGİN: MEDENİYETİMİZ BİRLİĞİN VE DİRLİĞİN TESANÜTÜDÜR

Bakan Sadullah Ergin de, böyle bir sofrada bulunduğundan mutluluk duyduğunu belirtti. Ergin, Ramazan’ın günlük hayatın yoğunluğu içinde zaman zaman uzaklarına düştüğü paylaşma fikrini zihinlerde yeniden canlandırdığını kaydetti. Paylaşmayı bilmenin bir büyük erdem, paylaşamamanın ciddi bir zaaf belirtisi olduğunu hatırlatan Ergin, birçok meselenin altında bu sıkıntının olduğu ikazında bulundu. Ergin, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizim medeniyetimiz, komşumuz açken tok yatmayı yadırgayan bir inanç olgunluğunun eseridir. Bizim medeniyetimiz, aynı gök kubbenin altında millet evlatlarının yürüdüğü, sevinci ve kederi ortaklaşa azık ettiği zamanların resmini yansıtır. Bizim medeniyetimiz, umursamaz ve boş vermişlik ile kayıtsızlığın ruhlarımızın esir almasına asla geçit vermeyen şuurun Hazreti Ömer’e, Dicle kenarındaki koyunun hakkını düşündürtecek geniş bir ufkun adıdır, aynı zamanda. Bizim medeniyetimiz, acının fitne ve tefrikanın değil, birliğin, dirliğin, tesanütür aynı zamanda. Bizim medeniyetimiz, inanç ve düşünce farklılıkları ile toplum dayanışmamızı ve idraklerimizi biçimlendirdiği büyük insani değerlerin kaynağıdır. Ramazan’ın kardeşlik duygularını tazelemesini, yeni bir fırsat oluşturmalarını diliyorum.”

RİCCİARDİONE: RAMAZANI SICAK VE İNSANİ BİR ŞEKİLDE HİSSEDİYORUM

ABD Büyükelçisi Francis J. Ricciardone, iftar programında ve Ramazan ayında Türkiye’de bulunduğundan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi. Ricciardone, Ramazan'ın ruhunu Türkiye’de sıcak ve insani bir şekilde hissettiğini kaydetti.

BİLİ: AB PROJESİ, BARIŞ PROJESİDİR, İNŞALLAH TÜRKİYE İLE DEVAM EDECEK

Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Laurent Bili, iftar programında farklı kültürden gelen insanlarla aynı umudu, aynı yemeği paylaştıklarını belirterek, yarının bugünden daha güzel olacağını dile getirdi. Fransa olarak 21. yüzyılın getirdiği acılardan ders aldıklarını vurgulayan Bili, bunun için AB projesini, barış projesini hayata geçirdiklerini açıkladı. Bili, bu projenin de Türkiye ile birlikte devam etmesi temennisinde bulundu.

Bu arada, Vakfın Onursal Başkanı Fethullah Gülen Hocaefendi’nin 1996 yılında yaptığı bir konuşma yayınlandı. İnsanların farklı düşüncelerinin, farklı kulvarlarda adeta farklı başkalaşmalar süreci yaşadığına dikkat çeken Gülen Hocaefendi’nin mesajı şöyle: “Başkalaşırken neyi elde edecektik, elde ettik mi? Hayır. Belki anilmerkez hareketlerde, fiziğin kanunlarında da çok defa görüldüğü gibi birbirimizle sürtüştük, vuruştuk, kalkıştık, ayrılmanın parçalanmanın, çözüşmenin gereği olarak bunları yaptık ama; beklediğimiz şeye de ulaşamadık. Birbirimize katlanamadık, birbirimizi hazmedemedik, birbirimizi kendi kabuğu içinde kabullenemedik. Dolayısıyla kendi vifakımızı ve ittifakımızı kendi cennetimizi kaybettik. Katlanmamız gereken şeylere katlanamadığımızdan dolayı biraz kabaca yaklaşma gibi bir şey oldu. Ve bugüne kadar kaybettiğimiz şeylere ulaşmanın yolu da kanaati acizanemce birbirimize katlanma, birbirimizi kendi konumunda kabul etmektir. Şunu gördük ki toplumun gerçekten hoşgörüye, diyaloga ihtiyaç vardır. Bizi idare edenleri, idare etmeye talip edenleri üsluplarını bir kere daha gözden geçirerek sevgi ile hoşgörü ile de bazı şeylerin olabileceğini düşüneceklerini düşlüyorum.” 







KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER