ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL9°C
Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 15 Nisan 2013 Pazartesi 22:12

"Farklılıklar bizim zenginliğimizdir"


Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, "Farklılıklar bizim zenginliğimizdir. Ondan hiç bir zaman çekinmeyelim. Kaçınacağımız en önemli şey o ihtilafı kavgaya dönüştürmektir" dedi.
     Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla Dicle Üniversitesi (DÜ) İlahiyat Fakültesi'nce üniversitenin kongre merkezinde düzenlenen etkinlik Kur'an-ı Kerim okunmasıyla başladı.
     Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, burada yaptığı konuşmada, 20 yıl üniversitelerde ders vermiş bir hoca olarak içinden, cübbeyi çıkarıp yüz yüze, göz göze salonda tur atarak konuşmak geldiğini söyledi. "İnşallah üzerime giydiğim kıyafet aramızda engel olmaz" diyen Görmez, gönüllerin açılması halinde hiçbir engel kalmayacağına inandığını dile getirdi.
    
     -"İnsan insanı ihmal etti"-
    
     Prof. Dr. Görmez, bu yıl Kutlu Doğum Haftası'nda insan onurunu tema olarak ele aldıklarını vurgulayarak, "Çünkü bilhassa son iki yüzyılda insanlık bilimsel ve teknoloji alanında çok önemli mesafeler katetti ancak insan onurunu korumada ve yüceltmede aynı başarıyı gösteremedi. İnsan kendisinden çok uzaklarda uzayı, dünyaları keşfetti. Fakat kendini, ruhunu ihmal etti. İnsan insanı ihmal etti, başka dünyaları keşfe koyuldu. Bu nedenle yeniden insan onurunu gündeme getirmeyi gerekli gördük" dedi.
     İnsan onurunu yeniden keşfetmenin yolunun, bilimsel olarak 4 konu üzerinde çalışma yapmaktan geçtiğini ve bunların, varlık, bilgi, insan ve alem olduğunu belirten Görmez, zedelenen, kırılan, ayaklar altına alınan insan onurunun yeniden yüceltilmesi gerektiğini ifade etti.
    
     -"Bilgi sadece güç değil"-
    
     Prof. Dr. Görmez, Londra Üniversitesi'nin girişinde, "Bilgi Güçtür" yazısının bulunduğunu aktararak, bu sözün arkasındaki mananın iyi düşünülmesi gerektiğini dile getirdi.
     "Bilgi sadece güç değil" diyen Görmez, yıllarca bilginin bir güç olarak kullanıldığını, oysa bilginin aynı zamanda hakikate ulaşmanın ve insanı onurlandırmanın yolu olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
     "Bilgiyi sadece güç kabul ederseniz, o güçle Ortadoğu'yu sömürgeleştirirsiniz. O zaman Doğu Hindistan şirketini kurar, tüm Hint alt kıtasını sömürgeleştirirsiniz. Oysa bilgi sadece güç değil. O yazıdaki güç kavramı aynı zamanda sömürgeciliği de kastediyordu. Varlık anlayışınız sadece görünen maddi alemden ibaretse ve her türlü metafiziği reddediyorsa o takdirde bilgi anlayışınız sadece insanlar üzerinde hegemonya kuran bir güç haline gelir. Bilgi, aynı zamanda varlığın yaratıcı ile buluşmasının yoludur. İnsanda var olan onuru, izzeti, şerefi, keremi ve değeri keşfetmenin yoludur. Bilgi sadece güç değil, bilgi ve ahlaktır. İnsan bir gaye, varlıktır. Araç varlık değildir. Çünkü yaratıcı tüm kainatı insan için yarattı. Din, hukuk ve devlet de insan içindir. Hiçbir ideoloji insanlık onuru kadar yüce değildir. İnsan anlayışımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Alem bu dünyadan ibaret değil. Sadece bu dünyadan ibaret bir alem tasavvuru elbette insanı onurunu yüceltmeyecektir."
    
     -Beled Suresi-
    
     Prof. Dr. Görmez, Beled Suresi'nde insanlığın bir sıkıntı içerisinde olduğunun belirtildiğini ve aynı surede bunun sebeplerinin de 3 maddede anlatıldığını söyledi.
     Görmez, Beled Suresi'nde yer verilen tüm insanlığın onursuzlaştırılıp değersizleştirilmesinin nedenlerine ilişkin olarak şöyle konuştu:
     "Birinci sebep üstünde hiçbir kudret tanımayan güç tutkusu. Üstünde hiçbir kudret tanımayan güç tutkusu bireyi, toplumu, devletleri, küresel güçleri ve insan onurunu yok ediyor. Bir yüzyılda kaç dünya savaşı yaşadık. Son 10-20 yılda Ortadoğu'da, Irak'ta, Afrika'da, Irak'ta nice katliamlar seyrettik ve yaşadık. Sebebi, üstünde kudret tanımayan güç tutkusuydu. Hani, 'güç bende' diye çizgi filmleri yapıldı. İkinci sebep, yığın yığın servet tüketmekle övünen bir para politikası ve servet tutkusu. Zenginlik İslam'ın reddetmediği bir güzellik ancak servete, paraya pula esir olmak reddedilmiştir. Güç tutkusu servet tutkusu ile birleşince insanın onuru bir kez daha zedelenir. O güç tutkusu insanı helak etti. Üçüncü sebep de insanın kendisini hiç kimsenin görmediğini sanmasıdır.
     İnsanlığın onurunu korumanın, yüceltmenin yolu özgürlük. Aslında hiç kimsenin boynunda bir boyunduruk göremiyoruz. Ama kalplerdeki boyunduruk ne olacak. Bu boyunduruk inkardır, öfkedir, intikam ve düşmanlıktır. Onun için insan en güzel surette yaratılmıştır."
     Prof. Dr. Görmez, her insanın yaratılışında Allah'ın ruhu olduğunu bu nedenle insanın çok değerli olduğunu ifade ederek, Kuran'ı Kerim'in ayet ayet, sure sure bir onur kitabı olduğunu bu nedenle gençlere Kuran'ı Kerim'i okumalarını tavsiye ettiğini söyledi.
     Doğumu kutlanan sevgili peygamberin bir onur elçisi olduğunu vurgulayan Görmez, "İslam peygamberimiz, her insana yaratıcının yaratılıştan ona bahşettiği onuru gösterdi" diye konuştu.
    
     -"Farklılıklar bizim zenginliğimizdir"-
    
     Prof. Dr. Görmez, Allah'ın bazen peygamberini kendisinden sonra gelecek kullarına ihbar ettiğini ifade ederek, bunu insanın onuru için yaptığını belirtti.
     Yaratıcının bunu ''insanlarda cahiliye tohumları kalmasın'' diye yaptığını söyleyen Görmez, "Bizim yüreklerimizde peygamber sevgisi var. Peygamber sevgisini bilgiye ve bilince dönüştürmeli, bu bilgiyi hayata aktarmalıyız. Onun için hepimize düşen okumaktır. Onun hayatını en güzel şekilde okumalıyız. Sorgulamaktan hiç korkmayın. Sorgulayarak okuyun. Biz hocalar bazen bunun onun önünü kapatmaya çalışırız. Ama siz hiç korkmayın. İlk okumada sizin o sorgulamalarınız sizi hakkı ve hakikati çok daha iyi anlamaya götürecektir. Mühim olan ihtilafı rahmet edinmektir. Farklılıklar bizim zenginliğimizdir. Ondan hiç bir zaman çekinmeyelim. Kaçınacağımız en önemli şey o ihtilafı kavgaya dönüştürmektir."
     DÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdülkadir Ünalan, Prof. Dr. Görmez'in ziyaretinin barışın tesisinde payı olacağına inandığını belirterek, "İnşallah barış elçisi olacaksınız. Rabbimiz, peygamber efendimizin hatırı için inşallah halkımız arasındaki barışı gerçekleştirir de artık kardeşlerin birbirlerini öldürdüğü, ocakların söndüğü, çocukların yetim kaldığı karanlık günler geride kalır" dedi.
     Prof. Dr. Görmez, üniversiteden çıkışında bir gazetecinin, toplumsal tövbe ile ilgili düşüncelerini sorması üzerine, "Diyanet İşleri Başkanlığı olarak üzerinde durduğumuz tek konu var. O da bu ülkede onuru zedelenen, kırılan hiçbir insan kalmasın, buruk hiçbir yürek olmasın. Yürekleri tüm özgürlüğüne kavuşturmak. Yüreklerde hiçbir kin, öfke ve küskünlüğün kalmamasını sağlamak. Burada toplumun tüm bireylerine görevler düşüyor" dedi.

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER