ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 16 Aralık 2013 Pazartesi 11:44

Ev işçilerine ''standart'' isteniyor


Ankara Üniversitesi öğretim üyelerince Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) için hazırlanan ''Türkiye'de Ev İşçileri'' raporunda, ''Ev işçilerinin tek bir meslek standardı olmadığı göz önüne alınarak çocuk, hasta ve yaşlı bakımı için mesleki yeterlilikler tespit edilmeli, standarda ve sertifikasyona bağlanmalıdır'' denildi.
Ankara Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Gülay Toksöz ve Doç. Dr. Seyhan Erdoğdu tarafından ILO için hazırlanan,

''Türkiye'de Ev İşçileri'' çalışması, ev işçisi kadınların mevcut durumlarına ve sorunlarına ışık tutmak ve sorunların çözümü için öneriler geliştirmek amacıyla yapıldı.
Ev hizmetlerindeki yerli ve göçmen emek konusuna değinilen araştırmada, Türkiye'nin çevresindeki eski sosyalist ülkelerden kadınların, 1990'lı yıllardan itibaren ülkelerinde yaşanan ekonomik alt-üst oluş sonucu ev hizmetlerinde çalışmak için Türkiye'ye gelmeye başladığı belirtildi.
Kadınların bir kısmının ülkelere göre değişen sürelerde turist vizesi alarak veya vize gerekmeden Türkiye'de yasal ikamet edebildiği ifade edilerek, bir kısmının ise vize sürelerini aşmış oldukları için yasadışı ikamet ettiği, düzensiz ikamet ve kayıtsız istihdamın kadınları korunmasız kıldığı kaydedildi.

-''Yeterli istatistik bulunmuyor''

Ev hizmetlerinin dünyanın diğer pek çok ülkesinde olduğu gibi, Türkiye'de de yaygın bir istihdam alanı olduğuna işaret edilerek, diğer ülkeler gibi Türkiye'de de ev işçilerinin sayılarına ilişkin yeterli istatistiğin bulunmadığı belirtildi.
Türkiye'de ev işçilerinin sayısına ulaşmak için kullanılabilecek temel veri kaynağının, TÜİK Hane Halkı İşgücü İstatistikleri olduğu ifade edilerek, bu verilere göre, evde hizmet sektöründe ücretli ve yevmiyeli çalışanların sayısının 2011 yılında 121 bin kişi olduğu kaydedildi.
Raporda, ''Türkiye'de çeşitli profesyonel grupların evde çalışması yaygın olmadığı için, bu kişilerin önemli bir bölümünün ev işçileri olduğu varsayılabilir. Bu varsayımla ev işçilerinin sayılarının yıllar içinde arttığı, ev işçilerinin yüzde 90'ı aşkın bölümünün kadın olduğu da söylenebilir'' denildi.

Ev işçilerinde yüksek oranda kayıt dışılık olduğu belirtilerek, ev hizmetlerinde çalışanların çoğu zaman düşük statüsünden dolayı işlerini beyan etmemeleri ve yerli kadınların kendilerini ev kadını olarak tanıtmasının sayıların olduğundan düşük çıkmasına yol açabildiği ifade edildi. Öte yandan bakım işi yapan göçmen kadınların büyük çoğunluğu kayıt dışı olduğu için istatistiklere girmediği kaydedildi.

-''İş tanımında belirsizlik var''

Ev hizmetlerinde çalışanların tüm dünyada istatistiklere tam olarak yansımadığı belirtilerek, ev işçilerinin çoğu zaman çalışan olarak algılanmadığı, istihdamda yasal korumalardan yoksun ve savunmasız yer aldıkları kaydedildi.
Bu alanda çalışanların işyerinde karşılaştıkları sorunlar da ''çalışma sürelerinin uzunluğu, iş yüklerinin ağırlığı, özel hayat mahremiyetlerinin olmayışı, ücretlerin düşüklüğü, sosyal yardımların yokluğu ve iş güvencesizliği, mesleki ilerleme fırsatlarının sınırlılığı, beslenme ve barınma koşullarının yetersizliği, psikolojik-fiziksel taciz'' olarak sıralandı.
İş tanımındaki belirsizlik nedeniyle gündelikçilerin ev temizliğinin dışındaki işlerin de kendilerine yaptırılmasından şikayetçi oldukları belirtilerek, tam gün temizlik için gidilen evlerde normalde ayrı ücrete tabi olan duvar silme, perde yıkama, ütüleme, yatak yorgan yünü yıkama gibi işleri temizlik işine ek olarak yapmalarının istendiği, çok geç saatlere kadar çalışmak zorunda kaldıkları kaydedildi.

-''Kanunda işçi sayılmak istiyorlar''

Ev işlerinde ücretin piyasada oluştuğu belirtilerek, genelde yerli yabancı işgücü arasında yatılı bakım hizmetleri bakımından bir ücret farklılığının ortaya çıktığı ifade edildi. Araştırmada, ''Yapılan görüşmelerde yerli kadınların bu tarz işi 2 bin liradan aşağı kabul etmediği, yabancıların bin 200- bin 500 liraya yaptıkları için tepki çektikleri dile getirilmiştir'' denildi.

Temizlik işinde kimyasalların bilinçsizce kullanımının çeşitli meslek hastalıklarına yol açtığı, bu işlerde çalışan kadınların bel, sırt ve eklem ağrılarından, cilt-deri ve solunum sorunlarından şikayet ettiği kaydedildi.
Çalışmada, ev işçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve sosyal güvenlikten yararlanmaları için acilen önlem alınması, bunun için ilgili tüm sosyal taraflar ve kadın örgütlerinin bir araya gelerek konunun çok yönlü tartışılacağı toplantıların düzenlenmesi önerisinde bulunuldu.

ILO'nun 189 sayılı Ev İşçileri Sözleşmesi'nin Türkiye tarafından onaylanması ve iç hukukta buna uygun düzenlemelerin yapılması gerektiği ifade edilerek, ev işçisi kadınların örgütlerinin genel talebinin İş Kanunu kapsamında işçi sayılmak olduğu belirtildi.

-''Sigortalı olmalarını kolaylaştıracak modeller geliştirilmeli''

Ev hizmetlerinde çalışan kadınların sigortalı olmaya önem atfettiği ifade edilerek, şunlar kaydedildi:
''Aylıkçı olarak çalışan kadınların sigortalanmasını teşvik edecek prim ve yaş şartları bakımından esnek ve kolaylaştırıcı düzenlemelerin getirilmesi yerinde olacaktır. Gündelikçi olarak birden çok işverene çalışan kadınların sosyal sigorta haklarının hayata geçirilmesindeki özel zorluklar göz önünde tutularak, sigortalı olmalarını kolaylaştıracak özel modeller geliştirilmelidir. Bu konuda dünya örneklerinden yararlanılmalıdır.
Ev işçilerinin tek bir meslek standardı olmadığı göz önüne alınarak öncelikle, çocuk, hasta ve yaşlı bakım hizmetleri için mesleki yeterlilikler tespit edilerek standarda ve sertifikasyona bağlanmalıdır. Bu konuda Mesleki Yeterlik Kurumu ve İŞKUR görev üstlenmelidir.''

-''Örgütlenmek gerekiyor''

Çocuk, hasta ve yaşlı bakımında çalışan kadınların pedagoji, beslenme, hijyen ve sağlık konularında, temizlik işlerinde çalışan kadınların genel hijyen kuralları, malzeme ve makine kullanımı gibi konularda bilgilendirilmesi için eğitimlere ihtiyaç olduğu belirtildi. Bu amaçla kadınların İŞKUR tarafından verilen sertifikalı mesleki eğitimlere veya belediyeler tarafından düzenlenecek eğitimlere katılmasının yararlı olacağı önerisinde bulunuldu.
Ev işçilerinin halihazırda anayasa ve yasal düzlemde sendikal hak ve özgürlüklerinin olduğu, ancak bu anayasal ve yasal hakkın uygulamada ev işçilerinin işkollarının olmadığı gerekçesiyle bugüne kadar engellendiği kaydedildi. Yeni İşkolları Yönetmeliği'nde ev işçiliğinin işkoluna dahil edildiği de hatırlatıldı.
Ev işçilerinin örgütlenmesi açısından sendikal harekete büyük görevler düştüğü belirtilerek, konfederasyonların sendikal politika düzleminde konuya ağırlık vermeleri gerektiği kaydedildi.
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER