ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL28°C
Az Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 08 Ağustos 2014 Cuma 18:09

Erdoğan: "Nifak için pusuda yatanları sevindirmeyeceğiz"

Erdoğan: "Nifak için pusuda yatanları sevindirmeyeceğiz"

Başbakan Erdoğan "Nifak için pusuda yatanları sevindirmeyeceğiz. AK Parti içinde sorun çıksın diye elini ovuşturanlara, Bahçeli'lere, Kılıçdaroğlu gibi tiplere prim vermeyeceğiz" dedi.


Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kayseri'de Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde halka hitap etti.

Erdoğan, konuşmasına, “Kayseri, ey kardeşim, dostum, yol arkadaşım, kader arkadaşım Kayseri, bugün sizleri gönülden selamlıyorum. Bugün sizleri bir kez daha hasretle, muhabbetle selamlıyorum Kayseri. Maşallah, barekallah. Kayseri yine çok farklı, Kayseri yine çok muhteşem, Kayseri bugün bir kez daha tarih yazıyor. Rabbim şu manzarayı nazarlardan saklasın. Şu coşkuyu, heyecanı şu muhabbeti nazarlardan saklasın. Rabbim Kayseri’yi korusun” diyerek başladı.

“Kayseri, gadasını aldığım Kayseri” diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

“Dedik ki, 30 Mart seçimleri öncesinde son mitingi Kayseri’de yapalım. Dedik ki en son Kayseri’nin duasını alalım. 30 Mart öncesinde en son Kayseri ile muhabbet edelim ama biliyorsunuz bu mümkün olmadı. Buraya gelemesek de bakan arkadaşlarım, milletvekillerimiz burada muhteşem bir miting yaptı. Ben de o mitingi televizyonlarda izledim. Bir ay sonra 27 Nisan’da, Kayseri’ye sizlere teşekküre geldim. Hem toplu açılışlarımızı yaptık hem de sizlerle hasret giderdik.

Bu önemli seçimde de 10 Ağustos öncesinde Kayseri’yi yine finale bıraktık. Bugün Kayseri diyoruz, ardından Ankara diyoruz. Yarın Konya’da muhteşem bir buluşma gerçekleştiriyoruz inşallah ve Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini sona erdiriyoruz. Pazar günü sandığa gidiyoruz, tercihimizi yapıyoruz. Milletin adayını cumhurbaşkanlığa taşıyoruz.”

“Rabbim, Türkiye için bir milat olan 10 Ağustos’u hayırlara vesile kılsın. Türkiye'nin yolu, bahtı inşallah daha da açık olsun” ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Kayseri, cumhurbaşkanlığı makamının da cumhurbaşkanlığı seçiminin de ne anlama geldiğini en iyi bilen, en yakından takip eden illerimizden biri. 2007 yılındaki o süreci sizler çok  yakından izlediniz, takip ettiniz. 10. Cumhurbaşkanının görev süresi dolunca 11. Cumhurbaşkanını seçmek üzere hazırlıklarına başladık. Bir grup toplantımızda adayımızı açıkladık. Ne dedik? Cumhurbaşkanı adayımız kardeşim Abdullah Gül’dür dedik. Kayserili bir kardeşim, Kayseri milletvekilimiz, Dışişleri Bakanımız, yol arkadaşımız Abdullah Gül Bey’i 11. Cumhurbaşkanı olarak aday gösterdik. Geçmişte cumhurbaşkanı seçim süreci nasıl işlediyse, aynısını yaptık. TBMM’de anayasa, yasalar, içtüzük çerçevesinde seçim turlarını başlattık. İşte o esnada demokrasiden, milli iradeden ve milletten hazzetmeyenler devreye girdiler. Cumhuriyet tarihi boyunca yaptıklarını yaptılar. Seçimleri kilitlemeye çalıştılar. Ne dediler, ‘AK Parti içinden biri cumhurbaşkanı seçilemez’ dediler. ‘AK Parti’ye cumhurbaşkanı seçtirmeyeceğiz’ dediler. 367 diye bir garabeti ortaya çıkardılar. Merhum Özal’ın, Sayın Demirel’in, Sayın Sezer’in seçimi sırasında olmayan şartı bizim önümüze getirdiler, bize dayattılar. Arkalarına da bir takım emekli hukukçuları aldılar, bazı kurumları, mahkemeleri aldılar. Anayasa Mahkemesi de 367 şartını bize dayattı ve maalesef seçim sonuçsuz kaldı.”

“Bize milletten başkası istikamet çizemez”

"Kardeşlerim, vazgeçebilirdik, bizden öncekilerin yaptığı gibi geri adım atabilirdik, uzlaşma adı altında dışarıdan dayatılacak sipariş adaylara boyun eğebilirdik, statükoya, vesayete, çetelere, mafyaya, hukuksuzluğa eyvallah diyebilirdik ama bunu yapmadık” diye konuşan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz milletin partisiyiz, bize milletten başkası istikamet çizemez dedik. Danıştaya saldırı yapıp göz dağı vermek istediler, tehditlere aldırmadık. Bildiri yayınladılar, buruşturup attık. Hukuku çiğnediler, öyleyse hodri meydan dedik. Önce seçim kararı aldık,  22 Temmuz’da milletim yüzde 47 ile bizim arkamızda olduğunu gösterdi. Seçimin ardından TBMM’ye geldik, cumhurbaşkanlığı seçim sürecini yeniden başlattık. Abdullah Gül kardeşimizi Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı seçtik ama orada durmadık. 1938’den beri Türkiye için kriz sebebi olan, kaos sebebi olan, her seferinde büyük tartışmalara yol açan cumhurbaşkanlığı seçimlerini parlamentodan alalım millete verelim, bunun kararını çıkardık. Millete gittik. Millet ne dedi? Yüzde 69 oy oranıyla ‘evet, cumhurbaşkanını vekiller değil biz seçeceğiz’ dedi. Ona da itiraz ettiler. Onu da engellemeye çalıştılar. Anayasa değişikliği, dönemin Cumhurbaşkanı tarafından veto edildi. Biz kararımızda ısrar edince, mesele halk oylamasına kaldı ama onu aşamadılar. Yüzde 69 böylece bir dönemi kapattı. 2007’de attığımız bu adım Türkiye Cumhurbaşkanlığı makamını, bir vesayet makamı olmaktan çıkardık.”

“Sayın Abdullah Gül ile son derece uyumlu başarılı çalışma dönemi yaşadık”

 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile uyumlu bir çalışma dönemi geçirdiklerine işaret eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Hamdolsun 7 yıl boyunca Sayın Abdullah Gül ile son derece uyumlu, başarılı çalışma dönemi yaşadık. Tabii bu süreci hazmedemeyenler devamlı nifak tohumlarını ektiler. Ülkemiz için, milletimiz için, bayrağımız için, devletimiz için yaptıklarımızdan dolayı hep fitne sokmaya çalıştılar. Bunlardan bir tanesi de kimdir biliyor musunuz? Bu Bahçeli. Sayın Cumhurbaşkanımızı çok seviyor, biliyor musunuz? Çok sevdiği için acaba bu araya nasıl fitne atabilirim, bana da nasihatte bulunuyor, ‘başbakanlığa gelmişim. Orada dur işte’ diyor. Ey Bahçeli, biz bu makamlara milletle geldik. Sende zerre kadar yüz olsa bir defa 15 yıldır, 16 yıldır orada duruyorsun, o koltukta oturuyorsun. Çeker gidersin, dersin ki, ‘Ben bu işi başaramadım.’ Buraya başkası gelsin ama bunu yapacak irade sen de yok. Kaç kere bu meydanlardan söyledim. Eğer birinci parti olmazsak ben çekilip gideceği, dedim. Baykal sen gidecek misin hayır, Kılıçdaroğlu sen gidecek misin hayır, Bahçeli sen gidecek misin hayır. Niye? Onlar bu yola başarılı olmak için çıkmıyorlar, iktidara talip olmak için çıkmıyorlar. Onlar partilerin koltuğunda oturmak için çıkıyorlar. Çünkü onlarda hizmet siyaseti yok, onlarda başarıya kilitlenmek yok.”

"Partimiz içinde nifak çıksın diye çok uğraştılar"

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'de hizmet siyasetinin ve başarıya kilitlenmenin olmadığını söyledi.

Kendilerinin bu yola çıktığı andan itibaren birilerinin pusuya yattığını dile getiren Erdoğan, "Partimiz içinde nifak çıksın diye çok uğraştılar. Partimiz içine fitne yerleştirmek için çok uğraştılar. Allah'a hamd olsun hiçbir zaman bunu başaramadılar. Çünkü o pusuda yatanlar bizim nasıl bir davanın, nasıl bir dava ahlakının, nasıl bir dava kültürünün sahipleri olduğumuzu hiçbir zaman anlamadılar" diye konuştu.

"Biz kökü Selçuklu'da olan ulu bir çınarın kollarıyız. Biz cihanı titreten Osmanlı'nın dallarıyız. Biz bu yola dün çıkmadık, biz asırlardır bu kutlu yolda yürüyenlerin takipçileriyiz" ifadelerini kullanan Erdoğan, davalarında "ben" değil "biz" olduğunu vurguladı.

"Böyle bir teslimiyetle bugünlere ulaştık"

Davalarında koltuk, makam, rütbe hırsının bulunmadığına işaret eden Erdoğan, "Bizim davamızı şöyle biliniz, bu davada yol arkadaşını yolda satmak yoktur. Bizim davamızda sinsilik yoktur. Sırttan hançerleme yoktur. Arkadaşının kuyusunu kazmak yoktur. Biz millete hizmetkarlık uğruna yola çıkmış dava arkadaşlarıyız. Millete hizmet yolunda bencillik yoktur" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Haçlılar geldiler, bu toprakları işgal ettiler, asla umudumuzu yitirmedik. Moğollar geldiler, bu toprakları işgal ettiler, asla umudumuzu yitirmedik. Çanakkale'ye en modern, en güçlü ordularla geldiler, bir adım bile geri adım atmadık. 'Mondros' dediler, 'Sevr' dediler, boyun eğmedik. Ezanımızı susturdular ama biz susmadık. Camilerimizi yıktılar ama biz yıkılmadık. Kızlarımızın başlarını zorla açtılar, yılmadık. Hapsettiler, tehdit ettiler, seçtiğimiz başbakanı idam ettiler, darbeler yaptılar, sinmedik. Defalarca partilerimizi kapattılar, vazgeçmedik. Her seferinde 'Allah'ın yardımı yakındır' dedik. Her seferinde 'Sabreden zafere erişir' dedik. 'Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır' dedik. 'Kaderin üstünde bir kader vardır' dedik. İşte biz böyle bir kültürle, böyle bir sabırla, böyle bir teslimiyetle bugünlere ulaştık. İnşallah da bu dava, bu şekilde istikbale yürüyecek."

İsimlerin fani, davanın baki olduğunu ifade eden Erdoğan, asırlar boyunca isimler üzerine bina edilmiş fani davaların peşinden gitmediklerini vurguladı.

Erdoğan, "Allah'ın izniyle bizim dava sancağımızı omuzlayacak, en yüksek burçlara dikecek nice genç Osmanlarımız var" diyen Erdoğan, "Biz nifak için, fitne için pusuda yatanları sevindirmeyeceğiz. AK Parti içinde sorun çıksın diye ellerini ovuşturanlara, Bahçelilere malzeme vermeyeceğiz. Kılıçdaroğlu gibi tiplere pirim vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

"Bunlar ruhen bir defa hijyen değil"

Vatandaşlara "Kılıçdaroğlu'nun genel müdürlüğünü izlediniz mi? Savaş Ay'ın programını izlediniz mi? Nasıl buldunuz" diye soran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Çok başarılı bir genel müdür değil mi? Aman yarabbi. O hastanelerin hali ne gördünüz. Sağlam gir hasta çıkarsın. 'Hijyen' diye bir şey var mı? O serum askılarını gördünüz değil mi? Aman Yarabbim. Serum şişelerinin atıldığı yerleri gördünüz. Ah benim kardeşlerim ah. Bunlar ruhen bir defa hijyen değil. Bunlara üç tane koyun teslim et, kaybeder gelirler. Yok, dikili ağaçları yok bu ülkede.

Geçenlerde benim hemşehrilerden bir tanesi şöyle bir şey yapmış, CHP'lilerden bir tanesi Rize'ye gitmiş. Konuşma yapacak. Orada ceketini de çıkarmış, herhalde nemliydi o gün hava. Demiş ki 'Şu ceketimi al, içeride bir çiviye asıver' demiş. Tabii gitti, geldi, baktı ki ceket elinde duruyor, demiş 'Ben sana bunu bir yere as, bir çiviye as' dedim, 'Niye asmadın?' Benim Rizeli hemşehrim de demiş ki 'Ya dikili bir çiviniz yok ki nereye asayim oni' demiş. Tabii bu bir fıkra. Rize fıkrası. Ama vaka da bu değil mi? Vaka da bu."

Ülke için daha yapacak çok işleri olduğunu, millet için üretecekleri çok hizmet bulunduğunu belirten Erdoğan, "Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız" dedi.

Büyük güne artık 1 gün kaldığına işaret eden Erdoğan, "Allah'ın izniyle, milletimizin takdiriyle pazar günü milletin adayı emaneti devralacak" diye konuştu.

Alandakilere "Reklam filmini izlediniz mi, nasıl buldunuz?" diye soran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu filme bile bu MHP tahammül edemedi biliyor musunuz? Ne vardı orada? Ezan vardı. Ne vardı orada? Seccade vardı. Ne vardı orada? Başı yaşmaklı, o namaza durmuş Anadolu kadını, Anadolu anamız vardı. Bunlara itiraz etti MHP. Yüksek Seçim Kurulu da 6'ya 4 oy çokluğuyla kabul etti. E ne oldu? Yani biz filmi durdurduk mu? Hayır, devam ettik. Peki o ezan sesini, siz orada ona tahammül edemezseniz de ben şimdi buradan sesleniyorum, buyurun, bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli. Olay bu. Bundan dolayı kalkıp da böyle bir karar alınır mı? İşte bu Bahçeli bu, bu MHP bu. Bunların kutsalı yok. Bunların değerler silsilesi içerisinde yeri yok. Bunlarda sadece istismar var. Millet inşallah o filmde gördüğünüz gibi devletinin parlayan yıldızını inşallah 10 Ağustos'ta ehline emanet edecek."

Başbakan Erdoğan 3 yıldır dargın olan baba kızı barıştırdı

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER