ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Sağanak Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 23 Eylül 2013 Pazartesi 15:06

Dünya Vakıflar Konferansı


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, devletin bu dönemde vakıflarla barıştığını belirterek, "Bizim vakıf anlayışımızın özü; devlet, vakıfların emanetçisidir. Bizler, tarafımızca işlemleri takip edilen vakıfları ayrı bir hassasiyetle ve emanete yakışır biçimde yönetiyoruz" dedi.
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından WOW Otel'de düzenlenen Dünya Vakıflar Konferansı'nın açılışında konuşan Arınç, geçmişte bir örneği olmayan konferansın bir başlangıç olmasını ve devamının gelmesini temenni etti.
Tarihteki vakıf kültürü ile modern dönemdeki vakıf ve sivil toplum kuruluşları kavramları arasında benzerliklerle beraber farklılıklar olduğunu belirten Arınç, tarihi anlamda bir kişinin malını, mülkünü, dini, sosyal ve kültürel bir amaç için tahsis etmesi olarak anlaşılan vakıf kavramına, gelişen süreç içinde artık sivil toplum kuruluşu olma ya da bu kuruluşları destekleme de eklendiğini kaydetti.
Arınç, vakıf kavramını iyi niyet, dürüstlük, inanç, insancıllık ve gönüllülük ilkeleri esas olmak üzere her türlü hayırseverlik ve hamiyetperverlik olarak geniş bir yelpazede değerlendirdiğini söyledi.
Vakıf ve vakıf ruhuna bakıldığında bunun büyük ölçüde İslam medeniyetinden kaynaklandığı ve geliştiğinin rahatlıkla söylenebildiğini ifade eden Arınç, Allah için ödünç vermek, Allah yolunda harcamak, yetimlere ve yoksullara yardımda bulunmak, fakirleri beslemek, sadaka vermek, hayır faaliyetlerinde yarışmak hususlarında Kur'an-ı Kerim'de yazılı ayetler olduğunu, Hazreti Muhammed'in de bu konudaki teşvik edici beyanlarının ötesinde kendisine ait Medine'deki mülkünü vakfederek İslam dünyasına ve insanlığa bizzat örnek olduğunu kaydetti.
Arınç, bunlardan dolayı İslam dünyasının vakıf konusunda önemli iz bıraktığını, bu kültürü bugünlere kadar canlı bir şekilde yaşattığını ifade ederek, kurumsallaşmış vakıf kültürünün ülkemizde ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde zirve dönemini yaşadığının herkes tarafından kabul edilen bir gerçek olduğunu dile getirdi.
Arınç, "Osmanlı döneminde vakıf konusu öyle ilerlemiştir ki, yoksullara yardım edilmesi, cami, medrese, su kuyusu, hastane, köprü benzeri tesislerin inşa edilip, ikamesi adeta sıradanlaşmıştı. Hayvanların ve kuşların bakımı, öksüz bebeklere sütanne tutulması ve dini bayramlarda çocuklara hediye almak için dahi vakıflar kuruluyordu. Bu çeşitlilik ve zenginlik, devletin vakıf ile barışık olduğu, kabullendiği ve desteklediği bir ortamda ortaya çıkmıştır" dedi.
Devletten beklenen birçok hizmetin, vakıflar kanalıyla yapıldığını belirten Arınç, bozulan veya üzeri tozlanan devlet- vakıf işbirliğinin, iktidarları döneminde yeniden canlandığı kayderek, "Artık bu dönemde devlet vakıflarla barışmıştır" diye konuştu.

- "Vakıf gelirleri arttı"

Arınç, bu politika çerçevesinde, tarihi vakıf eserlerinin yeniden gün yüzüne çıkarılması, vakıf gelirlerinin arttırılması ve toplumda yeniden vakfetme kültürünün yaygınlaştırılmasını öncelikle hedeflediklerini vurgulayarak, 3 bin 500'ü aşkın vakıf eserinin restorasyonun yapıldığını anlattı.
Vakıf gelirlerinin son 10 yılda 15 kat arttığına işaret eden Arınç, "Bizim vakıf anlayışımızın özü; devlet vakıfların emanetçisidir. Bizler, tarafımızca işlemleri takip edilen vakıfları ayrı bir hassasiyetle ve emanete yakışır biçimde yönetiyoruz" şeklinde konuştu.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün böylesi bir geleneği devam ettirmeye çalıştığını, Osmanlı İmparatorluğundan intikal eden 40 binden fazla vakfı, vakfiyelerine uygun bir biçimde yaşatmaya gayret ettiğini belirten Arınç, Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi ve Fatih Sultan Mehmet Üniversiteleriyle de geçmişten geleceğe, sağlık ve eğitim faaliyetlerini gelecek nesillere taşıdığını anlattı.

- "Yardımseverliğin dini yoktur"

Vakfetme ve hayırseverliğin sadece Türkiye'ye ve İslam dünyasına ait bir olgu olmadığını ifade eden Arınç, hayırseverlik anlamında kullanılan "filantrop"" kavramının uluslararası alanda yaygınlaşmasının memnuniyet verici olduğuna işaret etti.
Arınç, "Hayırseverlik ve yardımseverlik insanın hamurunda vardır, dini, dili, rengi yoktur. Günümüzdeki tablo da bunu tümüyle yansıtmaktadır. Artık özellikle ABD ve Avrupa'nın vakıf faaliyetlerindeki çalışmalarını imrenerek izliyorum. ABD'de hayır faaliyetlerinde bulunan ve bizim anladığımız, 'filantropi' manasında vakıf diyebileceklerimizin sayısı 100 bindir. Bu vakıfların bağışları 300 milyar doları bulmaktadır. AB ülkelerinde ise 110 bin vakıf bulunmakta, bunların toplam mal varlığı 350 milyar Avroya ulaşmaktadır. AB vakıflarının yıllık harcamaları da 150 milyar Avroyu bulmaktadır" dedi.
Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde Osmanlı İmparatorluğu'ndan intikal eden 40 binden fazla vakfın yılık gelirinin 300 milyon lirayı aşmadığını dile getiren Arınç, bunlara ilaveten Cumhuriyet döneminde ise sadece 4 bin 734 vakıf kurulduğunu söyledi.
Bunların mal varlığının ise 13 milyar lira, diğer ifadeyle 6.5 milyar dolar olduğunu belirten Arınç, bu verilerin ekonomik gücün ve zenginliğin vakıflara yansımasının da açık bir işareti olduğunu anlattı.
Ekonominin ve gelişmişlik seviyesi ile vakfetme ve hayır yapma arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ifade eden Arınç, Türkiye'nin son 10 yılda ekonomik alanda kat ettiği başarıya paralel olarak, vakıfların finansal açıdan ve etkinlik bakımından gelişmesini memnuniyetle izlediğini kaydetti.
Vakıf kültürünün maddi boyutunun yanında bir de manevi yönü olduğunu vurgulayan Arınç, daha çok insana vakıf kültürünün tertemiz havasını aldırabilmenin formüllerinin bulunması gerektiğini söyledi.
Dünyanın hemen hemen tümünde vakıf veya benzeri kavramlar yoluyla insanların mallarını verdiğini ve insanlık adına kullanılmasını sağladığını dile getiren Arınç, bu tablonun, daha fazla gün yüzüne çıkması için bu konferansın ayrıca bir fırsat olacağını düşündüğünü anlattı.

- "Taşın altına elimizi koymalıyız"

Arınç, vakıf alanında öncülük etmiş olan İslam dünyası ve Türkiye olarak bu konuda daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğine işaret ederek, "Ekonomik gücümüzle orantılı olarak taşın altına elimizi daha fazla sokmalıyız. Osmanlı'yı anlatırken kullandığımız vakıf medeniyeti ifadesinin bugün de bir karşılığı olduğunu göstermeliyiz. Esasen Türkiye'de bunun emareleri görünmeye başlamıştır" diye konuştu.
Vakıflara yardım ve desteklerin artırılması gerektiğini söyleyen Arınç, şunları kaydetti:
"Dünya, son dönemde yoksulluk, geri kalmışlık, cehalet girdabına giren coğrafyalara yönelik sadece devletlerin değil, belli gelire ulaşmış bireylerin de sosyal duyarlılık göstererek insanlığın yardımına koşmasına her zamankinden daha fazla muhtaçtır. Benim bu konudaki çağrım, biraz önce saydığım muazzam finansal imkanları olan Batılı vakıfların, dünyada artarak devam eden yoksullukla mücadelede daha etkin rol almaları, hayırseverlik hedeflerini başta Afrika olmak üzere üçüncü dünya ülkelerine yönlendirmeleri olacaktır.
Yoksulluk, eğitimsizlik, sağlıktan yararlanamama, su ihtiyacı, yol ve ulaşım ihtiyaçları gibi birçok ihtiyaç, devletlerin tek başlarına baş edemediği bir problem haline gelmiştir. Ayrıca gelişmiş ülkeler olarak nitelendirilen G-20 ülkelerinde de önemli sayıda yoksul bulunduğunu unutmamalıyız. Bu itibarla, yardımsever insanların oluşturdukları vakıf ve benzeri hayır kuruluşlarına, insanlık adına çok büyük bir görev ve sorumluluk düşmektedir. Çünkü bazen devletlerin kurumsal yapıları, toplumun sorunlarını veya sosyal krizleri anlamada ve yanıt vermekte başarısız ve hatta kimi zaman kayıtsız kalmaktadır. İşte bu noktada sivil inisiyatif önemlidir ve toplumsal yapıyı ayakta tutan en önemli dinamiklerden biridir."
Konferansa farklı ülkelerden de gelenlerin olduğunu belirten Arınç, Kuzey Afrika'ya ziyaretleri sırasında, Ortadoğu bölgelerinde, sadece İslam coğrafyasında değil, farklı inanç gruplarının da vakıflara çok büyük önem verdiğini gördüğünü söyledi.
Artık siyasi ve sosyal yaşamın önemli bir unsuru haline gelen sivil toplumun aktif olmasının, sağlıklı bir demokratik ortam için önemli olduğunu söyleyen Arınç, bu kuruluşların farklı görüş ve inançtaki insanların seslerini duyurabilmelerine, taleplerini dile getirmelerine imkan sağlaması, sosyal barış ve dayanışma açısından önem taşıdığını anlattı.
"Dünyaya vakfetme duygusunu, sevgisini ve gerçeğini haykırmak bütün bu saydığımız ekonomik ve sosyal adaletsizliklere karşı bir duruşun ifadesidir" diyen Arınç, konferansın Türkiye'nin vakıf başkenti olan İstanbul'da yapılmasının anlamlı olduğunu söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın mesajının da okunduğu konferansta konuşan Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, knoferansa 5 kıta üzerindeki 40 ülkeden davetlilerin katıldığını söyldi.
Bu yılın bütçesinden 200 milyon liranın vakıf kültür varlıklarının onarımı için ayrıldığını belirten Ertem, binlerce taşınmazdan gelir elde etmeye başladıklarını, hayır hizmetlerinin fonksiyonunu genişlettiklerini anlattı. Ertem, karşılıklı tercübelerin paylaşılacağı konferansın yarın sona ereceğini belirtti.
Arınç, konferansın ardından Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Sanayi ve Ticaret Bakanı Sinan Çelebi'yi kabul etti.
Kabul, basına kapalı olarak gerçekleştirildi.

 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER