ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Kuvvetli Sağanak
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 06 Nisan 2013 Cumartesi 19:50

Diyarbakır'da "Türk sorunu" tartışıldı


 Siyaset Bilimcisi Mehmet Alkan, "Kendisini Türk olarak olarak tanımlayan ve bazı hassasiyetlere sahip bir kesim var. O insanların da hassasiyetini anlayabilecek en iyi grup şuan Kürtler" dedi.
     Genç Siviller tarafından Kürtlerin beklentilerini, Türklerin hassasiyetlerini ve Türk sorununu konuşmak amacıyla Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda Diyarbakır Forumu düzenlendi.
     Genç Siviller Koordinatörü Fatih Demirci, forumun açılışında, Kürt sorununun çözümü konusunda Türk hassasiyetlerin neler olduğuna bakmak, bunu da Diyarbakır'da konuşmak istediklerini söyledi.
     Kürt sorunu üzerine konuşmayanın kalmadığını, herkesin bu konu üzerinde yazdığını, çizdiğini ve konuştuğunu belirten Demirci, "Türk sorunu çıkmaması için ne yapmamız lazım- Bunu konuşmak istedik" dedi.
     Siyaset bilimcisi Mehmet Ö. Alkan da Kürt meselesini hep tedirgin konuştuklarını, 90 yıl sonra asimilasyon ve imha seçeneğinin işlemediğinin anlaşıldığını, bir arada yaşamak konusunu konuşmayı öğrendiklerini bildirdi.
     Ankara'nın Kürt meselesini 1925 yılından itibaren asayiş ve medeniyet sorunu olarak gördüğünü savunan Alkan, 90 yılın özetinin bu iki yaklaşım olduğunu kaydetti.
     "Genel olarak baktığımız zaman Kürt meselesi Türklerin ve Orta Doğu coğrafyasına ait değil, AB ve ABD'ye dair bir mesele. Bugün eğer rahatlıkla 'Ne mutlu Türküm diyene' sözü söylenemiyorsa, Cumhuriyetin Türk kimliğini bir üst kimlik olarak oluşturamadığı anlamına gelir" diyen Alkan, sürecin çok önemli ve hassas olduğunu, Türkiye'nin sıkıntılı bir dönemden geçtiğini vurguladı.
    
     -Barış dilini kullanmak lazım-
    
     Alkan, bu dönemde Kürt aydınlarına önemli rol düştüğünü belirterek, "Kendisini Türk olarak olarak tanımlayan ve bazı hassasiyetlere sahip bir kesim var. O insanların da hassasiyetini anlayabilecek en iyi grup şuan Kürtler" diye konuştu.
     Bu süreçte barış dilini kullanmak ve geleceği düşünerek hareket etmek gerektiğinin altını çizen Alkan, etnik kimlik ve milliyetçiliğin ırkçılığa meyletmemesi için aydınlara çok önemli bir rol düştüğünü anlattı.
     Demokratik bir ortamı geliştirmek gerektiğine dikkati çeken Alkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
     "Farklılıklarımızla bir arada yaşamak çok basit bir dert. Biz bunu birlikte kuracağımıza inanıyorum. Çözüm süreci zafer üzerine kurulmamalı. Zafer üzerine kurulmuş bir müzakere süreci kaybedilmiş bir süreçtir. Herkesin en az rahatsız olacağı bir alt sınırı belirlemek gerekiyor. Herkesin az çok tatmin edilmesi lazım."
     Forumun, "Türk Sorunu: Türklerin Hassasiyetlerini Anlamak" konulu bölümde konuşan yazar Mümtazer Türköne de Türkiye'nin özellikle 2009 yılından itibaren çok hızlı değiştiğini, ilk başta söylenen laflar ile bugün söylenenler arasında çok fark bulunduğunu söyledi.
    
     -"Tepkiler duygusal"
    
     Türk sorununun aslında sosyal olduğunu kaydeden Türköne, şöyle dedi:
     "Kürt sorunu etnik bir sorun ama Türk sorunu değil. Etnik kökenle takıntılı bir tavır değil. 2007 yılında devletin zorunlu asimilasyon politikası bitti. Devlet kendisini restore etmek için bunlardan vazgeçti. Türkiye yeniden toparlanıyor. Kürt sorunu, Türk kimliğini savunma durumuna sokarak çözülmez. Böyle bir karşıtlık yaratmak çok yanlış. Kürt sorunun çözümünden bir Türk savunması yaratılmamalı. Tepkiler duygusal. Bu tepki yaratılmamalı. Ortak paydalar, geçmiş, ortak gelecek kuvvetle vurgulanmalı. Tarih her zaman yeniden yazılır. Ortak bir dünyayı paylaşarak bir arada yaşamak, kader birliğini sürdürmek bazı şeyleri hatırlamak, bazı şeyleri unutmaya bağlıdır. Millet olmak biraz da unutmaktır. Ortak paydalar vurgulanmalı. Kürt sorunun en şiddetli evresi yaşanıyor. Uzun sürmez. Sabırlı olunmalı, yangına körükle gidilmemeli. Türkiye'nin batı kesimlerinde, belirsizliği, cevabı verilmeyen soruların, entrikanın karşılığı olan duygusal bir patlama yaşanıyor. Kendiliğinden, çok kısa bir zamanda soyut şeyler somutlaştığında sönecek ve kaybolacaktır. En çok ihtiyaç duyduğumuz şey sabır, empati ve tahammül."
    
     -"Kürtleri ezenler Türkler değil"
    
     "Türküm. Eğer benim tercihim olmayan şeyleri bir üstünlük vesilesi olarak kullanıyorsam buna ırkçılık denir ama ben Türk olmamı değiştiremem. Türk veya Kürt olmak doğuştan geliyor. Kürtler, doğumdan itibaren elde ettikleri kimliklerine yok sayılmasına itiraz ettiler. Siz Türkleri, doğuşlarından itibaren kazandıkları özelliklerinden dolayı suçladığınız zaman bu, ırkçılık olur. Yani ben Kürtleri Türk olarak ezmedim. Kürtleri ezenler Türkler değil. Bunun farkını anlayın. Bunu yapan devlet" diyen Türköne, MHP ile rekabete girebilmek için CHP'nin bugüne kadar keşfetmediği Türkleri keşfettiğini, iki parti arasında Türklük üzerine bir rekabet başladığını belirtti.
     Yazar Sevan Nişanyan ise "5 yıl önce Diyarbakır'da Türk sorunu hassasiyeti üzerine toplantı yapılacak ve burada Türklerin hassasiyetlerini anlatma sana verilecek diyecek kişinin aklından zoru olduğuna inanırdım" diyerek, bunun tarihi bir olay olduğunu, 10 yılda Türkiye'de radikal değişiklik yaşandığını, yeni bir düşünce platformun oluşma halinde olduğunu söyledi.
     Nişanyan, konuşmasına şöyle devam etti:
     "Barış süreci başarılı olduğu takdirde siyasi sonucu muhtemelen Tayyip Erdoğan'ın yüzde 60 küsur oyla cumhurbaşkanı seçilmesi olacaktır. Bu CHP, MHP gibi partilerin ölümle karşı karşıya gelmeleri demektir. Bu partilerin varlık nedeni kalmıyor. Memlekette bir Türk sorunu var. Türk ulusal kimliğinin yeniden tanımlanması memlekette nüfusun yüzde 30-40'a gelen kesimin işine gelmiyor. Bundan ötürü kendilerini mağdur hissediyorlar. Kurulu dünyalarının yıkılmakta olduğunu düşünüyorlar. Sonuçta böyle bir olgu var. CHP ve MHP de varlığını sürdürecekse bu platform üzerinden sürdürecektir. Başka bir oyun yok ki, ellerinde."
     Foruma AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, AK Parti İstanbul Milletvekili Bilal Macit, sivil toplum örgütleri temsilcileri ile öğrenciler katıldı.
 

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER