ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL18°C
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 02 Mart 2013 Cumartesi 15:16

Diyarbakır'da ''Mayınsız Türkiye'' konferansı


Uluslararası Mayın Yasaklama Kampanyası yöneticisi Kasia Derlicka, ''Dünyada hala 60'ın üzerinde ülke ve bölge mayın sorunu ile karşı karşıya. Artık bir kişiyi bile mayına kurban vermek istemiyoruz'' dedi.
     International Campaign To Ban Landmines, Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, TMMOB, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Barosu, İHD, MAZLUMDER, Diyarbakır Tabip Odası, Yerel Gündem 21 ve TİHV tarafından, Türkiye'nin Ottawa Sözleşmesi'ni onaylamasının 10'uncu yıl etkinlikleri kapsamında Sümerpark'ta ''Mayınsız Türkiye'' konulu konferans düzenlendi.
     Konferans öncesinde davetliler ''Mayınsız Bir Dünya İçin Bacağını Ödünç Ver'' başlıklı küresel kampanyaya destek vermek, mayınsız bir Türkiye ve dünya için mağdurlarla dayanışma göstermek üzere pantolonunun paçasını sıvayarak fotoğraf çektirdi.
     Uluslararası Mayın Yasaklama Kampanyası Yöneticisi Kasia Derlicka, konferansta, Türkiye dahil 100 ülkede örgütlendiklerini belirterek, son 20 yıldır her yerde, yer altında bulunan mayınların çıkarılması için çalıştıklarını söyledi.
     Derlicka, Türkiye'nin Ottawa Sözleşmesi'nde yer almasının kendileri için önemli olduğunu vurgulayarak, son 10 yıldır, Türkiye'deki mayınların insanların hayatlarını etkilemeye devam ettiğini belirtti.
     Mayınsız bir dünya ve bölgeler oluşturmak için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerine dikkati çeken Derlicka, ''Bunu başarmak insanların yaklaşımlarına bağlı. Yapılması gereken aslında son derece basit. Antipersonel mayınları ortadan kaldırmak ve stoklarda bulunan kara mayınlarını yok etmek. Artık arazilerdeki mayınların insanlara zarar vermesini istemiyoruz. Birçok insan bunların askeri konular olduğunu savunuyor. Oysa bu sorun silahlarla ilgili değil, insanları etkileyen mayınlı alanlarla ilgili. Bu nedenle yükümlülüğü üzerimize almamız gerekiyor. Mayınları kurmanın maliyeti düşük ve kolay ancak temizlemesi zor. Mayınların öncelikle bizim ve insanlığın problemi olduğunu kabul etmemiz gerekiyor'' dedi.
    
     -''Kara mayını bir asker ile bir çocuk arasında ayırım yapmıyor''-
    
     Derlicka, kampanyaları yürütürken kara mayınlarından etkilenen sadece insanlara değil, toplumlara da destek olarak en azından insani ihtiyaçlarını karşılamak için çalıştıklarını söyledi.
     Sivil toplum örgütlerinin kara mayınlarının temizlenmesi için hükümetler üzerinde baskı uygulaması gerektiğini dile getiren Kasia Derlicka şöyle dedi:
     ''Daha fazla mayın mağduru ve kurbanı görmek istemiyoruz ancak dünyada hala 36 ülkenin kara mayınlarını kullanma hakkı söz konusu. Umuyoruz ki kısa sürede Amerika Birleşik Devletleri de kara mayınların kullanımını yasaklayacak. Devlet dışı isyancı gruplar da kara mayınlarını kullanıyor. Kara mayını bir asker ile bir çocuk arasında ayırım yapmıyor. Dünyada 60'ın üzerinde ülke ve bölge mayın sorunu ile karşı karşıya. İyi olan haber Arnavutluk gibi 20'yi aşkın ülke arazilerini mayından temizleyerek kendilerini, 'mayınsız ülke' ilan ettiler. Bu sorun biz hayattayken çözülebilir. Bu konuda bir politik irade varsa kaynak zaten var. 1997'den bu yana bin kilometrekare alan kara mayınından temizlendi. Böylece psikolojik tehdit ortadan kalktı. Bugüne kadar 46 milyon kara mayını 150'den fazla ülkede temizlendi. Ancak 3 ülke hala kara mayını stoklarını temizlemedi. Türkiye de 2 yıl öncesine kadar bu ülkelerden biriydi. Kara mayınlarının kullanılmadan yok edildiğini garanti altına almalıyız. Dünyada kara mayınlarından ölen ve yaralananların sayısı son 20 yılda düştü. 1990'ların başında 20 bini aşkın kara mayını mağduru ve kurbanı varken geçen yıl 4 bini aşkın mağdur ve kurbandan söz ediyoruz. Bu rakamlar ne kadar yanıltıcı da olsa bir azalma olduğu şüphesiz. Artık bir kişiyi bile mayına kurban vermek istemiyoruz.''
    
     -''Her 3 günde bir kişi kara mayını nedeniyle ölmekte ya da yaralanmakta''-
    
     Mayınsız Bir Türkiye Girişimi sözcüsü Muteber Öğreten ise, tüm çabaların, anlaşma ve sözleşmelerin amacının antipersonel kara mayınlarının neden olduğu acılara ve kayıplara son vermek olduğunu belirterek, tüm yükümlülük ve alınan kararların bu amacın gerçekleştirilmesine yönelik olduğunu bildirdi.
     Temel amacın bir silahın imhasından ziyade bir silahın neden olduğu acıların sona erdirilmesi olduğunu vurgulayan Öğreten, ''Ottowa Sözleşmesi bize bir çerçeve sunuyor ve bizim bu çerçeveyi eylemlerle doldurmamız gerekiyor. Türkiye mayın kullanmayacağını bu sözleşmede taahhüt etti ancak 2009'da Türkiye'nin mayın kullandığı belirlendi. 2011 yılında askeri bir yetkili yaptığı açıklamada, karakolların çevresine ve hudutlara kontrolsüz mayın döşendiğini ve bunu sivillere söyleyemediklerini belirtmişti. Bunlar Türkiye'nin sözleşmenin mayın kullanımına ilişkin maddesini ihlal ettiğini gösteriyor'' dedi.
     Öğreten, Türkiye'de hala bir mayın temizliği hareketi başlamadığını gördüklerini ifade ederek, Türkiye'nin Yunanistan ve Bulgaristan ile sınırı hariç tüm sınırlarında antipersonel mayın bulunduğunu kaydetti.
     Artık sınırlarda ölümcül veya yaralanma ile sonuçlanan mayın vakaları olmadığını, esas vakaların sınırlardan çok uzak olan iç bölgelerde meydana geldiğine dikkati çeken Öğreten, şöyle dedi:
     ''Türkiye'nin ne sınırlarındaki ne de iç bölgelerdeki mayınların temizliği ile ilgili bir program ve takvimi söz konusu. Artık mayınlı alanlar tel örgülerden rahatlıkla geçebilen çocukların oyun, köylülerin ise hayvan otlattıkları alanlar haline geldi. Türkiye'de hala mayın mağduru ve kurbanlarına ilişkin sağlam bir veri yok. Açıklanan rakamlar da birbirini tutmadığından gerçeği ne kadar yansıttığını tahmin bile edemiyoruz. Bizim yaptığımız araştırmaya göre 2003-2011 arasında mayın nedeniyle 684 yaralanma, 293 ölüm olayı meydana gelmiş. Toplamda 977 mağdur ve kurban belirledik. Hem bizim hem yetkililerin raporlarına göre Türkiye'de her 3 günde bir kişi kara mayını nedeniyle ya ölmekte ya da yaralanmakta. Türkiye'de mayın kullanımı hala devam ediyor, stok imhası tamamlandı, mayın temizliği sorunu hala sürüyor. Sivil toplum kuruluşları olarak son mayın temizleninceye, son mayın kurbanı tüm haklarına kavuşuncaya kadar bu çabamızı ve mücadelemizi sürdüreceğiz.''
    

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER