ÖNE ÇIKANLAR :
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 27 Aralık 2012 Perşembe 11:27

Devletin zirvesindeki ''Türk bilim insanları''

Devletin zirvesindeki Türk bilim insanları


TÜBİTAK ödüllerini, bugün Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün elinden alacak bilim insanları, bilim ve teknoloji dünyasına uluslararası düzeydeki katkılarıyla dünya çapında adlarından söz ettirdi.
    
Çankaya Köşkü'nde düzenlenecek törende konuşma yapacak bilim insanları, mühendislik bilimlerinde Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Z. Özlem Keskin Özkaya, sağlık bilimlerinde Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Tayfun Özçelik, sosyal bilimlerde Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Ziya Öniş olacak.
    
TÜBİTAK özel ödülünün sahibi ABD'deki Michigan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. A. Galip Ulsoy'un ise törene katılamayacağı bildirildi.
    
ABD'de heykeli dikildi
    
Sağlık bilimlerinde ödül sahibi Prof. Dr. Tayfun Özçelik, genetik üzerine çalışmalarıyla dünya çapında adından söz ettirirken, son olarak ABD'deki Stanford Ünversitesi'nde ''çalışmalarının heykeli'' dikilen 22 bilim insanından biri oldu.
    
Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özçelik, 1998'de çocuklarda lösemiye neden olan ailesel kaynaklı genlerden ilkinin bulunması konusundaki çalışmasıyla genetiğin önemli keşiflerinden birine de imza attı.
    
Kırk genin insan ve fare kromozomlarındaki lokuslarını belirleyen ve Türkiye'nin ilk babalık testini yapan Özçelik'in en son ve henüz yayımlanmayan araştırması, Adana'daki Üner Tan Sendromlu aileyi hasta eden geni tayin etmek oldu.
    
Türkiye'deki bilim alanındaki en prestijli ödüllerinden biri olan TÜBİTAK Sağlık Bilim Ödülü'nün sahibi Özçelik, ABD'de çalıştığı yıllarda danışmanı Prof. Dr. Uta Francke ile birlikte yaklaşık kırk genin insan ve fare kromozomlarındaki lokuslarını belirledi.
    
Bu araştırmaların sonucunda Prader-Willi sendromu, Charcot-Marie-Tooth tip 1A ve tip VIII glikojen depo hastalıkları ile ilişkili genleri tanımladıklarını bildiren Özçelik, bu çalışmaları sebebiyle bu yılın Mayıs ayında Stanford Üniversitesi'nde kampüs girişine 22 bilim insanının tıp tarihine geçen çalışmalarını anlatan granit heykel strüktürler yapıldığını, bunlardan bir tanesinin de danışmanı Francke ile kendisinin bu alandaki çalışmalarıyla ilgili olduğunu bildirdi.
    
Özçelik, ABD'deki çalışmalarının ardından 1992'de Türkiye'ye döndüğünü ve İstanbul Tıp Fakültesi'nde çalışmalarını yürüttüğünü belirterek, burada Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü Genetik Anabilim Dalı'nın kurucu başkanlığını yaptığını söyledi.
    
Bu laboratuvarın Dünya Sağlık Örgütü'nün desteğiyle kurulduğunu ve Türkiye'nin tıp fakültesi bünyesindeki ilk DNA incelemesine dayanan genetik laboratuvarı olduğunu dile getiren Özçelik, bu laboratuvarda Türkiye'nin ilk kimliklendirme ve babalık testlerini yapan ekibin başında olduğunu belirtti.
    
Bu testlerin o yıllarda DNA keşfedilmediği dönemde kan grupları üzerinden yürütüldüğünü kaydeden Özçelik, bunlar için Türk toplumunun referans genlerini Adalet Bakanlığı ile yürüttükleri ortak çalışmalarla belirlediklerini ifade etti.
    
 Kanserin sırrını anlamaya çalışıyor
    
TÜBİTAK Mühendislik Bilim Ödülü'ne layık görülen Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Z. Özlem Keskin Özkaya da bu alanda ödül alan ikinci kadın araştırmacı olacak. Özkaya, Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ndeki konuşmasında bu konuyu da dile getirecek.
    
Özellikle hastalıkların nasıl meydana geldiğini anlamaya dönük araştırmalar yaptığını belirten Özkaya, mühendislik sistemi gibi gördükleri hücrede protein-protein etkileşimlerini araştırarak özellikle hastalıkların nedenlerini bulmaya çalıştıklarını bildirdi.
    
Özellikle kansere götüren hücre bozulmalarını araştırdıklarını ifade eden Özkaya, bu sırada ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü ve Amerikan Biyoteknoloji Enstitüsü ve Amerikan Kanser Enstitüsü'nde görev yaptığını anlattı.
    
Hastalıklarda bir proteinin başka proteinle nasıl etkileşeceği konusunda bir algoritma yazdıklarını ve bu çalışmanın uluslararası bir dergide yayımlandığını, tüm yayınlarına 3 bin civarında atıf aldığını dile getiren Özkaya, ''Dünya genelinde özellikle hastalıklarla ilgili araştırma yapan tıp ve fen fakültelerinden bu algoritmayı kullanmak isteyen çok sayıda bilim adamı başvuruyor. Bu talepler daha çok ABD'den geliyor'' dedi.
    
İlaç tasarımı için de kilit rol üstlenen araştırmalar yapan Özkaya, ilaçların daha etkili bağlanabilmelerine yoğunlaşan araştırmaları ile dünya genelinde ses getiren araştırmalara imza attı.
    
Türkiye modelini dünyaya tanıttı
    
     Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Ziya Öniş de Koç Üniversitesi'nde uluslararası politik ekonomi profesörü, Küreselleşme ve Demokratik Yönetişim Merkezi (GLODEM) başkanı olarak görev yapıyor.
     Koç Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Enstitüsü Direktörlüğü görevinden yeni ayrılan Öniş, Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'ne katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümünde öğretim üyesi olarak görev aldı.
     Öniş'in son dönem çalışma alanlarını küreselleşmenin politik ekonomisi, krizler ve kriz sonrası dönüşümler, Türkiye'nin Avrupalılaşması ve demokratikleşmesi, Türk dış politikasında yeni yönelimler oluşturuyor.
     Prof. Dr. Öniş, Türkiye'deki ekonomi-politika etkileşimini diğer ülkelerdeki ekonomi-politika etkileşimi ile karşılaştırmalı bir şekilde inceleyerek elde ettiği yeni ve orijinal verilerle uluslararası literatüre önemli katkılar sağlayan uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları nedeniyle Bilim Ödülü aldı.
    
     -Beyaz Saray'ın mühendislik danışmanı Türk-
    
     TÜBİTAK'ın yurt dışında üstün nitelikli araştırmalar yapan Türk araştırmacılara verdiği ''Özel Ödül''ün bu yılki sahibi Prof. Dr. Galip Ulsoy, mühendislik alanında Beyaz Saray'a danışmanlık yapan akademi üyeliğini sürdürürken, ABD'deki en önemli savunma araştırmalarından biri olan sürücüsüz kara araçları teknolojisinde önemli yeniliklere imza attı.
     Michigan Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ulsoy, ABD'nin çeşitli eyaletlerinde 45 yıldır araştırmalarını sürdürüyor ve 30 yılı aşkın süredir de Michigan State Üniversitesi'nde çalışıyor.
     Dinamik sistemler, otomatik kontrolün imalat ve otomotiv sistemlerinde uygulanması konularında çalışmalar yürüttüğünü dile getiren Ulsoy, TÜBİTAK Özel Ödülü almasının da bu çalışmaları dolayısıyla verildiğini ifade etti.
     Ulsoy, son yıllardaki araştırmalarının sürücüsüz kara araçları konusunda yoğunlaştığını, bu kapsamda kendi kendine hareket edebilen araçlar üzerinde çalıştıklarını belirterek, araştırmada büyük desteğin ABD ordusundan geldiğini kaydetti.
     Bu araştırmalarıyla ilgili son yıllarda iki tane kitap yayımladıklarını bildiren Ulsoy, bu kitaplarda da otomobil sistemlerinin kontrolü hakkındaki yeniliklerini bilim dünyasıyla paylaştıklarını belirtti.
     Ulsoy, sürücüsüz kara araçlarının genelde uzaktan bir asker tarafından yönetildiğini, çalışmalarında ise bu araçları daha özerk bir şekilde çalıştırmayı hedeflediklerini ve bu alanda önemli yenilikler getirdiklerini vurguladı.

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER