ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL20°C
Sisli
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 29 Aralık 2013 Pazar 15:12

Davutoğlu, gündemi değerlendirdi


Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İstanbul merkezli operasyonla ilgili gelişmeler hakkında, "Maalesef bu son gelişmelerde meselenin yolsuzluk boyutunu çoktan aşıp savcının bildiri dağıtırken de yüz ifadesine yansıyan bir intikam boyutuna dönüştüğünü görüyorsunuz" dedi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Kanal 7 televizyonunda katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Türkiye'nin kendi kaynağını kendi üreten, çalışkan bir milletin alın teriyle yükselebilecek bir ülke olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, "10 yıl içinde gayri safi milli hasıla dört misli büyümüşse hangi kriteri alırsanız alın bu kaynak nereden geldi. Niye 1990'lı yıllarda bu kaynak üretilemedi? Millet aynı millet, devlet aynı devlet. Niye o zaman bu kaynak üretilemedi?" dedi.

Hükümete eleştiri yöneltenlerin iç muhasebe yapmasını isteyen Bakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"10 yılda Türkiye nereden nereye geldi? Bunu Hizmet hareketi ya da cemaat diye tanımladığımız dostlar ve çevreler için de söylüyorum. Bir muhasebe yapsınlar, ya da sabah seher vakti bir muhasebe yapsınlar. 12 yıl önceki Türkiye'yi bugünkü Türkiye ile karşılaştırsınlar ve ellerini vicdanlarına koysunlar. Özgürlüklerin ve ekonomik kalkınmanın nereden nereye gelindiğine baksınlar."

Dün Van'da olduğunu anımsatan Davutoğlu, sokaklarda herkesle temas kurduğunu ve hükümete olağanüstü bir güvenin bulunduğunu vurguladı.

"Olağanüstü bir güven var ve herkes 10 yıllık birikimle değerlendiriyor" diyen Davutoğlu, 10 yıl içinde nelerin başarıldığını herkesin gördüğünü, milletin bunu derinden hissettiğini aktardı. Davutoğlu, Van'da Türkiye'nin diplomasi yönünde bütün dünyada bilinirliği konusunda olağanüstü kadirşinas şeyler aldığını ve çözüm süreci ile ilgili büyük beklentiler ve büyük ümitler bulunduğunu vurguladı.

Van'da herkesin bütün bu başarıların devamını istediğini söyleyen Davutoğlu, "Çözüm sürecinin ve 'onurlu bir şekilde dünyada başımızı dik tutan politikaların devamını istiyoruz' diyor herkes. Şimdi bunu ben bir siyasetçi olarak demiyorum, bir sosyolog olarak dün gözlemlediğimiz tabloyu söylüyorum" dedi.

Yolsuzlukların bu hükümete yapışıp kalan bir şey olması halinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gittiği her yerde böylesine büyük coşkuyla karşılanmayacağını ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Çünkü halk şunu görüyor ve acaba 'bu 10 yıllık birikimi kaybedersek ne olur' diye düşünüyor. Diyelim ki bir yanlış var. O yanlışın tabii ki tasfiyesini herkes ister. En çok biz isteriz. Yanlışlık yaptığı iddia edilen arkadaşların her biri de çıktılar 'her türlü hesap sormaya açığız' dediler. Nihayet yetki kullananın hesap sorulmaya da açık olması lazım. İstifa etmek suretiyle de bunu gösterdiler. Ama yolsuzluklarla ilgili sorulması gereken bir konu varsa, zaten Başbakanımızla bu haberi aldığımız gün sabahleyin biz uçakta Şeb-i Arus'a gidiyorduk, çok net bir tavrı vardı. Bugün de aynı tavrı var. Bir yanlışı kim yaparsa yapsın, kardeşimiz olsa bile bunun hesabını sorarız. Ama eğer bize karşı bir operasyon varsa, ki ben bu iktidarın Türkiye'deki yaptığı başarılar konusunda birçok hasım çevrenin oluştuğuna da inanıyorum, maalesef bu son gelişmelerde meselenin yolsuzluk boyutunu çoktan aşıp savcının bildiri dağıtırken de yüz ifadesine yansıyan bir intikam boyutuna dönüştüğünü görüyorsunuz. Dünyanın en soğukkanlı olması gereken insanları savcılardır. Soruşturma bitene kadar o dosyayı kendilerine emanet edilen bir büyük mahrem gibi muhafaza eder, basınla ve herhangi bir yerle paylaşmaz ilgili otoriteler dışında. Otoritelerden kastım, yargı sistemi içindeki şeyler dışında. Yani sadece bize hazine ya da milletin vergileri emanet edilmiyor. Yargıya da milletin, devletin namusu emanet ediliyor. Yani adalet emanet ediliyor. Adaletin olmadığı yerde devlet olmaz."

"Adalet terazisini tutan elin her türlü histen, intikam duygusundan, her türlü siyasi düşünceden arınması lazım" diyen Davutoğlu, nihayetinde hedefin insanları cezalandırmak değil, alınan kararlarla bir daha o hatanın yapılmasını önlemek olduğunu söyledi.

Davutoğlu, "Şimdi ise ne oluyor biliyor musunuz, savcının bu tutumuyla. Daha insanlarla ilgili cezai durum ortaya çıkmadan cezaya hükmederek, toplumsal bir psikoloji oluşturarak bir sonraki aşamayı planlamak gibi bir siyasi sonuç ortaya çıkıyor. Bu adalete vurulabilecek en büyük darbedir" diye konuştu.
 

KAYNAK:
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER