ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL34°C
Az Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 17 Haziran 2013 Pazartesi 22:31

"Darbe suçunda hedef siyasi iktidarın bizzat kendisidir"


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Balyoz Planı davasıyla ilgili tebliğnamesinde, cebir ve şiddet yöntemlerini kullanmadan, anayasal sınırlar içerisinde, meşru demokratik yollarla hükümeti değiştirip kendi düşünceleri doğrultusundaki kadroları iş başına getirmenin ve ülke yönetimine katkıda bulunmanın herkesin demokratik hakkı olduğu vurgulanarak, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin değiştirilmesini herkes isteyebilir. Mevcut iktidarın seçim yolu ile iş başına gelmiş olması, icraatlarının herkesçe tasvip göreceği ve kabullenileceği anlamına gelmez. Siyasi iktidarın el değiştirme yöntemi Anayasada ve kanunlarda belirtilmiştir. Hükümetin anayasal ve yasal demokratik kurallar çerçevesinde sona erdirilmesi elbette suç olarak düşünülemez" denildi.

Tebliğnamede, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerine yönelik, hükümeti ortadan kaldırma veya görevlerini yapmasını kısmen de olsa engellemeye teşebbüs etme suçunun işlenme biçimlerinden yola çıkarak, bir darbenin hangi aşamalardan geçerek gerçekleşeceğine ilişkin tespitler yapıldı.

"Birinci olarak mevcut durumla ilgili tüm bilgilerin toplanması, suçun gerçekleştirilmesi için gerekli insan gücü, teçhizat, araç ve gereç temini, programların kararlaştırılması gibi belirli şartların yerine getirilmesi gerekir" ifadesine yer verilen tebliğnamede, iktidarın ortadan kaldırılması durumunda, bu harekete destek verecek veya engelleyecek kişiler, kamu görevlileri, kamu kurumları, özel şirketler, dernek, vakıf, sendika, üniversite gibi çeşitli kişi ve kurumlar hakkında bilgi toplamanması ve siyasi iktidara yapılacak müdahalelerin detaylı şekilde planlanması gerektiği kaydedildi.

Tebliğnamede, şöyle denildi:

"İkinci olarak, iktidarın ortadan kaldırılmasının gerektiği kanısının kamuoyunda oluşturulması için kargaşa ortamının meydana getirilmesi, güven ortamının zedelenmesi, siyasi iktidarın olaylara muktedir olamadığı fikrinin toplum nezdinde kabul görmesinin sağlanması gerekecektir. İkinci aşama, eylem planlarının devreye sokulmasıyla hayat bulur. Yasadışı gösteri ve yürüyüşler ile hükümetin icraatlarının protesto edilmesi, basın yayın ve kitle iletişim araçları kanalıyla bir müdahalenin gerekliliğinin üzerinde durulması, faili meçhul cinayetlerin işlenmesi, devreye sokulacak sadece birkaç örnek eylem planıdır.

Üçüncü olarak, yürütme organının etkinliğini azaltmak ve istismar edilecek bir güvenlik kaygısı oluşturmak amacıyla, olağanüstü hal ve ardından sıkıyönetim ilan ettirilmesi ve hükümetin ortadan kaldırılması aşaması devreye sokulacaktır. Stratejik planın bu aşamasında tüm lojistik faaliyetlerin aksamadan yürümesi için, araç gereç sağlama, gıda, sağlık, nakliye gibi sosyal hayatın devamı adına lüzumlu faaliyetlerin kontrol ve denetiminin sağlanması için hassas, öncelikli ve özellikli belirli yerlere daha önceden tespit edilmiş hükümeti ortadan kaldırma işine müzahir ve taraftar kişilerin getirilmesi gerekeceği gibi, hükümeti ortadan kaldırma faaliyetlerine sıcak bakmayıp da engel olacak kişilerin de özel oluşturulmuş ekipler tarafından yakalanıp gözaltına alınması, önceden belirlenmiş belirli yerlerde alıkonması, tutuklanıp tutukevlerine sevkedilmesi ve amaca ulaşmada karşılaşılan engellerin kaldırılması gerekecektir.

Dördüncü olarak, kamu kurum ve kuruluşlarında kontrolün sağlanması sonrası, ilk başta belirlenen kişilerden oluşacak bir yürütme organının oluşturulması, devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması ve amaçlanan politik düzenin oluşturuması gerekecektir."

"Darbe suçunda hedef siyasi iktidarın bizzat kendisidir"

"Darbe suçunda, bir araya gelen ve hedef belirleyen oluşumun terör örgütü olmasına gerek yoktur ve bu oluşumun hedefinde Türk Ceza Kanunu'nun 302/1. maddesinde düzenlenen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçu ile 309/1. maddesindeki Anayasayı ihlal suçlarının tersine, siyasi iktidarın bizzat kendisi vardır" ifadesine yer verilen tebliğnamede, bu suçu işleyenlerin siyasi iktidarın ıskat edilip oraya kendilerinin tasvip ettiği kişilerin gelmesini hedeflediği anlatıldı.

Tebliğnamede, şu ifadelere yer verildi:

"Oluşum, kendi amaç ve çıkarlarına aykırı gördüğü siyasi iktidar temsilcilerinin görevi bırakmasını ve yerine kendi amaç, çıkar ve ideolojilerine uygun kişilerden oluşacak, kendi güdümlerinde çalışacak yönetimleri işbaşına getirmeyi hedeflerler. Özellikle genel seçimler sonrası meşru yollarla, halk iradesiyle oluşturulan yasama ve yürütme erklerini kullanmaya mezun siyasi yapılanmaları içlerine sindirememe veya kendi menfaatlerinin çakışması durumunda, demokratik yollarla bu siyasi iktidarla mücadele etmek yerine, kendi menfaat ve ideolojilerine uygun yapıdaki kişilerin siyasi iktidarı elde etmesi için hukuk dışı yollarla iktidardan kurtulma yollarına bakma ve bunun gerçekleşmesi için antidemokratik müdahaleleri gerçekleştirme, TCK'nın 312. maddesindeki Hükümete karşı suçun faillerinin başlıca yöntemlerindendir.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini antidemokratik yollarla cebren yıkıp yerine kendi amaç ve çıkarları doğrultusunda bir yönetim kurma hedefine ulaşmak için bu yapılanmalar, kendilerinin yönetip yönlendiremedikleri siyasi iktidarı kullananların iradelerine cebir ve şiddetle bir şekilde zorlamak suretiyle ifsat ederek, görevlerini yapmalarına kısmen veya tamamen engel olmak amacıyla mevcut hükümeti zora sokacak eylem planlarını hazırlarlar, kadroları oluştururlar ve ortam oluştuğunda da cebir ve şiddet kullanarak siyasi iktidarın görevi bırakmasını sağlayıp, kendileri hükmetmeye başlarlar. Onun için bu suçta cebir ve şiddet unsuru asıl amacın gerçekleştirilmesindeki son aşamada aranmalıdır. Suçun cebir ve şiddetle işlenmesi gerekli ise de hareketin icrasına başlanılan kısmının da mutlaka cebir ve şiddet içermesi zorunlu değildir. Yerel mahkeme kararında da değinildiği üzere, darbe planını gerçekleştirecek oluşumun, hedeflediği amaca yönelik olarak başlattığı icra hareketlerinden, asıl hedefe ulaşma amacına yönelik davranışlarının cebir ve şiddet içereceğinin anlaşılması yeterli görülmelidir."

Darbe suçuna katılanlardan cebir ve şiddet gibi yöntemleri tüm sanıkların kullanmasının şart olmadığı belirtilen tebliğnamede, "Öncelikle şu çok iyi bilinmelidir ki bu suç ile amaçlanan hedefe ulaşmak için bir araya gelen yapılar farklı ideolojilere sahip olsalar bile hedefe ulaşmak için hükümet otoritesinin zaafa uğratılması ve bu otoritenin ortadan kaldırılması hepsinde ve tüm çalışmalarında ortak noktadır" denildi.

5237 sayılı TCK'nın 314. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyelerinin tamamının 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesinde yer alan cebir şiddet içerikli eylemleri gerçekleştirmelerinin veya tüm üyelerinin silahlı olmalarının gerekmediğine işaret edilen tebliğnamede, "İllegal yapının her eylem ve faaliyetinde de cebir unsuru aranmaz. Amaçlanan hedefin ve üstlenilen vazifenin mahiyeti gereği cebir ve şiddetsiz olamayacağının kabulü yeterlidir" görüşüne yer verildi.
Cebir ve şiddet yöntemlerini kullanmadan, anayasal sınırlar içerisinde, meşru demokratik yollarla hükümeti değiştirip kendi düşünceleri doğrultusundaki kadroları iş başına getirmenin ve ülke yönetimine katkıda bulunmanın herkesin demokratik hakkı olduğu vurgulanan tebliğnamede, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin değiştirilmesini herkes isteyebilir. Mevcut iktidarın seçim yolu ile iş başına gelmiş olması, icraatlarının herkesçe tasvip göreceği ve kabullenileceği anlamına gelmez. Siyasi iktidarın el değiştirme yöntemi Anayasada ve kanunlarda belirtilmiştir. Hükümetin anayasal ve yasal demokratik kurallar çerçevesinde sona erdirilmesi elbette suç olarak düşünülemez" denildi.

Suç teşebbüs aşamasında kalmıştır

Sanıkların eylemlerinin hazırlık hareketi niteliğinde olmadığı, suçun, teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilen tebliğnamede, şunlar kaydedildi:
"1. Ordu, 2, 3, 5, 15. Kolordu ve Harp Akademileri Komutanlıklarından, güvenlik harekat planının uygulanması kapsamında, görevlendirmede yetkili, iltisaklı, istihbarat faliyeti yapacak, hassas tesislerde görevlendirilecek personel ile emekli general-amiral listelerinin oluşturulduğu, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde çalışma gruplarının oluşturulduğu, oluşturuan bu çalışma gruplarınca hassas-müzahir personel listelerinin hazırlandığı, yine müzahir personel listelerinde yer alanlardan sıkıyönetim ilanı sonrası kamu görevlerine getirilecek kişilere ilişkin çalışmaların yapıldığı anlaşılmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilecek ve görev yerleri değiştirilecek personele ilişkin listelerin hazırlandığı, milli mutabakat hükümetinin devreye girmesi adına ülke genelinde yapılması planlanan eylemlere ilişkin olarak rol alacak personel listelerinin oluşturulduğu, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde çalışan bir kısım personelden plan kapsamında yapacakları görevlerle ilgili olarak, personel isim ve görev yerlerinin yer aldığı listelerin oluşturulduğu, bir çok ilde Jandarma Bölge Komutanlıkları sorumluluk alanlarında istihbarat çalışmalarının yapıldığı belirlenmiştir. Sivil kıyafetli olarak istihbari faaliyetlerin yerine getirildiği, darbe planına destek verecek üst dereceli kamu görevlileri hakkında çalışmalar yapıldığı, kilit görevlere atanacak sivil şahıslara ilişkin listelerin hazırlandığı, harekat planının kamuoyunda tasvip görmesi adına faydalanılacak medya mensuplarının tespit edildiği, darbe sonrası gözaltına alınacak kişilerin belirlendiği, sanıkların amaç suçun gerçekleştirilmesi adına icrai hareketlere başladıkları, eylemlerinin düşünce ve plan aşamasının ötesine geçtiği, sanıkların eylemlerini ellerinde olmayan ve öngöremedikleri nedenlerle tamamlayamadıkları, dolayısıyla suçun eksik teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır."

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER