ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL9°C
Çok Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 17 Nisan 2013 Çarşamba 00:45

"Cumhurbaşkanını da zehirletiriz"


Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüne ilişkin Ergenekon davası sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında hazırlanan iddianamede, "Şüpheli Levent Ersöz'ün, açık kimliği tespit edilemeyen ancak gizli tanık 'Selçuk' tarafından 'Savaş Korkmaz' olarak belirtilen kişi ile 17 Nisan 1993'te, Türkiye'nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı önceden planlayarak zehirlemek suretiyle öldürttüğü, bu yolla atılı suçu işlediği sonuç ve kanaatine varılmıştır" ifadesi kullanıldı.
     Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamede, Turgut Özal'ın ölümüne ilişkin Devlet Denetleme Kurulu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu'nca hazırlanan raporlar ve gizli tanıklar İlker Çınar'ın, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'na, "Selçuk"un ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği ifadeler özetlendi.
     İddianameye göre, ifadesinde, 1993'ten itibaren, Özel Kuvvetler Komutanlığı içerisinde yer alan TUSHAD'a bağlı Beyaz Kuvvetler Komutanlığı'nda görev yaptığını belirten Çınar, Beyaz Kuvvetler'in operasyonel bir birim olmadığını belirtti.
     Operasyonel olan Siyah Kuvvetler'in ise halk arasında bulunduğunu ve görevinin farklı grupları karşı karşıya getirerek ortamı germek olduğunu iddia eden Çınar, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde bulunan JİTEM'in de TUSHAD tarafından kontrol edildiğini ve infazlar yaptığını ileri sürdü.
     Operasyonlar başladıktan sonra, Beyaz Kuvvetler, Siyah Kuvvetler ve JİTEM'in, Ergenekon Terör Örgütü'nün bir parçası olduğu sonucuna vardığını ifade eden Çınar, Ergenekon kapsamında yargılanan Hurşit Tolon'un, TUSHAD'ın başında ve emekli olduktan sonra bile etkin konumda bulunduğunu savundu.
     Sanık Levent Ersöz'den eğitim aldığını iddia eden Çınar, Özal'ın suikast sonucu öldüğünü, TUSHAD'a girdikten sonra yapılan konuşmalarda duyduğunu ileri sürdü. Çınar, Turgut Özal'ın, kalp krizine yol açacak polonyum 210 ve amerikyum 241 radyoaktif ilaçları verilerek öldürüldüğünü öne sürdü.
    
"Cumhurbaşkanını da zehirletiriz"
    
     Gizli tanık "Selçuk" da ifadesinde, Levent Ersöz'ü tanıdığını belirterek, bir konuşmada Ersöz'ün, "Biz gerektiğinde cumhurbaşkanlığı yapmış bir kişiyi de zehirletiriz, öldürtürüz" dediğini duyduğunu iddia etti.
     "Selçuk", Özal'ın ölümüne ilişkin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazdığı dilekçede de jandarma istihbarata çalıştığı dönemde, yarbay rütbesindeki 'Savaş' isimli bir kişinin, "Özal'ın ölümünün zehirlenme yoluyla düzenlenen planlı bir suikast" olduğunu söylediğini ileri sürdü.
     Levent Ersöz'ün, 2004'te Ankara Çayyolu'ndaki bir toplantıda ise "Bizler başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış kişiyi zehirletiriz" dedikten sonra, toplantıda bulunan Yarbay Savaş'a dönerek, "Bu olayın kahramanlarından biri Savaş'tır" ifadesini kullandığını iddia eden "Selçuk", Ersöz'ün, konuşmasının devamında, Özal'ın yanında yer alan Eşref Bitlis'in ihanet içinde olduğunu savunarak, "Bu yanlışın bedelini hem kendi hem onu adam bilip yanında olanlar ödedi" dediğini ifade etti.
    
Ersöz'ün savunması
   
     İddianamede, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki Ergenekon davasının iddianamelerinden, Turgut Özal'ın adının geçtiği bazı bölümler aktarıldıktan sonra, sanık Levent Ersöz'ün, soruşturma aşamasında alınan savunmasına yer verildi.
     Buna göre, Ersöz, "Deniz Uygar" kod isimli İlker Çınar'ı tanımadığını ve hakkındaki iddialardan basın yoluyla haberdar olduğunu aktardı. İlker Çınar'ın ifadelerinde "çelişkiler" bulunduğunu ileri süren Ersöz, "Genelkurmay'da TUSHAD diye bir birimin olmadığını, ne Beyaz Kuvvetler ne de Siyah Kuvvetler birimlerini duymadığını" belirtti.
     "JİTEM diye bir birimin söz konusu olmadığını" savunan Ersöz, "Arif Doğan gibi hastalıklı ruh hali içerisindeki bir kişinin beyanlarına dayanarak JİTEM'in var olduğunun iddia edildiğini, Teoman Koman'ın, mahkemede tanık olarak dinlendiğinde JİTEM'in var olmadığını açıkça ifade ettiğini, Genelkurmay Başkanlığı'nın TUSHAD diye bir birimin olmadığını mahkemeye bildirdiğini, dolayısıyla olmayan bir kuruluşun Özal'ı öldürmesinin söz konusu olamayacağını" kaydetti.
    
"Hayal ürünü bir senaryo"
    
     Özal'ın ölümüyle ilgili iddiaların "hayal ürünü bir senaryo olduğunu" ileri süren Ersöz, Özal'ın öldüğü tarihte Şırnak 23. Jandarma Sınır Tugayı'nda kurmay başkanı olduğunu belirtti.
     "Selçuk isimli gizli tanığın kim olduğunu bilmediğini ve hiçbir ilişki içine girmediklerini" dile getiren Ersöz, "Selçuk'un, Jandarma İstihbarat'ta haber elemanı olarak çalıştığını ve kendisini oradan tanıdığını ifade ettiğine" dikkati çekti. Ancak 2003-2004'te sadece bir yıl istihbarat başkanı olarak çalıştığını bildiren Ersöz, gizli tanık Selçuk'un beyanlarının çelişkili olduğunu öne sürerek, hakkındaki iddiaları reddetti.
     Ersöz, Selim Gül'ün Şırnak'ta emrinde çalışan bir astsubay olduğuna değinerek, gizli tanık ifadelerinde, Ankara Çayyolu'nda 2004'te gerçekleştirildiği savunulan toplantıda yer aldığı iddia edilen Gül'ün, hatırladığı kadarıyla o tarihte Mersin İl Jandarma Komutanlığı emrinde olduğunu dile getirdi.
     "Böyle bir toplantı olmadığı için, 'Bizler Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış kişiyi zehirletiriz' dediğinin iftira ve yalan olduğunu" savunan Ersöz, Turgut Özal ve Eşref Bitlis'in ölümlerinde en ufak bir bilgi ve etkisinin söz konusu olmadığını ileri sürdü.
     "İlker Çınar'ın Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın iddianamesinin 9. ve 10. sayfasında belirttiği hususların tamamen yalan ve uydurma olduğunu" ifade eden Ersöz, Çınar ile hiç çalışmadığını savundu.
     "Hurşit Tolon'un TUSHAD olarak iddia edilen bir kuruluşla ilişkisi olup olmadığını bilmediğini, kaldı ki TUSHAD diye bir kuruluşun bulunmadığını" iddia eden Ersöz, Adli Tıp Kurumu raporunda, "Özal'ın ne şekilde öldüğü tespit edilememiştir" denilmesine rağmen İlker Çınar ve Selçuk adlı gizli tanığın beyanı üzerine, Özal'ın öldürüldüğü sonucuna varılmış gibi kendisine sorular sorulmasını kabul edemeyeceğini dile getirdi.
    
Değerlendirme
    
     İddianamenin son bölümünü oluşturan "Değerlendirme" kısmında ise şunlar kaydedildi:
     "Ayrıntılarıyla açıklanan tanık beyanları, bilgi ve belgeler, şüpheli Levent Ersöz'ün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde (CMK 250. madde ile görevli) yargılandığı suçların niteliği ve özelliği ile tüm soruşturma dosyası içeriği dikkate alındığında, şüpheli Levent Ersöz'ün, açık kimliği tespit edilemeyen ancak gizli tanık 'Selçuk' tarafından 'Savaş Korkmaz' olarak belirtilen kişi ile 17 Nisan 1993 tarihinde, Türkiye'nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı önceden planlayarak zehirlemek suretiyle öldürttüğü, bu yolla atılı suçu işlediği sonuç ve kanaatine varılmıştır."
     İddianamede, Ersöz'ün 765 sayılı TCK'nın "Cumhurbaşkanına suikasta" ilişkin 156. maddesiyle cezalandırılması istendi.
     Maddede, "Reisicumhur hakkında suikastta bulunanlarla buna teşebbüs edenler fiilleri teşebbüsü tam derecesinde ise ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasıyla, nakıs ise müebbet ağır hapis ile cezalandırılır" deniliyor.

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER