ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL16°C
Parçalı Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 10 Haziran 2013 Pazartesi 10:38

‘Çocukların cesedini sudan çıkarırken ağlıyorum’


İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Sualtı Arama ve Kurtarma Timi, yaz-kış, gece-gündüz demeden boğulma vakalarına müdahale ediyor. Kayıpların yanı sıra su altı ve su üstündeki delillerin bulunmasına da yardımcı olan ekip, tehlikeli sularda yürüttüğü faaliyetlerle göz dolduruyor. 8 yıldır dalgıçlık yapan Uzman Çavuş Tanju Sert, çocuk ölümlerinde kendi çocuğunun aklına geldiğini ve gözyaşlarını tutamadığını anlatıyor.

Sualtı Arama ve Kurtarma Timi, bir tim komutanı ile birlikte 6 kişiden oluşuyor. 2011 yılında kurulan ve jandarmanın görev alanından sorumlu olan ekip, sel-su baskınları, boğulma vakaları, adli delil araştırması gibi görevleri icra ediyor. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’nın Maslak’taki binasında bekleyen tim buraya gelen ihbarları değerlendiriyor. İhbar telsiz aracılığı ile alındıktan sonra harita üzerinden yer tespiti yapılıyor. Yer tespit edildikten sonra ekip kendi aralarında iş bölümü yapıyor. Gidilecek olayın durumuna göre ekip yanında götüreceği ekipmanları hazırlıyor. Boğulma vakalarına en az iki bot ile çıkış yapılıyor. Bir jandarma aracının yanı sıra olay yerine bir de teknolojik donanımlı minibüs götürülüyor.

Arama kurtarma timi her olaya hızlıca müdahale ediyor ve çalışmalarını büyük bir titizlikle yürütüyor. Tim komutanı Kıdemli Çavuş Onur Şanlı, bu ekipte 3 yıldır görev yapıyor. Her an göreve hazır olduklarını söyleyen Şanlı, görev tanımını ise şöyle yapıyor: “Bizim görevimiz su altında ve su üstünde suç delillerini aramak ve bulmak. Sularda kaybolan şahıslara yönelik arama ve kurtarma faaliyeti yürütmek. Sel ve su baskını gibi doğal afetlerde de arama ve kurtarma faaliyeti icra etmek. Biz yaz kış hafta için hafta sonu hiçbir şekilde mesai mefhumu gözetmeksizin görev başında oluyoruz. Gece de çağırsalar bir saat içinde hazır olup göreve çıkıyoruz.”

İşin zorluklarını da anlatan Şanlı, “Bu işin zorluğu muhakkak var. Çünkü doğa ile mücadele ediyorsunuz. Doğayı yenmemiz mümkün değil. Biz ona uyum sağlamaya çalışıyoruz. Bu saatlerce ve günlerce sürebiliyor. Bulana kadar arıyoruz. İnsan farklı duygular yaşıyor. Suda kaybolan çocuk oluyor, ya da herhangi bir vatandaşı yakınlarına verince onlar size teşekkür ediyor. Burada karmaşık duygular yaşıyor insan.” ifadelerini kullanıyor.

Bu işi yapabilmek için çalışanların mutlaka gönüllü olması gerektiğini belirten Şanlı, “Bu iş gönüllülük esasına dayanıyor. Bu işi sevmezseniz yapamazsınız. Çünkü suda rahat olmanız lazım. Panik yaparsın. Sevmiyorsan yapmak istemezsin. Sevmeden yapmak mümkün değil. O yüzden kurumumuz ve vücudumuz müsaade ettiği sürece ben bu işi yapmak istiyorum.” şeklinde konuşuyor.

8 yıldır dalgıçlık yapan Uzman Çavuş Tanju Sert ise evli ve bir çocuk babası. Arama kurtarma faaliyetine katılmanın çok güzel bir iş olduğunu anlatan Sert, “İnsanlara yardımcı oluyoruz bu işi yaparken ancak yaptığımız iş bir o kadar da üzücü. Çünkü boğulan vatandaşların bedenlerini sudan çıkardığımız için duygusal anlar yaşıyoruz. Onları ailelerine teslim etmek bizim için bir nebze olsun sevindirici.” ifadelerini kullanıyor.

Cesedi bulduktan sonra duygusal anlar yaşadıklarını söyleyen Sert yaşadığı bir anekdotu ise şöyle anlatıyor: “Biz arama yaparken olay yerine kayıpların yakınları gelmişti. Kaybın bulunamaması neticesinde yakınları çok üzüntülülerdi. Bu bize çok büyük üzüntü veriyordu. Her suya girişimizde ‘Acaba bulundu mu?’ diye sormaları, dalgıçlar sudan çıkarken suyun kenarına gelmeleri, beklenti içine girmeleri bizi çok üzmüştü.”

Kendisinin de çocuğu olduğunu ve çocuk boğulmalarında çok etkilendiğini ifade eden Sert şunları söylüyor: “Küçük çocukların özellikle serinlemek amacıyla göle girdiği zaman boğulmaları ve bizim o olaya müdahale etmemiz sonucunda küçük bedenleri bulup ailelere teslim ettiğimizde o ailelerin haykırışlarını duymak farklı bir duygu. Kendi çocuğumuzu bazen gözümüzün önüne getiriyoruz ve inanın göz yaşlarımıza hakim olamıyoruz.”

Kendileri için mesai kavramı olmadığını da dile getiren Sert, konuşmasını şöyle tamamlıyor: “Sanki böyle her an telefonumuz çalacakmış gibi. Çünkü biz 24 saat esasına göre görev yapıyoruz. Telefonumuz 24 saat açık olmak zorunda. Eşimle ve çocuğumla bir yere gittiğimde aniden telefonum çalıyor. Şurada şu olay var, olayı haber alır almaz eşimi çocuğumu orada bırakıp olaya gittiğimiz oluyor.”

NEFES KESEN TATBİKAT

Cihan Haber Ajansı’na (Cihan) özel tatbikat yapan Sualtı Arama ve Kurtarma Timi, senaryo gereği Eyüp’e bağlı Akpınar Köyü’nde gölette bir balıkçının kaybolduğuna dair ihbar aldı. İhbar üzerine harekete geçen jandarmalar, aralarında iş bölümü yaptıktan sonra araçlarıyla birlikte söz konusu adrese çıkış yaptı.Hızlıca olay yerine ulaşan ekip burada tatbikat için hazırlık yapmaya başladı. Önce dalgıç malzemeleri araçlardan indirildi. Sonra dalgıç kıyafetleri giyildi. Arama ve kurtarma botları gölete indirildikten sonra kayıp şahsın bulunması için çalışmalar başlandı. Botları ile gölette bir süre tur atan ekip önce mesafe kontrolü yaptı. Bu kontrolün ardından göletin ortasına bir mendirek bırakıldı. Aramalar bu noktada yoğunlaştırıldı. Bir süre suyun altında çalışma yapan ekip, tatbikatını tamamladıktan sonra kıyıya döndü.

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER