ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL28°C
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 23 Ocak 2013 Çarşamba 17:38

Çiçek: "Bu anaysa ile devam edilemez"


TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye'nin mevcut anayasa ile yoluna devam etme imkanı bulunmadığını belirterek, ''Bunun her halükarda değiştirilmesi gerekiyor. Sorunları ileriye öteleme imkanımız da fazla kalmadı. Hepimizin bunun farkında olması lazım. Toplumun farkında olması lazım. Konuya da herkesin böyle bakması lazım'' dedi.
    
Çiçek, Vakıf 2000 tarafından düzenlenen ''Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi'' konulu konferansın sunuş konuşmasını yaptı.
    
Çiçek, Türkiye'de sorunların tartışıldığını hatta kavga derecesinde konuşulduğunu belirterek, tartışılan birçok konunun yürürlükteki anayasa ile bağlantısı olduğunu bildirdi. Çiçek, köklü çözüm istendiği takdirde bunun birinci şartının yeni anayasa olduğunda şüphe bulunmadığının altını çizerek, yeni bir anayasa vurgusu yapılmaya, taleplerin ve beklentilerin artmaya başladığını söyledi.
    
Açık bir toplum olarak birçok konunun konuşulduğunu ifade eden Çiçek, herkesin istediği gibi düşüncesini söyleyebileceğini, tartışabileceğini, ancak uygulayıcıların ise yürürlükteki kuralları uygulamak gibi bir mecburiyetleri bulunduğunu vurguladı. Çiçek, sözlerine şöyle devam etti:
    
''Bu tartışmalarımızda yürürlükteki anayasayı bir tarafa bırakarak, herkes televizyonlarda çözüm üretmeye çalışıyor. Şu şöyle olmalı, bu böyle olmalı. Ama kimse anayasa açıp bakmıyor ki bu anayasada nasıl bir düzenleme var. Dolayısıyla yanlış hükümler orada duracak, doğru sonuçları buradan elde etmeye çalışacağız. Yani buradan banta ne koyuyorsanız, öbür taraftan o çıkar. Farklı bir şey çıkmaz. O nedenle eğer hakikaten sonuç odaklı bir tartışma yapıp, güncel sorunlara çözüm bulacaksak, evvela bu tartışmaların merkezine anayasayı almamız lazım. 'Ben böyle düşünüyorum' bunu siz söyleyebilirsiniz ama işlem yapmak noktasında olanlar bunlara uymak mecburiyetindedir. Aksi takdirde hem hukuki hem de siyasi sonuçları çıkar bunun.''
    
Çiçek, aradan geçen süre içerisinde bu vurguyu bir defa daha yapmak mecburiyetinin hasıl olduğunu, aksi takdirde sorunlara çözüm bulmadan zamanın ve yılların harcanıp gittiğini ifade ederek, ''Enerjimizi boşa harcıyoruz. Dünya değişiyor. Bunu hepimiz kabul ediyoruz. Dünyada da en hızlı değişen ülkelerin başında Türkiye ve çevresi geliyor. Gerçekten baş döndürücü, işte bu kadar zamandır, öz geçmişimizde bunu ifade eder ki olayların bir ölçüde içinde bulunmuş birisi olarak bu değişimin ne kadar baş döndürücü olduğunu bizatihi şahsen kendimde müşahede etmiş birisi olarak, olayları yeni baştan bir defa daha değerlendirmeye ve sorunları çözerken yeni bir yaklaşım ortaya koymaya mecburuz'' değerlendirmesinde bulundu.
    
Bugünün tartışmalarının kaynağı dün çözmediğimiz sorunlar
    

''Bugün tartıştığımız konuların bir kısmı esas itibarı ile dün çözmemiz gerekirken, çeşitli sebeplerle dün çözemeyip bugüne ötelediklerimizdir. Bunu göz ardı etmemek lazım'' diyen Çiçek, bugün yeni sorunlar bulunduğunu, bunlarında dünden, evvelsi günden, evvelsi yıllardan kaldığına dikkati çekti.
    
Çiçek, şunları kaydetti:
    
''Bunların hepsi üst üste geldiğinde içinden çıkılmaz noktaya doğru da gidiyoruz. Bu sorunların başında 30 yıldır tartıştığımız bir anayasa sorunu var. Bir ülke düşünün ki bir konuyu 30 sene konuşuyor, bir baltaya sap edemiyoruz. Herkes şikayetçi değiştiremiyoruz. Herkes 'nereden böyle bir anayasa ile karşı karşıyayız' diye birbirimize soruyoruz.
    
Herkes değişmesinden yana ama günü kurtarmak babından bazen 1 madde, bazen 5 madde, bazen 30 madde... 17 defa değişmiş, iki tanesi de yoldan dönmüş, 19 değişiklik 30 senede. Böyle bir ülkede hukuk istikrarı olmaz. Biz istikrarı hep siyasi istikrar olarak anlarız o da bir partinin Meclis'te tek başına iktidar olması. Koalisyonlardan çok çektiğimiz ifade edilerek. Halbuki bir ülkede siyasi istikrar kadar, belki ondan çok daha önemlisi hukuki istikrardır. Bir ülkenin en temel yasasında her 12 ayda bir, 13 ayda bir, o değişim süreçlerine baktığınızda bazen 2 ayda bir değiştirmişiz. Bugün değiştirmişiz, sonra karşımıza tahkim konusu dahil, ihtiyaç hasıl olunca apar topar olağanüstü toplantılar yaparak anayasa değişiklikleri gerçekleştirmişiz. 30 yılda 19 defa.''
    
Çiçek, Türkiye'nin bu anayasa ile yoluna devam etme imkanı bulunmadığını kaydederek, ''Bunun her halükarda değiştirilmesi gerekiyor. Sorunları ileriye öteleme imkanımız da fazla kalmadı. Hepimizin bunun farkında olması lazım. Toplumun farkında olması lazım. Konuya da herkesin böyle bakması lazım'' dedi.
    
Konunun öncelikli ve önemli bir sorun ve sorunların kaynağı olduğunu Türkiye'nin her tarafında 13 bölge toplantısında anlatmaya çalıştıklarını belirten Çiçek, ''anayasa dervişi gibi'' katılımcıların azlığına veya çokluğuna bakmadan yeni anayasaya neden ihtiyaç olduğunu paylaşmaya çalıştıklarına dikkati çekti. Anayasa sorunun biran önce çözüme kavuşturulması gerektiğinin altını çizen Çiçek, tartışmalar sırasında Türkiye'nin alışık olmadığı bir yol, yöntem ve yeni bir üslup yerleştirmeye çalıştıklarını ifade etti.
    
Çiçek, ''Siyaset dışarıda olabildiğince sertken 4 siyasi partiden müteşekkil arkadaşlarımızla beraber her yere birlikte giderek, bu platformun dışında da 4 siyasi partimizin Meclis çatısı altında mecburiyeti vardır. Yasama faaliyeti başka yerde olmaz. Tek platform da bu. Biz 19 Ekim 2011'den bu tarafa bir önemli çalışmayı çabayı sürdürüyoruz. Hem de birbirimize saygı içerisinde bunu sürdürmeye çalışıyoruz. Bunun çok kolay olmadığını da ifade etmeye çalışayım'' dedi.
    
Komisyonun karşılaştığı birtakım zorluklar ve sıkıntılar bulunduğuna işaret eden Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:
    
''Evvela Türkiye'nin anayasa ile ilgili ne sorunu varsa bunun en evvel tartışılacağı yer komisyondur. Başkanlık sistemi de bunlardan bir tanesidir. 'Neden geldi, niye geldi, nereden çıktı' demek doğru olmaz. Veya parlamenter sistem. Nereden çıktı- Her parti doğru-yanlış görüşünü bu komisyona getirecek ve ama bu komisyonda ortalama anayasa çıkaracağız. Ortak noktaları bularak, 'benim değil bizim' diyebildiğimiz bir anayasayı çıkaracağız.
    
Bunun için de elbette sivil toplum kuruluşlarının fikri desteğine hem takibine hem de kamuoyu denetimine de ihtiyacımız olduğunu ifade etmek isterim.
    
Eğer bu dönem bu anayasayı yapamazsak, elbette kıyamet kopmaz. Dünyanın sonu gelmez. Ağır aksak da olsa bir anayasa ülkede var. Şunu kabul etmek lazım ki bundan sonraki tartışmaların önemli bir kısmı Türkiye'nin geldiği nokta, anayasada önemli düzenlemeleri yapmadan, erkler arasındaki dengeleri yerli yerine oturtmadan, hak ve özgürlüklerle ilgili günümüzün ihtiyaçlarına cevap veren, başkalarının zorlaması ile değil, AİHM kararları ile değil, kendi ihtiyacımızın sonucu olarak Türkiye'nin geldiği nokta itibarı ile hak ve özgürlükleri yeni baştan tanımlayan, teminat altına alan, dengeleri, öncelikleri, felsefesi iyi kurgulanmış yeni bir anayasayı kamuoyuna takdim edemezsek, bundan en evvel zarar görecek olan siyaset kurumudur.''
    

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER