ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Hafif Yağmur
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 30 Nisan 2013 Salı 21:19

Ceza İnfaz Kurumlarında İnfaz Hizmetlerinin İyileştirilmesi Projesi


Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 2001 yılında her 100 mahkumdan 50,4'ü tutuklu iken bugün gelinen noktada her 100 mahkumdan 23'ünün tutuklu olduğunu belirterek, "AB ülkeleri ortalamasının yüzde 24,8 olduğu dikkate alındığında, Türkiye'nin katettiği mesafe daha net anlaşılır" dedi.
     Ergin, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, İngiltere ve Portekiz Adalet Bakanlıkları ile yürütülecek, Ceza İnfaz Kurumlarında İnfaz Hizmetlerinin İyileştirilmesi Projesi açılışında konuştu.
     Ceza infaz kurumları konusunda, sadece Avrupa'da değil tüm dünyada önemli değişim ve gelişmelerin kaydedildiğini belirten Ergin, AB ülkeleri de dahil pek çok Avrupa ülkesinin, artan cezaevi nüfusuna çözüm bulunması, mahpuslara sağlanan ceza infaz kurumu koşullarının ve personelin çalışma şartlarının iyileştirilmesi sorunlarıyla mücadele ettiğini vurguladı.
     Ergin, özellikle ceza infaz kurumlarındaki aşırı artış sonucu, kişi başına düşen yaşam alanının daraldığını, yaşam koşullarının olumsuz etkilendiğini, yüksek sayıdaki tutuklu ve hükümlü ile çalışmak durumunda olan ceza infaz kurumu personelinin yıprandığını, artan iş yükü sonucu yürütülen hizmetlerin aksadığını anlattı.
     Bu sorunlarla mücadele etmek amacıyla Türkiye'de özellikle son 10 yılda adalet ve ceza infaz sisteminde köklü değişiklikler yapıldığını, yasal düzenlemelerin hayata geçirildiğini kaydeden Ergin, bu reform sürecinde, ceza infaz kurumu şartlarının, tutuklu ve hükümlülere muamelenin, bir ülkede insan hakları ve temel özgürlüklerin ne derece korunduğunun önemli bir göstergesi olduğu bilinciyle hareket ettiklerini belirtti.
     Bakan Ergin, bugüne kadar yürütülen çalışmalarda, öncelikle ceza infaz kurumlarının fiziki yapısının kalite ve kapasite açısından iyileştirilmesine yönelik yatırımlar yapıldığını belirterek, asgari yaşam koşullarını sağlayamayan 214 ceza infaz kurumunun kapatıldığını, 2017 yılına kadar 180 ceza infaz kurumunun daha kapatılmasının planlandığını bildirdi.
    
"Temel hakların gözetildiği bir anlayış"
    
     Fiziki iyileştirmesi tamamlanmış, güvenlik sorunları tamamen aşılmış ceza infaz kurumlarında, tutuklu ve hükümlülerin temel haklarının gözetildiği bir anlayışa geçtiklerini ifade eden Ergin, tekrar suç işlemeyi ve ceza infaz kurumlarına dönmeyi engelleyici eğitim ve iyileştirme çalışmalarına ivme kazandırıldığını anlattı.
     Hükümlü ve tutukluların eğitimine özel ilgi gösterdiklerini belirten Ergin, bu kapsamda 3 bin 682 hükümlü ve tutuklunun açık öğretim ortaokuluna, 10 bin 441 kişinin açık öğretim lisesine, bin 849 kişinin açık öğretim fakültesine, 14 kişinin yüksek lisans eğitimine ve 3 kişinin de doktora eğitimine devam ettiğini bildirdi.
     Mahkumların mesleki gelişmelerine katkı sağlamak amacıyla 227 İşyurdu Müdürlüğünde 130 işkolunda çalışma yapıldığını anlatan Ergin, 8 bin 868 hükümlünün sürekli, 27 bin 387 hükümlünün kısmi zamanlı olarak çalıştığını kaydetti. Ergin, bu kişilerin hem ücret aldığını hem de sigortalarının yapıldığını söyledi.
     Bu gelişmelerin amacına ulaşması ve hizmet kalitesinin sürdürülebilir şekilde artırılması için personel rejiminin önemli olduğunu belirten Ergin, bu kapsamda son 10 yılda personel sayısı ve niteliğinin artırılmasına yönelik çalışmalara ağırlık verildiğini ifade etti.
     Bakan Ergin, infaz sisteminde son 10 yılda yapılan iyileştirmelere de değinerek, alternatif yaptırımlar ve denetimli serbestlik yöntemlerinin yeniden düzenlendiğini, avukat tutamayan mağdurlar için ücretsiz avukat imkanı getirildiğini, adli kontrol üst sınırının kaldırıldığını, tutuklu ve hükümlülere yakınlarının ağır hastalığı veya ölümü halinde mazeret izni hakkı tanındığını anımsattı.
     Denetimli serbestlik uygulamasıyla bir yıldan az cezası kalan hükümlülerin koşullu tahliye edilmeye başlandığını da aktaran Ergin, denetimli serbestliğin başarı oranının yüzde 96 düzeyinde olduğunu bildirdi. Ergin, denetimli serbestlik hükümlerine uymadığı için tekrar cezaevine gönderilenlerin oranının yüzde 3,5 olduğunu vurguladı.
     Ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen hükümlünün cezasının infazının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemenin 31 Ocak tarihinde yürürlüğe girdiğini hatırlatan Ergin, bu kapsamda 72 kişi hakkında infazın geri bırakılmasına karar verildiğini söyledi. Ergin, hapis cezasına ve tutuklamaya alternatif ceza ve tedbirler kapsamında elektronik kelepçe uygulamasının hayata geçirildiğini de anlattı.
    
"Her 100 mahkumdan 23'ü tutuklu"

    
     Adalet Bakan Ergin, Türkiye'nin önündeki en büyük handikaplardan tutukluk meselesinde, 2002 yılından bu yana önemli gelişmeler yaşandığını dile getirerek, "2001 yılında her 100 mahkumdan 50,4'ü tutuklu iken bugün gelinen noktada her 100 mahkumdan 23'ü tutuklu olarak bulunmaktadır. AB ülkeleri ortalamasının yüzde 24,8 olduğu dikkate alındığında, Türkiye'nin katettiği mesafe daha net anlaşılır. Elbette bu kıyas bizim nihai hedefimizi göstermemektedir. Hedefimiz, hızlı yargılamalar, güven veren bir adalet sistemi ve yüksek standartlara ulaşmış bir infaz sistemi ile vatandaşın haklarının korunmasıdır" dedi.
     Türkiye'deki temel tartışmalardan birisinin de uzun tutukluluk konusu olduğuna işaret eden Ergin, şu verileri paylaştı:
     "22 Nisan 2013 tarihi itibarıyla 361 ceza infaz kurumunda toplam 129 bin 804 kişi bulunmaktadır. Bunların 99 bin 841'i hükümlü ve 29 bin 963'ü ise tutukludur. 29 bin 963 tutuklunun yüzde 78'i 0-1, yüzde 15'i 1-2, yüzde 4,3'ü 2-3 yıldır cezaevinde. 3 yılın üzerinde olanların toplamı ise yüzde 2,68'dir. 3 yıldan fazla süredir cezaevinde olan 806 kişiye ilişkin tutukluluğun bu denli uzun olmasının temel nedenleri ise farklı suçlardan yargılanıyor olmaları, dosya kapsamının genişliği ve kimilerinin de Yargıtay'daki temyiz incelemeleri sonrasında verilen bozma kararları gereğince yargılamalarının devam etmesi sayılabilir."
     Bu değişim ve gelişim sürecine ivme kazandıran temel unsurun, insanı ve insan haklarını merkeze koyan yönetim anlayışı olduğunu söyleyen Ergin, başta AB olmak üzere diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla yapılan işbirliği çalışmaları ve bu kapsamda yürütülen projelerin de olumlu katkısı olduğu belirtti.
    
Proje yeni bir halka
    
     Projeyi, değişim ve dönüşüm hedefine ulaşmak için örülen çalışmalar zincirinin yeni bir halkası olarak niteleyen Ergin, "Avrupa'nın ve dünyanın ortak sorunu olan ceza infaz hizmetlerinin iyileştirilmesi konusunda, ortak ve kalıcı çözümler geliştirilebilmesi için Avrupa ülkeleri arasında iyi uygulama örnekleri ile bilgi ve deneyimlerin paylaşılmasını en önemli araç olarak görüyoruz. Bu nedenle İngiltere ve Portekiz Adalet Bakanlıkları ile yürüteceğimiz bu eşleştirme projesine, ülkemiz ceza infaz reformunun amaçlarına ulaşmada önemli bir adım olması sebebiyle büyük önem veriyoruz" diye konuştu.
     Projenin ceza infaz sisteminde çalışanlara yönelik olduğunu, dolayısıyla büyük bir kararlılıkla sürdürülen reform çalışmaları içinde en önemli noktaya hizmeti yürütecek personele odaklandığını vurgulayan Ergin, şunları kaydetti:
     "Merkezinde insana yönelik yatırım olmayan hiçbir reformun etkili, kalıcı ve sürdürülebilir olmayacağı inancıyla Bakanlık olarak tüm desteğimiz ve kararlılığımızla bu projenin takipçisi olacağımızı belirtmek istiyorum. Çünkü tüm bu çalışmalar sonunda bizce elde edilecek en büyük kazanım, insan onuruna yakışır şartlarda, temel hak ve özgürlüklerin daha çok gözetildiği bir ceza infaz anlayışının yaygınlaştırılması, bu konuda tüm tarafların ve ilgililerin farkındalığının artırılması olacaktır. Böylece ceza infaz kurumlarının sadece cezayı uygulayan değil, kişiyi yeniden topluma kazandırmaya çalışan kamu kurumları olması hedefini gerçekleştirme yolunda bir adım daha atılacaktır."

"Cezaevi personeli daha da donanımlı olacak"
    
     AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Jean Maurice Ripert, cezaevleri konusunun her ülkede, her zaman kaygı oluşturmaya devam ettiğini, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı durumların AB ülkeleri için de geçerli olduğunu söyledi.
     Ripert, insanları suçlarından ötürü cezaevine koymanın verilen en ağır ceza olduğunu belirterek, "İnsanları özgürlüklerinden mahrum bırakıyorsunuz. O zaman insan haklarını korumak zorundasınız" dedi.
     Cezaevlerinde güvenlik ve disiplinin ön planda tutulacağını ancak bu yapılırken insan hayatının ayaklar altına alınmaması gerektiğini vurgulayan Ripert, fiziki koşulların yanı sıra yaşam koşullarının da dikkate alınması gerektiğine işaret etti.
     Cezaevlerinde kadın, çocuk, gençlerin yanı sıra madde bağımlıları, sağlık durumları farklı hassas grupların da bulunduğunu söyleyen Ripert, bu kişilerle birebir çalışacak, eğitimli, her duruma hazırlıklı personelin yetiştirilmesinin önemine işaret etti.
     Ripert, insan kaynakları konusuna ağırlık verecek projeyle cezaevi çalışanlarının daha da donanımlı hale geleceğini ifade etti.
     Türkiye'nin adalet alanında son yıllarda önemli gelişmeler kaydettiğini belirten Ripert, çıkarılan yargı paketleriyle cezaevlerinden pek çok kişinin tahliye edildiğini anımsattı. Ripert, "Ancak hala hüküm almamış insanların cezaevinde bulunması, cezaevi mevcudunun fazlalılığı gibi konular söz konusudur. AB, sorunları aşma konusunda Türkiye'yi her zaman destekleyecektir" diye konuştu.
    
İngiltere Büyükelçisinin anısı
    
     İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi David Reddaway, Portekiz ve İngiltere'nin Türkiye'nin AB üyeliğine destek verdiğini belirterek, atılan adımların olumlu sonuç vermesini ve sürecin hızlanmasını umduğunu söyledi.
     Yürütülen projenin, eşleştirme projelerinin en büyüğü olduğunu kaydeden Reddaway, projenin Türkiye'de ceza reformu alanında yaşanan gelişmelere katkı sağlayacağına inandığını dile getirdi.
     Adalet sisteminin sürekli değişim içinde olduğunu, İngiltere'de de şu anda suç işleme oranlarını azaltmaya yönelik çalışmaların yürütüldüğünü anlatan Reddaway, Türkiye'deki son yıllarda adalet alanında yapılan reformları memnuniyetle izlediklerini söyledi.
     Reddaway, geçmiş yıllarda, dönemin İngiliz Adalet Bakanının, Türk bakana Türkiye'deki cezaevi koşullarıyla ilgili endişelerini ilettiğini, Türk bakanın da "Türkiye'deki otellerin bile Avrupa'daki cezaevlerinden daha kötü olduğunu" söylediğine şahit olduğunu aktardı. Büyükelçi Reddaway, "Şimdi görüyorum ki otellerinizi çok geliştirmişsiniz. Cezaevi koşulları, işkence ve kötü muamele konularında da önemli adımlar atılmış" dedi.
    
"Hiçbir ülkenin cezaevi sisteminin mükemmel değil"
    
     Portekiz'in Ankara Büyükelçisi Jorge Cabral da projeyle Türk ceza infaz sisteminin Avrupa standartlarına oturtulmasının amaçlandığını söyledi.
     Türkiye'de son yıllarda çıkarılan ceza infaz yasalarının uygulanmasının önemli olduğunu belirten Cabral, "Geceyarısı Ekspresi filminin kareleri hala aklımızda" dedi.
     Hiçbir ülkenin cezaevi sisteminin mükemmel olmadığını, cezaevi uygulamalarının sürekli izlenmesi gerektiğini vurgulayan Cabral, projenin, cezaevlerindeki uygulamaları daha da ileri taşıyacağını kaydetti. Büyükelçi Cabral, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün sağlanmasının herkesin temel hedefi olduğunu kaydetti.
    
Proje içeriği
    
     Türkiye, İngiltere ve Portekiz ortak ekibi tarafından yürütülecek proje, cezaevlerindeki iş gücünün geliştirilmesine destek verecek.
     Projeyle, cezaevlerindeki özellikle kadın, çocuk, yabancı, engelli, yaşlı ve ölümcül hastalığa sahip tutuklu ve hükümlüler olmak üzere "hassas gruplar" ile çalışma konusunda personel eğitimi verilecek.
     Proje kapsamında, yıllık uygulanacak personel memnuniyet anketi düzenlenecek. Cezaevlerinde görev yapan bütün personelin tanımı yapılacak ve mesleki standartları geliştirilecek. Elektronik bir öğrenme ve geliştirme stratejisi belirlenecek.
     Yeni teknolojinin kullanılmasıyla web tabanlı uzaktan öğrenme sisteminin uygulanmasını da sağlayacak 2 milyon avroluk proje, 2014 yılı sonunda tamamlanacak.

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER