ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL17°C
Az Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 17 Mayıs 2013 Cuma 23:06

"Büyüme hızımız bir çok ülkeyi kıskandıracak düzeyde"


Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, "Bundan sonra kısmetse biz IMF'ye 5 milyar dolar civarında kaynak sağlayacağız" dedi.
     Yılmaz, Trabzon Valiliği Toplantı Salonu'nda Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından düzenlenen Bölge Kalkınma Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin son 10 yılda makro ekonomide, sosyal alanda, hukukta, demokraside çok önemli mesafeler aldığını belirtti.
     Türkiye'nin çok farklı bir noktaya geldiğini ifade eden Yılmaz, şunları söyledi:
     "Sadece geçtiğimiz hafta içinde yaşanan bazı hadiseleri bile ele aldığımızda bunu görebiliyoruz. IMF'ye olan borcumuzun son taksitini de ödedik. IMF sadece bir kredi kuruluşu değil, aslında ülkeleri kontrol eden bir kuruluş. Verdiği paranın ötesinde kredibilitesi olmayan ülkelere kredibilite ve güven şemsiyesi oluşturan bir kuruluş. Türkiye geçmişte maalesef buna muhtaçtı ama bu 20008'den sonra ortadan kalktı. En son stand-bay 2008 yılında yenilenmedi o tarihten buyana zaten IMF ile farklı bir ilişkimiz vardı. Son taksiti de ödemiş olmakla bir nokta koymuş olduk. Bundan sonra kısmetse biz IMF'ye 5 milyar dolar civarında kaynak sağlayacağız. Dünyadaki küresel krizle ilgili riskleri bertaraf etmeye dönük bir fona ama bir taraftan da IMF icra direktörleri kurulunun üyesi olacak Türkiye, 2014-2016 döneminde. Türkiye, kendisi hakkında karar verilen bir ülke olmaktan çıkıp, başka ülkeler hakkında kara alan bir ülke konumuna yükselmiş oluyor. Bir taraftan da kaynak kullanan konumundan çıkıp, başkalarına bu anlamda kaynak kullandıran bir ülke konumuna gelmiş oldu.
     Bu gerçekten sevindirici bir gelişme. Geçtiğimiz gün Moody's kredi derecelendirme kuruluşu Türkiye'nin kredibilitesini yükseltti. Yatırım yapılabilir bir seviyede not artırımında bulundu. Daha önce Fich denen kredi kuruluşu aynısını yapmıştı. Dünyada bir çok fon, en az iki tane uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu bir ülkeye yatırım yapılabilir notu vermeden o ülkeye gitmiyordu. Böylece Türkiye çok kritik bir eşiği aşmış oldu. Son 10 yıllık dönemde defalarca kredi artırımı oldu ama bu artışın böyle bir anlamı var, bundan sonraki süreçte daha ucuza, daha farklı finans kaynaklarını da Türkiye kamusuyla, özel sektörüyle kullanabilir duruma gelecek."
     Yılmaz, büyüme ve gelişme denilen hadisede finansmanın son derece önemli olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
     "Türkiye bu noktaya son 10 yılda reformlar yaparak geldi, kendiliğinden gerçekleşmedi bu durum. Bütçesini çok disipline etti. Geçmiş yıllarda büyük bütçe açıkları veren bir ülke iken artık Maastricht Kriteri dediğimiz AB kriterlerine uygun bir şekilde yüzde 3'ün oldukça altında bir bütçe açığımız var. Avrupalılar kendi kriterlerine uymazken Türkiye tam üye olmasa da bu kriterlere uyan bir ülke konumunda. Borçlarımızın milli gelire oranı yüzde 74'lerden son 10 yıllık dönemde yüzde 36'ya kadar geriledi. Türkiye mali disipline çok önem veren, bu anlamda güven oluşturan bir ülke haline geldi."
    
"Büyüme hızımız bir çok ülkeyi kıskandıracak düzeyde"
    
     Bankacılık reformlarının sonucunda sağlam bir bankacılık sistemi oluştuğuna dikkati çeken Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "2001'deki krizin de etkisiyle biz aşılandık aslında. 2001 krizinden sonra yaptığımız reformlarla sağlam bir finans sistemi kurduk, iyi bir düzenleyici çerçeve ortaya koyduk. Son krizde en gelişmiş dediğimiz ekonomilerde bile bankalar batarken, devletler vatandaşın vergisiyle o bankaları kurtarmak zorundayken Türkiye'de çok şükür tek bir banka bile batmadı, hiçbir firmaya, hiçbir bankaya kamu kaynağını kullanarak destek olmak zorunda kalmadık. Sonuçta devletin destek olması demek, faturanın vatandaşa çıkması demek aslında. Nihai olarak bu faturayı vatandaş ödüyor. Mali istikrarımız iyi, bütçeden gelirimiz iyi, son yıllarda büyüme hızımız gerçekten bir çok ülkeyi kıskandıracak düzeyde. 2010 yılında yüzde 9.2 büyüdük. 2011 yılında yüzde 8.8 büyüdük, 2012'de büyüme hızımız yavaşladı, yine büyüdük ama 2.2 büyüdük. Bu biraz da bilinçli yaptığımız bir şeydi. Yumuşak iniş dediğimiz ekonomideki belli dengelerimiz kurulsun, bir kriz yaşamayalım ihtiyatlı bir şekilde sürdürülebilir büyümemizi devam ettirelim dedik ve 2012'de bir miktar yavaşlamış olduk. Bundan sonraki süreçte yine Türkiye ekonomisi her yıl büyüyerek, istihdam üreterek, ihracatını artırarak devam edecek."
     Yılmaz, gelinen nokta itibariyle 230 milyar dolardan, 786 milyar dolarlık ekonomiye ulaşıldığını belirterek, "3 bin 500 dolardan, 10 bin 500 dolarları aşan kişi başına gelirimiz var. İhracatımız son 10 yılda dört misli arttı ve 36 milyar dolardan, 152,5 milyar dolara yükseldi. Önümüzdeki süreçte de 2023 vizyonumuz var. 2023 itibariyle 2 trilyon doların üzerinde milli gelir hedefliyoruz. Kişi başına gelirimizi 25 bin dolara çıkarmayı hedefliyoruz. İhracatımızı 500 milyar dolara çıkarmak istiyoruz. Enflasyon zaten geçen yıl 6,2 gibi tarihi dip seviyelere inmişti. Faiz oranları tek haneli rakamlarda, bunları kalıcı bir şekilde düşük tek haneli rakamlara düşürmek istiyoruz" diye konuştu.
     İşsizlik oranını tek haneli rakamlara düşürdüklerini anımsatan Yılmaz, "İşsizlik Avrupa'da yüzde 12, bir çok ülkede yüzde 20-25'lerdeyken Türkiye'de 9 küsurlara kadar geriledi. 2023 vizyonu çerçevesinde yüzde 5'lere doğru düşürmek istiyoruz. Bütün bu hedefleri Türkiye yine siyasi istikrarıyla makro ekonomik istikrarıyla ve sağlam politikalarıyla gerçekleştirecektir. İkinci bir hedefimiz daha var. Makro politikalar, makro istikrar çok önemlidir ama yetmez. Makro politikaları, mutlaka mikro politikalarla birleştirmek durumundasınız. Sektörel politikalarla, bölgesel politikalarla birleştirdiğiniz zaman gerçek anlamda kalkınma politikaları şekillenmiş oluyor" dedi.
    
"Türkiye'nin 10'uncu 5 yıllık kalkınma planını hazırlıyoruz"

    
     Yılmaz, Türkiye'nin 10'uncu 5 yıllık kalkınma planını hazırladıklarını dile getirerek, şöyle devam etti:
     "İnşallah bu sene hükümetimizden ve meclisimizden geçerek kabul edilmiş olacak ve 2023'ün ilk dilimini bu şekilde planlamış olacağız. Burada da iki hedefimiz var. Birincisi Türkiye'yi büyütmek, dünyada farklı bir noktaya taşımak, ikincisi ise Türkiye içindeki dengeleri oluşturmaktır. Bunun içinde mekansal ve bölgesel politika çok önemli. Bu açıdan da dört bölgeye önem veriyoruz. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Doğu Anadolu Projesi (DAP), Orta Anadolu'nun belli bölgelerini kapsayan Konya Ovası Projemiz (KOP) ve Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP). Bu dört bölge ortalamamızın altında bölgeler. Buraları biz ortalamalarımıza doğru hızlı bir şekilde 2023 çerçevesine çekmek durumundayız. Hem sosyal adaletin gereği olarak daha dengeli bir yapı kurma adına hem de 2023 vizyonumuzu gerçekleştirme adına bunu yapmak durumundayız."
     Kapsayıcı bir kalkınma anlayışından yana olduklarını anlatan Yılmaz, şunları söyledi:
     "Bir kaç yöre ile bir kaç ille Türkiye 2023 vizyonunu yakalayamaz. Bütün yörelerimizin, illerimizin potansiyelini harekete geçirerek bunu yapabiliriz. Bu çerçevede Trabzon'un enerjisini, potansiyellerini harekete geçirmeden 2023 olmaz. Edirne'ninkini de kullanacağız Trabzon'un da Hakkari'nin de Mardin'in de Antalya'nın da bütün illerimizin potansiyelini harekete geçireceğiz ki topyekun kalkınmayı gerçekleştirebilelim, 2023 vizyonunu hayata geçirelim. Bu anlamda bölgesel politikaya çok büyük önem veriyoruz ve yeni bir bölgesel politika anlayışımız var. Sadece artık belli illere odaklanan anlayış değil, daha geniş bir çerçevede bütün illerimizin rekabet gücünü belirlemeye, ortaya çıkarmaya ve geliştirmeye odaklanan bölgesel politika anlayışımız var. İşte bu bölgelerimizde bunu yapmak istiyoruz. Geçmişte de iyi niyetle birçok çabalar yapıldı belki fakat birçok plan maalesef kağıt üzerinde kaldı. Biz geçmişte yapılmış çalışmaları da iyi bir şekilde değerlendirerek, hepsini bir anlamda sentezleyerek geleceğe dönük bir eylem planı hazırlamaya çalışıyoruz."
     Yılmaz, tarımın bölge için önemli bir alan olduğunu belirterek, "Tarım stratejik bir sektör. Geçmişte tarıma biraz ters bakılmış. Kalkınmış ülkelerde tarım önemli değildir gibi bir zihniyetle bakılmış bu hiç de doğru değil. Tarım aksine dünyada 21. yüzyılda küresel ısınmayla, artan dünya nüfusu ile birlikte stratejik bir sektör. Gıda güvenliğimizi sağlayacaksak, halkımızı sağlıklı ve ucuz bir şekilde besleyeceksek mutlaka tarım sektörünün daha da gelişmesi lazım. Modern birtakım teknolojilerle profesyonelleşmeyi sağlayarak tarım sektörünü geliştirmemiz lazım" diye konuştu.
    
"Turizm sektörü bölgemiz için son derece önemli"
    
     Turizm sektörünün bölgede giderek daha belirgin hale geldiğini ifade eden Yılmaz, sözlerini söyle sürdürdü:
     "Turizm sektörü bölgemiz için son derece önemli. 'Yeşil Yol' dediğimiz bir güzergahımız var, yaylalar arası belli bir çerçevede oluşturduğumuz bir güzergah. Bu konuda oluşturduğumuz beş il çalışma yapmıştı. Üç il ise ayrı ayrı il bazında çalışma yapmıştı. Biz bu dört ayrı planı DOKAP Bölge Kalkınma İdaremizin başkanlığında birleştirip, tek bir plan haline getiriyoruz. Bu güzergah üzerinde bu sene 40 milyon liralık ek bir kaynak tahsis ettik. Her valiliğimize bu kaynağı gönderiyoruz. Bu para 'Yeşil Yol' üzerindeki öncelikli görülen bazı projelerde kullandırılacak. Bunu peyderpey tamamlayacağız önümüzdeki yıllarda ve buralarda gerçekten farklı bir turizm altyapısını kurmuş olacağız. Trabzon için öngördüğümüz alan Çaykara-Uzungöl-Çayıroba-Yemte-Arpaözü-Rize il sınırı. Gelecek nesillere bu güzelliklerin en iyi şekilde emanet edilmesini istiyoruz ve o kapsamda da protokollerimizi yapıyoruz."
     Yılmaz, üniversitelere büyük önem verdiklerini ve sadece eğitim, araştırma kurumu olarak görmediklerini belirterek, "Biz üniversiteleri aynı zamanda birer kalkınma kurumu olarak görüyoruz. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) çok köklü üniversitelerimizden ve büyük bir yapıya sahip. İhtiyacı olan 1 milyon lira ek ödenek tahsisini karşılayarak buraya geldik. KTÜ'ye, 2002-2013 döneminde yatırım ödeneği olarak tahsis ettiğimiz para 299 milyon liradır. Verdiğimiz 1 milyon ek ödenekle 300 milyon lira oldu. Bu büyük bir rakam, sadece 2013 yılındaki ödeneği 33,5 milyon liradır. Bu kadar fedakarlık yapıyoruz üniversitelerimize, küresel kriz ortamında birçok ülke bunları kısarken, biz tabiri caizse gaza basmış durumdayız" dedi.
     Bütün üniversitelere ciddi yatırımlar yaptıklarını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:
     "Sadece DOKAP bölgemizdeki 8 üniversiteye son 10 yılda tahsis ettiğimiz yatırım ödeneği 1,2 milyar liradır. Bunun karşılığını görmemiz lazım. Biz bunu vatandaşlarımızın vergileriyle yapıyoruz. Üniversitelerden de bunun karşılığını bekliyoruz. İyi, kaliteli eğitim bekliyoruz, araştırma yapmalarını bekliyoruz bunun ötesinde de beklentilerimiz var. Girişimci üniversite dediğimiz bir kavram var artık. Üniversiteler katma değer üreten yapılar haline geliyor bir çok ülkede. Projeler geliştiriyorlar, içinde bulundukları bölgenin sosyal, ekonomik, kültürel hayatına ilişkin önemli inisiyatifler geliştiriyorlar. Biz işte üniversitelerimizden bunu bekliyoruz. KTÜ'den de bu kaynakların karşılığını bekliyoruz. Mutlaka yapıyorlar ama daha fazlasını istiyoruz. Önümüzdeki dönemde üniversite sanayi işbirliği, üniversite toplum işbirliği, üniversite turizmci işbirliği gibi bütün bu alanlarda üniversitemizden çok daha katkı bekliyoruz."
     Toplantıya, Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, Trabzon Valisi Recep Kızılcık, AK Parti Trabzon Milletvekili Aydın Bıyıklıoğlu, AK Parti Rize Milletvekili Nusret Bayraktar, CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu, DOKAP İdaresi Başkanı Ekrem Yüce, Trabzon Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu ile öteki ilgililer katıldı.
     Konuşmanın ardından DOKAP İdaresi Başkanı Ekrem Yüce ve Vali Kızılcık arasında DOKAP tarafından gelecek beş yılda Trabzon'da yapılması planlanan yatırımlar için ayrılan 5 milyon liralık kaynak protokolü imzalandı. Bakan Yılmaz, protokolü şahit olarak imzaladı.
     Toplantı, imza töreninin ardından basına kapalı devam etti.
     Bakan Yılmaz, toplantı öncesi Sürmene ilçesinde restore edilen tarihi Yakupağa Konağı'nda incelemede bulunarak, Trabzon Valisi Recep Kızılcık'tan konak hakkında bilgi aldı.
     Tarihi bir yapı olan bu konağa restorasyon çalışmaları için 786 bin lira harcandığını, bunun 465 bin lirasını Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı'nın karşıladığını ifade eden Bakan Yılmaz, daha sonra bu konağın yanında bulunan Memişağa Konağı'nda da incelemede bulundu.
    

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER