ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL29°C
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 27 Şubat 2013 Çarşamba 11:28

''Bozkırın Tezenesi'' külliyatıyla yaşayacak


İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Ses Eğitimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Erol Parlak, 16 yıl üzerinde çalıştığı, bin 500 sayfadan oluşan 2 ciltlik ''Garip Bülbül Neşet Ertaş'' isimli eserini yayımladı.
     Halk müziği alanında bir ozan için yazılmış en kapsamlı eser niteliğindeki kitapta, ''Bozkırın Tezenesi'' Neşet Ertaş'ın hayatı, sanatı ve eserleri kapsamlı bir şekilde inceleniyor. Ertaş'ın bugüne kadar hiç yayımlanmamış ve bestelenmemiş 66 şiiri, el yazısıyla yaptığı çalışmalar, bazı türkülerinin plaklara okumadığı dörtlükleri ilk kez gün ışığına çıkıyor. Neşet Ertaş'ın, çaldığı bağlamanın yapısal özelliklerinden, tezene vuruş tekniğine, icra sırasındaki vücut hareketlerine, eserlerinin notalarına değin pek çok konu kitapta ele alınıyor.
     Doç. Dr. Erol Parlak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kitabının 16 yıllık bir çalışmanın ürünü olduğunu dile getirdi.
     Çocukluğunda dinlediği Ertaş'ın etkisiyle müziğe başladığını, türküleri sevdiğini ve kitabı bir vefa borcu olarak gördüğünü ifade eden Parlak, o günleri şu sözlerle aktardı:
     ''Çocukluğumda, Ankara'daki saz evlerinde, bir kaç tane üstadı dinledim. Bunlardan birisi Aşık Mahsuni, birisi Mahmut Erdal bir tanesi de Neşet Usta'ydı. Sazdaki yüksek performansı, sesindeki muhteşem tını ve kullanım özelliği, türkülerinin güzelliği bizi öyle bir çarptı ki, yüreğimize öyle bir aşk doğdu ki, onun sayesinde ben sanata, saza, türkülere aşık oldum. Zaman içinde de bundan hiç kopamadım ve bir müddet sonra müzisyen olmaya karar verdim. Konservatuvar yıllarında öğrendiğim müzik tekniği, müzik bilgisiyle bir başka gözle yeniden baktığımda ise Neşet Ertaş'ın derinliğini çok daha farklı bir biçimde algıladım. Böylelikle benim bireysel profilimde Neşet Usta'nın çok önemli bir yeri oldu.''
    
     -''Benim için 'Bu sazı kim çalıyor' dermiş'' -
    
     Konser için gittiği 1996 yılında, Almanya'da Neşet Ertaş ile tanışma fırsatı bulduğunu ifade eden Parlak, sözlerine şöyle devam etti:
     ''Bize kapısını açtı, bağrına bastı. Beni tanırmış. Çünkü ben uzun süre, albümlere bağlamayla eşlik ediyordum. Onun eserlerini bana çaldırtıyorlardı. 'O da bu sazı kim çalıyor' diye merak edermiş. Kendisini ziyaret etmemden çok mutlu oldu. Ondan sonra da dostluğumuz gelişti. Zaman içinde de bir baba oğul gibi olduk. Ben kendisine ölene dek hep 'baba' diye hitap ettim.''
    
     - ''Eserleri, bozulmalara uğramaya başlamıştı'' -
    
     Neşet Ertaş için 1996 yılına kadar hiçbir çalışma yapılmadığını, eserlerinin dağınık şekilde olduğunu kaydeden Parlak, bu konuda akademik bir çalışma yapmaya karar verdiğini şöyle anlattı:
     ''Son dönem icracıları ve kendi topluluğu arasında da sözleri yavaş yavaş bozulmaya uğramaya başlamıştı. Oysa ki Neşet Ertaş, bütün çalışmaları hak eden büyük bir üstat. Böyle bir çalışma yapılması gerekiyordu. Bu hem bizim ona karşı vefa borcumuzdu hem de tarihin kaydettiği en büyük üstatlardan birisi olarak onun bu dehasını ve muhteşem sanatını kayda geçirmek çalışmalar yapmak incelemeler yapmak gereği vardı. Ben bu duygularla konuyu açtım. Çok mutlu oldu. O da zaten eserlerinin hızla bozulmalara uğramaya başlaması, sözlerinin parçalanması gibi kaygıları hissediyordu, çot mutlu oldu. Kendisinin de onayıyla 1996 yılında başladık. Bütün çalışma boyunca desteğini hiç esirgemedi bizden. Ben özellikle şiirlerini toparlamasını istedim. Plakların kısıtlı süresi nedeniyle ikişer dörtlük okumuştu; oysa ki çoğu 4 dörtlükten oluşuyordu. 5, 6, 7 dörtlükten oluşan şiirleri de vardı. Yaşamı boyunca yazdığı ancak bestelemediği, kendi ifadesiyle 'havalandırmadığı' eserlerini de koyduk.''
     Kitabın tüm çerçevesini Neşet Ertaş'ın çizdiğini, eserlerin en doğru şekilde kitapta yer almasını sağladığını, kitabın son halini de gördüğünü kaydeden Parlak, '' Ben yayıncıya aksettirmeden önce ona son halini gösterdim. Kitabı çok beğendi. 'Bu benim kitabım; eser senin, kitap benimdir' dedi. Bu nazarla bakarak ömrünün sonuna kadar bu kitabın çıkmasını bekledi'' dedi.
     Neşet Ertaş'ın ''Abdal sanat'' geleneğinin ''deha derecesine'' ulaşmış temsilcisi olduğunu kaydeden Parlak, kitabın önemli bir eksiği gidereceğine inandığını dile getirdi.
     Erol Parlak, henüz satışta olmayan kitabın ilk tanıtımını, Kırşehir Belediyesi'nin 1 Mart'ta düzenleyeceği etkinle yapacaklarını da sözlerine ekledi.
    
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER