ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL24°C
Parçalı Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 07 Mayıs 2013 Salı 15:11

"Biz böyle adama Başbakan demeyiz"

"Biz böyle adama Başbakan demeyiz"

Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında yeni anayasanın çıkmazı noktasında Başbakan Erdoğan'a yüklendi.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, askerlik süresinin kısaltılması projesinin kendilerine ait olduğunu belirterek, “Şimdi bizim dediğimiz yere geldiler.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 41. ölüm yıl dönümü olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, “O dönemin yetkilileri onları en ağır şekilde cezalandırdılar. İdam sehpasına giderken bağımsız Türkiye diye haykırdılar. Devletin yaptığı haksızlık kolay kolay giderilemez. Adaletin dağıtılması gereken kurum adaletsizlik yaratırsa toplum vicdanında derin yaralar açar.” diye konuştu. Siyasal idamlara karşı olduklarını aktaran Kılıçdaroğlu, “Adnan Menderes’in idamı da toplum vicdanlarını karartmıştır.” ifadesini kullandı.

GALATASARAY'I TEBRİK ETTİ

Galatasaray’ın şampiyonluğunu tebrik eden Kılıçdaroğlu, kutlamaların Taksim’de yapıldığını hatırlattı. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun konuyla ilgili yaptığı açıklamayı aktaran Kılıçdaroğlu, “Efendim oraya az sayıda Galatasaraylı gitmiş, kısa süreli kalmışlar. Çok olsaydı, kalabalık olsaydı, uzun süre kalsaydı belki onlar da çukura düşerlerdi. Sayın Vali, kusura bakma ama o çukurdaki sensin. Devletin valisi olmak ayrı iktidarın valisi olmak ayrı. Devletin valisi yasaları uygular. İktidarın valisi yasaları iter. Onun gözünde bir tek şey vardır. Koltuğuma nasıl yapışabilirim ve Başbakan bana ne söyler. Onun için konuştukça battı, battıkça da konuştu. 17 yaşındaki bir kız çocuğuna 1 Mayıs’ta yaptıklarınızdan ötürü acaba utanıyor musun?” dedi.

1 Mayıs’ın resmi bir bayram olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Kime ne zararı var. Orantısız güç kullanıyorlarmış. Nasıl orantısız güç kullanıyorsunuz ki insanlar yoğun bakımda hayat mücadelesi veriyor. Çünkü talimat gelmiş diktatörden, ‘bayramı orada kutlamayacaksınız’. Devletin bütün kanatları da aşağıya kadar emre itaat ediyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni hükümet yetkililerinin okumasını isterim. Daha önce de yasaklanmıştı. AİHM şu kararı söylüyor; 'Toplantı yerini belirlemek de toplantı ve gösteri hakkının bir parçasıdır.' Ben gösteri yapacaksam, yerini de ben belirlerim, bu benim hakkım diyor. Yine o kararda, devlet bu hakkın kullanılmasını engelleyemez, diyor. Ama siz engelliyorsunuz. Yeniden AİHM’e gidilecek, yeniden Türkiye’ye bir ceza kesilecek.” Kılıçdaroğlu, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde kim olursa olsun şiddeti asla kabul etmediklerini de söyledi.

"ASKERLİK SÜRESİNİN KISALTILMASI BİZİM PROJEMİZ"

Askerlik süresinin kısaltılmasının gündemde olduğuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu, “Bugünlerde tartışılıyor, askerlik süresi kısalacak diye. O proje kime aittir? CHP’ye aittir. Askerlik süresi kısalacak dediğim zaman, Sayın Erdoğan ‘peki askere kim gidecek?’ demişti. Anladık senin çocukların gitmiyor, ama bu ülkenin bağımsızlığı için hepimiz askeriz. Şimdi bizim geldiğimiz yere geldin. Askerlik süresi kısalacak diyor. Demek ki ne söylüyor; CHP, her zaman doğruları söyler. İnandığımız şeyin arkasında dururuz. Bir şeyi kamuoyu ile paylaşıyorsak, demek ki oturup üzerinde uzun uzun tartışmışız. Sen sonradan fark ediyorsun, ama biz daha önceden fark ettik.” diye konuştu.

“SURİYE’DEKİ OLAYLARIN MÜSEBBİBİ HÜKÜMET VE ÇAPSIZ DIŞİŞLERİ BAKANIDIR”

Suriye’de yaşan olayları değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Suriye’deki olayların müsebbibi bu hükümettir ve onun çapsız Dışişleri Bakanı’dır. Suriye’de kardeş kavgası var, koskoca Türkiye Cumhuriyeti birilerinin oyuncağı olmuş. Dışarıdan militan getiriyorsun, Türkiye’de eline silah veriyorsun, cebine para koyuyorsun, Suriye’ye gönderiyorsun, git orada kardeşini öldür. Sana söylüyorum Erdoğan, silah verdiğin, cebine para koyduğun o insanlar bir gün gelir senin karşına dikilir. 90 yıllık Cumhuriyet tarihinde hiçbir komşumuz ile savaş noktasına gelmedik.” dedi.

Türkiye’nin egemen güçlerin taşeronu haline geldiğini savunan  Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: “Başbakan Kızılcahamam’da, 'Allah’ın yardımı ile Esed gidecek' diyor. Bunu söylediği tarihte İsrail jetleri Suriye’yi bombalıyor. Aynı anda bombalıyor. Allah’ın yardımı dediği İsrail jetleri oradaki Müslümanları bombalıyor. Sende hiç vicdan yok mu, sende hiç ahlak yok mu? O insanları bombalayanlara karşı ne demek istiyor? İsrail’in jetleri kalkıyor, Suriye’deki Müslümanları bombalıyor; Erdoğan da bunu Allah’ın takdiri olarak bu millete sunuyor. Sen daha düne kadar ne konuşuyordun? Gazze’ye gideceğim diyordun. Talimat geldi. Önce ABD’ye gel, sonra Gazze’ye gidersin. Başüstüne, dedi. Ben Gazze’ye gideceğim, Türk donanması eşliğinde yardım gemileri göndereceğim, demişti. Gönderdi mi? Şimdi soruyorum; Sayın Erdoğan yürekli isen, adam gibi adamsan, sözünün arkasında duran ersen bin donanmaya git Gazze’ye. Gider mi? Gitmez. Yalancıdan Başbakan olmaz.” 

Seçim meydanlarında halka CHP iktidar olduğunda özgürlükçü, kadın-erkek eşitliğini savunan bir anayasa için söz verildiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, seçimler sonrası Anayasa Uzlaşma Komisyonu oluşturulduğunu ve parti olarak kendilerinin de 3 milletvekili görevlendirdiklerini ifade etti. Bir mutabakat protokolü hazırladıklarını ve öyle masaya oturduklarını anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: "Yapılan görüşmelerde bize çok eleştiri geldi. Neden siz AKP ile Anayasa Komisyonu'nda masaya oturdunuz diye. Bizim sözümüz vardı. Birinci sözümüz çağdaş bir anayasaydı. Buradan tüm kadınlara sesleniyorum. Sizi ikinci sınıf gören, AKP'dir. Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda kadın erkek eşitliğini savunduk. Ama AKP diyor ki kadınlara hak verilmez. Onlar çalışamazlar. Onların üretmeye hakları da yok. Özel yaşamın gizliliğini savunduk. AKP bizim öngördüğümüz kuralların aksini söylüyor. Ne diyorlardı, biz demokratik bir anayasa yapacağız da CHP engel oluyor. Şimdi maskeleri düştü. Şimdi konuşamıyorlar. Nereye giderlerse gitsin, onları konuşturmayacağız."

Türk sözüne Başbakan Erdoğan'ın alerjisi olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, Türk sözünü Anayasa'dan çıkaracaklarını söylediğini dile getirerek, bir tek CHP'li kalsa dahi bu değişikliği yaptırmayacaklarını vurguladı. "Kendisine sordum, hangi ülkenin Başbakan'ısın dedim. Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakan'ıyım diyemedi." diyen Kılıçdaroğlu, "Çünkü Türkiye Cumhuriyeti'ne alaejisi var. O zaman doktora git kardeşim. Basın özgürlüğünü savundum. Koşullarımız oldu. Şiddeti teşvik ederse o gazeteyi toplatabilirsin dedim, çocukların cinsel istismarını öngörüyorsa o gazeteyi toplatabilirsin dedik. AKP bunu da kabul etmiyor. CHP diyor ki herkes dernek kurabilir. AKP herkes dernek kuramaz diyor. Hiçbir şekilde izin almadan yürüyüş yapsın insanlar diyoruz. AKP, 'hayır ben izin verirsem yapılacak' diyor." diye konuştu.

Hak-İş'in 1 Mayıs tavrını da eleştiren Kılıçdaroğlu, işçiyi satan, arkadaşını satana sendikacı demeyeceğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, "Senin arkadaşların cop yiyor, sen polis izin vermiş halay çekiyorsun." eleştirisinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, çevre hakkıyla ilgili bir öneri getirdiklerini hatırlatarak şunları söyledi: "Doğayı ve çevreyi olumsuz etkileyecek olan plan ve uygulamalarda halkın oyuna başvurun demişiz. Kim karşı çıkıyor. Gözünü rant bürüyen adamın çevreyle doğayla ilgisi mi olurmuş. Hem demokrasi diyeceksiniz, demokrasiyse halkın oyuna başvur. Toplu sözleşme. Bunlar demiyorlar mıydı? Toplum örgütlenecek. Niye örgütleniyorlar. Hak aramak için. Grev hakkı olacak. Toplu sözleşmelerde grev hakkını anayasal hak olarak öneren parti CHP, karşı çıkan da AKP'dir. Bu ülkenin aydınlarına sesleniyorum. CHP'yi eleştiren o liberallere sesleniyorum. CHP'nin Anayasa Komisyonu'ndaki söylemlerini duydunuz mu? Duymadıysanız duyun da elinizi vicdanınıza koyun. Bizim kırmızı çizgilerimiz var. Anayasa'nın ilk 3 maddesi bizim kırmızı çizgimizdir."

Kılıçdaroğlu, "17 yaşındaki çocuğa polisini gönderirsin. Asarsın kesersin. Terör örgütüne gelince susarsın. Biz böyle adama başbakan demeyiz. Sen bu ülkeye layık değilsin. Sen bu ülkeyi Ortadoğu'da batağa sürükledin. Bülent Arınç hükümetin sözcüsü, ama bir de Kandil'de sözcüleri var. Şimdi soruyorum Murat Karayılan'ın söyledikleri doğru mu değil mi? Ben dayattım, o da silahların gölgesinde kabul etti diyor. Daha ne desin. Sen esirsin Sayın Başbakan. Süreç konusunu hepiniz biliyorsunuz. Defalarca Recep Tayyip Erdoğan niye konuşmuyorsun diye sorduk. Ben konuşmam dedi. İyi de pazarlık masaına oturan sensin. Masanın diğer tarafındaki konuşuyor. Sen neden konuşmuyorsun. Nereden öğreniyoruz pazarlıkları. AKP'nin Kandil sözcüsünden öğreniyoruz." ifadelerini kullandı.

Süreç konusunu hepiniz biliyorsunuz. Defalarca Recep Tayyip Erdoğan niye konuşmuyorsun diye sorduk. Ben konuşmam dedi. İyi de pazarlık masaına oturan sensin. Masanın diğer tarafındaki konuşuyor. Sen neden konuşmuyorsun. Nereden öğreniyoruz pazarlıkları. AKP'nin Kandil sözcüsünden öğreniyoruz.

Bu utancın sorumlusu kim? Recep Tayyip Erdoğan. 17 yaşındaki çocuğa polisini gönderirsin. Asarsın kesersin. Terör örgütüne gelince susarsın. Biz böyle adama Başbakan demeyiz. Sen bu ülkeye layık değilsin. Sen bu ülkeyi Ortadoğu'da batağa sürükledin 

KAYNAK:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER