ÖNE ÇIKANLAR :
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 05 Mart 2013 Salı 22:59

''Ben de ölebilirdim''


Hakkari'nin Çukurca ilçesinde, 28 Mayıs 2009'da el yapımı patlayıcının infilakı sonucu 7 askerin şehit olmasına ilişkin davada, patlamaya maruz kalan 8. Komando Bölüğü Komutanı Piyade Yüzbaşı Nurettin Altay, ''güzergah değiştirdiği'' suçlamasını reddetti ve ''harekat planında lafzi olarak belirtilen istikametle krokideki istikametin aynı olmadığını'' savundu.

Genelkurmay Askeri Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz sanıklar Tuğgeneral Zeki Es, emekli Kurmay Albay Rıza Atilla Erdoğan, Kurmay Binbaşı Hakan Alaçam, Piyade Yüzbaşı Nurettin Altay, Jandarma Uzman Çavuş Fatih Taylan Çeker, patlamada şehit olan bazı askerlerin yakınları ile sanık ve müdahil avukatları katıldı.

Duruşmada esasa ilişkin savunmaların alınmasına devam edildi.

Sanık Yüzbaşı Altay, Tuğgeneral Es'in kendisine ilişkin, ''kimseye haber vermeden güzergah değiştirdiği ve olayın bu eylem nedeniyle meydana geldiği'' iddiasını anımsattı ve ''Bilinçli olarak güzergah değiştirdiğim neye dayanarak iddia ediliyor, bilmiyorum. Operasyonu geciktirmek maksadıyla bile bile dere yatağına girdiğim ifadelerini kişilerin vicdanına bırakıyorum'' dedi.

Altay, şöyle konuştu:

''Olay gecesi bölgedeki son operasyonuma çıkıyordum. Operasyona çıkmamak niyetinde olsaydım istirahat ya da izin alırdım. Ama en tecrübeli asker bendim ve askeri bırakmak istemedim.

Harekat planında lafzi olarak belirtilen istikamet ile krokideki istikamet aynı değildi. Krokide güzergah, Şimil sırtlarının yaklaşık 700 metre kuzeyinden geçmektedir. Ama operasyonda lafzi olarak Şimil sırtları belirtilmiştir. Operasyon sırasında hiçbirimiz krokideki yolu kullanmadık. Başlangıçta, kılavuz noktası olarak belirtilen yere kadar tabur da biz de aynı istikameti kullandık. Görüş şartları 5-10 metreydi, taburla aramızda 15 dakika fasıla vardı. Kılavuz noktasına geldiğimizde önde bulunan ve güvendiğim Levent Teğmen'e elimdeki sopayla ilerleyeceğimiz Şimil sırtlarını gösterdim. O da bana öndeki taburun bu şekilde değil, (patlamanın gerçekleştiği) dere yatağına doğru gittiğini söyledi. Hem kılavuzun sözleri hem dere yatağının Hantepe'den görülecek olması dolayısıyla o istikamete girmekten şüphe duymadım. Zaten harekat emrinde de dere yataklarını kullanmamız emri mevcuttu. Aksi bir istikamete girmemiz halinde Hantepe'den bunun görülerek uyarılacağını da düşündüm.''
    
''Fantezi''
    
Altay, Es'in, dünkü savunmasında, operasyonla ulaşılmak istenen bölgeye daha önce girilmediği ve geçmişte girmek isteyen bir bölükten çok sayıda şehit verildiğine ilişkin sözlerine atfen, ''Hiç kimse, bir taburun verdiği şehitler üzerinden kendisini kahraman göstermesin. O dönemki komutanlar bizi hiçe sayıp fantezi peşinde koşmadılar'' dedi.

Mahkeme Başkanı Askeri Hakim Mehmet Yüzbaşıoğlu'nun, ''Siz bu operasyonu fantezi olarak mı görüyorsunuz-'' diye sorması üzerine Altay, ''Evet, fazlasıyla'' karşılığını verdi.

Kendilerine, ''Önce emniyet, sonra hareket'' prensibinin öğretildiğini belirten Altay, ''Bir bölük orman içinden gece operasyona gönderilemez. O gün oraya çıksaydık çok şehit verilecekti. Orada olmadı, ama burada oldu. Hayatım boyunca çıktığım en riskli operasyondu. Böyle plan olmaz. Ama sonuçta emir verildi ve biz de gereğini yerine getirdik. Korkmadık, kaçmadık. Bu tür operasyonlarda fanteziye kaçmamak gerekiyor'' diye konuştu.
    
''Ben de ölebilirdim''
    
Hareket sırasında kurallara aykırı olmasına rağmen, bölük komutanı olarak en öne geçtiğini anlatan Altay, infilak eden patlayıcının yerini bilmediğini söyledi. Altay, şöyle devam etti:

''Çok zor bir operasyondu. Yapılmaması gereken bir operasyondu. Kendi canımı ortaya koyarak elimden geleni yaptığımı düşünüyorum. Ama olmadı. Bu kadar yapabildim. Emre itaatsizlik suçlaması çok acı. Burada 6 sanığız, ama o operasyonda ben de ölebilirdim. 'Nurettin bölüğü aldı gitti' denilecekti ve ben de cevap veremeyecektim. Ortaya o kadar saçma sapan iddialar atılıyor ki... Ben, askerlerle aynı şartlarda, aynı istikamette gittim. Askeri bırakıp, tepeden telsizle operasyonu yönetmedim.''
    
Diğer savunmalar
    
Mahkeme Başkanı Yüzbaşıoğlu, duruşmada sanık Uzman Çavuş Fatih Taylan Çeker'in yazılı savunmasını okudu.

Savunmasının okunmasının ardından mahkeme heyetinin sorularını yanıtlayan Çeker, daha önce buldukları 120 milimetrelik havan mermisini ikaz sistemlerinin bulunduğu bölgede tuzakladıklarını, patlama olayının ardından ise imha ettiklerini anlattı.

Çeker, bulunan mermiyi neden ikaz sistemlerinin yakınına gömdüklerine ilişkin soru üzerine, ''Buranın koordinatlarını almıştık. Kaybolmaması için buraya gömdük'' dedi.

Çeker'in avukatı Hikmet İşler ''patlayan el yapımı patlayıcının (EYP) örgüt tarafından döşendiğini'' söyledi ve buna ilişkin açıklamaların, patlamanın hemen ardından terör örgütüne yakın internet sitelerinde yayımlandığını anlattı. İşler, müvekkiline yönelik suçlamaların soyut ve delilsiz olduğunu savundu.

Sanık Hakan Alaçam da davanın başından itibaren hiçbir aşamada aleyhine beyan veya delil ortaya konulamadığını kaydederek, ''Sadece birinci bilirkişi raporunda suçlandım. Bilirkişinin, benim ifademi almadan hazırladığı rapor eksik kaldı. Savcının, hakkımdaki beraat talebine katılıyorum'' dedi.

Sanık Rıza Atilla Erdoğan ise ''8. Komando Bölüğünün ileri harekat emriyle birlikler arasında irtibatın kopmasına neden olduğum doğru değil'' diyerek, suçlamaları reddetti.
    
Mahkeme, ek savunma alınmasına karar verdi

    
Mahkeme, savunmaların alınması sonrasında duruşmaya bir süre müzakere için ara verdi.

Aranın ardından sanıklardan Es'e, ''bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak'' suçuna ilişkin eylemlerinin sübutu halinde, Askeri Ceza Kanunu'nun ''Büyük zararlar veren itaatsizliğin ısrarı'' başlıklı 89'uncu maddesindeki suça vücut vermesi ihtimali veya ''bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak'' suçu yanında ''Madununa suç yapmak için emir verenlerin cezası'' başlıklı 109. maddesinin 2'inci fıkrası ve ''İtaatsizlikte ısrar edenlerin cezası'' başlıklı 87'inci maddelerindeki suçlara vücut vermesi ihtimaline binaen ek savunmasını sordu.

Es ve avukatı, ek savunma hazırlamak için süre istedi.

Mahkeme, sanık Çeker'e ise aynı kanunun 87, 89 veya 144. maddesi delaletiyle TCK'nın ''görevi kötüye kullanmak'' suçuna ilişkin 257. maddesinin birinci fıkrasına göre ek savunmasını sordu.

Çeker eski beyanlarını tekrarladığını bildirirken, avukatı Hikmet İşler, süre talebinde bulundu.

Mahkeme, Es ve avukatları ile Çeker'in avukatına ek savunma için süre vererek, duruşmayı erteledi.
    
Savcının esas hakkındaki görüşü
    
Askeri Savcı Yüzbaşı Kurtuluş Kaya'nın verdiği esas hakkındaki görüşte, sanıklardan Tümgeneral Gürbüz Kaya'nın, ''Astının suçu hakkında kasten kanuni takibatta bulunmamak'' suçu uyarınca Askeri Ceza Kanunu'nun 145/2. maddesine göre cezalandırılması istenmişti.

Zeki Es'in, ''Hakikate muhalif rapor tanzim ve ita etmek'' ve ''Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüyle birlikte iki kişinin yaralanmasına neden olmak'' toplam 22 yıl 6 aya kadar mahkumiyeti ve TSK'dan çıkarılması talep edilen görüşte, Fatih Taylan Çeker'in ''bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüyle birlikte iki kişinin yaralanmasına neden olmak'' suçundan 22 yıl 6 aya kadar mahkumiyeti talebinde bulunulmuştu.

Görüşte Nurettin Altay, Rıza Atilla Erdoğan ve Hakan Alaçam'ın ise üzerlerine atılı suçlardan beraatları istenmişti.

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER