ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL16°C
Sisli
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 13 Kasım 2012 Salı 16:38

"Artık tek tip adam yetişmeyecek"


Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, ''Yeni eğitim sistemiyle, Türkiye'nin tek tip adam yetiştirme ısrarından ve kararından da vazgeçiyoruz'' dedi.
    
Bakan Dinçer, ''Türkiye'de Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi'' Projesi kapsamında Beykoz Limak Eurasia Luxury Hotel'de düzenlenen ''Uluslararası Hayat Boyu Öğrenme Konferansı''nın açılışının ardından, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can ile birlikte Ümraniye Madenler Kültür Eğitim ve Sosyal Hizmet Merkezi'nin açılışını yaptı.
    
Merkezi gezen Bakan Dinçer, daha sonra Ümraniye Özel Madenler İrfan İlkokulu ve Ortaokulu'nu törenle açtı.
    
Okulu gezerek yetkililerden bilgi alan Dinçer, burada yaptığı konuşmada, İlim Yayma Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti'nin, birer ilim ve irfan yuvası olduğunu, bu vakıf ve cemiyetin yöneticilerinin, bütün hayatlarını Türkiye'deki insanların eğitimine ve irfan sahibi olmalarına adadığını belirtti.
    
İlim Yayma Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti'nin, maddi durumu olmayanlara burs, yemeği olmayana yemek, giyeceği olmayana giyecek sağladığını ifade eden Dinçer, Türkiye'nin her tarafından il, ilçe demeden bütün çocukların eğitimiyle ilgili çaba sarf ettiklerini dile getirdi.
    
     10 yılda 181 bin 600 derslik
    
Devletin son yıllarda, özel okullar gibi fiziki alt yapısı olan, hem kültür hem de spor ve benzeri alt yapılara sahip okullar yaptığını anlatan Bakan Dinçer, ''Türkiye'de, son 10 yıl içinde 181 bin 600 civarında dersliği, vatandaşlarımızın, çocuklarımızın hizmetine sunduk. Bunun güzel tarafı, bu dersliklerin 35 bine yakınının hayırseverler tarafından yaptırılması'' dedi.
    
İstanbul'da, eğitim alt yapısıyla ilgili biraz sorun bulunduğu belirten Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü:
    
''İster özel sektör, ister kamu, ister hayırseverlerin yaptırdığı okullar olsun, her birine ayrı ayrı ihtiyacımız var. Özellikle İstanbul gibi bir kaç şehrimizi pilot il olarak ele alıyoruz ve bütün gücümüzle alt yapı sorunlarının çözülmesi için çaba sarf ediyoruz. Yıl sonuna kadar 90 okulumuzun ihalesini yapmış olacağız. Yeni yılın yatırım projelerini de ilave ettiğimizde, İstanbul için çok önemli bir katkı sağlayacağız. İstanbul'da arsa sorunlarımız da var. Yeni arsalar bulmakta sıkıntı duyuyoruz. Özellikle belediyelerimizin bizim için tahsis ettiği arsaların kamulaştırılmasıyla ilgili ciddi sorunlarımız var.''
    
Bu sorunları aşabilmek için yeni bir yöntem geliştirdiklerini anlatan Dinçer, ''Şayet bir arsa belediye tarafından eğitim alanı olarak tanzim edilmişse ve biz de orayı kamulaştıramıyorsak, ücretini ödemekte zorluk çekiyorsak, o arsa sahibinin oraya bina yapması halinde kiralayacağız. Böylece hem arsasının hem de yaptırdığı binanın bedelini ödeme imkanımız olacak. Belediye başkanlarımızın özellikle bu konuda arsa sahiplerinin önünü açmalarını ve rehberlik etmelerini bekliyorum'' diye konuştu.
    
Son derece modern ortaöğretim kampüsleri tasarladıklarını belirten Dinçer, çok yakında ülke çapında kamu-özel sektör ortaklığıyla inşa edecekleri 33 adet yeni eğitim kampüsünün duyurusunu yapacaklarını söyledi.
    
     Okullar Hayat Olsun Projesi
    
Bakanlığı'nca yürütülen ''Okullar Hayat Olsun Projesi''ne de değinen Dinçer, konuşmasını şöyle sürdürdü:
    
''Şimdiye kadar okullar devletin okullarıydı. Devlet onları sıkı sıkıya muhafaza ediyor ve onun sahibi olarak mümkün olduğu kadar güven içinde korumaya çalışıyordu. Bu yaklaşım tarzını değiştiriyoruz. Okullarımızı, milletin okulları olarak tanımlıyoruz. Dolayısıyla milletin emanetine ve hizmetine açıyoruz. Yine güvenliğini sağlayacağız, eğitim için her türlü alt yapıyı hazır halde tutacağız. Ama bir mahallede bir okulumuz varsa, o okul o mahallenin hayatı olsun istiyoruz.''
    
Ailelerin, çocuklarının sokakta oynamaları yerine, okul bahçelerinde oynamalarına izin vermesi gerektiğini ifade eden Dinçer, çocuklara iyi bir oyun ortamı hazırlayabilmek için okul bahçelerini gri zeminlerden, yeşil zeminlere dönüştürdüklerini söyledi.
    
Dinçer, okullardaki konferans salonları, yemekhane ve dersliklerin mahalle halkının ihtiyaçları için kullanılmasını istediklerini anlattı.
    
     4+4+4
    
Türkiye'de bu yıl uygulamaya konulan 4+4+4 sistemini de anlatan Bakan Dinçer, bu uygulamayla ilgili başlangıçta ciddi eleştiriler aldıklarını, ancak okulların açıldığını ve herhangi bir krizin yaşanmadığını ifade ederek, şunları söyledi:
    
''Buna dair haberlerin arkasındaki temel saik, biraz sübjektif saiklerdi. Daha çok siyasi ve ideolojik tavırlar vardı. Çünkü özellikle Türkiye'de, eğitim sisteminin demokratikleşmesi ve esnekleşmesiyle ilgili olarak karşı çıkanlar, eğitim sisteminde böyle bir kaos beklentisi içine girmişlerdi. Halbuki dünyada eğitim sistemi giderek demokratikleşiyor, esnekleşiyor. Arz odaklı olmaktan, devlet perspektifinden çıkıyor, daha çok talep odaklı, milletin ihtiyaç ve beklentilerini karşılayan bir eğilim ortaya koyuyordu. Bizim yaptığımız da tam buydu. Dünyadaki gelişmelere uygun bir şekilde, yeni bir eğitim sistemi tasarlamıştık.''
    
Eğitim yaşının 66 aylığa çekilmesinin çok eleştirildiğini belirten Dinçer, çocukların çok küçük olduğu, belki çişini tutamayacağı, lavaboya ulaşamayacağı gibi gerçekle ilgisi olmayan, sübjektif ve ön yargılı eleştirilere maruz kaldıklarını dile getirdi.
    
''Geçen yıl, 60-72 aylık çocukların yüzde 69'unu okul öncesi programlarımızda eğitmiştik. Onlar okulu tanıyorlardı, eğitimin ne olduğunu biliyorlardı. Geçişte çok ciddi sıkıntı olmasın diye, kanun bize izin vermiş olmasına rağmen 60 aylık çocuklarımızdan değil, 66 aylık çocuklarımızdan itibaren kayıt yapmayı öngördük'' diyen Dinçer, konuşmasını şöyle sürdürdü:
    
''(66 aylık çocuk ile 84 aylık çocuk aynı sınıfta olacak) dediler, halbuki bir önceki yıl 68 aylık çocuk ile 90 aylık çocuk aynı sınıfta oluyordu, kimse bunu dert etmiyordu. Bu sene ise tam tersini yaptık. Çünkü elimizde fazla sınıf öğretmeni olması sebebiyle, o sınıf öğretmenlerini Anadolu'nun değişik yerlerine dağıtmak yerine, herkesi bulunduğu bölgede korumaya çalıştık. O yüzden sınıflarımızı böldük. Bu sene 66-76 aylık çocuklar bir sınıfta, onun dışındakiler bir başka sınıfta eğitim almak gibi bir şansa sahip oldular.
    
Gittiğim okullardaki gözlemim; 66 aylık çocuklar okula diğerlerinden daha fazla uyum sağladığı. Ümit ediyorum ki bundan sonraki eğitim döneminde çocuklarımıza, neredeyse bir yıla yakın zaman kazandıracağız. Velilerin önemli bir kısmı 66 aylık çocuklarını okula gönderdiler. Yüzde 16'ya varan oranda, 60 aylık çocuklarını okula gönderen velilerimiz oldu.''
    
     Ortaokuldaki seçmeli ders eleştirileri
    
Ortaokuldaki seçmeli dersler konusunda da eleştirildiklerini ifade eden Dinçer, özellikle Kur'an-ı Kerim, Siyer-i Nebi ve Temel Dini Bilgiler derslerinin belli bir kesimi rahatsız ettiğini belirtti.
    
Dinçer, bu seçmeli derslerle ilgili birçok haberin yapıldığını ancak hiç birinin doğru olmadığını dile getirerek, herkesin serbestçe derslerini seçtiğini, kim hangi dersi seçtiyse bu dersi yapma taahhüdünde bulunduklarını söyledi.
    
Dinçer, seçilmiş derslerin Türkiye'de eğitim sisteminin sınanması ve test edilmesiyle ilgili sonuçları ortaya koyduğunu anlattı.
    
Toplumun farklı kesimlerinin de ihtiyaçlarına cevap vermeye çalıştıklarını ifade eden Dinçer, ''Kürtçe'ye, Zazaca'ya ve başka lehçelere olduğu kadar aynı zamanda Hıristiyanlık'a ve Musevilik'e de cevap verecek bir alt yapı kurguladık. Bu tam da Türkiye'nin ihtiyacı olan demokratik ve esnek bir eğitim sistemini kurgulamak anlamına geliyor. Böylece yeni eğitim sistemiyle Türkiye'nin tek tip adam yetiştirme ısrarından ve kararından da vazgeçiyoruz. Çocuklarımızın ilgisine, toplumun ihtiyacına, küresel ihtiyaç ve beklentilere göre çocuklarımızın potansiyelinin farklı olabildiğini, farklı özelliklere sahip olduğunu, her bir çocuğun ayrı ve özel olduğunu gören ve buna göre de eğitim vermeye çalışan bir çaba içindeyiz.''
    
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER