ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL28°C
Az Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 23 Ocak 2013 Çarşamba 14:25

"Almanya Deniz Feneri'yle ilgimiz yok"


Almanya'daki Deniz Feneri e.V. soruşturmasıyla bağlantılı Türkiye’de açılan davada savunmasını yapan Zekeriya Karaman, Almanya’daki Deniz Feneri ile hiçbir ilgilerinin olmadığını söyledi. Karaman, “Sadece sosyal sorumluluk kapsamında televizyonumuzda 600 kadar program yayınladık. Eğer amacımız maddi kazanç sağlamak olsaydı yayınladığımız her bölüm için 30 bin lira alsak 18 milyon lira kar sağlardık ve kimse de buna bir şey diyemezdi.” dedi.

İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 20 sanıklı davada Zekeriya Karaman, savunmasına başladı. 36 yıldır ticari faaliyet içinde olduğunu belirten Karaman, 1993 yılında Kanal 7 televizyonunu kurduktan sonra televizyon grubuna bağlı birçok şirket kurduklarını söyledi. Grupta 4 bin çalışan olduğunu kaydeden Karaman, 65 milyon lira kar ettiklerini ifade etti. Diğer televizyonlarda olduğu gibi kanal 7'nin de Avrupa temsilciliği için Almanya'da büro kurduklarını vurgulayan Karaman, aynı şekilde gruba bağlı Almanya'da da reklam, pazarlama ve ticari amaçlı 4 şirket kurduklarını anlattı.

Almanya'daki yatırımları için baştan sona Deniz Feneri e.V. derneğinin kaynaklarının kullanıldığının iddia edildiğini hatırlatan Karaman, "Halbuki, Almanya'daki şirketimiz 2,5 milyon Euro ciro yapmaktaydı. Ancak iddianamede bundan bahsedilmiyor. Bizim Türkiye ve Almanya'da bu kadar geniş ve kapsamlı çalışmalarımız devam ederken böyle bir dava ile karşı karşıya kaldık. Buradaki yargılama da Almanya'daki yargılamanın sonucudur. Abdurrahman Varol isimli bir kişinin kendisi ve sekreteri adına yaptığı ihbar ile isimsiz bir ihbar sonucu bu soruşturma başlamıştır. Cezaevinde bulunan bu kişi, Alman hükümütenin baskısı ile böyle bir ifade everdiğini söylemiştir. 2007 yılında da başka bir isimsiz ihbar yapılmıştır. 20-25 kişilik Almanya temsilciliğimize sabah saatlerinde bir baskın yapılmıştır. Kapılar kırılarak yapılan bu baskında şirketin evraklarına el konulmuştur. İki kişinin gözaltına alındığı baskın ile ilgili bütün detaylar basına servis edilmiştir." diye konuştu.

‘ALMANYA’DAKİ DAVA PAZARLIKLA SONUÇLANDI’

Hazırlanan 50 sayfalık fezlekede eski Başbakanlardan merhum Necmettin Erbakan, halen başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan, imam hatip liseleri, milli görüş ve laiklikle ilgili bilgiler verildiğini belirten Karaman, "Sanki soruşturmanın nedeni bu konularmış gibi lanse ediliyor. Almanya'daki sistem doğrultusunda dava pazarlıkla sonuçlanıyor. Mehmet Gürhan'a, isteklerini söylerse 13-14 yıl yerine 6 yıl civarında hapis cezasına çarptırılacağı söyleniyor. Bu pazarlıkların ardından Gürhan ile yargılanan 3 kişi az hapis cezası alıyorlar. Yargılamayı yapan mahkemenin, bu kararından sonra yargıçlar olayın gerçek sorumlularının Türkiye'de olduğu söylüyor ve yargı sürecinin Türkiye'ye taşınması sağlanıyor. Biz Almanya'daki yargılamayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götürdük. AİHM bu konuya halen bakmaktadır." dedi.

Kanal 7'deki Deniz Feneri programı ile ilgili iddialara yönelik Karaman, "Ne arkadaşlarımın ne de benim Almanya'daki Deniz Feneri ile bir ilgimiz yoktur. Sadece sosyal sorumluluk kapsamında televizyonumuzda 600 kadar program yayınladık. Eğer amacımız maddi kazanç sağlamak olsaydı yayınladığımız her bölüm için 30 bin lira alsak 18 milyon lira kar sağlardık ve kimse de buna bir şey diyemezdi. Ancak burada bariz bir şekilde haksız suçlama yapılmıştır." ifadesini kullandı.

Bütün iddiaların kaynağının bir harddisk olduğunu söyleyen Karaman, "Firdevsi Ermiş, Almanya'dan getirdiği bir harddiske buradan bazı ihtiyaç duyulan muhasebe bilgilerini kopyalayıp gitmesi gerekirken harddiski nedense Türkiye'de unutup gitmiştir. İçindeki veriler Türkiye'deki ve Almanya'daki hiçbir bilgisayarımızda bulunamamıştır. Firdevsi Ermiş'in de bilgisayarında bulunamamıştır. Veriler, birbirinden bağımsız muhasebe verileridir. Oysa muhasebe verilerinin birbirini takip eden verilen olması gerekirdi." diye konuştu.

Kuryeler aracılığı ile Türkiye'ye getirildiği iddia edilen paraların kendisine teslim edildiğine ilişkin iddialara yönelik Karaman, "Almanya'ya çok sık gidip gelen birisi değilim. Bu seyahatlerim de ziyaret amaçlıdır. İddianameye göre Deniz Feneri e.V. hesabından her hafta para çekilmiştir. Oraya her giden kişinin mutlaka bir seyahatine bu tarihler isabet eder. Herkesin çekme ihtimali vardır." şeklinde konuştu.

Firdevsi Ermiş'in Almanya'dan getirdiği paraları kendisine teslim ettiğine ilişkin iddiaları da kabul etmediğini belirten Karaman, "Kendisinden para almadım. Kendisini kurtarmak için baskı altında verdiği ifadelerdir bunlar." dedi.

Mehmet Gürhan'ın kasasından çıkan notlar konusunda kendisinin de sorumlu tutulduğunu kaydeden Karaman, "Bu konuda kendisi ifade verecek ve açıklama yapacaktır. Lakin bu belgelerin Deniz Feneri ile hiçbir ilgisi yoktur." dedi. Karaman, Almanya'daki gayrimenkul ve şirketlerinin tamamının da Deniz Feneri ile hiçbir ilgisi olmadığını söyledi.

Mehmet Gürhan tarafından feribot alınması konusunda ise Zekeriya Karaman, "Almanya'ya gelen konuklarımızın deniz yolunu tercih etmeleri nedeniyle ticari faaliyet düşüncesiyle feribot alınması konusu gündeme gelmiştir. Konuyu gündeme Mehmet Gürhan getirmiştir. Kendisine, 'Sana ayıracak bir kaynağımız yok, bir kredi alabilirsen olabilir.' dedik. O da kredi konusunu kabul etti. 730 bin lirayı temin edip ihaleye girdi ve ihaleyi de kazandık. Feribotun, Deniz Feneri e.V.'nin mal varlığı ile en ufak bir ilgisi yoktur." ifadelerini kullandı.

Kanal 7 Almanya temsilciliğinde çalışanlara gayriresmi ücret ödenmesi ile ilgili suçlamaya yönelik Karaman, "Almanya'daki çalışanlarımıza ödenen paranın ne kadarının resmi, ne kadarının gayri resmi olduğundan bu dava açılana kadar haberimiz olmamıştır." diye konuştu.

‘ALMANYA’DAKİ YİMPAŞ ŞİRKETİNİN SATIŞIYLA HİÇBİR İLGİMİZ YOK’

Almanya'da Yimpaş şirketinin satışı ile kendilerinin hiçbir ilgisi olmadığını belirten Karaman, "Yimpaş hisselerin alınması da mantığa uygun değildir. Zira kayyuma devredilen bir şirketin mal varlığını almamızın bir açıklaması olamaz." dedi. Karaman, uydu kirası adı altında Türkiye'ye para getirdiğine ilişkin iddiaları da reddederek, "Bu şekilde paranın getirildiğine ilişkin bir belge yoktur." dedi. Karaman, şirket kaynakları için kullanılmak üzere Türkiye'den Almanya'ya elden para götürdüğüne ilişkin iddiaları da kabul etmediğini söyledi.

Mahkeme Başkanı Yolmaz, iddianamede isminden bahsedilen Firdevsi Ermiş ile ilişkilerinin ne zaman nasıl başladığını sordu. Mehmet Gürhan'ın, Almanya'daki şirketlerinin genel müdürü olduğunu belirten Karaman, "Firves Ermiş'i de Almanya'daki şirketlerimizin muhasebe işlerini yürütmesi için işe alındı. Benim kendisi ile direk bir temasım olmamıştır." dedi.

Firdevsi Ermiş tarafından kendisine teslim edildiği söylenen paralarla ilgili Karaman, "Böyle bir teslimata ilişkin hiçbir evrak olmaması da dikkat çekicidir. Firdevsi Ermiş, Almanya'daki yargılamada 1,5 yıl hapis cezası almıştır. Aldığı ceza, verilen diğer cezalar yanında, aynı mahiyette olmasına rağmen çok azdır. Bu da Alman hükümetinin zorlaması ile ifade verdiğini doğrular niteliktedir.” şeklinde konuştu.

Mahkeme Başkanı Yolmaz, "Deniz Feneri e.V.'de çalışan iki kişinin aynı zamanda sizin şirketlerinizde de çalışıyor olması tesadüf müdür?" diye sordu. Bu durumun Deniz Feneri programının Türkiye'de yayınlanması ile alakalı olabileceğini belirten Karaman, "Bu kişiler, programı yapan Uğur Arslan'ın tavsiyesi ile şirket bünyesinde çalışmaya başlamış olabilirler." diye konuştu.
 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER