ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL28°C
Az Bulutlu
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 13 Haziran 2013 Perşembe 14:24

Akil İnsanlar Osmaniye'de


Akil İnsanlar Heyeti Akdeniz Bölgesi Grubu Osmaniye'de düzenlenen toplantıya katıldı.
Grup üyeleri Şükrü Karatepe, Kadir İnanır, Lale Mansur, Hüseyin Yayman, Muhsin Kızılkaya, Tarık Çelenk, Öztürk Türkdoğan ve Nihal Bengisu Karaca, Osmaniye'deki meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve yerel basın kuruluşlarının temsilcileri, kanaat önderleri ve gençlerle kentteki bir tesiste bir araya geldi.
Toplantının açılışında konuşan Karatepe, Osmaniye'de olmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, memleketin en ciddi problemi olan ve kardeş kavgası olarak kabul ettikleri bu hadiselerin bir an önce bitmesi gerektiğini söyledi.
Memlekette huzur ve sükunun sağlanması için bu konu üzerinde yıllardır okuduğunu ve yazdığını belirten Karatepe, şimdi de Akdeniz Bölgesi'nde grup olarak gezerek vatandaşları temsil eden sivil inisiyatif insanlarıyla bir araya gelip, görüş ve düşüncelerini almak üzere görevlendirildiklerini ifade etti.
Karatepe, Osmaniye'ye de bunun için geldiklerini dile getirerek, "Söylediklerinizin hepsi kayda alınıyor. Bu kayıtlardan bir netice çıkarıp müşterek görüşleri listeliyoruz ve 'Vatandaşımız Osmaniye'de bu konuda böyle düşünüyor. Terör meselesinin bitmesi, kardeş kavgasının önlenmesi , memleketimizde huzurun tekrar sağlanması için Osmaniye'deki kardeşlerimiz ve onların önde gelen temsilcileri böyle düşünüyorlar' diye bunu rapor haline getirip ilgili yerlere götürüyoruz" dedi.
-Kadir İnanır-
Grup Üyesi Kadir İnanır da bu çalışmaya bir barış elçisi olarak katıldığını söyledi. Defalarca medyada anlattığı gibi hiçbir siyasi organizasyonun diyaloglarını anlatmak için bu çalışmalarda bulunmadığına dikkati çeken İnanır, şöyle konuştu:
"Ben aktif siyaset yapmıyorum. Siyaseti filmlerimde yapıyorum. Bu ülkenin en önemli sorunu çözülmeden bu ülkeye barış ve kardeşliğin asla gelemeyeceğine inandığım için bir nebze bu barış sürecine katkım olabilir mi diye bu çalışmaya gönüllü katıldım. Doktorlarımın da izin vermemesine rağmen. Ama gördüm ki bu çalışmalarda gittiğimiz bütün yerlerde ilk defa insanlar özgürce ve baskı altında kalmadan siyasi ve sosyal görüşleri ne olursa olsun yüksek sesle konuşma özgürlüğünü elde ettiler. Bugün de burada böyle olmasını istiyorum. Çünkü bir ülke konuşmazsa o ülkede barış, huzur olmaz. Konuşan Türkiye istiyoruz. Ancak, karşılıklı ve birbirimizi kırmadan özgürce istediğimiz her şeyi konuşarak çekinmeden söyleyeceğiz. Bizim de siyasi görüşümüz var. Fırsat bulabilirsek 'Siz bu meselelere nasıl bakıyorsunuz' diye sorunuz olursa ve buna fırsat bulabilirsek ben de düşünce ve kaygılarımı size anlatabilirim. Osmaniye'de olmaktan çok mutluyum. Çünkü 34 sene evvel ben bu şehirde Türk sinemasının en büyük filmini çektim. Selvi Boylum Al Yazmalım. Onun için çok mutluyum."
-Lale Mansur-
Mansur da toplantıya katılanlara geldikleri için teşekkür etti.
Düşünce özgürlüğü ve barış için düşünce kuruluşlarında çalıştığını belirten Mansur, "DGM'lerde yargılandım, sivil toplum geçmişim var ve herhangi bir partiyle bağım yok. 20 yıllardır barış için uğraşıyorum. Gerçekten Türkiye'nin hala bütün bu olan biten karışıklığa rağmen en önemli meselesi olduğu için buradayım. Sizin fikirlerinizi dinlemek için, önerilerini almak için, endişelerinizi dinlemek için buradayım. Yaptığımız toplantılar bir rapor haline geliyor. Bu raporda en aykırı söylemler bile yer aldı. Biz burada AK Parti'yi temsil etmiyoruz. Hepimizin çok değişik fikirleri var. Ortak olduğumuz iki nokta ise biri barış, diğeri hepimiz ileri demokrasi istiyoruz" ifadelerini kullandı.
-Hüseyin Yayman-
Yayman ise Osmaniye'de toplantının katılımcıları dinlemek üzere yapıldığını söyledi.
Süreçle ilgili kanaat ve düşünceleri almak üzere geldiklerini ifade eden Yayman, "Türkiye için gerçekten çok zor günler. Türkiye bir yandan çözüm sürecinde mesafe almak isterken diğer yandan yaşanan olaylar hepimizi gerçekten düşünmeye sevk ediyor. Ben Türkiye'de yaşanan hangi problem varsa bunun nedenini demokrasi açığı ve eksikliği olarak görüyorum" dedi.
Yayman, herkesin farklı düşünceleri, kanaatleri, görüşleri ve siyasal fikirleri olabileceğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ama takdir edersiniz ki hepimizin demokrasi ortak paydasında yan yana gelmesi, ortak akıl çalıştırması ve bu can yakıcı mesele ve anaların ağladığı mesele karşısında ortak bir çözüme varmamız gerekiyor. Gittiğimiz her yerde söylüyorum; Türkiye'nin hassas meselelerinin ortak akılla, serinkanlılıkla, sağduyuyla ve demokrasi ortak paydasında çözümlenmesi, daha aydınlık, daha müreffeh ve gerçekten evrensel ölçekte bir demokrasi düzenini getirmesi gerekiyor."
-Muhsin Kızılkaya-
Ülkenin gidişatıyla ilgili herkesin ayrı ayrı fikirleri olduğunu belirten Kızılkaya da, Türkiye'nin ilk defa kendi yurttaşına kulak vermeye başladığını ifade etti.
Yaklaşık 6 aydır memlekette kan akmadığına dikkati çeken Kızılkaya, şöyle konuştu:
"Şehit cenazeleri batıya doğru gelmiyor. Şimdiye kadar girilmesi bile insanları ürküten bölgede insanlar artık rahat rahat yaylaya çıkıyorlar, piknikler yapılıyor. Bu kıymetli bir şey ve bunun kaybedilmemesi gerekiyor. Canımızı sıkan hadiseler var ama bu ülke büyük bir ülke. Yeter ki biz kendi gücümüze güvenelim, yeter ki kendi fikrimizi tek ve doğru fikir olarak kabul etmeyelim. Bu toplantı ülkenin içinde bulunduğu kargaşayla ikinci plana düşmüş olsa da yine de asıl ve ana meselemizin bu olduğunu unutmadan sağlam kazığa bağlayıp bu meseleye odaklanmamız gerekiyor"
-Çelenk ve Türkdoğan-
Tarık Çelenk de artık şehit haberlerinin gelmediğini, brifinglerin ise 1,5 saat değil 1,5 dakika sürdüğünü belirterek "Çözüm süreciyle ilgili olarak sizlerin duygu ve düşüncelerinizi paylaşmaya geldik" dedi.
Öztürk Türkdoğan ise insan hakları savunucuları olarak Türkiye'nin insan hakları ve demokrasi sorunu olduğunu dile getirdiklerini anlatarak, 1986 yılından beri bunun mücadelesi verdiklerini vurguladı. Türkdoğan, bu sorunun en önemli ayağının birinin de Kürt sorunu olduğunu ifade ettiklerini anlatarak şöyle devam etti:
"Bu sorunun mutlaka çözülmesi noktasında görüşlerimizi ifade ettik ve şimdi ise önemli bir süreçteyiz. Biz buna barış süreci diyoruz. Bu sürecin başarıya ulaşması noktasında Türkiye'de yaşayan herkesin ve her kesimin, her siyasal anlayışın ve her yurttaşın görüşlerini önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Akil İnsanlar heyeti olarak da burada sizin görüşlerinizi dinleyeceğiz, önerilerinizi ve eleştirilerinizi alacağız. Belki daha iyi fikirleri olan insanların bu fikirlerini alacağız ve bunu hükümete ileteceğiz. Sürecin başarıya ulaşmasında, inşaların yaşamını yitirmemesinde elimizden ne geliyorsa yapmaya devam edeceğiz."
-Nihal Bengisu Karaca-
Karaca da devletin çözüm süreciyle ilgili adım attığını anımsatarak, kendilerinin bu konuda çaba harcadıklarını söyledi.
Ülkede demokrasi ve senkronize olma sorunu bulunduğunu savunan Karaca "Konuşma ve birbirini karşılıklı dinleme kültürü çok fazla değil. Bu süreç, kimsenin aklının diğerinden daha üstün olduğunu ima eden ve vurgulayan bir süreç değil. Bu süreç, devletin halkının düşüncelerini merak etmesi ve danışmasını ifade eden bir süreç. Biz burada sadece aracıyız. Umarız süreç başarıyla sonuçlanır. Yaşanan sorunların da geçici olmasını umut ediyorum" diye konuştu.

 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER