ÖNE ÇIKANLAR :
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 04 Eylül 2013 Çarşamba 20:56

Afyon'daki mühimmat deposu patlamasında 25 şehit ailesinin acısı hala taze


Afyonkarahisar'da mühimmat deposunda meydana gelen patlamanın üzerinden tam bir yıl geçti. 25 askerin hayatını kaybettiği olayda şehit ailelerinin acıları hala taze. Kimi şehit ailesi oğlunun odasını hiç bozmayarak hatıralarını yaşatıyor. Kimi ise künyesini boynundan bir an olsun çıkarmıyor. Aileler, patlamayı düşündükleri an olayın nasıl meydana geldiğine ve 3 günlük asker olan evlatlarının o cephaneliğe nasıl sokulduklarına bir anlam veremiyor.

Afyonkarahisar Şehit Uzman Çavuş Mete Saraç Kışlası'nda 5 Eylül günü 41. Mühimmat Bölük Komutanlığı'nda yer alan ‘32 numaralı iglo tipi' cephaneliğin patlaması sonucu 2'si astsubay, 2'si uzman, 21'i er olmak üzere 25 asker şehit oldu. 4'ü asker 8 kişi de ağır yaralandı. Patlama sonrasında açılan davada Binbaşı Ali Duran, Albay Veysel Özbay ve Üsteğmen Tuncay Aydın tutuksuz olarak yargılanmaya başladı. Eskişehir Askeri Mahkemesi'nde başlayan dava mahkemenin çekilmesi sonucu Gölcük Askeri Mahkemesi'ne gönderildi. Ancak, söz konusu mahkeme de davayı Yargıtay'a iletti. 25 askerin hayatını kaybettiği olayda davanın seyrine Yargıtay karar verecek. Patlamanın üzerinde bir yıl geçmesine rağmen şehit ailelerin acıları dinmiyor. Onların tek isteği ise patlamadan sorumlu olanların cezalandırılması.

ŞEHİT ANNESİ: GİTME DEDİM, O VATAN BORCUNU ÖDEMEK İSTEDİ

Patlamada şehit olan Onbaşı Burak Ümit Gedik'in(27) İstanbul'da yaşayan annesi Arife Gedik, oğlunun ölüm haberini arkadaşları ile birlikte olduğu sırada aldığını ve ilk bilgilerin kendisinden saklandığını söyledi. Anne Gedik, patlamayı duyduktan sonra da oğlunun orada olduğunu hiç düşünmediğini ifade etti. Gedik, “Çünkü 3 günlük askerin o patlama alanında olmasına ihtimal vermedim. Oğlum beni mutlaka arardı. ‘Anne merak etme iyiyim ben derdi.' Ama haber veremedi. Bir gün önce görüştüm hiçbir şeyden bahsetmedi. Ancak bana, ‘Anne, Samsun daha iyiydi.' dedi.” diye konuştu.

Ümit Gedik'in İTÜ Fizik Mühendisliği mezunu olduğunu ve 4 yıl TÜBİTAK'ta çalıştığını söyleyen anne Gedik, davada açıklanan bilirkişinin tespitlerine ve yargılanan subayların ifadelerine inanmadığını ifade etti. “Gerçekten kaza olsa 3'ü de çıkıp her şeyi A'dan Z'ye anlatırlardı. Ancak mahkemede 3'ü de başka şeyler anlatıyor. Birbirleriyle çelişiyorlar.” diyen Gedik, Gölcük Askeri Mahkemesi'nin davayı kabul etmeyerek Yargıtay'a göndermesinin dikkat çekici olduğunu ifade etti. Gedik, “Hala tutuklanmalarını istiyorum. Evladımı bana geri getirmeyecek ama adaletin yerini bulmasını istiyorum. Çıkıp dürüstçe söylesinler. Benim içimde de söylenecek kendime sakladığım çok şey var. Ancak oğlumun hatırına susuyorum.” ifadelerini kullandı.

Oğlunun askere gitmesini istemediğini ifade eden Gedik, kendisinin vatani borcu ödemek için gönüllü olduğunu belirtti. Gedik, “Ben istemedim askere gitmesini. Gitme, bekle paralı askerlik çıkar öyle gidersin dedim. Ya da yurtdışına gidersin. Eğitimine orada devam edersin, dönüşte yaparsın askerliğini, dedim. Ama o vatana olan görevini yapmak istedi.” dedi. Anne Gedik, yargılanan subayları Allah'ın adaletine bıraktığını söyledi.

ŞEHİT ERGENÇ: ARKADAŞLARIN ORADA ÇALIŞIRKEN BEN ÇARŞIDA DOLAŞAMAM

Şehit Faruk Ergenç'in babası Bekir Ergenç ise, oğlunun yokluğuna halen alışamadıklarını söyledi. “Her an içimizde çocuğumuz. Yatana kadar aklımızda, gözümüzü açınca aklımızda rüyamızda bile görüyoruz. Alışmak mümkün değil.” diyen baba Ergenç, olayın olduğu gün oğlu Faruk ile birlikte olduğunu ifade etti. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Kamu yönetimi mezunu olan Ergenç'in tek hayalinin asker ya da polis olmak olduğunu ifade eden Baba Ergenç şöyle devam etti: “Hemen askere müracaat edip, askerliğe gitti. Polislik ve askerliği seviyordu. ‘Baba hem polisliğe başvurayım burası olmaz ise astsubaylığa başvurup burada kalayım' diyordu. Polisliğe müracaat etmesi için evrak götürmüştüm. Birlikte çarşıya çıkıp polislik müracaatlar için evraklarını emniyete teslim ettik. Akşamleyin saat 16.30 kadar gezelim dedim. O da bana, ‘Ama baba arkadaşlarım orada çalışırken ben burada gezemem.' dedi ve ayrıldık. Afyonkarahisar'dan Antalya ya yola çıktım Manavgat'taki evime gittim evime vardım acı haberi aldım.”

ŞEHİT BABASI DÜLGER: BİR YILDIR BİZE SAHİP ÇIKAN OLMADI

Onur Fikret Dülger'in babası Zekai Fırat Dülger ise, üzerinden bir yıl geçmesine rağmen hiçbir gelişmenin olmadığına yakındı. “Biz sadece sahip çıkılmak, ilgi görmek istiyoruz. Şuana kadar ne devletten, ne siyasilerden ne de askerden bir sahiplenme görmedik. Kimse bize sahip çıkmadı. Biz sahip çıkılmak istiyoruz.” diyen Baba Dülger, şahsi görüşünün olayın bir kaza değil, sabotaj olduğunu ifade ediyor. Bunu mahkemede de de söyledim. Bunun için başvuruda yaptım. Bu olayın üç subayın üzerine bırakılarak kapatılmaması gerektiğini savunan Dülger, “Bu işin arkasında birileri tarafından organize edildi ve gerçekleştirildi. Ardından 3 subayın üzerine bırakıldı. Bu derinleştirilmeli. Bu çocuklar 15 gün eğitimle oraya gönderildi. Bu çocukları oraya gönderilenleri de araştırılmalı. 25 tane insan bir cennet kapısından uğurlamakla olmamalı. Bunu kamuoyu da sahiplenmeli ve destek çıkmalı ama biz bu konuda ne medyadan, ne de kamuoyundan destek göremedik. Eğer bu olayın failleri ortaya çıkarılmazsa. Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve Ana Muhalefet Genel Başkanı'na hakkımı helal etmiyorum.” ifadelerini kullandı.

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER