ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Hafif Yağmur
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 16 Temmuz 2014 Çarşamba 22:34

Adana'daki yasa dışı dinleme davası

Adanadaki yasa dışı dinleme davası

Yasa dışı dinlemelere ilişkin soruşturma kapsamında, ikisi emniyet müdürü 10 polisin yargılandığı davanın ilk duruşması yapıldı.


Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, iddianameler okunmadan önce, sanık avukatları mahkeme heyetine dava ile ilgili soruşturma izni alınması gerektiğini belirterek, duruşmanın kapalı oturumla yapılmasını talep etti. Mahkeme heyeti ise her iki talebi de oy birliğiyle reddetti. Daha sonra duruşmaya iddianamenin okunmasıyla devam edildi.

Sanık emniyet müdürü İ.B. savunmasında, 2009 yılından 2012 yılı Temmuz ayına kadar İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde müdür olarak göre yaptığını, sadece İstihbarata Karşı Koyma (İKK) biriminde değil, aynı zamanda farklı birimlerin de başında bulunduğunu söyledi.

Dinleme sürecinin işleyişini anlatan İ.B, şunları kaydetti:

"Dinlemeler esnasında eğer önemli bir durum tespit edilmiş ise bana bilgi verilir. Bunun dışında dinlemeler bana detaylı olarak bildirilmez. Dinlemeler bilgisayar ortamında yazılır, kağıda dökülüp tape haline getirilmez. Ben suçlamayı kabul etmiyorum. Suç kastım yoktur. Elimden geldiği kadar numaraları kontrol etmeye çalıştım. Ancak iş yoğunluğu nedeniyle numaraların çoğunu kontrol edemedim. İddianamede 3 yıllık bir süreden bahsedilmektedir. Adana'nın nüfusuna bakıldığında toplam 6 kişide bu tarz hata yapılmış olması mümkündür. Bu durumu fark etmiş olsaydık kesinlikle hemen müdahale ederdik. Büroda yapılan çalışmaya güvenmekteyiz. Herhangi bir değişiklik yapmıyoruz. Ayrıca sistemdeki bilgisayarlarda kimin hangi tarihte hangi işlemi yaptığı, neden kişi hakkında çalışma başlattığı yazmaktadır. Biz dinlenen kişilerin hakim, savcı olduğunu bilmiyorduk. Ayrıca dinlenen kişilerin hangi suçtan dinleneceğini de ilgili büro belirlemektedir. Bana dinlenen kişilerin hakim, savcı olduğuna veya dinleme kayıtlarındaki kişilere bu şekilde hitap edildiğine dair bir bilgi ulaşmadı. Benim dinleme yetkim yoktur. Bizim adli görevimiz yoktur, sadece istihbarat toplamaktayız. Bu kapsamda önleme dinlemesi yapmaktayız.

Dinlemelerden 2 yıl sonra Star gazetesinde buna ilişkin haber çıkması nedeniyle, hem gazete hem de bunu verebilecek kişiler hakkında şikayetçi oldum. Zira iddianamede belirtildiği gibi şantaj amaçlı dinleme yapsaydık bunun için 2 yıl beklemezdik. Böyle birşey yapmadık, bunu bir şekilde ayarlayan insanlar 2 yıl beklemiş. Ben de bunun algı operasyonu olduğunu düşünüyorum. Hiçbir suçumuz yoktur."

Sanık emniyet müdürü E.Y. de kendisine, müdürlük yaptığı dönemde hakim ve savcıların dinlendiğine ilişkin hiçbir bilgi gelmediğini ifade etti.

E.Y, imei numaralarının klonlanmış olabileceğini düşündüğünü belirterek, şöyle konuştu:

"Bizim birimde güven esastır. Şimdiye kadar alt birimde bu konu ile ilgili hiçbir sıkıntı yaşanmamıştı. Ben imei numara kayıtlarının tekrar istenmesini talep ediyorum. Ayrıca asaleten müdürlük görevime başladığımda İKK biriminden bilgi gelmediğini fark ettim. Daha önce dinlenmiş olan numaralara ilişkin hiçbir uzatma talebinde bulunulmayacağı yönünde talimat verdim. Çok önemli hususlar mevcut ise talepte bulunduk. İş yükü çok olduğu için yeni bir talepte bulunulmaması talimatı vermiştim. Sistemde kişinin ismini ve imei numarasını doğrulamadan hiçbir arkadaşımız böyle bir dinleme kararı talep etmez. Ayrıca yönetmeliğe aykırı karar alındığında TİB'in hukuk bürosu bu kararları iade etmektedir."

Sanık polis memuru H.S ise teknik izleme biriminde sadece dinleme yaptığını, alınan duyumla ilgili sorgulama yapma yetkisi ve görevi bulunmadığını aktararak, "Her ne kadar dosyaya benim detay sorgu yetkim olduğuna dair bir cevap gelmiş ise de benim böyle bir yetkim bulunmamaktadır. Bu konuda ilgili birime dilekçe verdim. Benim tüm konuşmaları dinlemem mümkün değildi. Sistem attığı konuşmalardan rastgele seçerek dinleme yaptım. Dinlediğim kişilerin birbirine 'hakim, savcı' diye hitap ettiklerini hatırlamıyorum. Böyle birşey olsaydı amirlerime bildirirdim" diye konuştu.

Sanık F.M. de üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, iddianamede sanki kendisinin de işleyişe dahil olmuş gibi ifadelerin kullanıldığını, bunun düzeltilmesi gerektiğini söyledi.

Dinlemelerin nasıl yapıldığı ile ilgili mahkeme heyetinin sorularını yanıtlayan F.M, 2012 yılından buyana Adana Emniyet Müdürlüğü İKK biriminde büro amir yardımcısı olarak çalıştığını anlatarak, şöyle devam etti:

"İstihbari duyumlar birime her şekilde gelebilir. Duyuma ilişkin yazılı tutanak veya belge olmayabilir. Projeyi yürüten görevli telefon numarasının veya imei numarasının sorgulamasını yapar. Daha sonra Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan uygundur görüşü talep edilir. Bu şekilde projeden geçmeyip sorgulanmayan numaralar dinlenmez. Zira talep formuna hem isim hem de numaralar yazılmaktadır. Ben projeyi yürüten arkadaşlarıma güvenerek düzenlenen talep formlarını imzaladım. İmzalar bana ait, ancak belgeler sahte değildir. Talep formunda hakim ve savcı olan kişilerin imeilerinin başka isimle bulunduğuna inanmıyorum. Suçları ben işlemedim."

Sanık M.A ise İstihbarat Şube Müdürlüğü'ne bağlı Teknik Operasyon Bürosu'nda çalıştığını bildirerek, detay sorgulama ve dinleme yetkisinin bulunmadığını söyledi. Çeşitli birimlerden gelen talep formunu içeriğinde hiçbir değişiklik yapmadan karar talep formu haline getirdiklerini anlatan M.A, güven esasını dayalı çalıştıklarını ve sadece yazıcılık yaptığını ve suçlamaları kabul etmediğini ifade etti.

Sanık polis memuru R.K de olayla ilgili bilgisinin olmadığını, diğer birimlerden gelen talep formlarını resmi yazılarını hazırlayıp mahkemeye gönderdiklerini, dinleme süreleri bitince de İstihbarat Daire Başkanlığına bağlı ana bilgisayardaki programdan sildiklerini kaydetti.

Sanık polis memuru A.Ş ise İstihbarat Şube Müdürlüğü'ne bağlı bilgi işlemde çalıştığını, dinleme yetkisinin suç tarihinden sonra verildiğini anlatarak, "Dinleme yaptığım dönemde kişilerin birbirlerine 'hakim, savcı' şeklinde hitap ettiklerini duymadım" dedi.

Sanık polis memuru B.A.D. de teknik operasyon biriminde çalıştığını, dinleme süreci ile ilgili herhangi bir yetki ve görevinin bulunmadığını aktararak, suçlamaları kabul etmedi.

Sanık emekli polis memuru A.K. ise çalıştığı dönem dinleme ve detay sorgulama yetkisinin bulunduğunu vurgulayarak, "Detay sorgulamayı sadece büro amirlerimiz ve onların talimatları doğrultusunda yapmaktaydım. Ben büro işleri ile uğraştığım için dinleme bölümüne nadiren giriyordum. Detay sorgulamasını yaptığım numara veya kişilere ilişkin olarak iddianamede belirtildiği şekilde bir farklılık görmedim, müştekileri de tanımam" şeklinde konuştu.

- Müşteki hakim

Müşteki Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı S.K. ise sanıklardan şikayetçi olduğunu, suç işleyenin hak ettiği cezayı almasını istediğini söyledi.

S.K., 2003 yılından bu yana devletin AVEA ile anlaşması sonucu vermiş olduğu hattı kullandığını anlatarak, şöyle devam etti:

"Son 3-4 yıldır numarayı Turkcell'e taşıdım. Ancak numara aynıdır. Telefonumu ise 5 yıldır değiştirmedim. Sadece bir kere arızalandığında KVK'ya yaptırdım. Telefonumda başka hat kullanmadım, başka hattım da yoktur. Telefonumu tamire bıraktığımda önceki telefonuma hattımı taktım. Ben talep yazısında 30 numaranın olduğu, sadece benim T.İ. adıyla imei numarası esas alınarak dinlemenin talep edildiğine ve uzatma talebinin de aynı şekilde olduğuna dikkat çekmek isterim. Ayrıca durumu Star gazetesinin haberi ile öğrendim. 18 yıllık ağır ceza başkanıyım, 32 yıldır da bu mesleğin içerisindeyim. Gazetede örgüt lideri olmak, yağma, adam kaldırma, cebir, tehdit uygulamak gibi suçlardan ötürü dinlendiğim yazıyordu. Bunun bir algı operasyonu olduğu açıktır. Ayrıca manevi olarak beni etkilemiştir. Şikayet dilekçemi sundum, olayı vahim olarak görüyorum."

Diğer müştekiler F.Y. ile G.G. de isimlerini kullandıkları için sorumlulardan şikayetçi oldular.

Mahkeme heyeti, sanıklar hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına, hakkında bu yasak bulunmayan sanık B.A.D.'nın da buna dahil edilmesine ve 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aynı kapsamdaki dosyanın da birleştirilmesine karar verdi.

Heyet ayrıca Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'ndan (TİB) çeşitli taleplerde bulunulmasına ve dosyadaki eksikliklerinin tamamlanması amacıyla mahkemeyi 24 Kasım 2014'e erteledi.

Bazı hakim ve cumhuriyet savcılarını "yasa dışı dinlendikleri" iddia edilen zanlılar, "İştirak halinde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, iftira, suç uydurma, haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçlamalarıyla yargılanıyor.



 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER