ÖNE ÇIKANLAR :
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 23 Ekim 2019 Çarşamba 15:13

"ABD ve Rusya ile mutabakatlar siyasi başarı olarak tarihe geçti"

"ABD ve Rusya ile mutabakatlar siyasi başarı olarak tarihe geçti"

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye'nin ABD ve Rusya'yla Suriye konusunda vardığı mutabakatların siyasi başarı olarak tarihe geçtiğini söyledi.


Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Suriye konusunda Türkiye ile ABD ve Rusya Federasyonu arasında varılan mutabakatları değerlendiren Çavuşoğlu, "Türkiye beş gün içinde dünyanın en büyük iki gücüyle masada bir anlaşmaya varmıştır. Mutabakat sağlamıştır. Bu mutabakat bizim ulusal güvenliğimiz için çok önemlidir ama diplomasi ve siyasi başarı olarak da tarihe geçmiştir." dedi.

Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ABD ve Rusya ile Türkiye'nin meşru talepleri doğrultusunda ve endişelerini giderecek şekilde mutabakatın sağlanmasının önemli olduğunu belirterek, "Genelde tüm çabalarımızı küçümsemeye çalışanlar, özellikle içeride, dış politikamızın ya da Suriye politikamızın Rusya ile ABD arasına sıkışıp kaldığını söylüyorlardı. O bakımdan bunu özellikle vurgulamak isterim." diye konuştu.

"Barış Pınarı Harekatının meşruiyeti beş gün içinde kabul edildi"

Çavuşoğlu, "Barış Pınarı Harekatımızın meşruiyeti beş gün içinde hem ABD hem de Rusya tarafından kabul edilmiştir." dedi.

Türkiye'ye "Sizin meşru endişeleriniz var, bunu anlıyoruz" diyenlere "Endişemiz meşruysa uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızı kullanarak başlattığımız harekatta meşrudur" mesajını verdiklerini belirten Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Bu anlaşma ile dünyanın en büyük iki ülkesi, iki gücü bizim harekatımızın meşruiyetini kabullenmiştir. Dikkat ediyorsanız, hem ABD ile hem de dün Soçi'de (Rusya ile) vardığımız mutabakatta Türkiye'nin Tel Abyad ve Rasulayn bölgesindeki harekatının meşruiyeti kabul edilmiştir." 

Çavuşoğlu, Suriye'nin sınır ve toprak bütünlüğüne Türkiye'nin herkesten daha çok bağlı olduğunu vurgulayarak, "Burada bu statüko şu anda muhafaza edilecektir. Siyasi bir çözüme kadar." diye konuştu.

Mutabakatı harita üzerinden değerlendirdi

Rusya ile varılan mutabakatı harita üzerinden değerlendiren Çavuşoğlu, "Her şeyden önce burası zaten bizim muhafaza edeceğimiz bölge. Tel Abyad ile Rasulayn bölgesi." dedi.

Çavuşoğlu, ABD ile varılan mutabakatta o bölgeye ilişkin aynı kanıya varıldığını belirterek, "(ABD) Dün akşam tamamen çektik dediler, ama burada onlar YPG'lileri tamamen çektik diye yazılı bir şekilde de bildirdiler. Sözlü olarak Pompeo da bildirdi. Biz buradayız zaten. Herhangi bir terörist unsuru karşımıza çıkarsa, olur da kalmış, çekilmemiş, zaten onu bizim ABD ile vardığımız mutabakatta da böyleydi, onları etkisiz hale getiririz." değerlendirmesinde bulundu.

YPG/PKK'dan ve DEAŞ'tan temizlenmiş alanlara şu ana kadar 365 bin kişinin döndüğünü söyleyen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Dün Soçi'de vardığımız mutabakata göre ise Fırat Nehri'nden Aynularab (Kobani) dahil, Rasulayn'ın doğusu olan, Kamışlı'nın doğusu dahil, Irak sınırına kadar bir bölge güvenli bölge olacak. Buralarda Aynularab (Kobani) dahil, YPG'li teröristler Rusya ve rejim unsurları tarafından 30 kilometrenin altına gönderilecek, silahları da dahil buradan temizlenecek." 

M4 kara yolunun bazı yerlerde içeri girdiği, bazı yerlerde ise daha aşağıda kaldığını belirten Çavuşoğlu, 30 km'nin esas alınacağını vurguladı.

Çavuşoğlu, "30 kilometrenin altına çıkarılacak. Ne zaman çıkarılacak? 150 saat içerisinde. ABD ile vardığımız mutabakatta, 120 saat içinde, dün akşam saat 22.00'de doldu." diye konuştu.

Türk ve Rus askerlerinin 150 saatin sonunda ortak devriyelere başlayacağını belirten Çavuşoğlu, bunun Türk sınırına sızmaların önlenmesi ve teröristlerin bugüne kadar inşa ettiği tünel gibi altyapıların temizlenmesi bakımından da önemli olduğunu söyledi.

"Fırat Nehrinden Irak sınırına kadar 30 km'nin altına tüm YPG'liler indirilecek"

Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Fırat Nehrinden Irak sınırına kadar 10 kilometre derinlikte ortak devriyeler 150 saatin sonunda başlayacak. Bir istisnası var, Kamışlı. Başından beri burada rejim var, Kamışlı şehrinde. Rejim unsurlarıyla karşı karşıya gelmemek bakımından burada Rusların da tavsiyesi ve ricası üzerine ortak devriye konusunda Kamışlı'yı hariç tuttuk. Ama bu, bu bölgeden de YPG'lilerin çekilmeyeceği anlamına gelmez. Burada Fırat Nehrinden Irak sınırına kadar 30 kilometrenin altına tüm YPG'liler indirilecek. Kamışlı dahil."

Münbiç yol haritasını hatırlatan Çavuşoğlu, Zeytin Dalı Harekatından sonra bazı YPG'lilerin Tel Rıfat bölgesinde kaldıklarını söyledi. Çavuşoğlu, "Orda taciz atışları da yer yer yapıyorlar. Ruslarla vardığımız mutabakata göre, 6. maddede bunu görebilirsiniz, Münbiç ve Tel Rıfat'tan da YPG'liler tüm silahlarıyla beraber arındırılacak. Buradan tamamen çıkarılacak. Bu bizzat Sayın Putin'in sözüdür." dedi.

Türkiye'nin güvenli bölgeyi oluştururken bölgeyi teröristlerden temizlemek ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, harekatlar ile terör devleti kurulmasının da önüne geçildiğini ve Suriyelilerin kendi ülkelerine dönmeleri konusunda önemli bir adımın atıldığını kaydetti.

Çavuşoğlu, "Bu harekat, bu çalışmalar esasen bu teröristlerin kurmak istediği terör devletinin de önüne geçmiştir, engellemiştir." dedi.

Çavuşoğlu, bu bölgede nüfusun çoğunluğunun Arap olduğuna dikkati çekerek, "Çoğunluğu Arapsa bu yönetimlerin içinde Araplar olacak. Kürt kardeşlerimizin olduğu yerlerde ise onlar da ağırlıkta olacak." diye konuştu. 

Mevlüt Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'deki 350 bin civarındaki (Suriyeli) Kürt kardeşimiz de buraya dönecek. YPG bu kişilerin dönüşlerine izin vermediği için bu kişiler dönemiyor. Dolayısıyla demografide de raylar yerine oturacak. Bozulan sistem ve tüm Suriye içindeki, bu bölgedeki demografik mühendislik de sona ermiş olacak. Anlaşmaların ve harekatımızın, sadece bizim için değil, Suriye geleceği için de o kadar faydaları oldu, o kadar dönüm noktaları oldu ki tarih bunu gerçekten yazacak."

"Bizim şu anda rejimle doğrudan bir temasımız yok"

Çavuşoğlu, Adana Mutabakatı'na ilişkin şunları söyledi: 

"Suriye, bunu (Türkiye'ye yönelik terör tehditlerini) engelleyemezse o zaman Türkiye tek başına teröristlerin yok edilmesi için gereğini yapar. Bir, bizim şu anda rejimle doğrudan bir temasımız yok. İstihbari düzeylerde temaslar olabilir, her zaman olur. Bu doğaldır. Özellikle terörle mücadele dahil. İki, şu andaki rejimin, Şam'daki rejimin Adana Mutabakatı'nı istese de uygulama kapasitesi yok. Buralarda otoritesi yok, boşluklar var." 

Rejimin şu anda ülkenin tamamını yönetme konumunda olmadığına işaret eden Çavuşoğlu, "Suriye rejimi şu anda Adana Mutabakatı'ndaki yükümlülüklerini yerine getiremiyor. O nedenle de rejimin garantörü olan Rusya bu anlaşmanın uygulanması noktasında Rusya kolaylaştırıcı rol üstlenecek." ifadelerini kullandı. 

"Teröristlerle mücadelemiz sürecek"

Rusya ile varılan Soçi mutabakatında Barış Pınarı Harekatı alanının batı ve doğusunda 10 kilometre derinlikte Kamışlı ilçesi hariç Türk-Rus ortak devriyelerinin başlayacağını anımsatan Çavuşoğlu, "İhtiyaç duyulduğu sürece 10 kilometre derinlikte şehir içi ya da şehir dışı ortak devriyelerimiz zaman sınırlaması olmaksızın yapılacaktır." şeklinde konuştu.

Çavuşoğlu, Suriye'de seçimler de dahil kalıcı çözüme ulaşıncaya kadar bu devriyelerin devam etmesi gerektiğinin altını çizerek "Teröristler buradan çekildi ama önemli bir kısmı Afrin, Cerablus ve El Bab bölgelerinde hepsiyle mücadele ediyoruz. En son Barış Pınarı Harekatı'nda bunları etkisiz hale getirdik. Ancak sahada halen teröristler var. Bunlarla da mücadelemiz sürecek." ifadesini kullandı.

"Sahada ve masada güçlü olmanın neticesi"

Dengeleri son bir buçuk yıldır değiştirdiklerini anlatan Çavuşoğlu, "Fırat Kalkanı Harekatı, Zeytin Dalı Harekatı ve en son Barış Pınarı Harekatı'mızla artık dengeler tamamen değişti. Bu, sahada ve masada güçlü olmanın neticesidir." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Avrupalılar da dahil tüm tarafların tepki göstermelerine rağmen sonrasında bu harekatın meşruiyetini kabul ettiğine işaret ederek "Sahada varsanız, masada da varsınız. Masada güçlüyseniz, sahadaki kazanımlarınızı da kaybetmezsiniz." ifadesini kullandı.

"YPG/PKK kimle iş tutarsa tutsun gereğini yaparız"

Bundan sonraki süreçte ABD ve rejimin rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"YPG/PKK kimle iş tutarsa tutsun biz gereğini yaparız. Bu teröristleri her yerden temizlemek milletimize sözümüzdür, boynumuzun borcudur. FETÖ ile de DEAŞ ve YPG/PKK ile de mücadelemizi sürdürüyoruz. Rejim, YPG ile iş birliği yapabilir mi? Evet yapabilir. Şu 9 yılda da çok denemesi oldu. Esasen dönemin Başbakanı Riyad Hacib'i dinlerseniz, Salih Müslüm'i Kandil'den çağırıp destek veriyor, Türkiye'ye yönelik terör saldırılarını başlatın diye. Riyad Hacib'in kendisi daha iyi anlatıyordu bunların nasıl bir terör örgütü olduğunu."

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, "Biz YPG/PKK'ya güçlü ültimatom vereceğiz. Çekilmezse siz gereğini yaparsınız." dediğini aktaran Çavuşoğlu, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov'un, YPG/PKK’nın sınırdan çekilmemesi halinde Türk ordusunun "üzerlerinden geçeceği" yönündeki açıklamasını memnuniyet verici bulduklarını dile getirdi.

"Suriye Milli Ordusu çok büyük katkı sağladı"

Suriye Milli Ordusu'nun (SMO) teröristlerin işgal ettiği yerlere dönmek için Türkiye ile beraber mücadele verdiğini aktaran Çavuşoğlu, "Bu insanlar esasen kendi topraklarına dönme mücadelesi veriyorlar." dedi.

Çavuşoğlu, SMO'nun terör örgütü DEAŞ'ın kalıntısı olduğu yönündeki iddialara ilişkin olarak, "Bu insanlar DEAŞ'e karşı mücadele etti mi? Orada, Fırat Kalkanı'nda da şehit verdi mi? Evet verdi. DEAŞ'a karşı mücadele ederken iyi, YPG/PKK'ya karşı mücadele ederken birden DEAŞ artığı oluyor. Biz bunlara izah etmekten yorulmadık ama onlar da bunları çarpıtmaktan yorulmadılar." diye konuştu.

"DEAŞ'ın bir kere canlanması en çok Türkiye'ye tehdittir"

Çavuşoğlu, DEAŞ'ın yeniden canlanma iddialarının kart olarak kullanıldığına ve DEAŞ'ın canlanmasını en çok Türkiye'nin istemediğine işaret ederek, "Elbette bir boşluk oluşursa en çok terör örgütleri yararlanır. DEAŞ'ın bir kere canlanması en çok Türkiye'ye tehdittir." ifadelerini kullandı.

DEAŞ içinde çok sayıda yabancı terörist savaşçının olduğunu aktaran Çavuşoğlu, bu savaşçıların kendi ülkelerine gidip gitmeyeceği ve ne zaman gideceğinin bilinmediğini söyledi.

"(Yakalanan DEAŞ'lıların) Teröristlerin salınması mümkün değil"

DEAŞ'lı kadınlar ve çocuklar meselesinin önemli olduğuna değinen Çavuşoğlu, "Teröristlerin salınması mümkün değil. Çünkü saldığın zaman ilk kime saldırır, bize saldırır." dedi.

Bakan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Şimdi kadın ve sonuçları ne yapacağız? Bazı kadınlar savaşmak için geldi onlar da terörist. Bazıları ise 14-15 yaşında çocuklar bunların ideolojisine kanarak bunlarla evlendiler. Şimdi ortada kaldılar, çocuklar var. Şimdi bunları topluma kazandıracak mıyız, rehabilite edecek miyiz, ne yapacağız? Özellikle çocukları topluma kazandırabilecek miyiz? Bunu da yapmamız lazım."

"Kimse güvende değilse sen de güvende değilsin"

Bakan Çavuşoğlu, Barış Pınarı Harekatının bazı ülkeleri yumuşattığını söyleyerek, ABD’nin bu ülkelere daha fazla sorumluk almaları yönünde yaptığı baskının haklı olduğunu söyledi.

Terörle mücadele konusunda tüm ülkelerin sorumluluk alması gerektiğine işaret eden Çavuşoğlu, şunları aktardı:

"Sadece transit bir ülke diye Türkiye’nin, komşu ülke diye Türkiye ve diğer komşu ülkelerin, sorumluğunda değil. Hani terörle mücadele konusunda uluslararası iş birliği çok önemliydi. O zaman sen de üzerine düşeni yap. Hem göçmen gelmesin. Efendim benim vatandaşım da olsa bunları geri almayayım, suya sabuna dokunmayayım, güven içinde yaşayayım, böyle bir dünya yok. Kimse güvende değilse sen de güvende değilsin."

"Terörün tamamen temizlenmesi lazım"

Çavuşoğlu, sahadan alınan bilgiler ışığında Barış Pınarı Harekatına devam etmeme kararı alındığını aktararak, "Fakat burada net olmayan şeyler var. Dün hemen Soçi’den döner dönmez askerlerimiz ve istihbaratımız bir araya geldi ve tüm bilgileri değerlendirdi. Diğer taraftan da ABD’den de 'tamamen çektik' açıklaması geldi ve ABD’nin 'tamamen çektik' açıklamasının tekrar değerlendirilmesiyle birlikte bu karar alındı." dedi.

Gelinen aşamanın, bundan sonra teröristlerle mücadele edilmeyeceği anlamına gelmediğini bildiren Çavuşoğlu, şunları söyledi:

"Bu ABD ile ile vardığımız mutabakatla da teyit edildi. Soçi muhtırasında da son derece net bir şekilde var. 3. maddede Tel Abyad ve Rasulayn'ı içine alan 32 kilometrelik derinliğindeki mevcut Barış Pınarı Harekatının alanındaki yerleşik statüko muhafaza edilecektir. Bunun bir süresi yoktur."

ABD ile varılan mutabakat kapsamında buralarda kalan terör kalıntılarının temizleneceğini ve iki güvenli bölge oluşturulması gerektiğine işaret eden Çavuşoğlu, "Burada Afrin ve Cerablus, El Bab bölgesinde olduğu gibi mültecilerin dönmesi için gerekli zeminin oluşturulması lazım. Tabii şu anda bu teröristlerin burada sığınakları var ondan sonra mühimmatları var, birçok farklı tuzakları var. Bunların tamamen temizlenmesi lazım, varsa silahları bunlara tamamen el konulması lazım ve temizlik yapılması lazım." ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin YPG/PKK'ya ait birçok bölgeyi havadan yok ettiğini söyleyerek, sahada yapılacak çok işin olduğunu vurguladı.

Güvenli bölgede atılacak adımları aktaran Çavuşoğlu, "Askerlerimiz burada var, Suriye Milli Ordusu ile beraber. Tabii ki AFAD’ımız olacak, Kızılayımız olacak. Eğitimle ilgili çalışmalarımız olacak. Aynı şekilde buralarda yine istikrar oluşturmak için yerel yönetimlerin kurulması lazım." dedi. 

Çavuşoğlu, Barış Pınarı Harekatı bölgesinde de Afrin ve El Bab ve Cerablus bölgesinde yapılanların uygulanacağını belirtti.

"Öncelik, insanların temel ihtiyaçları"

Suriye'de terörden arındırılmış bölgelerde hayatın yeniden normale dönmesi için ortaya konacak çabaların önemine dikkati çeken Çavuşoğlu, "Donörler toplantısının yapılması önemli. Bu, sadece Türkiye'nin sorumluluğunda olan bir şey değil. Bu insanların temel ihtiyaçlarının karşılanması lazım." diye konuştu.

Çavuşoğlu, en öncelikli konunun dönen insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Bugüne kadar sözlü olarak Suudi Arabistan'dan, Avrupa ülkelerinden epeyce taahhütler oldu ama sonuçta bugüne kadar herhangi bir somut adım da atılmadı. Belki bu donörler konferansıyla beraber bunun ilk somut adımını atmış oluruz." dedi.

"İkiyüzlülük ve kraldan çok kralcılık yaptılar"

Bakan Çavuşoğlu, Avrupa'nın ve Avrupalı liderlerin Barış Pınarı Harekatı'na yönelik tutumunun "samimiyetsiz ve gerçeklerden çok uzak" olduğunu vurgulayarak, "Özellikle Fransa'nın, burada bir YPG/PKK devleti kurmak için çok çaba sarf ettiğini biliyoruz. Harekatımızla birlikte büyük bir hüsrana uğradıklarını, hayal kırıklığı yaşadıklarını da biliyoruz." dedi.

Gerçeklerden çok uzak bir şekilde kara propaganda yapıldığını söyleyen Çavuşoğlu, "Özellikle (Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel) Macron bu teröristlerin önde gelenlerini de, daha önce olduğu gibi Elysee Sarayı'nda ağırladı. Macron Elysee Sarayı'nda gazetecilerin bürosunu kapattı ama teröristleri ağırlıyor." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Barış Pınarı Harekatına yönelik tutumlarına ilişkin, "İkiyüzlülüğün yanında kraldan çok kralcılık yaptılar. Yani ABD'ye de yaranmak için burada, böyle bir adım attılar. Şimdi ne oldu? Biz ABD ile de mutabakata vardık. İşleri yoluna koyduk, bunlar ortada kaldı." değerlendirmesinde bulundu. 

Ortada kalan Avrupa ülkelerinin, "kenarda kalma hissiyatıyla" Türkiye ile görüşmek için yarıştığını söyleyen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Burada özellikle (İngiltere Başbakanı) Boris Johnson'ı ben ayrı tutmak isterim. Meclisten ya da medyadan negatif şeyler oldu ama, İngiltere yönetimi gayet dengeli bir tutum sergiledi. Bunu BM ve diğer yerlerdeki çabalarında gördük. Dolayısıyla Boris Johnson'ın bu teklifi üzerine de Cumhurbaşkanımız böyle dörtlü bir görüşmenin olabileceğini, bir artı üçlü bir görüşmenin olabileceğini söyledi."

"Anayasa Komitesi'nden bir gün önce üç dışişleri bakanı olarak orada olacağız"

Çavuşoğlu, Suriye krizine siyasi çözüm arayışları ve Anayasa Komitesi'ne ilişkin bir soru üzerine, dün Soçi'de Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile bu konuyu da görüştüklerini söyledi.

Anayasa Komitesi'nin oluşturulmasının, Astana sürecinin bir sonucu olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, "Sonuçta isimlerin bir kısmı değişti, bir kısmı üzerinde orta yol bulundu ve Komisyon kuruldu. İlk toplantısını 30 Ekim'de gerçekleştirecek. Bir gün öncesi, belki 29'unda da biz üç dışişleri bakanı olarak oraya gideceğiz. Dün Lavrov da gidelim diye teklifte bulundu. Daha önce New York'ta da üçlü dışişleri bakanları toplantısında da bunu değerlendirmiştik." diye konuştu.

Çavuşoğlu, özellikle Suriye rejiminin yeni bir anayasa yazılması konusunda samimi adımlar atması halinde Anayasa Komitesi'nin siyasi çözüm bakımından çok önemli bir dönüm noktası olacağının altını çizdi.

Yıllardır birbiriyle çatışan insanların bir araya gelerek Suriye'nin birliği ve beraberliği ve seçimin önünün açılması için gerekli adımları masada atmış olacağını söyleyen Çavuşoğlu, "İlk defa kendi başlarına oturup bir anayasa çalışması yapacaklar." dedi.

"F-35'in S-400 ile de hiçbir bağlantısı yok"

Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 13 Kasım'da Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile yapması öngörülen görüşmeye ilişkin, "Görüşmede en önemli başlıklar neler olacak? Tarafların yakınlaştığı hangi konular var? Türkiye F-35 projesine geri dönebilir mi? Bu konuda bir mesaj aldınız mı?" soruları üzerine, şunları söyledi:

"(ABD tarafı) Son zamanlarda konuşmalarında F-35 projesine dönme konusunu söylüyorlar. Esasen F-35'in S-400 ile de hiçbir bağlantısı yok. CAATSA yaptırımlarıyla da bir bağlantısı yok. Tabii ki Suriye konusu gündemde olacak çünkü çok tarihi gelişmeler oldu, adımlar atıldı. Pence, Pompeo ve O'Brien geldiler, oturduk, müzakere ettik. Bunun devamını birlikte takip ediyoruz. Dünkü telefon görüşmesinin de amacı oydu."

Bakan Çavuşoğlu, NATO Zirvesi öncesi yapılacak bu görüşmenin önemli olacağı değerlendirmesinde bulunarak, diğer yandan Halkbank ve FETÖ konularında Türkiye'ye yönelik atılan negatif adımlar olduğunu hatırlattı. 

Çavuşoğlu, FETÖ konusunda bugüne kadar herhangi bir adım atılmadığı eleştirisinde bulunarak, "İçeride FBI'ın soruşturması derinleştirilerek devam ediyor. FBI bunu çok ciddi şekilde yürütüyor. Bize de bilgi veriyor. Biz de bazen gerekli bilgileri sağlıyoruz. Bu terör örgütünün ABD içindeki kirli ve karanlık yüzünü FBI soruşturmasıyla görmeye başladıklarını söyleyebilirim. Bize de söyledikleri bu ama diğer taraftan FETÖ konusu, F-35 konusu masada." ifadelerini kullandı. 

"Kıbrıs Türk halkı harekatımıza çok büyük destek verdi"

Kıbrıs Türk halkının Barış Pınarı Harekatına çok büyük destek verdiğini ve bazı sendikacıları ya da siyasetçileri Kıbrıs Türk halkından ayrı tutmak gerektiğini belirten Çavuşoğlu, "Bazı sendikacılar ve bazı siyasetçiler var Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) gerçekten 'Türkiye mi, Rum kesimi mi?' desem Rum kesimini tutarlar." dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın harekata ilişkin sözlerine en büyük tepkiyi de Kıbrıs Türk halkının verdiğini söyleyen Çavuşoğlu, "Kıbrıs Türk halkı da bunun, önümüzdeki nisan ayında bir cumhurbaşkanlığı seçimi var, ona yönelik bir hamle olduğunu düşünüyor." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Barış Pınarı Harekatı'nın Türkiye'nin mili güvenliği için Kıbrıs Harekatı kadar önemli olduğunun altını çizerek, "Bizim gibi mevki, makam sahibi insanların konuşurken çok dikkatli olması lazım." ifadesini kullandı.

"Kıta sahanlığımızın içerisindeki faaliyetlerimizi kimseyle tartışmayız"

Bakan Çavuşoğlu, Kıbrıs meselesine ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin sondaj gemilerini bölgeye göndererek, Doğu Akdeniz'deki dengeleri kökten değiştirdiğini ve sarstığını söyledi.

Rum tarafının tek taraflı sondaj faaliyetleri yürüttüğünü hatırlatan Çavuşoğlu, "Bu hamlelerimizle orada da hem sahada hem de masada daha da güçlendik." dedi.

Çavuşoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Yavuz gemimiz Türkiye'nin kıta sahanlığı içerisinde sondaj yapıyor ve biz bu kıta sahanlığını BM'ye kaydettirdik ve her sene de bunu yeniliyoruz. Kıta sahanlığımızın içerisindeki faaliyetlerimizi de kimseyle tartışmayız. Doğu Akdeniz'de egemenlik haklarının görüşülmesi konusunda Rum kesimi dahil herkesle görüşürüz ve biz burada bölgesel bir anlaşmaya da her zaman varız. Paylaşımcı bir anlayışla, bölgedeki Akdeniz ülkelerini kastediyorum. Rum kesiminin muhatabı da KKTC'dir."

Çavuşoğlu, Türk tarafının buradaki ikinci amacının ise Kıbrıs Türk halkının haklarının garanti altına alınmasına yönelik olduğunun altını çizdi.

Bugüne kadar Rum tarafının, Kıbrıs Türk halkının haklarını kabul etme ve bunu garanti altına alacak hiçbir adım atmadığını anımsatan Çavuşoğlu, Rumların tersine tek taraflı sondaj faaliyetlerini sürdürdüğünü ve ruhsat vermeye başladığını kaydetti.

Mevlüt Çavuşoğlu, "Biz, bu bölgeye (Doğu Akdeniz) ikinci sondaj gemimizi de göndererek, Kıbrıs Türk halkının haklarını koruyacağımızı tüm dünyaya gösterdik." diye konuştu.

"Kıbrıs'ta kalıcı çözüm istiyoruz"

Avrupa Birliği'ne (AB) üye ülkelerin, Rum tarafıyla AB üyesi olduğu için dayanışma gösterdiğine işaret eden Çavuşoğlu, yanlış bir yerde dayanışmanın bir faydası olamayacağını ve çözüm de getirmeyeceğini söyledi.

Bakan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Sizin yapacağınız iş esasen, Rum tarafına baskı yaparak Kıbrıs Türk halkının garanti altına almaktır. Bu iki taraf arasında bir anlaşmayla olmayacak, Rum tarafı buna yanaşmak istemiyorsa ortak şirket kurulur. Ortak şirket çözüm değilse, komisyon kurulur, AB mekanizması kurulur, BM mekanizması kurulur. Türk tarafının da bir komisyon kurma teklifi olmuştu, o halen masada. Biz, burada bir çözüme varız ama burada hakça bir paylaşım garanti altına alınmalıdır. Uluslararası örgütler ve AB ülkeleri de gürültü koparacaklarına bunun çözümü yolunda adım atsınlar." 

AB'nin her ne kadar Türkiye'ye yönelik bazı göstermelik kararlar alsa da bu işin çözülmesini istediğini belirten Çavuşoğlu, eğer samimi olurlarsa AB ile de bu işi çözebileceklerini söyledi.

Kıbrıs'ta kalıcı bir çözüm istediklerinin altını çizen Çavuşoğlu, fakat tüm bu çabalarının sonucunda ve özellikle Crans-Montana'da 11 günlük konferans sonunda, Rum tarafının gerçekten Türk tarafıyla hiçbir şey paylaşmak istemediğini gördüklerini söyledi.

"Gerçekten herkes bizim orada çözüm istediğimizi gördü"

Çavuşoğlu, Rum lider Nikos Anastasiadis'in Crans-Montana'ya gelmeden önce aralarında anlaştıkları tüm konularda geri adım attığını ve daha sonra da kendisine niye geri adım attığını açıkladığını kaydetti.

Bakan Çavuşoğlu, "(Anastasiadis) Esasen Rum tarafının Türklerle bir şeyi paylaşmaya hazır olmadığını ve dolayısıyla lider olarak da kendisinin bu konularda geri adım atmak zorunda kaldığını söyledi. Gerçekten herkes bizim orada çözüm istediğimizi gördü. Kararlı duruşumuzu da gördü ama atılabilecek adımlar konusunda da yapıcı olduğumuzu da gördüler. Neticede masa onların üzerine devrildi." diye konuştu.

KAYNAK:
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER