ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL9°C
Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 14 Nisan 2013 Pazar 22:11

4. Liderlik Forumu


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Türkiye'nin üniter yapısının hiç kimseyle pazarlık konusu yapılmadığını, böyle bir pazarlığı kendilerine ve millete hakaret sayacaklarını bildirdi.
     Çelik, Bilkent Üniversitesi Marka Kulübünce düzenlenen 4. Liderlik Forumu'ndaki konuşmasında, tüm dünyayı etkisine alan küreselleşme sürecine karşı durmanın bir anlam taşımadığını belirtti.
     Akıllı insanın küreselleşmeye karşı şikayet etme yerine buna göre tedbirini alması gerektiğini bildiren Çelik, başlangıçta mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı diye tabir edilen küreselleşmenin birçok tanımının bulunduğunu ancak hiçbir tanımın tek başına küreselleşmeyi karşılayamadığını ifade etti.
     Çelik, "Madem ki dünya böyle bir dünyadır o zaman bugünkü dünyanın yeni şartlarına göre birey ve toplum olarak kendimizi hazırlamak zorundayız. Bugünkü dünya, haklının kuvvetli değil, maalesef kuvvetlinin haklı olduğu bir dünya. Ancak vahşi kapitalizme karşı da bizim vicdanımızın her zaman teyakkuzda olması lazım. Fakat güçlü olmadığınız zaman da kimse sizi ciddiye almıyor" dedi.
     İnsanlığın çeşitli evrelerden geçerek bugüne geldiğini vurgulayan Çelik, kas gücüyle makine ve sermayeye dayalı üretim döneminin ardından günümüzde aklını en iyi kullananların bilgiye ve güce hükmettiğini söyledi.
     Geçmişte de günümüzde de ilerlemenin, teknolojinin karşısında durulamadığını ifade eden Çelik, "Dönemimizin kafa dönemi olduğunu biliyorsak Allah'ın insana verdiği beyin gücünü çok iyi kullanmamız lazım" diye konuştu.
    
     -"Hayallerimizi hatıralarımızın önüne geçirelim"-
    
     Bilgi çağının imkansızlıklar içindeki insana bile büyük imkan sağladığını dile getiren Çelik, gençlere yeniliklere açık olmaları gerektiğini tavsiye etti, "Ben iş bulamadım değil, ben işimi kuramadım deyin. Girişimci, müteşebbis olun" değerlendirmesinde bulundu.
     Geçmişe bağlı kalınmaması gerektiğini savunan Çelik, şöyle devam etti:
     "Batı'da bir gelişme olduğu zaman şark kurnazlığı içinde bizim atalarımız da şunları, bunları yapmıştı diyoruz. Hayallerimizi hatıralarımızın önüne geçirelim. Mühim olan şu anda içinde bulunduğumuz durum. Geçmişimiz tabii ki hem birey hem de devlet olarak çok önemlidir. Geçmişten güç almak doğru ama geçmişe takılıp kalmak yanlıştır. Mazi düşmanlığı da yanlıştır, maziye takılıp kalmak da yanlıştır. Maalesef Doğu'da tembellik tevekkül diye algılanıyor. Başarı için önce fiili dua yapmak, çalışmak lazım."
     Markanın insanın insan üzerinde bıraktığı izlenim olduğunu ifade eden Çelik, "İnsanların nasıl ki bir itibarı varsa malların, eşya ve hizmetlerin de insanlar üzerinde bıraktığı bir algı vardır" dedi.
     Lider ve liderlikle ilgili de konuşan Çelik, organize toplumun önünde hiçbir gücün duramayacağını, liderin toplumu organize etme, bir araya getirme yeteneğine sahip kişiler olduğunu belirtti.
    
     -"Yozlaşmadan dünyayla uzlaşacağız"-
    
     Konuşmasının ardından öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, Türkiye'nin IMF'ye borcunu bitirdiğini ve kuruma borç verecek seviyeye geldiğini belirtti. Hükümet'in geçmişte Batı'ya yüz çevirmekle eksen kayması iddialarıyla suçlandığını anımsatan Çelik, Türkiye'nin eksenini 360 derece genişlettiğini, farklı destinasyonlar bularak AB'deki ekonomik krizden en az şekilde etkilendiğini söyledi. Çelik, Türkiye'nin itibarının her geçen gün arttığını, gündemi belirlenen ülke olmaktan çıkıp, gündem belirleyen ülke konumuna yükseldiğini vurguladı.
     Tarım politikalarına ilişkin soru üzerine Çelik, Türkiye'nin tarımsal üretim değerinin, 10 yılda 23 milyar dolardan 63 milyar dolara çıktığını bildirdi.
     AB'ye giren hiçbir ülkenin dil ve kültürünü geride bırakmadığını belirten Çelik, Türkiye'de bu konudaki taassubun önüne geçilmesi gerektiğini dile getirdi. Birçok ülkede Türk şirketlerinin yatırımlarının bulunduğunu belirten Çelik, "Biz yapalım ama onlar gelmesin" gibi ulusalcı kaygıların doğru olmadığını ifade etti. Çelik, ''Dolayısıyla yozlaşmadan dünyayla uzlaşacağız, kendimiz olacağız, kendimiz kalacağız, özümüzü muhafaza edeceğiz ama bütün dünyaya antenlerimizi açık tutacağız" dedi.
     "Çamlıca Camisi'nin yapılmaması için size yalvarabilirim" diyen bir öğrencinin, "Çamlıca'ya yapılan camiyle 'Biz bir şeyleri başardık ve bunun simgesi olarak buraya cami yapıyoruz' mesajı mı vermek istiyorsunuz" sorusu üzerine Çelik, AK Parti'nin millete rağmen asla böyle bir karar veremeyeceğini, toplumun istemediğini topluma dayatma ruh hali içinde bulunmadıklarını söyledi.
     "Toplumun istemediğini getirip bu topluma dayatacağız çünkü biz başarılıyız" gibi bir düşünceleri olmadığını vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
     "Avrupa'daki büyük şehirlerde bütün meydanlarda en görkemli bina oradaki katedraldir. Ama hiçbir Avrupalı getirip kiliseyi neden gözümüzün içine soktunuz demez. Cumhuriyet'in başında İstanbul'un 1 milyon nüfusu vardı, şimdi nüfus 17 milyon. Tarihi İstanbul dışında bana şehrin simgesi olabilecek Ankara'daki Kocatepe Camisi gibi bir cami gösterin. Anadolu tarafında bence böyle bir esere ihtiyaç var. Mimari zarafet göreceli bir kavramdır. Bir milletin estetik kaygılarını mimariden daha iyi ortaya koyan sanat yoktur. Muhafazakar sanat, Hükümet tarafından ifadelendirilmiş, dile alınmış bir tabir değildir. Bir bürokrat söyledi. Bu bürokrat AK Parti Hükümeti'ni temsil etmez. Kültür Bakanlığım döneminde bizim sanatımız muhafazakar sanat olacak demedim. Bir caminin mimarisi çirkinse 'bu çirkin' diyebilmeliyiz. Ben Çamlıca Camisi'nin maketini gördüm beni rahatsız etmedi. Biz Türkiye'de bu konuda anketler yaptık vatandaşın yüzde 80'inden fazlası bundan rahatsız değil. Bu çoğunluğa saygı duymak zorundayız."
     İsrail'in özrüne ilişkin soru üzerine Hüseyin Çelik, Türkiye'nin dostluğu da gazabı da İsrail tarafından önemsenmeseydi özür dilenmeyeceğini söyledi. Çelik, "Özür dileyince niye özür diledi, dilemeyince neden dilemiyor. Bizim 3 şartımız vardı, özür dileyecek, vatandaşlarımızın ailesine tazminat ödeyecek, Gazze'ye ablukayı kaldıracak. Yapmazsa ilişkiler normale dönmez. Yapmadığı zaman Türkiye taviz verdi mi- Vermedi. Türkiye ve İsrail, Filistin sorunun çözümü için birlikte çalışacak. Bu bizim başlangıçta istediğimiz bir şey değildi. Bu da artısı. Bu konuda gizli anlaşma falan yok. İyiye iyi, kötüye kötü diyeceğiz. İmralı ile de alakası yok. Türkiye'nin üniter yapısı hiç kimseyle pazarlık konusu yapılmamıştır, yapılmıyor ve yapılmayacaktır. Bu memleketin bu milletin istemediği bir çözüm asla asla hiç kimseye dayatılmadı, dayatılmayacak. Biz akan kanın durmasını istiyoruz. Biz bunun için kimseyle gizli pazarlık içinde değiliz, bunu kendimize ve millete hakaret sayarız."
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER