ÖNE ÇIKANLAR :

YAZARLAR

VER ALLAH’IM VER!

Sami Can

14 Ağustos 2013 Çarşamba 11:04
  • A
  • A

VER ALLAH’IM VER!
Evlenmek, nesli devam ettirmenin mübah yoludur. Yaratılışın gayesi de budur. İnsan erkek ve kadından yaratılmış, evlilik bağı ile de çoğalması emredilmiştir. Sağlıklı toplumlar nikah üzere yapılan evliliklerle kendini idame ettirir. Gayet doğaldır ki evliliğin en önemli meyveleri çiftlerin meydana getirdikleri evlatlarıdır. Doğumla çoğalan canlıların üremesi bu yöntemledir. Canlıların kendilerine benzeyen canlılar üretmesi yaratılışın gereğidir.
Ülkelerin, üreme politikalarından birisi de genç ve sağlıklı nesiller yetiştirmek olmalıdır. Bu yüzden iktidarlar ona göre politikalar üretmek zorundadır. Sağlıklı üremek için, toplumun alt yapısını sağlıklı yapmak zorundadırlar. Birçok ülke, neslinin hantallaştığından, yaşlandığından muzdariptir. Büyük bir panik içerisine düşmüşlerdir. Akrabalık ilişkilerinin devam etmesi için 3-4 çocuk yapmak gerekir. Evet, bu noktada başbakana katılmamak elde değil. Sonuna kadar hemfikiriz. Başbakan, çeşitli vesilelerle katıldığı nikah törenlerinde çiftlerden en az üç çocuk yapmaları talebinde bulunuyor. Hatta son günlerde çıtayı yükselterek dört beş altıya çıkmaktadır. Azerbaycan devlet başkanı da kendini aşarak “on,on!” demektedir. Her şey güzel, yapalım yapmasına da… Hatta bir şarkıda talep edilen; “ver Allah’ım, üç tane, beş tane, beş de yetmez yedi tane ver, ver, ver…” diyor ya, gerçi şarkıdaki talep koca için ama biz çocuğa uyarlayabiliriz.
Üreme konusunda kendini aşan canlılardan birisi tavşanlardır. Geçen bir haberde bahsediliyordu, yaşlı çift hobi olsun diye iki çift tavşan almış, birkaç yıl içinde tavşanların sayısı 400 ün üzerine çıkmış.
Üreyelim; başbakanın sözüne kulak verip üreyelim, üreyelim. Nasıl olsa devlet destek de veriyor. Doğum parası, çocuk parası, süt izni, emzirme izni aklına ne gelirse hepsi tamam. Hatta başbakanın ifadeleri; günümüzde çocuk büyütmek de ne var ki anne baba alıyor hazır bezi (bez ücretsiz değil) sadece çocuğun büyümesi bezle midir? Mama falan vermeye ne gerek var, diyor, anne en az iki buçuk yıl bebeğini emzirmeli diyor. Diyor, diyor demesine de bu anne baba hangi parayla beslenip de iki buçuk sene o çocuğu emzirecek? İşte burası tam bir muamma! En az beş çocuk yapalım, beş çocuk, iki de anne baba etti mi yedi kişi? Benim ülkemde asgari ücret 780 lira, bu parayla yedi kişiyi cambaz olun siz geçindirin haydi. En ucuz ev kirasının 300 lira olduğu bir ülkede haydi gelin siz beş çocuk yapın, boyunuzu posunuzu görelim. Çocukları peyda etmekle her şey bitiyor mu? Rızkı veren Cenab-ı Hakk’tır. Kurban olayım, elbette buna şüphemiz yok ama tedbir almayı da bize bırakmıştır. Beş çocuğu peydahladık, rızkını da aldık. Peki, hepsine iyi bir gelecek temin edebiliyor muyuz? Hani benim ülkemde milli gelirim kişi başına 10.000 dolardı? Nerede? Ben dört kişilik bir aileyim. Yıllık gelirim 40.000 dolar olmalı, bizim dolarlar buhar olmuş gitmiş. Kim yediyse, yiyorsa getirsin şu dolarları! Dengesiz bir milli gelirin ve adaletsiz dağılımın olduğu bir ülkede kimse bize beş çocuk yaptıramaz. Bu kadar çarpıklığın olduğu bir ortamda beş çocuk yapamazsınız. Kontrolsüz üreme sonucu birçok sorunla karşı karşıya gelirsiniz. Siz üreyen bu nesillere yüzde yüz eğitim verebiliyor musunuz? Eğittiklerinizi yeterince istihdam edebiliyor musunuz? Her okumuş insanın işe yerleştirmek gibi bir projemiz yok diyorsunuz, bu nasıl sosyal devlet anlayışıdır. Kontrolsüz çoğalan nesli nasıl “dindar” nesil olarak yetiştirmeyi düşünüyorsunuz?
Her şeye rağmen ülkemiz genç bir nüfusa sahip ancak bu nüfus maalesef resmen sömürülmektedir. Bu asgari ücret komisyonu uzaydan mı gelmiştir bilinmez. Bu tespiti hangi ortamın şartlarına göre yapmaktalar belli değil. Yahu Allah’tan korkun, 780 lira asgari ücretle buyurun siz geçinin, çok komik oluyorsunuz. İnsanlar ne yapsın? Hırsızlık mı etsin, yolsuzluk mu yapsın? Bu genç nüfus dünyayı besleyecek güçtedir, lütfen sömürülmesine göz yummayınız. Bu işin vebali ağırdır beyler! Kul hakkını hatırlatmamıza gerek yok sanırım. Sakın Cenab-ı Hakk’ın huzuruna kul hakkı ile çıkmayınız, çıkmayalım.
Eşit dağılımın olduğu, hak edenin hakkını aldığı, sömürülmediği bir ortamda sağlıklı ve kontrollü bir şekilde çoğalmaya hay hay. Aksi taktirde sorunlar yumağıyla boğuşmaya katiyetle hayır! Planlama, koordine etme görevi sorumlu kişilerdedir. Beş yıllık, on yıllık hatta daha ileriki yılları tedbir alarak planlamak zorundasınız. Tedbirini almak sana takdir elbette ki yaratıcıya. Onun işine karışmak gibi bir gafletimiz olamaz. Toplumun başına bela olarak üreteceğimiz problem nesillerin vebalini nasıl öderiz? Bu vebale imza atmamızı istemeyiniz. Suç oranlarının resmi rakamlarına bakın. Uyuşturucu, cinayet, hırsızlık oranları sizce normal midir? Tehlike arz ettiği noktada tedbir alıp çözüm bulmak, üretmek sorumlu yöneticilerin görevidir. Adaletin olduğu bir ortamda haksızlıklar yaşanmayacaktır. Bu dengeyi sağladığınızda, durmak yok sağlıklı üremeye devam…

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.