ÖNE ÇIKANLAR :

YAZARLAR

Gezi'yorum Gündüz Gece

Önder Alioğlu

07 Haziran 2013 Cuma 11:46
  • A
  • A

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki herhangi bir grubu memnun etmek gibi bir niyetim yok. Zaten ben burada ne yazarsam yazayım illaki düşüncelerimden hoşnutsuzluk duyacak kişiler olacaktır. O yüzden illaki bir cevap vermeliyim diye kendinizi germeyin.

Öncelikle bir teşekkür etmek istiyorum; daha öncede söylediğim gibi "Halkın nabzını ölçemeyen, oto kontrolüne güvenmeyen yöneticiler yüzünden ufak bir çevre olayı ülke çapında bir eyleme dönüştüren" herkese..

Günlerdir görüştüğüm her görüşe sahip bir çok arkadaşım (tabi bunlar içinde 80'lerden sonra etki karşısında tepki olarak meydana getirdikleri keskin ve saplantılı fikirlere sahip olanlar hariç) herkesin görüşü olaya zamanında müdahale yapılamadığı, topluluğun istek ve arzularına kulak kabartılmadığı, hükümetin sürekli kışkırtıcı açıklamalarda bulunduğu, şiddeti bir iletişim aracı olarak kullandığı bir yönetim anlayışından bahsetmekteler.

Bu arada bazı arkadaşlarımı ise tam olarak bu anı beklercesine oldukça hazırlıklı görmek beni oldukça şaşırttı.

An ve an Taksim ve İzmit'ten aldığım bilgiler ile şunu anladım ki her iki tarafta da (emniyet ve eylemci gruplar) hiç bir şekilde koordine olmamış iki kalabalık sürekli birbirlerine üstünlük kurma çabası içerisindeler.

Sosyal medyada sürekle "evet, Beşiktaş ele geçirildi, lütfen Beşiktaş'a ilerleyelim, Taksim'den destek geliyor, sığınmak için adreslere ihtiyacımız var." veya "Diren İzmit, Kolorduya gitmeyin, ordu evi kaplarını açtı." gibi haberleri takip ettim.

Tabi bu arada ıslak bir tshirtle bir tomayı nasıl etkisiz hale getirebileceğimi veya biber gazından korunmak için 15 farklı yöntem olduğunu da ister istemez öğreniyorsunuz.

Bana bundan aylar öncesinden sorsanız böyle bir olayın yaşanacağını iyi kötü söyleyebilirdim. Çünkü yakın bir tarihte İstanbul’da insanlar üst geçitte mahsur kaldığına dair görüntüleri hep birlikte izlemiştik. İnsanlar yoğun iş temposu ve rutin yaşantı içinde o kadar robotlaşmış ve hissizleşmişlerdi ki böyle bir patlama kaçınılmazdı.

Bu aşamada kötü ve iyi görüntüleri aynı anda görme fırsatımızda oldu. Mesela eylemcilerin taksimde çöpleri toplaması bence günlerdir devam eden kaos içinde en güzel görüntüydü. Yada çıkan yangına müdahale etmeleri, polis aracına saldıran provokatörleri yine eylemci grup tarafından durdurulması gibi. Bunun haricinde araç ve dükkanlara saldırmalar, bir polisin eşiyle yemek yiyen bir vatandaşı tokatlaması, İzmir’de sahilde oturan gençlere copla saldırmaları, yine İzmir’de sabah namazından sonra camiden dönen halkı eylemciler tarafından küfür ve hakaret ile tahrik etmeleri, bir panzerin vatandaşın üzerine sürmesi olayların en kötü görüntüleriydi.

Bununla beraber panzerin altında kalıp ölen kişiler olduğu, gezi parkına yapılacak avm’nin ortaklarından birinin Bülent Arınç’ın oğlu olduğu, olaylar karşısında binlerce polisin istifa ettiği, polisin bir sokak köpeğine biber gazı sıktığı, Cnn International'ın; Cnn Türk'ün duyarsız kalıp direniş haberlerini vermediği için isim hakkını fesih etmesi, eylemcilerin başörtülü bayana saldırması, İstanbul emniyet müdürünün görevden alınması gibi onlarca asılsız haber ile halk iyice galeyana getirilmiştir.

Bunlar içinde en komiği ise çarşı grubunun bir tomayı ele geçirip polisleri kovaladığı haberiydi.

Sürece ne tarafından bakarsam bakayım hep bir iletişim eksikliği vardı. Sadece çevre duyarlılığı olan bir bireyin yada hükümetin eleştiriden uzak dediğim dedik söylemlerine kızan gruplar direkt olarak yine olay yerinde bulunan siyasi parti örgütleri ve yasadışı örgütlerin yaptıkları eylemler karşısında zor durumda kaldılar. Hatta çok ciddi bir şekilde yaralanmalar oldu.

Bununla beraber kendini olayın rehavetine kaptırmış, amiri tarafından koordine edilemeyen başıboş bazı polis memurlarının direk olarak vatandaşları hedef alarak kısa mesafeden attıkları gaz mermileri şiddeti önemli ölçüde arttırdı.

Bir kez orada bulunduktan sonra yapılacak çokta bir şey kalmıyor. Neyi savunursan savun, ne için orada bulunursan bulun sen yasadışı bir örgüt üyesi, karşındaki de seni hedef alan her türlü şiddeti uygulayan baskıcı rejimin kolluk kuvveti oluyor.

Olay bu hale geldikten sonra ne belediye başkanının nede başbakanın her hangi bir kanalda saatlerce izahta bulunmaları hiç para etmiyor ne yazık ki.

Bundan sonra olaylar nereye kadar devam eder daha neler yaşanır tahmin etmek güç değil ama unutulmamalıdır ki eylemci grup kendi içinde oto kontrol sistemini kurup olaylara tepkilerini daha izah edilebilir şekilde yapmadıktan sonra yada polis içerisinde olaylarda ferdi davranan meslektaşlarına anında müdahale etmediği takdirde ve meydanları bir stres atma yerinden ziyade orada bulunan herkesi gurubun kendinden dahi korumadığı sürece daha fazla şiddet görmeye devam edeceğiz.

Kim ne derse desin kendini özgürce ifade edemeyen bir birey çareyi ya kendini yada çevresindeki yok etmekte bulur.

Son olarak unutmamız gereken böyle günlerde ortak çevre içinde yer aldığımız bir çok insan ile keskin fikir ayrılıklardan dolayı ciddi sürtüşmelere girmekteyiz. Bunu yapmayın, farklılıklar güzeldir.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.