ÖNE ÇIKANLAR :

YAZARLAR

BİZ KİMİZ, NEYİZ VE NE OLDUK?

Hasan Basri Ayabakan

18 Ekim 2014 Cumartesi 22:25
  • A
  • A

İnsanı eğitmeye daha bebeğin ilk yıllarından başlıyorlar. Mesela çocuk bir yere çarptığında, düştüğünde… çocuğun çevresindekiler çarptığı ya da takılarak düştüğü yeri döverek “birkaç bahaneyi sebep göstererek başkalarını suçlamasını ve hatasını kabul etmemeyi” daha ilk zamanlarında insana istemeyerek de olsa öğretiliyorlar derken çocuklarımız üç beş yaşına geldiğinde okulla tanışıyor. Daha ilk yılarda “çizgi film” adındaki masum görünen yayınlarla ve daha bir çok teknikle çocuklarımıza sigara gibi bir çok zararlı alışkanlığı kazandırdılar ve kültürümüzden uzaklaştırmaya başladılar, sonra okullarda “tarih” adı altında tarihi savaşlardan ve andlaşmalardan ibaretmiş gibi öğreterek insanımızı tarihinden koparmaya çalıştılar. Dünya tarihini öğretmeyerek insanımızın ufkunu daraltmaya çalıştılar. Sonra da Üniversiteye giriş sınavlarında “tarih sorusu” diye insanımıza çoktan seçmeli okuduğunu anlama soruları sordular… Laiklik denen kavram, devletin inanç ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit hizmet sunulması gerektiğini anlatır iken, insanımıza “dinsizlikmiş” gibi anlattılar. Milliyetçiliği, normal zamanlarda ülkesi için hiçbir şey yapmayanların kafaları estikçe slogan atması olarak tanıttılar. Meslek Liselerini “başarısız” olarak adlandırdıkları insanların gittiği bir yer olarak tanıttılar ve sanki mesleği, “başarısız” olanların edinebildiği bir iş gibi göstermeye çalıştılar…
Yıllar geçiyor derken… çoğusu matematik, geometri gibi derslerden “başarısız” ve yıllarca okullarda gördükleri ingilizceden birkaç cümle dışında bir bilgiye sahip olmadan liseyi bitiriyorlar… Üniversiteye hazırlanan tanıdıklarıma: Hangi bölümü istiyorsun? Hangi bölümlerdeki soruları çözmen gerektiğini biliyor musun? diye sorduğumda çoğunun hangi soruları çözmesi gerektiğini dahi bilmediğine defalarca şahit oldum. Bu ülkede Rehber öğretmenleri hangi işle meşguller? Öyle “öğretmenler, hocalar” tanıdım ki, öğrencilerin görüşlerini türlü türlü metodlar ile öğrenmeye çalıştıklarına, öğrencilerin kendi görüşlerine yatkınlığına göre onları sınıflandırdıklarına ve sınıflarına göre muamele ettiklerine çokça şahit olmuşumdur ve daha neler neler... Yine aynı zihniyet doğal olarak üniversitelerin “meslek edindirme kursu” gibi işlev kazanmasına neden oldu. Ekonomi Bilimi (İktisat) adı altında Kapitalizmin kurallarını öğretiliyor ama kalkıp kimse sormuyor: Bu nasıl ekonomi bilimidir, ekonomi Kapitalizmin kuralları mıdır? Büyük kapitaller küçük kapitalleri çeşitli kriz türleri ile yönetiyorlar, bu bölümü de çoğu zaman eğitim de pas geçiliyorlar. Neye göre, kime göre, hangi ekonominin, hangi kanunlara göre düzenlenmiş kurallarını “ekonomi bilimi” adı altında öğretiyorsunuz? Camide Müslüman, bankada kapitalist, Orta Doğu’da “cihadçı”… olunuyor. Hepsi bir arada nasıl olunuyor? işin karıştığı yerde tam burası ve her şey bu ortam oluşturulduktan sonra başlıyor ve aksaklıklar meydana gelmeye başlıyor.
Bir takım çevreler bağırırcasına “atalarının bir kısmının dinsiz olduğunu” iddia ediyorlar ve “namaz kılmazdı…” gibi gerekçelerin ardına saklanıyorlar. Beş vakit namaz kılıyor musunuz? diye bu çevrelere teker teker sormak lazım. Üstelik insanların amelleri ile ilgili hükmün dinimizce kişinin ameli hakkındaki hükmü, Kur’an-ı Kerim’de Allah(cc) hesap günün de kendisi vereceğini açıkça -“Bir gündür ki o, bir benlik başka benlik için hiçbir şeye güç yetiremez. O gün buyruk yalnız Allah’ındır 82-19”-belirtmişken sizler neden “tarihi çarpıtanlardan intikam almak” adı altında insanların amelleri hakkında hüküm veriyorsunuz ki?
Birisi vefat ettiğinde bazı “imamlar” para karşılığında “dua” ediyorlar. Para karşılığı dua etmek, Kur’an okumak İslam’ın neresinde var? Parayla yapılan duanın, okunan Kur’an-ı Kerim’in vefat edenlere ne faydası var? Sizler ahireti satıp dünyayı mı satın alıyorsunuz? Atalarımızın mezar taşları kabir de yatan kişi hakkında taşın şekline göre–mezar taşı uzun ise o kişi toplumda erdemli bir insan olarak tanınır...- bilgi verir idi, ya şimdi?
Nasıl oldu da bu hale geldik/getirildik? Ne demişti Büyük Şairimiz: “Biz gerçekten bilseydik dini, göstermezdik bu kadar gafleti"...

YORUM YAZ
TOPLAM 4 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • Hasan Basri Ayabakan - Hasan Basri Ayabakan:22 Ekim 2014, Çarşamba 20:30

  • Hasan Basri Ayabakan - Hasan Basri Ayabakan:22 Ekim 2014, Çarşamba 16:50

  • Hasan Basri Ayabakan - Hasan Basri Ayabakan:22 Ekim 2014, Çarşamba 16:49

  • - yalçın yiğit:22 Ekim 2014, Çarşamba 01:38